PEYGAMBERLİK MİSYONU VE GEREKLİLİĞİ

Kadir TURAN


            Peygamberlerin gönderilmesi, insanların ilâhi bir disiplin dahilinde dünya ile ahiret arasında fikir edinmesi gerektiğinin kanıtıdır. Peygamberlerin olmadığı/gönderilmediği bir hayat tasavvuru düşünülemez. Böyle bir durumda insanların Allah’ın nasıl bir varlık olduğu ve dolayısıyla şekli, şemâlikonusunda çok farklı düşünce ve yaklaşımlar içinde olacağını rahatlıkla kestirebiliriz. Halbuki Hz. Muhammed (s.a.v) aracılığıyla bize gönderilen Kur’an, bizlere nasıl bir Allah tasavvurumuz olması gerektiği konusunda çok net bilgi verir.*(1)Peygamberler, insanlara, budünyanın sonlu olduğunu, öldükten sonra göçecek oldukları ahiret hayatında, dünya hayatında yapmış oldukları işlere göre ceza ya da mükafat ile karşılaşacaklarının tebliğini yaparlar.

           Gönderiliş sebeplerini ve hikmetlerini saymakla bitiremeyeceğimiz Allah elçileri, insanlara; iyinin-doğrunun, güzelin-çirkinin ve bu kavramların mahiyetinin ne olduğu konusunda bilgi verir. Böylelikle bir disiplin içerisinde insanların müşterek bir ahlâk anlayışı oluşur. Kişilere/ toplumlara/ milletlere göre değişecek iyi-güzel, doğru-yanlış anlayışı, insanlar arasında önü alınmaz bir kaosa, anarşiye sebebiyet verir.

         Peygamberlerin olmadığı, peygamberlerin gönderilmediği bir ortam düşünelim. Bu durumda acaba nasıl bir hayat algımız olurdu. Kendi aklımızla üstün bir yaratıcının bizi ve bu sonsuz evreni yarattığını anlayabilir miydik? Yoksa bugün materyalistlerin savunduğu gibi her şeyi maddeye indirgeyip, bu evrenin ve evrenin düzen ve uyum içinde hareket etmesini sağlayan hassas dengelere ve bunun arkasında olması mutlak gerekli olan  üstün aklın/gücün/ kudretin varlığını reddedip, tüm bunları rastlantı ve tesadüflere mi bağlardık...

         Hz. Muhammed (s.a.v)  aracılığıyla “tüm insanlığa” gönderilen Kur’an’da, peygamberin insanlar için bir rahmet olduğu, *(2) insanlara  kitabın içeriği hakkında açıklama yapıp hikmetini öğrettiği, *(3) kitapların gönderilmesinin ise insanları karanlıklardan aydınlığa çıkardığı, onlara doğruyu gösterdiği *(4) ifade ediliyor. Peygambersiz bir din ve bu dinin içeriği hakkında bizlere bilgi verecek ilâhî bir kitap gönderildiğini varsayalım... Bugün kıldığımız namazın kılınış şekline işaret eden Kur’an’daki rûku/secde/kıyam/tekbir kavramlarını nasıl bir düzen haline getirirdik. (Biliyoruz ki namazın kılınış şeklini peygamberimize (s.a.v) Cebrail a.s öğretmiştir.) Peygamberin olmadığı bir ortamda Cebrail a.s kime hangi gerekçe ile gösterecekti.

Peygamberimizin (s.a.v) bu kutlu göreve getirilmesini kıskanıp reddeden insanlar, peygamberlik verilmeden namazın kılınışı ve diğer emir ve yasakları kendilerine bildiren kişinin sözünü dikkate mi alırlardı... Yoksa karşı çıkıp alaya mı alırlardı...Hatta şiddete mi başvururlardı... Peygamber gönderilmiş eski toplumlarda ve peygamberimiz (s.a.v) döneminde toplumun ileri gelenleri, mucizeleri ile gelen peygamberleri yalanlayıp, onları şair/deli/meczup/büyücü olmakla suçlamış; ‘Bize gelmeliydi peygamberlik. Biz daha soylu, daha şerefli, daha zenginiz.’ deyip onların peygamberliğini kabule yanaşmazken, toplumdan birisine biat ederler miydi?

         Tüm bu ifade ettiklerimiz ve daha da sıralanabilecek bir çok sebep, peygambersiz bir din olgusunun, insanların kabul edebilecekleri, idrak edebilecekleri, en önemlisi içselleştirebilecekleri bir din olmaktan çok uzak olacağını bizlere net olarak gösteriyor. Tarih boyunca bir çok ulusun herhangi bir sebepten dolayı liderinin olmadığı dönemlerde o toplumda maddi-manevî bir boşluğun olduğu bilinmektedir. Buradan hareketle, insanoğlunun varoluş gayesini, kendisini yaratan Varlık’ın özelliklerini ve kendisinden istediklerini bildirgesi, dünyevî ve uhrevî konularda bilgi sahibi olması için bir yol göstericiye/rehbere/lidere ihtiyaç duyduğu aşikardır. Tüm bu sebepler ve bu sebeplerim sonuçları gösteriyor ki, peygamberlerin gönderilmesi gerekli ve Allah’ın ezeli ve ebedî adaletinin bir tezahürüdür.

       Özetle, insan olmamız sebebiyle, peygambersiz bir ortamda kısıtlı idrak kapasitemizle yaşadığımız dünya hayatı ve sonrasındaki ebedî yolculuğumuz olan ahiret hakkında sağlıklı fikir edinemeyecek olmamız, yaratılış itibariyle hırslı, tutkulu ve tartışmaya müsait yapımız sebebiyle toplumda anarşinin olmaması için peygamberlerin gönderilmesinin, ilâhi bir disiplin dahilinde dünya ile ahiret hayatı hakkında fikir edinmemiz gerektiğinin kanıtı olduğunu savunabiliriz.

           Peygamberlerin gönderiliş sebepleri ve peygambersiz bir dinin varlığı ve sonuçları konusunda bunları söyledikten sonra... İnsan olmamız dolayısıyla, her konuda olduğu gibi böylesine mühim bir konuda da ‘En doğrusunu alemlerin Rabb’i olan Allah bilir.’ diyerek sözlerimi bitirmek istiyorum.

Selam iman edenlerin üzerine olsun.

Dipnot-

*(1)- Kur'an'ı Kerim: En’amSûresi/103. ayet

*(2)-Kur’an’ı Kerim: EnbiyâSûresi/107.ayet

*(3)-Kur’an’ı Kerim: Bakara Sûresi/151. ayet

*(4)-Kur'an'ı Kerim: YûnusSûresi/57. ayet

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

Makaleler

Hava Durumu


VAN