NAZA filmi işgal devletini sarstı
NAZA filmi işgal devletini sarstı… Hamas, filmdeki şahitliklerin soruşturma delilleri olarak kullanılmasını istedi
naza filmi
Hamas, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM), BM kuruluşlarına ve ilgili insan hakları kurumlarına, “Naza” belgeselinin eski ve görevdeki Siyonist asker ve istihbarat mensuplarının Gazze Şeridi’ndeki hedefleme ve bombardıman mekanizmalarına ilişkin tanıklıklarıyla ortaya koyduğu bilgiler hakkında soruşturma ve belgeleme süreçleri başlatma çağrısında bulundu. Hareket, belgeselde yer alanların bir belgesel malzemesi olmaktan çıkıp soruşturma ve hesap sorma sürecine tabi delillere dönüşmesi gerektiğini vurguladı.
Hareket bugün (15 Eylül Salı) yaptığı basın açıklamasında dünyanın, filmin Uluslararası Venedik Film Festivali’nde gösterilmesini ve 24 ordu ve istihbarat mensubu ile subayın Gazze’deki hedefleme operasyonlarına dair doğrudan tanıklıklarını ve Filistinli sivillerin öldürülmesine ilişkin vahim itiraflarını büyük bir öfkeyle izlediğini ifade etti.
Hareket, bu tanıklıkların öneminin, İsrail askeri ve güvenlik kurumu içinde çalışmış, gözetleme ve hedefleme sistemlerinde yer almış kişilerden gelmesinde yattığını belirterek, bunların belgelenmesi ve Gazze Şeridi’nde işlenen savaş suçları ve ihlallere ilişkin soruşturmalarda kullanılması çağrısında bulundu.
Hamas, “Naza”nın ortaya koyduklarının yalnızca izlenip duygudaşlık duyulan bir malzeme olarak kalmaması, aksine soruşturma, hesap sorma, mağdurların hakkının teslim edilmesi ve savaş suçları ile ihlallerden sorumlu olanların cezasız kalmamasının sağlanması için ek bir itici güce dönüşmesi gerektiğini vurguladı.
“Naza” neyi ortaya koyuyor?
80 dakikalık film, Oscar ödüllü “No Other Land” (Başka Toprak Yok) belgeselinin yönetmenlerinden İsrailli gazeteciler Yuval Abraham ve Rachel Szor tarafından yönetildi. “Naza”, ağustos ayında Venedik Film Festivali’nin resmi yarışma bölümüne eklendi, ilk kez 10 Eylül’de gösterildi ve ardından festivalde Jüri Özel Ödülü’nü kazandı.
Film, yaklaşık üç yıl boyunca 24 Siyonist asker ve askeri istihbarat mensubuyla yapılan gizli röportajlara dayanıyor. Kimlikleri gizlenen bu kişiler, gözetleme sistemleri, hedef belirleme ve bombardımanlarda yapay zekâ teknolojilerinin kullanımı hakkında konuştu.
Yönetmenler, katılımcıların hedefleme sistemi içindeki deneyimlerini anlatabilmeleri için güvenli bir alan sağlamak amacıyla çekimleri gece saatlerinde Tel Aviv’deki çatılarda yapmayı ve katılımcıların kimliklerini gizlemeyi tercih etti.
Film ve gösterimine eşlik eden basın haberlerindeki kaynaklara göre filmin adı, beklenen sivil kayıpları “yan hasar” olarak nitelendirmek için kullanılan bir Siyonist askeri terime atıfta bulunuyor.
Tanıklıklar, aralarında yapay zekâya dayalı sistemlerin de bulunduğu gözetleme ve hedefleme sistemlerini, bombardıman kararlarının nasıl alındığını ve hedef alınan bölgelerdeki sivil varlığının ne ölçüde hesaba katıldığını ele alıyor.
Filmin vardığı sonuca göre bu tanıklıklar, çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesinin Siyonist suç niteliğindeki saldırıların öngörülen bir sonucu olduğu bir askeri sistemin tablosunu ortaya koyuyor.
25 dakikalık alkış
“Naza”nın Venedik’teki gösterimi geniş yankı uyandırdı. Salondaki izleyiciler filmi yaklaşık 25 dakika süren ayakta alkışla karşıladı. Bu, festival tarihinde kaydedilen en uzun alkış oldu ve geçen yılki festivalde “Hind Recep’in Sesi” (The Voice of Hind Rajab) filminin kırdığı rekoru geride bıraktı. Gösterimin ardından yapılan selamlama sırasında izleyiciler arasında Filistin bayrakları da görüldü.
Filmin etkisi izleyici tepkisiyle sınırlı kalmadı. Film, Venedik Film Festivali resmi yarışma bölümünde Jüri Özel Ödülü’nü kazanmasının yanı sıra festivaldeki “Green Drop” Ödülü ve “Edipo Re” Öğrenci Ödülü gibi çeşitli yan ödüllere de layık görüldü.
Film, ağırlığını yönetmenlerinin geçmişinden de alıyor. Abraham ve Szor, Batı Şeria’daki yerleşimci saldırılarını ve işgal politikalarını belgeleyen ve 2025’te En İyi Belgesel dalında Oscar kazanan “No Other Land” filminin ortak yönetmenleri arasında yer alıyordu.
Siyonist öfke ve soruşturmalar
Öte yandan “Naza” etrafındaki tartışma, sinema salonlarından hızla Siyonist siyasi arenaya taşındı. İşgal hükümetinin başı savaş suçlusu Binyamin Netanyahu filme saldırarak onu “şok edici bir kışkırtma” olarak nitelendirdi ve antisemitizmi körüklemeye katkıda bulunmakla suçladı. İşgal ordusu Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir de filmde yer alanları reddederek ordunun imajını çarpıttığını savundu. Ordu ise film ve kaynaklarına yönelik yasal adımlar atmayı değerlendiriyor.
Siyonist Kültür Bakanı Miki Zohar, yönetmenler Abraham ve Szor’un vatandaşlıktan çıkarılması çağrısında bulunarak çalışmalarını “devlete ihanet” olarak nitelendirdi. Bu tırmanış da işgal devletinde ifade özgürlüğü ile gazetecilik ve sanat faaliyetlerine ilişkin eleştirilere ve endişelere yol açtı.
Bu kampanya, “Naza”nın, yönetmenlerinin yalnızca mağdurların tanıklıklarıyla ya da Gazze Şeridi’ndeki yıkım görüntüleriyle yetinmek yerine askeri kurumda çalışmış kişilerin tanıklıklarına dayanmayı tercih etmesiyle, Gazze’ye yönelik savaşı bizzat İsrail toplumunun içinden ele alan en dikkat çekici belgesellerden biri hâline geldiği bir dönemde yürütülüyor.
(Kaynak: turkish.palinfo.com)
