DARBELER-DEMOKRASİ VE TEVHİDİ DURUŞ

Adem GEMİCİ


Bilindiği gibi 15 temmuz akşamı Türkiye devleti ordusu içerisindeki Fetullah Gülene biat etmiş rütbelilerin başı çektiği kalabalık bir gurup halkın kendi özgür iradesiyle seçmiş olduğu yöneticilere darbe yapmak ve silah zoruyla ülke yönetimini kendileri devralmak için bir kalkışmaya girişmişlerdir.

Bu kalkışma sırasında birçok sivil vatandaş,asker ve polis bu zalimler tarafından katledilmişlerdir.Burada hemen belirtelimki peygamberimizden rivayet olduğu gibi bir toplum neye layıksa öyle yönetilecektir.Değil Kemalist yada fetullahçı cuntanın, islam devleti talebi olanların bile demokrasi isteyen bir halkı zorla demokrasinin dışında bir yöntemle yönetmesi kabul edilemezdir. Bu darbe kalkışmasının asla prensilvanyadaki belam ve kurmayları tarafında tek başına kurgulanmadığını düşünenlerdeniz.

Bu darbe kalkışması ordu içerisinde fosil olarak kalan Kemalist cuntanın fetullahçı cunta ile birliktelik ve yardımlaşma içerisinde,islam düşmanı lobilerin,cia,fbı yada kgb gibi istihbarat teşkilatlarının yardımı ve fikir babalığıyla kurgulandığını düşünmekteyiz.65-70 yaşındaki paşaların fetullahçı olma ihtimali papanın Müslüman olma ihtimali kadardır.

Bu vesileyle halkın istemediği dış destekli fetullahçı ve Kemalist zihniyetin gerçekleştirdiği,suçsuz insanların öldürüldüğü bu darbe girişimini gerçekleştiren herkesi kınıyor ve lanetliyoruz.Bu dünyadaki rezilliklerine hepimiz şahit olduk.Rabbimizin bu zalim katillere ebedi alemdede çok acıklı bir azapla azap edeceğini vahyin satırlarından biliyoruz.

Dünya hayatın olup biten herşey insanın bir imtihanıdır.ALLAH a dosdoğru kulluk iddiasındaki insan yaşamı boyunca hergün her an çeşitli imtihanlardan geçirilir.Bu imtihanlar karşısında gözterdiği tavra göre yüce ALLAH o insana hakettiğini verir.Eğer insan imtihanlar karşısında tevhidi duruşunu ve teslimiyetini gösterirse ALLAH c.c onun hidayetini artırır,takvasını yükseltir.İmtihanlar karşısında zayıflık gösterir ve tevhid akidesinden tavizler verirse yavaş yavaş savrulur ve nasıl savrulduğunun farkına bile varmaz. Darbeler,baskılar,toplumlara dünyada zulmeder,tüm özgürlükleri kısıtlar,insanları ekonomik ve sosyolojik yönden kötü anlamda etkiler.

Demokrasi ise kendisini benimseyenleri,sevenleri yaşam tarzı olarak tercih edenleri ebedi alemde büyük bir azaba doğru sürükler.Şimdi burada demokrasinin ne olduğunun geniş teferruatına girmeyeceğiz elbetteki.Ancak şukadarını söylesek anlamak isteyen insan için maksat hasıl olur zannederim.

Demokrasi bir yönetim biçimidir,dolayısıyla bir yaşam tarzıdır.Her yaşam tarzı bir din olduğuna göre demokraside bir dindir,hükmü insana veren batıl bir din.İslam dininin giriş kapısı tevhid akidesinin gereği HÜKÜM ALLAH'INDIR. Demokrasilerde ise egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir,yani hüküm insanındır. Bizler tevhidi şuura sahip Müslümanlar olarak her ne olursa olsun birinci sıradaki ve en önemli gündem maddemiz, ALLAH'ın dinini katıksız olarak anlamak,yaşamak ve anlatmak olmalıdır.Elbetteki gelişen bu tip gündemlere karşı tepkilerimiz ve yorumlarımız olacaktır.

Ancak bu gündemler asla bizim ana gündemimiz haline gelmemelidir.Çünkü üzülerek söylüyoruzki şu anda dünya coğrafyasında gündemi belirleyen değil gündemi belirlenen bir ümmet var.Gündem okadar çok değişiyorki hızına yetişmek mümkün değil.Eğer ana gündemimizden kopuk bir halde suni gündemlerin peşine takılıp gidecek olursak bizi bekleyen korkunç bir sona doğru gitmiş oluruz. ALLAH ın dosdoğru dini eksenli yaşayan Müslüman olayları buna göre değerlendirir darbecilerdende,demokrasidende beri olarak kulluk eksenli net bir duruş belirler. Şu 3-4 günde duyduğum demokrasi sözcüğünü sanırım yirmi yılın toplamında duymamıştım.

Demokrasinin mabedi, demokrasi mücadelesi, halk demokrasiye sahip çıktı, demokrasi şehitleri, demokrasi kazandı, hakimiyet milletindir, milletin iradesinin üstünde irade tanımıyoruz sloganları bu süreçte en çok öne çıkan sloganlardı. Ve beni ençok etkileyen-yaralayan bir başlık: İslami camianın eskiden beri en çok dillendirdiği zafer ALLAH'a inananlarındır ayetini, zafer demokrasiye inananlarındır şeklinde değiştirerek başlık haline getirmeleriydi.

Dininden kitabından habersiz halk ne olduğunu bilmeden ya da bilerek bu sloganları sevmiş ve de sahiplenmiştir. Bilmemek mazeret midir?Bana göre değildir, ama yıllardır mazeret olup olmadığı tartışılmıştır. Rabbim bu ümmete ayet ayet inşa olup tevhidi bir uyanışla uyanıp vahdet olacak bir anlayışa kavuşmak için çaba göstermeyi nasip etsin…. Amin.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

Makaleler

Hava Durumu


VAN