Gazze soykırımında 71 bin yetim, 64 bin dul
Gazze Sosyal Kalkınma Bakanlığı acı rakamları açıkladı: avaş yılları boyunca yetim çocuk sayısı 71 bin 846’ya, dul kadın sayısı ise 64 bin 413’e ulaştı. Aynı dönemde geçimini kadınların sağladığı hane sayısı da yaklaşık 86 bine yükseldi.
020710
Gazze Şeridi’ne yönelik üç yıllık savaş, geride yalnızca evlerin ve tesislerin enkazını bırakmadı; on binlerce kişinin babasını, annesini, çocuklarını ve geçimini sağlayan kişiyi kaybetmesiyle Filistinli ailenin kalbine kadar uzanan derin bir toplumsal yara açtı. Kayıp, geçici bir olay olmaktan çıkıp bütün bir toplumun omuzlarına yük olan gündelik bir gerçekliğe dönüştü.
Gazze Sosyal Kalkınma Bakanlığı’nın açıkladığı rakamlar bu dönüşümün boyutunu ortaya koyuyor. Savaş yılları boyunca yetim çocuk sayısı 71 bin 846’ya, dul kadın sayısı ise 64 bin 413’e ulaştı. Aynı dönemde geçimini kadınların sağladığı hane sayısı da yaklaşık 86 bine yükseldi.
Bu rakamlar istatistik tablolarına sığdırılamaz. Bunlar, düzeni değişen binlerce ev, vaktinden önce büyüyen çocuklar, kendilerini yeni ve ağır sorumluluklarla karşı karşıya bulan kadınlar ve en ağır ekonomik ve insani koşullarda gelir kaynağını ve geçimini sağlayan kişiyi kaybeden aileler anlamına geliyor.
Geçimi sağlayan kişinin kaybı aile krizine dönüştüğünde
Gazze toplumunda babanın ya da evin geçimini sağlayan kişinin kaybı, evden yalnızca bir kişinin eksilmesi anlamına gelmiyor. Bu kayıp, gelirle, gıda ve barınma ihtiyacının karşılanmasıyla başlayıp eğitim, sağlık, psikolojik bakım ve sosyal korumaya kadar uzanan uzun bir ihtiyaç ve zorluk zincirini beraberinde getiriyor.
Geçimini kadınların sağladığı hane sayısının yaklaşık 86 bine çıkmasıyla binlerce anne katlanmış sorumluluklarla karşı karşıya kaldı: çocuklara bakmak, evin ihtiyaçlarını karşılamak, yoksulluk ve işsizlikle mücadele etmek ve bunların yanı sıra kayıp, yerinden edilme ve yıkımın etkileriyle baş etmek.
Öte yandan on binlerce yetim çocuk, erken yaşta kendilerine dayatılan yeni bir gerçeklikle yüzleşiyor. İstikrardan yoksun bu ortamda ailenin yalnızca maddi yardıma değil, koruma, bakım, eğitim ve psikolojik destekten oluşan bütüncül bir sisteme ihtiyacı var.
Savaşın ne demek olduğunu anlamadan dayanağını kaybeden çocuklar
Savaş yılları boyunca yaklaşık 72 bin çocuk kendini yetimler arasında buldu. Bu rakam, bombardıman durduktan sonra da varlığını sürdürecek insani bedelin bir yüzünü gözler önüne seriyor.
Gazze’de yetimlik; yerinden edilmeden, yoksulluktan, evin kaybından, eğitimin aksamasından ve süregelen korkudan bağımsız yaşanmıyor. Pek çok çocuk normal hayatın temel unsurlarını yitirmiş bir ortamda yaşıyor ve bu durum, gelecekteki ihtiyaçlarını ailenin tek başına karşılayabileceğinin çok ötesine taşıyor.
Ailelerin gerekli korumayı sağlama kapasitesinin zayıfladığı bu ortamda, ağır koşulların bazı çocukları okulu bırakmaya, erken yaşta çalışmaya ya da farklı istismar ve ihmal biçimlerine maruz kalmaya itebileceğine dair kaygılar artıyor.
Bütün bir ailenin yükünü taşıyan kadınlar
64 bin 413’e ulaşan dul kadın sayısı, Gazze toplumundaki bir başka dönüşümü daha ortaya koyuyor. On binlerce kadın kendini ailenin geçimini sağlayan ve birinci derecede sorumlu kişi konumunda buldu.
Bu kadınların karşılaştığı zorluklar eşlerini kaybetmekle sınırlı kalmıyor; buna yerinden edilme, yıkım, artan yaşam maliyetleri ve iş imkânlarının yokluğu ile en temel istikrar koşullarından yoksun bir ortamda çocuk yetiştirme sorumluluğu da ekleniyor.
Bu nedenle dul kadınlar meselesi yalnızca acil yardımlarla ele alınamaz; gelir, sosyal koruma, barınma, sağlık hizmeti ve çocuklarının eğitimini sağlayacak uzun vadeli programlar gerektiriyor.
Yara yaşlılara ve engellilere de uzanıyor
Savaşın etkileri toplumun en kırılgan kesimlerini de dışarıda bırakmadı. Sosyal Kalkınma Bakanlığı verilerine göre savaş sürecinde yaşlı sayısı 118 bin 876’ya, engelli sayısı ise 16 bin 963’e ulaştı.
Özellikle sağlık ve hizmet altyapısının büyük bölümünün yıkılması ya da hasar görmesiyle yaşlılar ilaca, sağlık hizmetine ve barınağa erişimde katlanmış güçlüklerle karşı karşıya.
Engelliler, yaralılar ve uzuv kaybı yaşayanların ihtiyaçları ise acil yardımın ötesine geçerek rehabilitasyon, tedavi, psikolojik destek, protez ve tıbbi malzeme temini gibi sürekli programları kapsıyor. Abluka, yıkım ve kaynak yetersizliği koşullarında bu ihtiyaçların karşılanması son derece zor.
Ailelerin kırılganlığını katlayan yerinden edilme
Can kayıplarıyla eş zamanlı olarak savaş geniş çaplı bir yerinden edilme krizine de yol açtı. Barınma merkezlerinde kalan yerinden edilmiş aile sayısı 2 bin 90 merkeze dağılmış halde 258 bin 927’ye ulaştı.
Yerinden edilme, bir bölgeden diğerine yalnızca coğrafi bir taşınma olmadı; alışılmış yaşam düzeninin dağılması, mahremiyetin ve istikrarın kaybı ve zaten kayıp, yoksulluk ve hastalıkla boğuşan aileler üzerinde ek bir baskı anlamına geldi.
Bu koşullarda yetim çocuk, dul kadın, yaşlı ve engelli birey yerinden edilmenin etkilerine çok daha açık hale geliyor; zira evin ya da istikrarın kaybı, zaten kötüleşmiş bir sosyal duruma yeni bir kırılganlık katmanı ekliyor.
Gıdanın ötesinde, toplumun geleceğine uzanan kriz
Bakanlık verilerine göre 1,2 milyondan fazla kişi kriz düzeyinde ya da daha ağır gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kaldı ve 530 bin hane ulusal yardım sistemine kaydedildi.
Tablonun asıl tehlikesi de burada yatıyor: Gazze’deki sosyal kriz artık bir öğün yemek ya da geçici bir barınak sağlamakla sınırlı değil; savaş, kayıp, yerinden edilme, eğitimin kesintiye uğraması ve temel hizmetlerin gerilemesi içinde büyüyen bütün bir neslin geleceğiyle bağlantılı hale geldi.
Babasını ya da annesini kaybeden her çocuk, geçimini sağlayan kişiyi yitiren her aile ve savaşın yıktığı her ev, askeri operasyonlar sona erip binalar yeniden inşa edildikten sonra bile yıllarca sürecek bir sosyal ihtiyaç anlamına geliyor.
Yardımdan insanı yeniden inşa etmeye
Bu veriler, uluslararası toplumu ve Filistinli kurumları acil insani müdahalenin ötesine geçerek savaşın uzun süreli etkileriyle baş edebilecek bir sosyal koruma sistemi kurma sorumluluğuyla karşı karşıya bırakıyor.
Yetimler, dul kadınlar ve geçimini sağlayan kişiyi kaybeden aileler için özel programların yanı sıra çocuklara psikososyal destek sağlanması, eğitime yeniden kazandırılmaları, engellilerin rehabilitasyonu, yaşlıların bakımı ve en kırılgan ailelere gelir kaynakları sunulması ihtiyacı öne çıkıyor.
Gazze’nin yeniden inşası da yalnızca yapılacak ev sayısıyla ölçülmemeli; toplumun yeniden bir arada durabilmesi, ailenin yeniden kurulması, çocukların korunması, kadınların güçlendirilmesi ve savaşın en ağır bedelini ödeyen kesimlerin topluma yeniden kazandırılmasıyla ölçülmeli.
Üç yılın ardından Gazze, enkazı kaldırmaktan çok daha büyük bir görevle karşı karşıya: Savaşın tam kalbinden vurduğu bütün bir toplumsal hayatı onarmak. On binlerce yetim ve dul kadından söz eden rakamlar yalnızca savaşın bilançosu değil; müdahale geçici yardımdan gerçek bir iyileşme, koruma ve insanı yeniden inşa etme projesine dönüşmediği sürece Gazze toplumunda uzun süre varlığını sürdürecek etkilerin göstergeleri.
(İslam ve Hayat / Palinfo)
