ALLAH’IN DİŞİ DEVESİ - II

Yüksel YILMAZ


Salih’in (a.s.), Allah’ın Rasulü olduğuna inanmayanlar/inanmak istemeyenler bunu ispat etmesi için kendilerine bir ayet/mucize gösterilmesini talep etmişler ve Allah, onlara bir ayet/mucize olarak bir dişi deve göndermiştir. Sıradan bir deve değil farklı, özel ve değerli bir dişi devedir. Semûd kavmine “ayet istediğiniz o zaman size gelen ayetin, hayatınıza bakan bir yönü, yükümlülüğü olacaktır” denilerek onlar için çok önemli olan su ile ilgili bir hüküm konulur.

Rabbim, Şuara suresi 155. ayetinde “(Salih) dedi ki: “İşte bu dişi devedir. Su içme hakkı belli günde/ma’lum günde bir pay/hisse onun, bir pay/hisse de sizindir” diyerek bir hüküm ortaya koyuyor. Su üzerinde en çok pay/hisse sahibi olan dokuzlu çete olarak nitelendirilen kavmin ileri gelenleri hem tarım arazileri hem de hayvanları için istedikleri kadar suyu kullanmaktaydılar. Tarım arazileri ve hayvanları daha az sulanacak ve bu da kazançları azaltacaktı. Tabi ki fesatçı ve israfçı düzen kuranlar, düzenlerine kimseyi ortak kabul etmek istemeyeceklerdir.

Allah’ın dişi devesi, bir ayet hem de içerisinde başka ayetleri de barındıran bir ayettir.

Ayet-1)Allah’ın dişi devesi salih (as)’ın resullüğünün delilidir.

Ayet-2)Allah’ın dişi devesi ma’lum günde su içme payı/hissesi vardır.

Ayet-3)Allah’ın dişi devesine dokunulmazdır.

Ayet-4)Bu bir imtihandır ve bu ayetlere uymamanın cezası vardır. Şeklinde içinde birçok hükmü barındıran, hayatın içinde girip hayata yön veren ayetlerden oluşmaktadır.

Olay sadece Allah’ın dişi deve mucizesi ile kalsa Semûd kavmi sadece inkâr ile yetinecek veya umursamazlığa devam edecektir ama Allah’ın resulü olduğu ispat edildiyse o zaman onun getireceği diğer ayetlerede tabi olmak, itaat etmek gerekliydi. İşte hayatlarına müdahil olan, yeni bir ortak istemeyen Semûd kavmi bu durumu kabul etmedi. Salih’in devesi olsaydı ve su içmede ona öncelik, ayrıcalık istenseydi bu kadar sert olmayacaklar hatta salih ile uzlaşma noktası bulmak için fırsata dönüştüreceklerdi ama Deve Salih’in değil Allah’ın devesi olduğundan işler istedikleri gibi gitmedi. Allah’ın ayetini etkisiz/hükümsüz hale getirip daha sonrada tamamen ortadan kaldırmışlardır.

Günümüze bakan yönünü birçoğunuz şimdiden çıkarmıştır diye düşünüyorum.

Ayet-1)Hüküm koymak Allah’a aittir.

Ayet-2)Faiz haramdır. Hem almak hem de vermek.

Ayet-3)Bu ayete muhalif olmak Allah ve resulüne savaş açmaktır.

Ayet-4)Bu bir imtihandır ve bu ayetlere uymamanın cezası vardır.

Allah’ın dişi devesi ayetine ve getirdiği yeni ayetlere, hükümlere karşı takılan fesatçı tavır günümüzde de Allah’ın kitabı olan Kur’an’ın getirdiği ayetlere, hükümlere karşı da sürdürülmektedir. Çünkü gelen ayetler, hükümler insanların hayatlarına müdahil olduğundan buna rıza göstermeyenler, memnun olmayanlarbu ayetlere, hükümlere karşın mücadeleye girişmektedirler. Öncelikle hayatları hakkında karar verici, hüküm verici olarak kendilerini belirleyerek, istedikleri kararları, hükümleri alabileceklerdir. Bu yüzden ilk ayet etkisiz hale getirilmeli veya tamamen ortadan kaldırılmalıydı.

Ayet-1)Hüküm koymak Allah’a aittir. (“Ama, Allah’ın hüküm koyması kâinatın düzenlenmesi, yer ve göklerdeki olaylar ile ilgilidir. İnsanın hayatına karışmaz. Bilakis ona verdiği akıl ile insan kendisi için en iyi, en güzel kararları alabilir. Evrensel ilkeler belirleyebilir. 1400 sene öncesi için konulan ayetler, hükümler o döneme aittir. Hüküm koymak millet’e aittir.” Diyerek ayeti etkisiz hale getirerek kendi menfaatlerine, çıkarlarına karşın ilk yolu açarlar.)

Ayet-2)Faiz haramdır. Hem almak hem de vermek.( Birinci ayeti etkisiz kılanlar, “Ama, zamanın, çağın gereği haline gelmiştir. İnsanların ihtiyaçlarının karşılanması gereklidir. Zaten ayet kat kat faizi kastediyor. Alışverişte aynıdır.” Diyerek bu ayeti de etkisiz hale getirerek kazançlarına kazanç katarak fesatlarını yaymaya devam ederler.) Çünkü bu ayet düzenlerini bozacak, kazançlarını azaltacaktır. Aynen Allah’ın dişi devesinin su içme hakkı ile tarım arazileri ve hayvanları için kullandıkları su hakkı azalan Semûd kavmi gibi. Mesele her zaman daha çok kazanmak isteyenlerin, biriktirenlerin, vermeyenlerin aç gözlülüğü olmuştur. Hak sahipleri ile paylaşmak yerine hep bana hep bana diyen zihniyettir.

Ve devamın da diğer ayetleri de örterek, gizleyerek, tahrif ederek kurdukları düzenlerine hiçbir ortak kabul etmeyerek yollarına devam etmeye başlarlar. Allah’ın ayetleri içinde hikmet barındırırken onların hükümlerinde ise menfaat ve çıkar barınmaktadır. Allah’ın ayetleri ıslah ediciyken onların hükümleri fesat içeriklidir. Bunlar kendi düzenlerine ortak olan bir Allah yerine, hayatlarına karışmayan, diğer konularla ilgilenen bir Allah ortaya koymuşlardır. Tıpkı kendilerinden önceki ataları gibi yapmışlardır.

Günümüzde düzenlerini, hayat biçimlerini korumak isteyenler Allah’ın hangi ayeti, kendi düzenleri ve hayat biçimleri için tehlike ise hemen onu etkisiz hale getirmeye ve ortadan kaldırmaya çalışmışlardır. Bunun için de din adamlarını çok iyi bir şekilde kullanarak bunu sağlamışlardır. Kimi zaman bir kurum olarak (Diyanet) kimi zaman bir heyet, dernek, vakıf olarak bu bel’am ve sâmiri tipli din adamlarını yanlarına alarak düzenlerini korumuşlardır.

Sonuç olarak; kendi düzenlerinde ortak kabul etmeyenler bilmelidirler ki Allah, yarattığı hiçbir varlık ve onun üzerindeki hükümranlık hakkı üzerinde ortaklık kabul etmez. Onun bir ayetini etkisiz kılmak, ortada kaldırmak yeryüzünde kargaşanın, karışıklığın, adaletsizliğin etkin olması demektir. Eğer zulümden, adaletsizlikten, terörden şikâyetçiysek Allah’ın Kitabına dönmeli ve Onun ayetlerini hayatımıza müdahil kılmalıyız.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

Makaleler

Hava Durumu


VAN