İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Yasin AYDOĞAN
Yasin AYDOĞAN
14 Mayıs 2008

“ANNELER GÜNÜ”

Yaşlandığında, anne ve babasını bir kambur telakki eden ve huzur evlerine göndermenin derdine düşen az insan yok yaşadığımız toplumda. Sizce huzurevi, darul aceze, yaşlılar yurdu bu kadar çoksa bir ülkede, anneler-babalar günü kutlamanın anlamı var mıdır?

14 Mayıs 2008 4 dk okuma 8,9B okunma
100%

Her yıl, mayıs ayının ikinci Pazar günü, bütün dünyada anneler günü ve yine her yıl haziran ayının üçüncü Pazar günü de babalar günü olarak kutlanıyor. İlk kez nerede kutlanmaya başladığına dair araştırdığınızda Amerika’nın bir eyaletinde 1900’lü yıllarda hatta daha geriye giderek antik Roma devrinde kutlandığı iddiası ile karşılaşıyorsunuz. Meğer analara babalara Antik Roma’da değer verilmeye başlanmış da haberimiz olamamış. Ben ağlamayım da kimler ağlasın!..

 

Yeryüzünün ilk misafirleri, insanlığın ilk annesi ve babası, Hz. Havva ve Hz. Adem.

Kur’an’ın verdiği bilgiye göre, Vahy Hz. Adem’le gündeme geldi ve insana yol göstermeye başladı. Tabii ki haklarda vahy’le birlikte gündeme geldi. Biz her bir şeyin hakkını, neyin ne kadar hak sahibi olduğunu ancak Şanı yüce Rabbimizin insana teklifi olan ilahi vahy’den öğreniriz-öğrenmeliyiz.

 

İnsan vahy’e kulak vermediğinde hak mı kalır Allah aşkına? İnsana kalırsa hak-hukuk dağıtmak, yanmışız vallahi! Size yine sizin cinsinizden biri hak verecek? Bunun hiçbir garantisi yok... Rabbimiz hükmünde şeriki olmayandır. Kimin ne hakkı var, kimin hukuku ne ve nereye kadar bunu ancak Allah bilir ve bildirmiştir elhamdulillah. Ana baba hakkımı? Kur’an gibi pırıl pırıl kitabi-teorik, sünnet gibi berrak ameli-pratik kaynağımız, daha özetle ilk insanla başlayan vahy gibi eskimez, sönmez, pörsümez, bitmez, tükenmez, yıpranmaz, yok olmaz, kelam-ı ilahi varken antik Roma’dan yahut çağın somut firavunlarındanmı alacak-öğreneceğiz hak hukuku, ana baba hakkını?

 

Kur’ an çok açık olarak ,anne babaya mutlaka iyilikle, güzellikle davranılmasını öğütler, hizmette kusur edilmemesini, hatta “öf” bile denmemesini hassaten vurgular. (Nisa 36-En’am 151-Lokman 14,15-İsra 23)

"Ana-babasını dîne uygun hizmetleriyle râzı eden kimse, Allah’ı râzı etmiş olur, onları gazaplandıran, Allahı gazaplandırmış olur.” (İ.Neccâr)

 

“Anasına-babasına âsî olan mel’ûndur” (Hâkim)

 

Gelelim ciddi bir kalite kaybı yaşadığımız bu günlere. Yaşlandığında, anne ve babasını bir kambur telakki eden ve huzur evlerine göndermenin derdine düşen az insan yok yaşadığımız toplumda. Sizce huzurevi, darul aceze, yaşlılar yurdu bu kadar çoksa bir ülkede, anneler-babalar günü kutlamanın anlamı var mıdır? Zavallı atılmış-dışlanmış ana babalar ise, bir gün bile olsa evlerinde kendilerine yer bulma-ayırma fedakarlığı gösteremeyen hayırsız, yabancılaşmış evladının getirdiği bir demet çiçek için bile, Rabbimizin onlarda yarattığı şefkat ve merhamet duygusunun bir tezahürü olarak, mütehassis olup, dolu gözlerle tüm acılarını unutup çocuklarını bağırlarına basabiliyorlar.

 

İslam’ın terbiye ettiği örnek toplumlarda, terbiyeli, terbiye almış, Rabbinin hükümlerine seve seve teslim olmuş, yani alemlerin Rabbinin hükmüyle terbiye olmuş ve bu terbiye yöntemine baş-göz üstüne demiş toplumlarda, insanlar yolda karşılaştıklarında hal hatır sormayı ihmal etmezler. Mesela anadan babadan, hal hatırdan soracaklar, şöyle tevcih ederlermiş suali: Valide-i muhtereminiz nasıllar, afiyettedirler, sıhhatleri yerindedir inşaAllah?

 

Şimdi şöyle soruluyor: “Senin moruk hala yaşıyor mu?”

 

Kambur, yük, başa bela, sıkıntı, tahammülü zor moruk olarak algılanıyor ana babalar.

Tüm ana babalardan özür dileyerek...

 

Yaşlanınca ana babalar, evlatlar, evvelinden bir yer bulmanın telaşına kaptırıyorlar kendilerini. Şöyle punduna getirip fazla da dallandırıp budaklandırmadan işi kotarmaya, bir şekilde uygun bir yaşlılar yurdu, darul aceze bulmak için çırpınıyorlar. Sonra derin bir oohhh!

 

Büyük bir yükü sırtından atmanın engin mutluluğunu(!) yaşıyorlar.

 

Annesi seslenmiş oğluna: Yavrum!

Oğlu: Buyur anne.

Annesi: “Gel” demiş.

Oğlu : “Niçin anne?”

Annesi : “Gel bana ihtiyacın var.”

 

Sana evimde yer olmasa, seni evden atmaya çalışsam-atmış olsam da mı anne?

Seni 364 gün aramasam, sormasam, başka mekanlara layık görsem de mi anne?

Sana sadece yılda 1 gün değer versem, bir buket çiçekle gelsem de mi anne?

İnanın yine aynı cevabı verirler:

“Evet yavrum! Gel bana ihtiyacın var.”

 

Yılda bir gün değil, bir ömür bile çabalasak haklarını ödemiş olamayız.

 

Modern sapkın aklın dolmuşuna binmeyelim.

 

Cicili bicili, ambalajı süslü paketlerine aldanıp müşteri olmayalım.

 

Hak-hukuk, El Hakk olan Rabbimizin beyanlarından/direktiflerinden öğrenilebilir ancak.

 

Rabbimiz! Senin haklar diye sunduğun hukuka (Hukukullah'a) harfiyyen riayet edenlerden kıl bizi.

 

Allahım! İlahi hukuku bilen ve anlayanlardan eyle ki, kulların hukukuna (hukukul ibad) haksızlık etmekten kaçınalım.

 

Tüm ana ve babaların hakları mübarektir. Onlara o hakları Allah tebarek ve teala vermiştir.

 

Selam olsun iman-hidayet üzre olan ana babalara, iman-hidayet nasib olsun Allah’ tan uzak ana babalara.

 

Selam olsun yüce Allah’ın belirlediği ana-baba hakkını koruyan Salih evlada.

 

İman-hidayet nasib olsun, hak çiğneyen ve Allah’tan uzak yaşayan hayırsız evlada.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 2

L lokman Örskaya 01 Ocak 2012

unutmaya başladığımız tüm değerlerimizin en başına ne yazıkki bahsettiğiniz kambur-yük kurtulunması gereken-yeter artık dedirtenler, yani anne ve babalarımızı koymuşuz. bir sorumsuzluk, bir hayasızlık fırtınası esip kavuruyor ortalığı ve fırtınalı ortamda tutunulacak şeyler o kadar azaldıki. el birliği ile yok ettik o fırtınalardan rezilliklerden kurtulma dallarını, araçlarını. Kaygısızlık, sorgulamayıcılık, taklitçilik , körükörünecilik de ısrarlarımız Allah’ın onca eksiklerimize rağmen yaratılmışların en şereflisi , değerlisi dediği biz insan denilen yaratıklar ne yazıkki o payeyide elimizin tersi ile itmekteyiz. kendinin farkında olmamaya başlamış “ben kimim?” sorusuna cevap veremeyen hatta böyle bir soruyu bile aklına getirmeyen topluma döndük. böyle bir toplumun fertlerinden olan nesiller de ne yazıkki aynı olmaktadır. doğal olarakda evlat iken yaptıkları ve yapmadıkları ile anne baba olduğu zaman özlediği olmasını istediği şeleri aramakta ve beklemektedir. yanlışlarının ancak o zaman yani iş işten geçtikten sonra farkına varabilmiştir. çünkü akletmemiş, düşünüp öğüt almamıştır. çünkü vahy den uzak durmuştur. çünkü dünya hayatı mal ve çocukların süsüne kapılıp gitmiştir onca uyarıya , çağrıya rağmen. ortamda buna müsait hale getirlmiştir ve birilerinin istediği yine bizlerin sayesinde gerçekleşmiştir.. Allah razı olsun faydalanabileceğimiz düşünüp akletmemize yardımcı olacak ve akılda tutmamız geerkn bir yazı olmuş. bizler gibi ihtiyacı olanlarada bu yazıyı okumak nasip olur diye düşünüyorum.

O orhan polat 01 Ocak 2012

ALLAH IN selamı tüm mu min ümetinin üzerinde olsub sizi ALLAH selamıyla selam lıyorum
başta şunu belirtmek istiyorum yasın hocanıcamızı ALLAH razı olsun duyorum çok güzel bir noktayı açıklamış bize ve açıklamaşınıda çok güzel bi şekilde açıklamış bunu ayarter ışığında da ifade etmesi daha bi güzelik katmış ozuzden teşekür ediyorum yasın hocamızdan

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Yasin AYDOĞAN — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.