İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
FIKIH

“Asr-ı Saadet’ten sonra din siyasetin kontrolüne sokulmuştur”

İslam Tarihi Semineri’nde konuşan Ömer İslam, “Resulün devlet başkanlığı döneminde siyaset dinin kontrolünde idi. ondan sonra ise din siyasetin kontrolüne girmiş, bir daha da çıkamamıştır” dedi.

08 Kasım 2008 1 dk okuma 4,1B okunma
“Asr-ı Saadet’ten sonra din siyasetin kontrolüne sokulmuştur”
100%

 

Özgür-Der Çorum Şubesi'nde geçtiğimiz yıl başlatılan "İslam Tarihi Seminerleri" bu sene de devam ediyor. İslam :Tarihi Seminerleri'nin ilk konuşmacısı ise “ Dört Halife Dönemi ” konu başlığı ile Ömer İslam oldu.

Ömer İslam; tarih bilgisinin önemi değinerek başladığı konuşmasında şu tespitlerde bulundu; “ Siyer okumak, Kuran’ın hayata müdahalesini okumaktır. Sahih ve abartısız siyer bilgileri bize, Kuran’ın ona teslim olmuş bir topluluğu nasıl değiştirdiğinin somut örneklerini sunar. Resulullah sonrası Müslümanların tarihini okumak ise Kuran’ın hayattan çekilmesinin seyrini okumaktır. “ diyerek konuşmasına devam etti.

 

Ömer İslam, Hz. Peygamber’in vefatından sonraki süreci ve dört halife döneminde gerçekleşen olaylara değindiği konuşmasında “İslam tarihinde, Kuran’ın Müslümanların istikametini tayin eden birinci özne olmaktan nasıl yavaş yavaş çekildiğinin izlerini süreriz. Bu izler şu açıdan önemlidir. İçinde yaşadığımız toplumun İslam anlayışları, o günlerden başlayan yön değişikliklerinin bir sonucudur. Resulün devlet başkanlığı döneminde siyaset dinin kontrolünde idi. ondan sonra ise din siyasetin kontrolüne girmiş, bir daha da çıkamamıştır." diyerek sözlerini tamamladı.

Program soru cevap bölümünden sonra, 16 Kasım Pazar günü Ömer Kılıç’ın sunacağı “ Cumhuriyetin Kuruluş Süreci ” konferansının hatırlatılması ile sona erdi.

Paylaş

Yorumlar (3)

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.
Muradi 26 Ağustos 2018

Ana dili Arapça olmayan bir toplumda bu şekilde farklı ifadelendirmelerin olması normaldir. Önemli olan bu şekildeki ifade biçimlerinden ne kastedildiğini vahye bağlı olarak anlatabilmektir. Namaz, Oruç ve Abdest kelimeleri de Farsçadır. Fakat bunların neyi anlattığı bellidir. Müslim kelimesi de asıl olandır. Ancak Müslüman ismini kullananlar da farklı bir anlamı ifade etmiş olmuyorlar. Mesele sadece Arapça ise, o zaman Müslimler demek de doğru olmaz. Bunun Arapçadaki çoğul karşılığını kullanmak gerekir!

Ali Rıza Akdemir 26 Ağustos 2018

Muradi Bey,
Yazıyı iyi okuduysanız, yazar da Farsçadan gelip Türkçeleşmiş bir kelime olduğunu belirttiği Müslüman kelimesini, Müslim kelimesinin Türkçe karşılığı olarak kullanmakta bir mahzur yok diyor ve şunu ekliyor “yeterki altını vahye uygun biçimde dolduralım”.

Ayrıca bu ifadeden sonra bazı cümlelerde Müslim yazdığında parantez içinde “Müslüman” da yazmış bulunuyor. Bu sebeple sizin yorumunuzun yeni bir şey söylediğini zannetmiyorum.

Yorumlar; ya yeni bir şey söylemek ya bir yanlışı düzeltmek ya bir katkıda bulunmak ya da yazılanlara desteğini ifade etmek amaçlı olmalı değil mi? Sizinkinin amacını anlayamadım.

Muradi 27 Ağustos 2018

Ali Rıza bey hatırlatma için teşekkür ederim.Yazıyı hızlı okumaktan kaynaklanan bir yanlış anlama oldu herhalde.İlkin Müslüman isminin kullanılmasının yanlış olduğuna dair bir izlenim uyandığı için öyle bir yorum yaptım. Ancak yazıyı tekrar okuyunca yaptığım yorumun makaleye göre isabetli olmadığını anladım.Sizden ve Mehmet Pamak abiden özür diliyorum.

İlgili Haberler

Tümü →

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.