ASIL TİCARET, ASIL KAZANÇ

Yüksel YILMAZ


“Onlar, bir ticaret yahut bir eğlence gördükleri zaman, ona (doğru) dağılıp gittiler, seni de (zikirde) ayakta bıraktılar. De ki: “Allah katında olanlar, eğlenceden de, ticaretten de hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”(Cuma/11) 
 
Allah’ın zikrini, zikredilen yeri ve zikredenleri bırakıp dünyalık kazancı, eğlenceyi/oyalanmayı tercih etmek rabbimiz tarafından kınanmaktadır. 
 
Allah’ın zikri ve zikrine çağıranın yanında yer almak varken ticareti, işi, gücü, kazancı, dünyalık menfaatleri tercih etmek, eğlence ve oyalanma araçları ile “Bugün şu dizi, film, maç, program var. Hanımla, çocuklarla eğlenmek/gezmek var” diyerek, zikri ve sizden hiçbir karşılık beklemeyen davet önderlerini, öncülerini tek başına bırakmayı tercih etmek kınanmaktadır. 
 
Rabbim bu tercihleri yapanlara “Allah katında olanlar eğlenceden de ticaretten de daha hayırlıdır” diyerek Allah’ın zikri ve zikredilenler yanında olmayı, tercih ettiklerimizden daha hayırlı olduğunu söylemektedir. 
 
Doğru mu söylüyor Allah? 
 
Haşa O asla yanlış söylemez. O eksiklikten uzaktır.
 
O zaman daha hayırlı ise neden diğer tercihleri yapıyoruz?
 
Yoksa onlar daha mı hayırlı?
 
Rabbim birçok ayette dünya hayatının geçiciliğini, verilenlerin ve verilmeyenlerin imtihan olduğunu asıl kazanılması gerekenin ahiret hayatı olduğunu bize hatırlatmaktadır.
 
“Kadınlardan, oğullardan, kantarlarca yığılıp biriktirilmiş altın ve gümüşten (Dolar, Euro, TL) ve (otlağa) salınmış (özel besili) atlardan(arabalar, motorlar, tekneler); hayvanlardan(ticari mallardan) ve ekinlerden(arazilerden, dairelerden) yana nefsin istekleri, insanlara süslü (cazip) gösterildi. Bunlar (imtihan için verilen) dünya hayatının (geçici birer) nimetidir. Varılacak yerin en güzeli ise Allah’ın katındadır.” (Al-i imran-14)
 
“De ki: “Size bunlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Takvâya erenler (yani Allah’ın emrine uygun yaşayıp günahtan sakınanlar) için Rableri katında, içinde devamlı kalacakları, alt tarafından ırmaklar akan cennetler, tertemiz eşler ve (hepsinin üstünde) Allah rızası vardır. Allah kullarını hakkıyla görmektedir.”(Ali imran-15)
 
Peki, tüm bunlara rağmen neden Allah’ın zikrinin, dininin anlatıldığı, mücadelesinin verildiği yerleri ve verenleri bırakıp ticaret, kazanç, alışveriş, eğlence, oyalanma içeren dünya hayatını tercih ediyoruz?
 
Bunun iki nedeni vardır. Birincisi; Allah’ı layıkıyla, hakkıyla tam olarak tanımıyor olmamız ve ona tam olarak güvenmemizden ikincisi ise ahirete yakinen inanmadığımızdan kaynaklanmaktadır. 
 
Şimdi hepiniz “Olur mu? Biz Allah’a güveniyoruz ve ahirete de yakinen inanıyoruz” diyeceksiniz. Ama demekle, söylemekle, dilden kelimelerin çıkmasıyla olmaz. Söylenenler, dilden düşen kelimeler pratik uygulama, eylem/amel olarak hayat bulmadığı sürece hiçbir şey ifade etmez.
 
Allah’a güvenen, rızkı onun verdiğini bilen, dilediğinde daraltan dilediğinde genişletenin O olduğunu bilen biri Allah’ın kendisine verdiği dünyalıklar için Allah’ın zikrini, zikri geçen yerleri ve zikredenleri yalnız bırakır mı?
 
Ahirete yakinen inanan, asıl koşturulması gerekenin ahiret yurdu olduğunu bilen biri vaktini, zamanını eğlence, oyalanma peşinde sürdürür mü? Ders var, sohbet var, etkinlik var, eylem var,  yardımlaşma/dayanışma var. Bunları yapanlar ile beraber olmak var.
 
Tüm bunlar ahiret yurduna yönelik olduğu halde “dizim var, filmim var, maçım var, eşimle/işimde/aşımda/evimde olmak var” demek ne kadar ahirete yakinen inanmakla ya da inandığını iddia etmekler uygunluğu var.
 
Allah’ın hükmüne boyun eğmek yerine(hayırlı olanı söylediği halde) kimin hükmüne(daha hayırlı görmesine) boyun eğiyoruz? Kimin sözünü dinliyoruz? Neleri tercih ediyoruz? Allah’ın zikri yerine kendi zikrimizi mi öne aldık/alıyoruz?
 
Şunu unutmayalım ki; Tercihlerimizi dünyalıklar yönünde yapıyor ve ahirete yönelik zikirden, zikrin edildiği yerlerden ve zikredenlerden uzaklaşıyorsak sadece kendimizi değil ailemizi, arkadaşlarımızı da uzaklaştırmış oluyoruz. Onları bunlardan mahrum bırakıyoruz. Bunda bizim de sorumluluğumuz ve vebalimiz olacaktır.
 
Ne bahçe sahipleri ne Kârun ne Saddam ne Koç ne de Sabancı koşuşturdukları dünya hayatından ahiret hayatına bir şey götürebilmişlerdir. Onlar ile gelecek olan sadece amelleri olacaktır. 
 
Dünyalık anlamında onlar gibi olmak bile hayal üstü iken bir ev bir araba bir yazlık biraz para, emeklilik için onlardan daha çok koşturarak ahiretimizi heba etmeyelim.
 
Allah’ın zikrini, zikredilen yerleri ve zikredenleri yalnız bırakmayarak onlarla birlikte Allah’ın zikrini her yere hâkim kıla mücadelesi verelim İnşaAllah.
 
İşte Ticaret İşte Kazanç budur.
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

Makaleler

Hava Durumu


VAN