İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
GÜNCEL

Bâtılla uzlaşmama yolculuğu Hicret’in 1432. yılı

Bâtıla, cahiliyeye boyun eğmeyip, onunla ilkesel olarak uzlaşmayı reddeden tevhidi duruşun sembol eylemlerinden biri olan, beraberinde İslam’ın hakimiyetini, cahiliyenin ise yerle bir edilişini getiren Hicret’in yıldönümünü, bu kutlu inkılabı bu çağa taşıma bilinciyle idrak etmek gerekiyor.

07 Aralık 2010 1 dk okuma 4,2B okunma
Bâtılla uzlaşmama yolculuğu Hicret’in 1432. yılı
100%

İslam ve Hayat

Âlemlerin Rabbi yüce Allah'ın, insanlığı karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kendisini Kur'an'ın dâvetiyle görevlendirdiği elçilerin sonuncusu Hz. Muhammed ve ona tâbi olan ilk Kur'an nesli, Mekke cahiliyesinin baskılarına ve uzlaşma tekliflerine boyun eğmemiş ve neticede Mekke'de dâvet imkânlarının daralmasıyla evlerini barklarını, akrabalarını geride bırakarak imanları uğruna yurtlarını terk etmek zorunda kalmışlardı.

İlk olarak birinci ve ikinci Habeşistan hicretleri ile birkısım Müslümanlar Habeşistan'a hicret etmiş, ardından da Akabe biatları sonrasında Yesrib'in kapılarını İslam dâvetine açmasıyla Müslümanlar Hz. Peygamber tarafından bu beldeye yönlendiirlmeye başlanmıştı. Nihayetinde Hz. Peygamber (s) de, beraberinde Ebu Bekir (r. a.) olduğu halde çileli bir yolculuk sonunda Yesrib'e hicret etmiş ve Medine İslam Devleti'nin temellerini atmıştı.

İşte bu kutlu yolculuğun bugün 1432. yıldönümü. Bâtıla, cahiliyeye boyun eğmeyip, onunla ilkesel olarak uzlaşmayı reddeden tevhidi duruşun sembol eylemlerinden biri olan, beraberinde İslam'ın hakimiyetini, cahiliyenin ise yerle bir edilişini getiren Hicret'in yıldönümünü, bu kutlu inkılabı bu çağa taşıma bilinciyle idrak etmek gerekiyor.

Paylaş

Yorumlar (1)

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.
Hakan Biçer 07 Aralık 2010

Hicret konusu sembolik olarak önem taşıyan bir olay olduğunu kabul etmekle birlikte yıldöümü şeklinde bir vakaya dönüştürmek doğru mudur? Kur’an’da veya Resul’de (a.s.) böyle bir anlayış mevzubahis midir? Eğer yoksa nasıl bir dayanak üretebiliriz buna. Kanaatimce batılı kültürde yaygın olan yıldönümü anlayışının içselleştirilmemesi gerekir. Burayı kast ederek söylemiyorum. Genel olarak hatalı bir düşünüş olduğunu, bayramlarımız, Ramazan, Hac dışında her yıl tekrarlanan bir şey olmaması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Saygılarımla

İlgili Haberler

Tümü →

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.