“Çılgın Türkler” mi, “Çılgın Kürtler” mi?
Bombalı saldırıyla ilgili yorumlarda böylece iki zanlı öne çıkmış oldu: “Çılgın Kürtler” ve “Çılgın Türkler”. Biri “Kürt ulusalcılığı” adına gerek gördüğünde Kürt köylerini de basıp masum insanları katletmekten çekinmeyen, diğeri ise “Türk ulusalcılığı” adına Danıştay’ı basıp kendi dünya görüşlerine yakın hakimleri katleden iki karanlık odak…
Kadıtör yazıyor
Sizleri yeniden selamların en güzeliyle selamlayıp Rabbimden rahmet ve bereket niyaz ederek sözlerime başlamak istiyorum kıymetli okuyucularım.
Pazar günü akşam Güngören'in en kalabalık caddesinde üst üste patlatılan iki bomba yine birçok ocağa ateş düşürdü ve insanlıktan nasibini almış herkesin yüreğini parçaladı. Gözyaşından, kandan, kaostan beslenen karanlığın şövalyeleri bir kere daha sahneye çıkıp 18 masum insanın şahsında insanlığı katlettiler. Karanlığın şövalyeleri öylesine kana susamış ki önce kalabalığı o mahalde toplamak amaçlı bir ses bombası patlatıyorlar, ardından da çok büyük bir etkiye sahip bombayı patlatarak olabildiğince çok insanın ölmesini hedefliyorlar. Neticede de bu alçakça hedeflerine ulaşıyorlar. Sokakta hiçbir şeyden habersiz gezinti yapmakta olan veya ilk bombanın sesini duyup o bölgeye gelen 18 masum insan, bu insanlık dışı saldırıda hunharca katledilirken, yüzden fazla kişi de yaralanıyor. Gelen bilgilere göre yaralananların bir kısnmının durumu da ağır.
Pazar gecesi 22.00 sıralarında gerçekleştirilen bu insanlık dışı saldırıda hayatını kaybedenler için dün Güngören'de cenaze töreni gerçekleştirildi. Ağıtlar yürek parçaladı. Ateş bir kere daha düştüğü yeri yaktı. Nice ocağa düşmüş oldu, nice umutlar kaybolup gitti.
Olayın ardından bu insanlık dışı saldırının kimler tarafından yapıldığı konusunda araştırmalar başlatıldı ve yorumlar yapılmaya başlandı. İlk akla gelen, "Kürt ulusalcılığı" temelinde şiddeti esas alan PKK oldu. Konuyla ilgili ilk yorum yapanlar daha çok saldırıyı PKK'nın yapmış olması ihtimali üzerinde durdu. Fakat ilerleyen saatlerde farklı yorumlar da yapılmaya başlandı. İkinci zanlı olarak hemen akla gelen ise "Türk ulusalcılığı" temelinde şiddeti esas alan ve yeni yeni deşifre edilmeye başlanmış bulunan Ergenekon örgütü oldu. Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü ve uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan "Ergenekon olayıyla bağlantılı da olabilir" sözleriyle bu ihtimali NTV ekranlarında dile getirdi. Ardından bu yöndeki yorumlar artarak devam etti.
Bombalı saldırıyla ilgili yorumlarda böylece iki zanlı öne çıkmış oldu: "Çılgın Kürtler" ve "Çılgın Türkler". Biri "Kürt ulusalcılığı" adına gerek gördüğünde Kürt köylerini de basıp masum insanları katletmekten çekinmeyen, diğeri ise "Türk ulusalcılığı" adına Danıştay'ı basıp kendi dünya görüşlerine yakın hakimleri katleden iki karanlık odak... Bu iki karanlık odak birbirine düşman gibi gözükse de aslında birbirinin varlık sebebi. Biri olmazsa diğerinin varlık gerekçesi ortadan kalkacak. Nitekim bu iki karanlık odak arasında sıkı fıkı ilişkiler bulunduğu iddiası Ergenekon Davası iddianamesine de yansımış durumda. Ergenekon'dan tutuklu bulunan bazı isimlerin yakın geçmişte PKK'nın liderleriyle sarmaş dolaş fotoğraf verdikleri de zihinlerde taptaze.
Bu Saldırının gerçekleştiği sokağın adı bazı yorumcularca dikkat çekici bulundu. "Menderes Çıkmazı" adı taşıyan bir sokakta bu tür bir saldırı yapılarak mevcut Hükümet'e mesaj verilmek istendiği belirtildi bazı uzmanlarca.
Bakalım, daha önce karanlıkta kalan benzeri saldırılar gibi bu insanlık dışı saldırı da karanlıkta mı kalacak, yoksa aydınlatılabilecek mi? Aydınlatılırsa görebilme imkanına kavuşabiliriz: İnsanlığın katledildiği Güngören'deki saldırının ardındakiler "Çılgın Türkler" mi, "Çılgın Kürtler" mi?
Yorumlar (2)
Allah Rasulünden nakledilen ‘eğer elçi olmasaydınız başlarınızı kestirirdim!’ şeklindeki sözleri peygamber sözü olarak kabul etmek mümkün değildir.
Bu tür rivayetler peygamberimiz adına nakledilen her sözü mutlaka ona aittir! diyerek kabul edenleri hoşnut edebilir.
Ancak peygamberimizi kafa kestiren ve şiddet yanlısı gibi gösteren rivayetler onun genel anlayışı ve hareket tarzıyla bağdaşmaz.
Elcinin dokunulmazligi nasil sünnet geregt ise, müslümanlara savas acan düsmani beldede kabul buyurmamak ve sinirdisi etmek de bi o kadar da vacibtir. Örnegin Ebu Sufyan Hudeybiye antlasmasini devami icin Medineye gelirken Resulullah (s.) onun yüzüne bile bakmamistir. Medinede kimse ona dost muamelesinde bulunmamistir. Öylede medineyi terk etmek zorunda kalmistir, zira müslümanlar ile antlasmayi bozanlar asla dost olarak kabul edilmezler... Bugün ise sirf Suriyenin intikamini istiyen bir gencin sesini gündemden almak icin, Fetö belasi yine bahane olarak öne sürülmüs, gözler önüne perdeler cekilmis, sirf erdoganin dusman ile yaptigi ihanet gündemde kalici bir iz birakmasin diye... konusulmasi gerekenler aslinda da bunlar olsa gerek.
