Yeni Türkiye, Yeni 28 Şubat ve Müslüman Dövme Aracı DAEŞ Sopası
Nâhak yere tutukladığınız o 22 Müslümanın, DAEŞ denilen Amerikan aparatına sizden daha karşı olduğunu çok iyi biliyorsunuz. Zira onlar ve bizler, DAEŞ'e ilkesel olarak karşıyız. Siz düzenin adamları ise konjonktürel olarak karşısınız. Şimdilerde konjonktür gereği nasıl ki bebek katili Apo necisini ve onun PKK'sını aklıyorsanız, yarın bir gün yine konjonktür gereği DAEŞ'i da aklayabilirsiniz.
843458105_2520514078470422_5167774424877479897_n
İçinden geçtiğimiz süreç, tam anlamıyla "Yeni Türkiye"nin yeni 28 Şubat süreci niteliği arz ediyor. Tam anlamıyla, İslam düşman ı karanlıklar prensi Doğu Perinçek'in 2014 yılında yaptığı "Cemaatlerin kökünü kazıyacağız" açıklamasının sahadaki uygulamasına tanıklık ediyoruz.
Nitekim, İncirlik üssüne yönelik bir protesto eyleminden dolayı karakola ifadeye çağrılan Fevziye Şenoğlu'na yapılan başörtüsüz fotoğraf dayatması ve orada kurulan ikna odası, "28 Şubatların" benzerliğine işaret ediyor.
Bu öyle bir 28 Şubat süreci ki, zaman zaman darbeci generallerin 28 Şubatını dahi geride bırakacak uygulamalarla karşımıza çıkıyor.
Furkan Vakfı gönüllülerinin Adana'daki barışçıl protestolarına yapılan müdahalelerdeki şiddet biçimi mesela.
Son olarak Kur'an'a Hizmet Vakfı'na yönelik bir şafak operasyonuyla yeni 28 Şubat bir kez daha çirkef yüzüyle kendisini gösterdi.
Bir gece yarısı, 80 yaşını bulmuş bir ilim adamı olan ve sohbet edip kitap yazmaktan başka faaliyeti olmayan Kul Sadi Yüksel hocanın kapısı koçbaşlarıyla kırılarak evi basılıyor, tam anlamıyla terörist muamelesine tâbi tutuluyor, eşzamanlı olarak Kahramanmaraş'ta vakıf gönüllülerinin evlerine de baskınlar yapılıyor ve DAEŞ iddiasıyla yaftalanmaya çalışılarak bu Müslümanların tüm hukuku ayaklar altına alınıyor.
Tüm bu işler de hafız olduğu ifade edilen bir içişleri bakanının yetkisi dahilinde gerçekleştiriliyor.
Beş günlük gözaltı süresi sonrası, Kul Sadi Yüksel hoca ve diğer Müslümanların onca polis arasında ve başları aşağı bastırılarak terörist muamelesiyle mahkemeye götürülme görüntüleri ve Sadi hocanın ev hapsiyle cezalandırılması, gözaltına alınanlardan 22 Müslümanın ise tutuklanması, ilk 28 Şubat'ta olduğu gibi kitapların suç aleti olarak teşhir edilmesi, yanı sıra dergi isminden örgüt peydahlama işgüzarlığı, yeni 28 Şubat hık demiş ilkinin burnundan düşmüş dedirten gelişmeler olarak öne çıktı.
Buradan yetkililere sesleniyorum:
Nâhak yere tutukladığınız o 22 Müslümanın, DAEŞ denilen Amerikan aparatına sizden daha karşı olduğunu çok iyi biliyorsunuz. Zira onlar ve bizler, DAEŞ'e ilkesel olarak karşıyız.
Siz düzenin adamları ise konjonktürel olarak karşısınız. Şimdilerde konjonktür gereği nasıl ki bebek katili Apo necisini ve onun PKK'sını aklıyorsanız, yarın bir gün yine konjonktür gereği DAEŞ'i da aklayabilirsiniz.
Şu güzelim Müslümanlara yaptığınızın zulüm olduğunu siz de biliyorsunuz. Tıpkı Temmuz başında sapkın Trump'ın rızası için bizlere yaptığınızın zulüm olduğunu bildiğiniz gibi.
Yapın bakalım, hesap günü var, cennet var, cehennem var. Elhamdulillah.
(Şükrü Hüseyinoğlu / İslam ve Hayat)
