07-02-2017 11:24

Tarihin yüz karası: İstiklal Mahkemeleri

Cumhuriyet öncesinde kurulan ve sonrasında da devam eden İstiklal Mahkemeleri, Türkiye`nin en utanç verici mahkemeleri olarak tarihe geçti. İstiklal Mahkemeleri, Milli Mücadele adına çıkmasına rağmen bu toprakların çok önemli alimlerini idam ettirdi.

Tarihin yüz karası: İstiklal Mahkemeleri
Cumhuriyet'in en büyük utancı olarak görülen İstiklal Mahkemeleri ve işledikleri cinayetler maalesef gereği kadar gündem edilmiyor. Bu mahkemelerin nasıl kurulduğunu, kimlerin idam sehpasına gönderildiğini, haksız ve yargısız infazları; gazeteler, kitaplar ve diğer medya unsurları gündeme getirmiyor. Fakat gündeme getirilmeyen bu mahkemeler, binlerce cinayetin tek sebebiydi...

TARİHİN YÜZ KARASI
 
Bu mahkemeler, hukukun askıya alındığı, insan haklarının hiçe sayıldığı, cinayetlerin meşrulaştırıldığı ve belli zihniyetlerin azmanlaştırıldığı; tabiri caizse yüz karası olarak tarihe geçti.
 
istiklal mahkemeleri ile ilgili görsel sonucu

MİLLETİN MECLİSİ

 
23 nisan 1920 tarihinde Türkiye'nin dört bir yanından kalkıp Ankara'ya gelen vekillerin hiçbirinin kişisel bir çıkarı yoktu ve hiçbirinin bir diğerine minnet borcu bulunmuyordu.  Amaç halk iradesini kurmak ve başarı muhakkaktı. Mesele ise memleketti. O günlerde son sığınak tek memleket elden gitti gidecek haldeydi. O yıl 23 Nisan’da ilk Meclis bir amaçla dualarla ve tekbirlerle açıldı. 
 
O dönemlerde yaşanan en büyük sorun asker kaçaklarının olmasıydı. Neredeyse yüzyıldır aralıksız süren savaşlardan dolayı köyler erkeksiz, çocuklar babasız kalmıştı. Millet bu yüzden yeni savaşa uzak bakıyordu.


 
Öte yandan Anadolu’da İstanbul- Ankara ikilemi sürüyordu. Bu nedenle Meclis’in ilk işi Hıyanet-i Vataniyye kanunu çıkarmak olacaktı. Kanun 29 Nisan 1920’de yasalaştı ve İstiklal Mahkemeleri bu amaçla kurulmuş oldu. 

İKİNCİ İSTİKLAL MAHKEMELERİ DÖNEMİ
 
İstiklâl Mahkemeleri, 17 Şubat 1921 tarihinde Ankara'daki hariç kapatıldı. İkinci dönem İstiklâl Mahkemeleri, çalışmalarına 30 Temmuz 1921'de başladı ve 1923'ün Ekim ayına dek faaliyetlerini sürdürdü. Üçüncü ve son dönem İstiklâl Mahkemeleri ise 1923 ile 1927 yılları arasında etkin oldu.
 
İstiklal Mahkemeleri 3 zorlu dönemden şu şekilde geçmiştir:
 
Birinci dönem
 
18 Eylül 1920 ile 17 Şubat 1921 tarihleri arasında. İstiklâl mahkemeleri yasasının kabulünden sonra Genelkurmay Başkanı İsmet Paşa 14 İstiklâl Mahkemesi kurulması için öneride bulundu. Fakat sayı çok görüldüğü için 7 mahkeme bölgesi saptandı. Bir ay sonra Diyarbakır'a da bir mahkeme kurulması kabul edilince sayı sekize yükseldi: Ankara, Eskişehir, Konya, Isparta, Sivas, Kastamonu, Pozantı, Diyarbakır. Bu mahkemeler vatana ihanet ve asker kaçakları için kurulmuştu. 


 
İkinci dönem
 
30 Temmuz 1921 tarihi ile 1923 Ekim ayı arasında. İlk olarak 19 Ağustos 1921 tarihinde Kastamonu'da, 12 Ağustos 1921 tarihinde Konya'da, 17 ağustos 1921 Samsun, 22 Eylül 1921 tarihinde Yozgat'da kuruldu. İkinci İstiklâl Mahkemelerinde asker kaçakları, Kurtuluş Savaşında düşmana yardım edenler ve isyan çıkaranlar yargılandı. Bu dönemde ise İstiklal Mahkemeleri ilk suistimallere başlamış oldu. 
 
Üçüncü dönem
 
1923 ile 1927 yıllarında gerçekleşti. İsyanlarda ve olağanüstü hallerde kurulmuştur. 6 Nisan 1925 tarihinde Diyarbakır'da Şeyh Said kıyamı sonrasında Şark İstiklâl Mahkemesi kurulmuştur.
Bu mahkemeler hilafet ve saltanat yıkılmasına itiraz edenleri, kılık kıyafet ve şapka kanunu reddedenleri ve Cumhuriyetin ilanını eleştirenleri yargılamak için İstanbul ve Ankara'da kurulmuştur. Bu tarihten itibaren İstiklal Mahkemeleri sayısız cinayete ve zulümlere neden oldu. Halk, kendi kültürünü ve dinini yaşayamaz hale gelmiş ve inkılaplar adı altında kültürel bir asimile dönemi başlamıştı. Bu asimilasyona karşı çıkan veya eleştiren kim olursa olsun İstiklal Mahkemeleri eliyle yargılandı ve bu mahkemeler aldıkları emirlerle birçok masumum kanına girdi. 

Mustafa Kemal'e 14 Haziran 1926 tarihinde yapılacağı iddia edilen İzmir Suikastı bahane edilerek önce İzmir'de, birkaç gün sonra ise Ankara'da İstiklal Mahkemeleri yeniden kuruldu. Ve bu bahane ile cinayetler aralıksız devam etti. 


istiklal mahkemeleri ile ilgili görsel sonucu
 

 İstiklal Mahkemeleri'nde idamlar
 
İstiklal Mahkemeleri'nde idam edilenlerin tam sayısı bilinemiyor. Prof.Dr.Ergün Aybars "İstiklal Mahkemeleri" kitabında bu rakamların gerçek sayının çok altında sayısına işaret ederek, 2827 olarak gösterilen Müeccelen* idamın tahminen beş binin üzerinde, 1054 olarak gösterdiği idam sayısının da bin 450 ile bin 500 olabileceğini yazıyor. Gıyaben idam ise 243 kişi olarak biliniyor.



 
Aybars'ın verdiği rakamlar şöyle:
 
Ankara İstiklal Mahkemesi (1 Ekim 1920 - 31 Temmuz 1922)
 
İdam:108,
 
Müeccelen idam: 279
 
Gıyaben idam: 48
 
Eskişehir İstiklal Mahkemeleri (5 Ekim 1920-19 Şubat 1921)
 
İdam: 57
 
Müeccelen İdam: 594
 
Gıyaben İdam: 20
 
Isparta İstiklal Mahkemeleri (9 Ekim 1920 -23 Mart 1921)
 
İdam : 7
 
Gıyaben İdam: 6
 
Konya İstiklal Mahkemeleri (1 Ekim 1920 -18 Şubat 1921)
 
İdam: 2
 
Gıyaben İdam: 1
 
Pozantı İstiklal Mahkemesi
 
İdam:7
 
Sivas İstiklal Mahkemesi
 
İdam: 12
 
Müeccelen İdam: 109
 
Gıyaben İdam: 1
 
Kastamonu İstiklal Mahkemeleri
 
İdam: 182
 
Kastamonu İstiklal Mahkemesi (Ağustos 1921-31 Temmuz 1922)
 
İdam: 5
 
Gıyaben İdam: 3
 
Konya İstiklal Mahkemesi
 
İdam: 166
 
Müeccelen İdam: 1479
 
Samsun İstiklal Mahkemesi (20 Ağustos 1921 - 27 Aralık 1921)
 
İdam: 485
 
Gıyaben İdam: 137
 
Yozgat İstiklal Mahkemesi (22 Ekim 1921-23 Temmuz 1922)
 
İdam: 56
 
Gıyaben İdam: 24 

İSKİLİPLİ ATIF HOCA

İstiklal Mahkemeleri'nin en çok bilinen cinayetleri İskilipli Atıf Hoca ve Şeyh Said cinayetleridir. Bu mahkemeler kurmaca nedenlerle, üstlerinden aldıkları emirler doğrultusunda Atıf Hoca'yı ve Şeyh Said'i idam etme kararı vermişti. Bu iki önemli ilmi şahsiyet Müslüman toplumun değerleri hiçe sayılarak asılmıştı. 

28 Kasım 1925 tarihinde Takrir-i Sükun kanunun devamı niteliğinde 625 sayılı yeni bir yasa çıktı. Kanuna göre artık herkes şapka takmak zorundaydı. Takmayanların cezası ise idamdı.

Çorum'un İskilip ilçesinde dünyaya gelen ama medrese eğitimini İstanbul'da alan Mehmet Atıf Hoca o kanunun ilk kurbanı seçilerek idama mahkum edildi ve 1926'da idam edildi. Şapka takmamak gibi boş bir sebepten dolayı asılan Atıf Hoca, daha sonraları Türkiye'deki İslami Hareketlerin sembol isimlerinden biri oldu. İstiklal Mahkemeleri'ndeki dik duruşu ise akıllardan hiç çıkmadı. 

Hilalhaber/ Hatice AVCI
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !