İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
K
Konuk Yazar
30 Aralık 2012

Ailemizi Ateşten Koruyalım

Koruma işine temel yaratılış amacımız olan Allah’a karşı kulluk görevlerimizin gerçekleşmesi ve gerçekleştirilmesi ile başlanmalı, evler en büyük zulüm olan şirk pisliğinden arındırılmalıdır. Erkek ve kadın tüm aile fertleri Kelime-i Tevhid ile girdiğimiz iman kapısını muhafaza etmeyi öncelik bilmelidir. O kapıdan ihtiraslar, nefisler asla girmemeli, Allah’ın emirlerinin önüne geçilmemelidir. Bu kapıya sağlam imanlar, güçlü iradeler nöbetçi kılınmalıdır.

30 Aralık 2012 3 dk okuma 2,0B okunma
100%

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, acımasız, güçlü, Allah'ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vardır.” (66/Tahrim 6)

Acaba bu ayet tüylerimizi diken diken yapıyor mu? Yüreklerimizde endişenin, sıkıntının oluşmasına sebep olabiliyor mu? “Bizi yaratan, yoktan var eden Rabbimizin bu dehşet ikazından, mesajından dolayı neler yapmam lazım” diyebiliyor muyuz?

Hadi kendimizi ateşten korumaya çalışıyoruz diyelim, ehlimizi, ailemizi ateşten korumak nasıl olacak?

Belki bazılarımızın ilk defa tanık olduğu bu ayeti kerime, bir Müslümanın ailesinden mesul olduğunu, onların Mümin, muvahhid fertler olarak yaşamalarına gayret sarf etmek zorunda olduğunu bizlere aktarıyor. Hatta emrediyor. KORUYUN !

Kalabalık bir ortamda cüzdanınızı koruduğunuzdan daha fazla, işyerinizi, dükkanınızı sigortalayarak, kapısına bekçi koyarak koruduğunuzdan daha fazla, o güzelim gıpgıcır aracınızın çizilmemesi için gösterdiğiniz özenden daha fazla, kasko gibi yöntemlerle çalınma ve kazalara karşı koruma arzunuzdan daha fazla...

Evet, çok çok daha fazla ailenizi koruyun. Çünkü bu dünyevi unsurlar, telafi edilebilir. Ama yakıtı insanlar olan bir ateşle karşılaştıktan sonra telafisi yoktur. Geriye dönüşü yoktur. Ahlamak, keşkeler yoktur. Mazeret yoktur. Hepsi Allah katında artık geçersizdir.

Koruma işine temel yaratılış amacımız olan Allah’a karşı kulluk görevlerimizin gerçekleşmesi ve gerçekleştirilmesi ile başlanmalı, evler en büyük zulüm olan şirk pisliğinden arındırılmalıdır. Erkek ve kadın tüm aile fertleri Kelime-i Tevhid ile girdiğimiz iman kapısını muhafaza etmeyi öncelik bilmelidir.

O kapıdan ihtiraslar, nefisler asla girmemeli, Allah’ın emirlerinin önüne geçilmemelidir. Bu kapıya sağlam imanlar, güçlü iradeler nöbetçi kılınmalıdır.

O evlerde sadece Allah’tan yardım istenmeli, sadece onun sözü dinlenmeli, “bence böyle olur, bence şöyle olur” gibi nefsani düşüncenin önüne geçilerek “Allah ne olmasını istiyorsa öyle olur, O ne istiyorsa öyle olacak” anlayışı hakim olmalıdır.

Gözlerini haramdan koruyan, çekici gelen dünya ziynetlerini önemsemeyen bir ilişkidir bu evlerdeki aile ilişkisi…

Ateşten korumak evin iki büyük ferdi olan anne ve babayı kapsadığı gibi, bu evlerde babalar ve analar evlatlarını da her türlü batıl davetten, sapkınlıktan, boş meşgaleden yani ateşten sakındırmanın telaşını yüreklerinde hissetmelidir. Çocuğun rabbini doğru bilmesi, güzel ahlakı kuşanması, namazına sımsıkı sarılması için çabalar her zaman öncelenmelidir.

İyiliği emretmek ve kötülükten sakındırma görevi yerine getirirken insanlarla yıllarca uğraşıp, hiçbir fedakârlıktan kaçmadığımız zamanlar olmuştur. Ne için? Sadece bir kişinin imanına vesile olmak, şuur kazanmasına sebep olmak için…

Oysa tüm bu çabalarla beraber, evlerimizde bir fidan gibi bekleyen, ne verirsek onu alabilecek konumunda olan evlatlarımızı, kutsal hedeflere yönlendirerek, örnek bir muvahhid ve mücahid olarak insanların arasına gönderebilmemiz daha zahmetsiz görünmektedir. İşte bu yönlendirmeyi sağlayabilecek olan, vahyin terbiye ettiği, ideal Kur’an ailesidir.

Böyle bir aileyi oluşturabilmek, fertlerin üçer dörder katlı evlerde oturmalarından, iyi arabalara binmelerinden, birinci sınıf kolejlere evlatlarını gönderebilme arzularından, daha hayırlıdır.

Böyle bir aileyi oluşturabilmek, içerisine güneş doğan günden daha hayırlıdır.

Vahyin terbiye ettiği bir aile, hedeflediğimiz, dert edindiğimiz, Tevhidin ve adaletin hakim olduğu bir toplumsal dönüşümün gerçekleştirilebilmesi için zaruridir. Böyle bir dönüşümün dert edinilmesi ise her bir Mü’min yürek için kaçınılmaz olmalıdır.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 2

F Faruk Yvk 01 Ocak 2012

Eyvallah hocam çok önemli konuyu ele almışsınız
Yazılarınızı milat gazete den de takip ediyorum
Allah sizin gibi yazarlar dan Razı olsun

Tespitiniz ve tavsiyeniz de çok güzel. Her Müslüman’ın bu konu da dertli olması lazım.

Aile düzeni ıslah edilmeden “makul toplumsal hayat” diye de yorumlanabilecek salih bir toplumun vücuda gelebileceğini düşünmek, tümüyle yersiz ve de gerçeklere aykırı bir beklentidir.

“ İÇİNDE yaşadığınız toplumu değiştiremeye biliriz ama BİRLİKTE yaşadığınız topluluğu değiştire biliriz”

Evet hocam Allah’ın dediği gibi Bir mümin kendini ve ailesini bu ateşten korumalıdır . Henüz fırsat varken
İş işten geçmeden mazeret bildirmenin işe yaramadığı
gün gelmeden ailesini bu ATEŞTEN uzaklaştırmalıdır.

Onda ‘sükun bulup durulmanız’ için, size kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet kılması da, O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır.(Rum 21)

I ihsan yamaç 01 Ocak 2012

S.A HOCAM ALLAH RAZI OLSUN
Ailemizi dünyada iken cehennem ateşinden koruyamazsak Allah muhafaza ahirette insanların birbirinden kaçtığ, anne ve babanın evlatlarından evlatların anne ve babalarından köşe bucak kaçtığı o gün artık iş işten geçmiş olacak. çünkü cennet ve cehennem dünyada kazanılır..

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.