MISIR’DA İZ BIRAKANLAR

İslam BAŞARAN


Geçmişten günümüze kadar İslam davasını ulaştıran, müslümanlara bıraktıkları eserlerle düşünce özgürlüğünün yolunu açan şahidlerin hayatları.  Onların mücadeleleri yalnızca yüce Allah’ın rızasına ulaşmaktır. Davalarındaki amaç  İslam dinini gelecek nesle aktarmak , İslam dininin egemen olması ve tağuti zulmü ortadan kaldırmaktır. Şehid Hasan El Benna ve Şehid Seyyid Kutup’u tanımak,  Mısır İslami hareketini daha iyi anlamamıza neden olur.
 
Hasan el-Benna 1906 yılında dünyaya gelir. Dini ve ilmi yönden köklü bir ailede yetişir. Hasan el-Benna ilk eğitimini babasından alır. Küçük yaşlarda düşünce dünyasını etkileyen iki önemli eser İmam Malikin Muvattas’ı , İmam Şafiin ve Ahmet bin Hanbelin Müsned’leridir. Daha çocuk sayılabilecek yaşlarda tebliğ yapmaya başlar.  Daha sonra 1927 yılında Darul-Ulum’da eğitimini tamamlayarak.  Ülkesi olan Mısırın İngiliz hegomanyası işgali altında oluşu,  halkın İslami değerlerini kaybettiğini gören Hasan el-Benna’yı derinden etkiler. Bunun için bir çözüm arayışlarına girişir ve insanlığı tekrardan aydınlatacak İhvan-i Müslim Teşkilatını kurar. Teşkilatın genel amacı yeniden İslam Dinine dönmek, tağuti rejimi ortadan kaldırmak ve batı özentiliğinden kurtulup yeniden İslam diniyle hayat bulmaktır. 
 
Hasan el-Benna arkadaşlarıyla gece, gündüz çalışmalarını sürdürür.  Şehrin her tarafına tebliğler ulaştırıyor gittiği her yerde sohbetler veriyor İslam’ı yayılıyordu.  Artık her yere İhvan-i Müslim şubeleri açılıyor insanları islama davet ediyordu. Hasan el benna Mısır’da oldukça güç toplamış zulüm gören halkın sesi haline gelmiştir. Hasan el-Benna bir ıslahat programı hazırlayarak hükümete yollar.  Islahat programındaki maddelerinde şunlar yer almaktaydı: Kadın erkek karışık eğitime ve sosyal alanlarda, gazetelerde boy boy kadın resimleri yayınlamaya son verilmeli, İçki, kumar şans oyunları, gece kulüpleri kapatılmalı, eğitim Marksist düşüncelerden bir an önce arındırılmalı ve Avrupa taklitçiliğinden vazgeçilmelidir. Böylelikle Hasan el benna hükümeti uyararak İslam’a davet etmiş ve zulmün kaldırılmasını talep etmiştir.
 
Böylelikle İhvan adeta devlet içinde devlet olmuş her geçen gün İslam mısırda daha çok yayılıyor, çıkardıkları gazete, dergi gibi yayınlar traj üstüne traj kırarak İslami kıyam daha da güç kazanmış ve Mısır ile sınırlı kalmayıp. Suriye, Lübnan, Filistin, Ürdün, Tunus ve Fas’a kadar yayılmıştır ve İhvan buralarda da şubeler açmıştır. Hasan el-Benna İngilizlere karşı cihad ilan ederek İngilizlerin çekilmesini talep etmiştir. 1948 yılında İsrail devletinin kurulmasından sonra Hasan el benna Filistin’e gönüllü İhvan birliği kurdu.  Bu birlikler Mısır Devleti işbirliğiyle Filistin’e gönderilmesi ve devletin eski silahları dağıtması nedeniyle birlikler yenildi. İhvan artık Mısır için büyük bir tehdittir ve Mısır İhvan’a savaş açar. Yüzlerce İhvan üyesi müslüman tutuklanır ve 12 Şubat 1949 yılında Hasan el–Benna düzenlenen suikast sonucu kurşunlanarak şehit edilir.
 
Mısırda Hasan el-Benna’nın başlattığı İslam davası daha sonra yeniden yapılanarak daha da güçlü bir hal alır. Hasan el benna islami çalışmaları sureci içerisinde yetiştirmiş olduğu davetçi gençlere şöyle tavsiyede bulunmuştur.
 
* Şartlar ne olursa olsun ezanı duyduğunuz zaman namaza kalkın.
* Kur’an-ı Kerim’i okuyun, inceleyin ve dinleyin. Azıcık zamanınızı bile yararsız işlere ayırmayın.
* Kendi dilinizi düzgün konuşmaya çalışın. Çünkü bu Müslüman olmanın belirtisidir. Arapçayı öğrenin çünkü Kur’an en güzel şekilde Arapçayla anlaşılır.
* Hiçbir konuda aşırı tartışmayın. Zira gösteriş hiçbir zaman yarar sağlamaz.
* Fazlaca gülmeyin. Çünkü Allah’a bağlı gönül, sakin ve vakarlı olur.
* Maskaralık yapmayın. Çünkü mücahid bir millet, ciddiyetten başka bir şey tanımaz.
* Dinleyicinin işiteceğinden fazla sesinizi yükseltmeyin. Çünkü bu bencillik ve eziyet vermektir.
* Kişileri çekiştirmek ve tavırları küçümsemekten sakının. Hayırdan başka bir şey konuşmayın.
* Karşılaştığınız kardeşlerinizle sizden istemese bile tanışmaya bakın.
* Görevler vakitlerden fazladır. Vakitten yararlanmak için başkasına yardımınızı esirgemeyin. Yapacak bir göreviniz varsa onu en kısa yoldan en güzel şekilde yapmaya çalışın.
* Her hususta temizliğe önem verin. Evinizde elbiselerinizde, vücudunuzda, işyerinizde… Çünkü bu din, temizlik üzerine kurulmuştur.
* Ahdinize, sözünüze ve vadi’nize vefa gösterin. Şartlar ne olursa olsun bunlara muhalefet etmeyin.
* Okuma ve yazmanızı sağlamlaştırın. Müslümanların gazete ve dergilerini çokça mütalaa edin. Küçük de olsa kendinize ait bir kütüphaneniz olsun. İhtisas sahibi iseniz branşınızda derinleşin.
* Malınızın bir kısmıyla davaya katılın, üzerinize farz olan zekâtı cemaate verin. Geliriniz ne kadar az olursa olsun, ondan fakir ve yoksullara bir hak ayırın.
* Az da olsa malınızın bir kısmını beklenmedik hadiselere ayırın ve katiyen lüks eşyalara kapılmayın.
* Durmadan tövbe ve istiğfar edin. Uyumadan evvel birkaç dakikanızı nefsinizi muhasebeye ayırın. Şüpheli durumlar da kaçının ki harama düşmeyesiniz.
* Eğlence yerlerine yaklaşmak şöyle dursun, onlara karşı bir savaşa girişmelisiniz. Bütün konfor ve rehavet görüntülerinden uzaklaşın.
* Her yerde davanızı yaymaya çalışın. Nefsinizle şiddetli bir şekilde mücadele edin ki, onun yularını ele alasınız; gözünüzü haramdan ayırın, duygularınıza hâkim olun.
* Sürekli cemaatle ruhen ve amelen bağlantılı olun ve kendinizi daima kışlasında emir bekleyen bir asker gibi kabul edin.
 
İmam Hasan el-Benna gençlere tavsiyelerde bulunarak onları birer İslam davetçileri olarak yetiştiriyordu. Onun gözünde İslam sancağını gençler gelecek nesle taşıyacaktı. Kurmuş olduğu İhvan-i Müslim teşkilatının içinden Seyyid Kutup öncülüğünde devam eder.
 
Seyyid Kutub 1906 yılında Mısır’da Müslüman bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. İlk İslam eğitimini babasından ve medreseden alır. Daha çocuk yaşta Kur’an’ı ezberler.  Orta ve lise eğitimini el-Ezher okulunda bitirdikten sonra Kahire Üniversitesi'nin Darul Ulum fakültesini bitirir. 1933 yılında mezun olduğu fakülteye aynı yıl öğretim görevlisi olarak atanır. 1939 ve sonrasında İslami düşünceye yönelir. Daha sonra 1949 yılında ABD'ye gider burada kaldığı süre içerisinde batı kültürünü daha yakından tanıma şansı bulur ve edebiyata bakışı tamamıyla değişir. Daha sonra Seyyid Kutup şöyle der: Bu medeniyet de ruhi medeniyetlerden hiçbir şey yoktur.
 
ABD’de kaldığı süreçte cahiliyeyi daha iyi idrak ederek düşüncelerinde adeta devrim yapar. ABD’de iki buçuk yıl kadar kaldıktan sonra Mısır’a dönerek atandığı fakülteden istifa eder. İhvan-i Müslim’e katılır. Ülkedeki seküler olarak tanımlanabilecek edebiyat anlayışında en başta İslam'ı referans alması gerektiğini savunur.  Kitaplarında, makalelerinde genellikle geleneksel İslam'a karşı, sahih bir çizgiyi savunarak ve Tasavvufta var olan hurafeleri eleştiriyor insanları Kur’an’a davet ediyordu.
 
Çalışmalarının Kur'an'ın emri olduğunu savunuyor, laik düşünceyi şiddetle kınıyordu. Siyaset başkadır, din başkadır sloganını red ederek İslam’da böyle bir şey yok diyerek haykırıyordu. Çünkü İslam’ın kalplerde bir inanç, hayat için bir kanun olduğunu vurguluyordu. Seyyid Kutub İslam’a inanmış, inandığı davanın gerçekleşmesi içinde birçok çalışmalar yapmıştır. Seyyid Kutub başta Fi zılal-il Kur’an tefsiri olmak üzere birçok kitap yazmıştır. İnandığı dava doğrultusunda inancından taviz vermeksizin tüm bildiği doğruları topluma, insanlara ulaştırıyor ve İslam diniyle yeniden insanlara bilinç kazandırıyordu. Artık o devlet için bir tehdit sayılıyordu ve onunla birlikte Müslümanları hapse atılarak Seyyid Kutub 1954’ten 1964 yılına kadar hapiste kalır.
 
Sonra “YOLDAKİ İŞARETLER“ adlı kitabı yazar. Kitabı sebebiyle derhal tutuklanması emredilir ve 21 Ağustos 1966 yılında hakkında idam kararı çıkarılır, 29 Ağustos 1966’da idam edilir.
 
Mahkeme heyeti onu idama mahkûm ettiğinde Kutub'un ağzından şu sözler dökülmüştü: "Eğer Allah kanunu ile mahkûm edilmişsem ben Hakk'ın hükmüne razıyım. Eğer batıl kanunlarla mahkûm olmuşsam ondan çok daha üstün bir düşünceye sahip olduğum için batıldan ve münafıklardan merhamet dilemem. Allah'a şükürler olsun ki on beş sene cihad ettikten sonra bu mertebeye ulaştım. Ben Allah yolunda yaptığım iş için asla özür dilemem. Namazda Allah'ın birliğine şehadet eden parmağım asla bir tağutun hükmünü onaylayan tek bir harf bile yazmayacaktır."
 
Şehit Hasan El Benna ve şehit Seyyid Kutub hayatları boyunca Mısır’da İslam’ın şahitliğini yaparak toplumu islam davası ile bilinçlendirmiş ve Mısır'da İslami bilinçlenme süreci gün geçtikçe büyümüştür. Şehit Hasan El Benna ve Şehit Seyyid Kutub’un ekmiş olduğu tohumlar inşaallah meyvesini verecektir. Her dönem İslam davetçileri, her uyanan toplumun uyanış öncüsü ve her davada o davanın sancağını taşıyanlar olmuştur.
 
“Hakikaten onlar, inanmış gençlerdi, bizde onların hidayetini arttırdık.” Kehf/13  
 
Bugün öncülük, şahitlik etmek sizin göreviniz. Bugün sizin gününüzdür.
 
"Onlar ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır." Saf/8
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

Makaleler

Hava Durumu


VAN