23 NİSAN

Yüksel YILMAZ


23 Nisan, çocukların ardına saklanan ve çocuklara aşılanmaya çalışılan büyük bir felakettir.

23 Nisan, kendi makamlarına çocukları oturtarak, küfür-şirk-tuğyani düzenlerini sevdirmek ve düzenin devamını sağlama taktiğidir.

23 Nisan,“aslında kendini yeterli gören insanın azmasının” bu topraklardaki bir sahnesidir. Başrolde “hâkimiyyeti gökten yere indirdiğini” söyleyen baş tip ve tiplerin egemenliklerini ilan ettikleri gündür.

23 Nisan ‘Hâkimiyyetbilakayd-u şart milletindir.’ Günümüzde kullanım hali olan ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.’ sözünün ilan edildiği bu topraklarda yaşayan insanlık için kara bir gündür.

Egemenlik nedir?

Egemenlik, mutlak (bölünme ve paylaşma kabul etmez/şirk koşulmasını kabul etmez) kanun , yasa, kural koyma gücü , hukuk belirleme kudretidir. Bu kudret ve güç millete aittir.

Millete mi aittir?

Millete ait sözü aslında bir kılıftır. Hiçbir zaman millete ait olmamıştır.Siyasi, askeri ve ekonomik gücü elinde bulunduranların elinde olmuştur. Millet ise sadece figürandır. Çünkü oyunun kurallarını baştan zaten onlar belirlemişlerdir.

23 Nisan 1920’de bu sözü söyleyenler milleti darağaçlarında, hapishanelerde öldürmüşlerdir. Bu sözün yılmaz bekçileride bu millete aynı şekilde muamele etmiştir. Şartların değişmesi ile egemenliği elinde bulunduranlar millete bu güçten paylar vererek onları susturmuşlardır. Milletin neyi seçeceğine, neyi isteyeceğine onlar karar vermişlerdir.

Kendileri gibi düşünen, bencil, dünyalık peşinde olan “millet” onların baş tacıdır. Ama ne zaman bu milletin içinden birileri egemenlikleri için tehdit oluşturursa, onları yok etmekten de çekinmezler ve onları vatan haini, millet düşmanı ilan ederler.

Onların kurdukları demokrasinin üç temel unsuru eşitlik, özgürlük ve egemenliktir. “Demokrasi var ise bunlar vardır” ve “Demokrasi harici sistemlerde(İslam’da) bunlar yoktur”  diyerek milleti bunlar ile kandırmaktadırlar.

Bir devletin üç ana unsuru; ülke, millet ve egemenliktir. Egemenlik ve milletin dini/inancı, devletin adını belirler. Bu yüzden egemenliğin bir kişi, kurum ya da zümre ya da millette olması o devleti küfür ve şirk devleti yapar.

Neden mi?

Çünkü; İslam devleti haricindeki tüm devletler küfür ve şirk devletlerdir.

“İslam devleti” tabirinin tarifine baktığımızda; Müslüman bir toplumun/milletin, Allah’ın mülkünde ve Onun hâkimiyyeti/egemenliği altında yaşadığı devletin adıdır.Halife olarak yaratılan insanın görevi/yetkisi, Allah’ın hakimiyyeti altında yeryüzünü onun adıyla(bismirabbike) imar etmektir.Diğer tüm sistemler ve egemenlikler kula kulluğa yani insanların diğer insanların nasıl bir hayat yaşayacaklarını belirleme ilkesine dayanmaktadır ve bu yüzden küfür ve şirk devletidirler.

O zaman egemenliğin kendisinde olduğunu ve kendisine ait zanneden millete sesleniyorum.

Hâkimiyyet/egemenlik kayıtsız şartsız Allah’ındır. “Hâkimiyyetbilakayd-u şart Allah’ındır.”

Göklerin ve yerin egemenliğine sahip olan Allah, insanlığa egemen olamaz mı?

Rabbimizin birkaç ayeti ile sonlandırıyorum.

‘Eğer sen ( Allah’tan korkan ve Allah’ın hâkimiyyetine inanan) yeryüzünde (coğrafyanda) yaşayan insanların çoğuna uyacak olursan(Atalar yolunda olan, demokrasiye inanan, milliyetçi, vatandaş olarak oy verenlere uyacak olursan) bunlar seni Allah’ın yolundan (dininden) saptırırlar. Onlar sadece zanların(demokrasi araç, İslam’ı getirecekler, Müslümanlar rahat edecek), sanılarının peşinde giderler, sırf tahmin yürütürler. (Onlar gelmezse bunlar gelirse ne olur. Biriktirmezsek açıkta kalırsak ne olur?) (Enam-116)

‘Onların çoğunun (İslam dışı fikir, düşünce, siyasi parti, kurum yapı ve kişiler ) günaha (özgürlük eşitlik diyerek) , ölçüleri aşmakta/dümanlıkta (Yaratılmış olduğunu ve yaratılış gayesini unutarak yaratana ait özelliklere sahip çıkma) ve haram yemekte (yolsuzluk, yalan, faiz) birbirleriyle yarıştıklarını (seçimlerden seçim veya tağutlardantağut beğen diyerek) görürsün yaptıkları şey ne kadar kötüdür. (Maide-62)

Andolsun ki şu kitap verilmiş olanlara (tevrat, incil, kuran) bütün delilleride getirsen (Hüküm Allah’a aittir. Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler kâfirlerdir.) yine de senin kıblene (yöneldiğine, tercihine, hakikatine ) tabi olmazlar. Sen de onların kıblesine tabi olmazsın. Zaten onlarda birbirlerinin kıblesine (parti, takım, hoca, lider, cemaat) tabi değillerdir. Andolsun ki, sana (bize) gelen bunca ilmin(gerçek bilginin) arkasından sen tutarda, onların arzu ve heveslerine (dünyalık rahata, konfora) uyacak olursan o zaman hiç şüphesiz sende zalimlerden (Şirk en büyük zulümdür)olursun. (Bakara-145)

‘Sen insanların iman etmesini ne kadar ısrarla istersen iste, onların çoğu iman edecek değillerdir.’ (Yusuf – 103 )

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

Makaleler

Hava Durumu


VAN