Bağımsız İslam Düşüncesinin Yokluğu Varlığımızı ve Geleceğimizi Tehdit Ediyor
Modern kavramlar bugün neredeyse ilahi kaynaklı imişlercesine İslami çevrelerde kabullenilir olmuştur. İslami siyaset iddiasındaki muhafazakar politik çevrelerin niteliksiz birikimleriyle batılı kavramları takiyye davranışı uzantısı olarak dillerine pelesenk etmeleri Müslüman kitlelerin zaten sıkıntılı din anlayışlarını tamamen dumura uğratmıştır. Bugün Müslüman siyasetçiler ve onlara destek veren kitleler neye nasıl inandıklarının farkına varamayacakları bir aymazlık içindedirler. Kur’an’dan değil de geleneğin yanlış din anlayışı ile modernizmin şirk içeren söylemleriyle beslenmiş –ya da zehirlenmiş– bir zihinsel alt yapıdan İslam düşüncesinin neş’et etmesini beklemek safdillikten başka bir şey olamaz.
Yorumlar 4
İslam coğrafyası bugün haçlı istilasına uğramış bir durumda. İslam dünyasının dört bir yanından feryatlar yükseliyor. Müslümanların tarihsel birikimini tekrar eden yada batılı “aydınlar”ın ürettikleri fikirleri piyasaya süren değil Rahman’ın ayetleri ile inşa ettiği aklıyla modern dünyaya islami bir perspektif sunabilen dünya çapında aydınlarımız maalesef bulunmuyor yada çok az bulunuyor. Malik bin Nebi’nin isabetle ifade ettiği gibi iç bünyemizdeki zaaflar bizi dış sömürüye müsait bir hale getiriyor. Bugün İslam dünyası fiili bir işgal altında olduğu kadar zihinsel bir işgal altında da bulunuyor. Modern kavramlar yazıda da belirtildiği gibi İslam’a uygunluğu hiçbir şekilde sorgulanmadan zihinsel bir altyapı olarak kullanılabiliyor. Buna direnebilmek için sağlıklı bir Dini/İslami algılayış gerekiyor. Bunu geleneksel bir anlayışla yapmak mümkün görünmüyor. Çünkü geleneksel dini algılayış modern dünyaya itiraz edebilecek bir potansiyeli barındırmıyor. İnsanlara modern dünyaya meydan okuyabilecek bir kimliği değil, insanlara yanlış bir teslimiyet anlayışını aşılıyor. Dolayısıyla bir taraftan geleneksel dini algılayışla diğer taraftan modern değerlerle hesaplaşmadan İslam coğrafyası için umut görünmüyor. Bu denli önemli konunun dile getirildiği yazının okunup tartışılması elzem görünüyor.
Sevgili Ahmet çok güzel temas etmişsin meseleye
Müslümanlar İslam deyince dört şekilde bir teczi(ayrıştırmaya) gidiyor.
1)İslamı sadece manevi ve ruh dünyasını tatmin eden insana Allaha sığınmanın verdiği huzurla mistik rahatlama içinde düşünmeleri
2) İslamı hukuk sistemi içinde düşünüp sadece ictimai(sosyal) hayatı düzenleyen kurallar manzumesi
3)Cenneti kazanmak ve cehennemden kurtulmak için yapılması gereken salih ameller bütünü
4) Bir milletin ve bir insanın İslam ile terakki(ilerleme) gösterip müreffeh saadet içinde yaşamasını sağlayacak ve üç kıta hakim olmasını sağlayacak emirnameler bütünü
Son olarakta bunu dördünün arasına almadım. 20. yy da ve 2. dünya savaşından sonra beliren bir anlayış ki önemli görüyorum: Seküler ve pozitivist batılı siyasi fikir akımlarının karşısında(sosyalizm, nasyonalizm, kapitalist demokrasi, liberalizm) fikir akımı olarak görme çabası.
Yukarıda dört madde olarak belirtilen gerçeklerin ne yalnız birisidir ne de birinden ayrılır İslam hepsiyle bir bütündür.
Kanaatimce İslami Vahdet bu anlama gelen bir gerçek olmalı...
Ahmet bey,
Allah razi olsun cok önemli bir sorunu gündemlestirmissiniz...
insaAllah bu konu düsünürlerimizin gündemine daha fazla girer de kendi simitlerimize kavusup bu okyanusta kurtulup ebedi ahiret hayatinin da mükafata nail olanlardan oluruz...
calismalarinizin hayirlara vesile olmasini rabbimden niyaz ediyorum...
"...Tefekkür etmenin hakiki manası bir kenara çekilip hayattan, insanlardan kopup bireysel alemlere yolculuk etmek değil İslam düşüncesinin hayata pratik müdahalelerine zemin oluşturacak çalışmalara omuz vermektir. .."
tamamen katılıyorum Ahmet bey kardeşim.Bir değerler piyasası oluştu sanırım.günübirlik,pragmatist ve politik bir dini söylem dönemindeyiz.Bunu aşmayı diliyorum.
