"Ankara" Romanı ve Yolsuzluk Rejimi
Garibanım, fon yolsuzluğunu eleştirirken arkasına kocaman bir "ebedi şef" posteri asmış!
Ankara
Kendisi de sıkı bir Kemalist olan Yakup Kadri Karaosmanoğlu, 1934 yılında yazdığı "Ankara" romanında, 11. yılında rejimin içine düştüğü yolsuzluk batağını konu edinir.
Her zaman olduğu gibi yolsuzluğun ana kalemi imar yolsuzluklarıdır.
Çankaya köşkünden yürütülen Ankara'nın yeniden imarı, şimdi de bir asırdır aynı minval üzere devam ettiği gibi arsa spekülasyonları ve ranta dayalı imar düzenlemeleri ile "yandaşları" kısa zamanda ultra zengine dönüştürme ameliyesi olarak işler.
İşte Yakup Kadri Karaosmanoğlu da "saftirik" bir idealist olarak bu duruma isyan eder.
Tabi sözü rejime ve rejimin ana figürüne getirmeden. Çünkü rejim ve söz konusu figür, çoktan putlaştırılmıştır.
Bunu şimdi niçin yazdım?
Rizeli bir çay işçisi "fenomin"in fon yolsuzluğuyla ilgili videosuna denk geldiğim için.
Garibanım, fon yolsuzluğunu eleştirirken arkasına kocaman bir "ebedi şef" posteri asmış!
Kısacası bu memlekette yolsuzluk, doğrudan rejimin temelleriyle ilgilidir, rejimin başından bu yana ihtiyaç duyduğu, "halk için" ve fakat halka rağmen bir işleyişin ayakta kalabilmesi için gerekli olan yandaş zenginler peydahlama politikalarının bilinçli bir neticesidir.
Sahi, Hint alt kıtası Müslümanlarının Hilafet'in kurtarılması için Ankara'ya gönderdiği milyonlarca (bugün için milyarlarca) lira bağışa ne olmuştu?
(Şükrü Hüseyinoğlu / İslam ve Hayat)
