İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
28 Şubat 2013

AKP’nin Yaptığı “Kimlik Siyaseti” Değil mi?

İslam’ı daha başından “kişisel referans”a indirgeyen ve kimlik ve politika olarak Batının bâtıl, müfsid değer yargılarını benimseyen AKP, ne yazık ki bu bâtıl tercihi çerçevesinde kendi işine bakmakla kalmıyor, bu eklektik, bâtıl kimliğiyle kalkıp İslam’ı tanımlamaya, Müslümanlara istikamet göstermeye yelteniyor. Buna karşılık Müslümanlar kalkıp da “Hayır, İslam asla bir kültürel zenginlik değildir. Âlemlerin Rabbi’nin insanlık için seçtiği yegane hak dindir. Onun dışında kalan her türlü inanç, ideoloji ve felsefe ise bâtıldır, insanları dünyada da ahirette de ziyana götüren münkerattır” diye haykırmıyor.

28 Şubat 2013 3 dk okuma 10,5B okunma
100%

Başından beri Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) “Biz kimlik siyaseti değil, hizmet siyaseti yapıyoruz” şeklinde bir iddiası olageldi. Genel Başkan ve Başbakan Erdoğan da birçok konuşmasında bu vurguyu yaptı ve yapmakta.

Peki bu gerçekten böyle mi? AKP kimlik siyaseti değil de hizmet siyaseti mi yapmaktadır?

Öncelikle şunu belirtelim ki, kendisini başından beri “muhafazakâr demokrat” olarak niteleyen ve ortaya koyduğu politikalarla da neo-liberal, Batıcı, NATO’cu bir çizgide olduğunu ortaya koymuş olan bir parti ve iktidarın, tüm bu açık gerçeklere rağmen toplumsal algıda büyük bir yanılsamanın eseri olarak İslam’la ilişkilendirilmesi karşısında gerçekten de kimlik siyaseti yapmayıp “hizmet siyaseti”yle yetinmesini isterdik.

Parti kimliği ve politikalarını Batının laiklik, demokrasi, muhafazakârlık, liberalizm, kapitalizm, çoğulculuk gibi modern ve postmodern öğretilerine dayandıran, İslam’ı ise salt “kişisel referans”a indirgeyen bir politik yönelimin, kimlik siyaseti yaparak insanların din algılarını ifsad etmesindense, hizmet siyasetiyle topluma yol, su, elektrik kazandırması kendisi için de toplum için de faydalı olurdu!

Ne var ki gerçekte olup-biten hiç de böyle değil. Başından beri “Biz kimlik politikası değil hizmet poltikası yapıyoruz” deyip duran AKP, aksine başından beri koyu bir kimlik politikası yürütmektedir. Üstelik de, kurumsal anlamda referans edinmedikleri İslam’ı tanımlamaya, onu sınırlamaya, biçimlendirmeye kalkışan bir kimlik siyaseti…

Daha dün (27 Şubat 2013 Çarşamba) Erdoğan, Avusturya’da “Medeniyetler İttifakı Forumu”nda yaptığı konuşmada “Dinlerin bir ayrışma vesilesi değil bir zenginlik olduğunu” iddia etmedi mi? Ki bu iddia, İslam’ın yegane hak din olduğu gerçeği yerine onu "dinlerden bir din", "bir kültürel zenginlik" konumuna indirgemiyor mu? İslam'ı, bâtıl dinlerle aynı kefeye koyan bir söylem biçimini ifade etmiyor mu? Hakikat ve sabite tanımayan postmodernizmin, tüm inançları çoğulculuğun nesnesi kılmaya yönelik tanımlamalarıyla örtüşmüyor mu?

Yine Erdoğan çeşitli vesilelerle “İslam’la laikliğin uyumu”ndan söz etmiyor mu? “Kişi laik olmaz devlet laik olur, bir Müslüman laik devleti yönetebilir”, “Paranın dini imanı olmaz” diyerek, “İslam birliği” fikrinin yanlış olduğunu öne sürerek, bu çağda faizsiz ekonomi olmayacağını iddia ederek yaptığı, hizmet siyaseti mi?

Bu ve benzeri söylemlerle Erdoğan’ın yaptığı tam anlamıyla bir kimlik siyaseti değil midir? Üstelik İslam’ı modern ve postmodern Batılı yargılara göre tanımlayıp sınırlayan, İslam’ı Rabbimizin ona biçtiği “yegane hak din” olma ve hakla bâtılı ayırıp ayrıştırma konumundan alıp “diğer dinlerle birlikte bir zenginlik unsuru” şeklinde niteleyerek bâtıl dinlerle eşitleyen, böylece postmodernizmin “hakikatin çokluğu” ifsadına dayanan çoğulculuk felsefesini İslam’ın üzerine çıkaran, insanlık için yegane kurtuluş limanı olan bu bütüncül hayat nizamını salt “kişisel referans”a indireyen, İslam’ı laiklikle, liberalizmle, kapitalizmle barıştırmaya ve hatta sentezlemeye kalkışan yıkıcı, ifsad edici bir kimlik siyasetidir yapılan.

Bu yıkıcı, saptırıcı kimlik siyaseti karşısında Müslümanların suskunluğu ise hakikaten düşündürücü ve ibret vericidir. Laik bir sistemin yöneticileri tarafından, dinleri modern ve postmodern değer yargıları çerçevesinde tanımlanıp biçimlendirilmeye kalkışılan Müslümanlar, bu durumda nasıl suspus olabilirler? Baltanın sapını kendilerinden gördükleri için midir bu suskunluk, bu kabullenme hali?

Bugün Erdoğan’ın İslam’a dair yaptığı tanımlamalar ve Müslüman toplumlara yönelik Cidde’de, Kahire’de dile getirdiği kapitalist söylemler ve laiklik çağrılarını, sözgelimi Kılıçdaroğlu yapmış olsaydı bizimkiler yine böyle suspus olur muydu? Hiç zannetmiyorum.

Evet, İslam’ı daha başından “kişisel referans”a indirgeyen ve kimlik ve politika olarak Batının bâtıl, müfsid değer yargılarını benimseyen AKP, ne yazık ki bu bâtıl tercihi çerçevesinde kendi işine bakmakla kalmıyor, bu eklektik, bâtıl kimliğiyle kalkıp İslam’ı tanımlamaya, Müslümanlara istikamet göstermeye yelteniyor. Buna karşılık Müslümanlar kalkıp da "Hayır, İslam asla bir kültürel zenginlik değildir. Âlemlerin Rabbi'nin insanlık için seçtiği yegane hak dindir. Onun dışında kalan her türlü inanç, ideoloji ve felsefe ise bâtıldır, insanları dünyada da ahirette de ziyana götüren münkerattır" diye haykırmıyor.  

Bu durum karşısında, bu ülkede yaşayan Müslümanlar olarak, AKP’ye en azından “Laik sistemin laik bir partisi olarak lütfen elinizi İslam’dan çekiniz. Bu ifsad edici kimlik siyasetini bırakıp, illa siyaset yapacaksanız başından beri vaat ettiğiniz üzere hizmet siyasetiyle sınırlı kalınız” dememiz gerekmektedir.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 6

R r.d 01 Ocak 2012

“elinizi İslam’dan çekiniz. Yoksa siz Allah,ın adıyla aldatmayı çokmu sevdiniz.?” yahu kardeş bunda bir gariplik var .lütfen diye, diye bunlar ters anlıyor olmasın?...caydırıcı islami duruşların /kimliklerin hayat bulması duası ile..

Ö Ömer Karakaş 01 Ocak 2012

Şükrü abi kalemine sağlık, üzerinde durul(a)mayan bir konuda çok faydalı bir yazı olmuş.
Bu bağlamda hatırlarsınız Davutoğlu yakın zamanda “Kuran’ın en temel değeri insan onurudur. Demokrasinin de temelinde insan onuru yatar. İkisi birbiriyle çelişmez” demişti.
AKP’nin bu dönüştürücü rolü karşısında Müslüman çevrelerin iktidarla çatışmamak adına sessiz kaldığını üzülerek görüyoruz. Şimdi kendimize “alan mı açıyoruz” yoksa mevzi mi kaybediyoruz? Başka bir deyişle bu söylemler küfrün “merhale”si değil midir?
Bunu kendimize yakın bulduğumuz çevreler dile getirmezken AKP’ye itiraz yükselten üç beş cılız sesin de İslami terör bağlantısı gibi ithamlarla zaman içinde sindirilmeye çalışıldığını görüyoruz.
Hülasa, Müslümanlar BUGÜN nerede ve nasıl duracağını bilmeli, bedeli ne olursa olsun.
Çünkü O GÜN hiç kimse (Allah’ın) vereceği azab gibi azablandıramaz.

A ahmet 01 Ocak 2012

“İslam birliği” nin yanlış olduğundan bahsettiğini söylediniz Erdoğanın..Bu tam olarak nerede var..Ayrıca İslam birliği adınabir yapılanmada konuşmuşken bunun yanlış olduğundan bahsetmesi ne anlama gelir?

A abdikeçeli 01 Ocak 2012

"Bugün Erdoğan’ın İslam’a dair yaptığı tanımlamalar ve Müslüman toplumlara yönelik Cidde’de, Kahire’de dile getirdiği kapitalist söylemler ve laiklik çağrılarını, sözgelimi Kılıçtaroğlu yapmış olsaydı bizimkiler yine böyle suspus olur muydu? Hiç zannetmiyorum." diyorsunuz ya işte tam bu noktada diyorum ki ben keşke bunların hepsini chp yapmış olsaydı da insanlar biraz daha fark etselerdi sistemi veya rejimin ne olduğunu.
elinize sağlık Şükrü Hocam selametle kalın

U Uğur 01 Ocak 2012

1 mart 2013'te 1 mart tezkeresinin 10.yılı doldu.kapalı oturum olduğu için 10 yıl sonra tezkere görüşmeleri yayınlanacaktı.
ancak akp’nin yüreği yetmedi ve tezkere tutanaklarının açılmasına engel oldu.
herhalde“akp=amerikayı kalkındırma partisi” gerçeğinin ortaya çıkmasından korktu akp’liler.

I israfil ili 01 Ocak 2012

s.a
Hocam selamlarımı ve sevgilerimi iletiyorum öncelikle.Hizmet siyaseti yapıyorum diyerek iktidar olan bir parti İslamı aynen belirttiğiniz gibi kendi ve diğer işbirlikçilerinin çıkarları için istismar etmekte..
Alemlerin Rabbi olan Allah a havale ediyorum onları..

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Şükrü HÜSEYİNOĞLU — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.