İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Veysi SELİMOĞLU
Veysi SELİMOĞLU
02 Aralık 2008

Birlikte İş Yapma Fıkhına Giriş

Daha yolun başında yapılması gerekenlerden biri; sorun ve problemlerin ortaya çıkması veya farklı görüşlerin oluşması durumunda, nasıl bir çözüm metodu izleneceğinin konuşulup bu konuda mutabakata varılması ve yola öyle çıkılmasıdır.

02 Aralık 2008 3 dk okuma 2,5B okunma
100%

Geleceğe yönelik asgari de olsa fıkıh belirlemede sağlıklı değerlendirmeler yapmaya çalışmak ve ona göre yola devam etmek, bir mücadele sürecinin teğet geçmemesi gereken bir zorunluluktur.

 

Mücadelede usul ve üslup hatalalarına düşmemek için her sürecin belirli zaman dilimlerinde değerlendirmeler yapmak, geleceğe ilişkin belirlemelerde bulunmak önemlidir. Tabii, bu değerlendirmeler İslami mücadelede tecrübe ve birikim sahibi kişilerin katılımıyla daha da faydalı hale gelecektir. Bu anlamda istişare kanallarının sürekli açık tutulması gerekir. 

 

Değerlendirme, yorum veya öz eleştiri yaparken şahıs veya kurumların isimlerini vermekten çok; olumlu veya olumsuz yaklaşımları/tutumları ortaya koymak daha hayırlıdır. Nefsin yönlendirmesiyle (dürtüsüyle) yapılacak  yorumlardan ve eleştirilerden Allah’a sığınalım. Aksi bir yaklaşım bizi Allah’ın rızasından uzaklaştırır, içten hesaplı bir yaklaşıma götürür.

 

1- İslami mücadelede birlikte hareket edecek bireylerin, vahiy kaynaklı tevhidi mücadeleye bakışları, bu mucadelenin temsilcileri peygamberlere, o mücadelenin yoldaki işaretlerine inanışları, tasavvur ve telakkilerinde benzeşme olmalı. Dini algılamadaki bulanıklık ve farklılıkların giderilmesine yönelik, daha yolun başında çalışmalar yapılmalı ve önemli konularda Kur’an endeksli mutabakata varılabilmeli. İnsanlar nasıl bir din anlayışına sahiplerse ona göre pratik sergilerler. Yapılması gereken ilk iş doğru bir din anlayışına ulaşmak olmalıdır. Doğru bir din anlayışına sahip olmayan insandan doğru bir pratik beklemek yanlıştır. Sağlıklı anlayış olmayınca sağlıklı kişilik ve amel olmaz. (Bilindiği gibi, Hz. Peygamber'in vefatından kısa bir süre sonra saltanat geleneği başladı. Siyasi ve mezhebi hizip çatışmaları baş göstermesiyle dini anlayışlarda bulanıklık dönemi başladı. Herkes iddiasının ve yorumunun doğruluğunu ispat için fetvalar üretmeye başladı, kendi yorumunun doğrululuğunu dayatır oldu.) Yakın geçmişe kadar İslami anlayışlar bu yanlışlarla devam etti. İslami mücadelenin İslami bir özellik taşıması yakın dönemde örnek şahsiyetlerin çabaları sayesinde İslami bir renge bürünerek İslam coğrafyasına yayıldı. Ancak bu yayılma ve ithalde yerel koşullar dikkate alınmadan düşünce ve yöntemler aynen taklit edildi. Destekleme ve haklı görme ayrı şey, mücadele yöntemi ayrı şeydir. Bu manada mücadele yöntemlerimizi de iyi tahlil edip istişare ederek birlikte yola koyulmalıyız.

 

2- Geçmişte veya bugün devam eden eksikler ve zaaflarımız olabilir. Bunları özeleştiriye tabi tutarken mutedil olmakla birlikte cesaretli de olmalıyız. Meseleleri şahıslaştırmadan, varsa olan tabularımızı kimseyi kızdırmadan yıkmaya çalışmalıyız. Kişileri eleştirmekten ziyade yaklaşımlarını eleştirmeliyiz. Eleştirilmesi gereken tutum ve davranışların yeri zamanı ve ortamı önemlidir. Geciktirilmemeli, biriktirilmemeli. Aksi halde zamanla dostlara olan sevgiyi azaltır, içten hesaplaşmaya götürür. Eleştiride, açık olma samimiyet ve Allah rızası gözetilmelidir.

 

3- Fikri, yöntem, hedef ve pratikte belirsizlikler olmamalı. Rastgele katedilmiş mesafeler bizi ters köşelere yönlendirir. Yola çıkmış bir hareketin “nasıl bir yöntem” sorusu yanlıştır. Fakat yolda var olan yöntemi revize etmek gerekebilir. “kervan yolda düzülür” atasözü buna işarettir.

 

Daha yolun başında yapılması gerekenlerden biri; sorun ve problemlerin ortaya çıkması veya farklı görüşlerin oluşması durumunda, nasıl bir çözüm metodu izleneceğinin konuşulup bu konuda mutabakata varılması ve yola öyle çıkılmasıdır. Bu yolda yürürken, aynı davaya baş koyduğunuz kardeşleriniz arasında gerek fikri gerek pratikte zaman zaman farklı düşünceler ortaya çıkabilir. Yeri geldiğinde farklı yaklaşımların ortaya konulması, mücadeleye ve kimliğe karşı çıkıldığı anlamına gelmez.

 

Beraber yola koyulmuş Müslümanlar çözüm noktasında istişari gruplar oluştururlar. Sorunları kişiselleştirmeden orada müzakere ederler. Çıkan karar sorumluluğu birlikte yüklenmiş bütün bireyleri bağlayıcı olur. Muhalif düşünen dostları da alınan kararları verilen görev ve paylaşımları aynı içtenlikle kabul ederler. Bir meselede (dini algılamadaki bulanıklıklar hariç) muhalif veya farklı düşünmek mücadelede gevşemeyi gerektirmez. Kardeşlerimiz istişare edip çözümde bir karara varmışlarsa, bize düşen sorumluluk bilinci; onlarla birlikte kol kola omuz omuza yürümeyi ve gücümüzün en üst limitinde kardeşlerimize yardımcı olmaktır. 

Paylaş X Facebook

Yorumlar 8

O Orhan Albayrak 01 Ocak 2012

Dogru bir fikirle ortaya çıkan peygamberin bir kaç sene içinde ortaya koydugu şahitlik ve baş döndürücü gelişmeler tarihe malolmuş bir sahnedir.Bir le başlayan mücadele de gelinen nokta fikrin gücünü açıkça ortaya koymaktadır.Birlikte yola çıkan bir topluluk için fikri birliktelik olmazsa hiç bir şey olmaz kaanatindeyim.Bu birliktelikten sonra mücadelenin fıkhı Veysi abimizin de belirttiği gibi yolun durumuna göre yani cari olan fıkha göre şekil alır.Kur’an eksenli olmak kaydıyla fıkhın yönü yaşanılan şartalra göre belirlenir.Önceden belirlenen katı ve degiştirilemez ilkeler belirleyerek yola çıkmak taassubuda birlikte getirir.İlkesel bir tavır olarak birlikte iş yapacak insanların fikri birliktelikten sonra yapacakları açılım istişare etmek olmalıdır. Dile getirdiğiniz bu önemli yazı için elinize saglık.Umarım bu yazı güncele dönüşür ve hayatımızdaki yerini alır.Selam ile...

H hikmet erturk 01 Ocak 2012

Orhan beyin ''Birlikte yola çıkan bir topluluk için fikri birliktelik olmazsa hiç bir şey olmaz kaanatindeyim.'' sözü çok göreceli bir ifadedir.Üstelik böyle bir düşünsel birlikteliğin sağlanması şuan için mümkün görünmüyor.Sayın yazarımızın açıklamalarıda iyi niyetli samimi duygular olarak değerlendirilebilir.Fakat bizlerin yaşadığımız coğrafyada ne yapıp ettiklerimizle alakalı çok ciddi gözlemler yapmamız gerekir.Hayatımızın bütünsel zamanı içerisinde cahili değerlerden aldığımız fikri beslenmeleri Kuran dan aladığımız vahyi doğrular bertaraf edebiliyormu.İşin konuşulan kısmını bir kenera bırakıyorum yapılanlarla ilğili değişen bir şeyler varmı.Geçen bir proğramda sol düşünceli bir yazar hindistandaki bombalama olaylarını değerlendiriyordu.Türkiyeden 2000 kişinin çeşitli bölgelere cihad için gittiklerini söylüyor ve bir eklemede bulunuyordu.Gidiyorlar ama takip ettiğimiz kadarı ile bizim laik eğitim sistemimizden geçtikleri için komutanlarına sürekli itiraz ediyorlar.Sürekli neden buraya gidelim neden kendimizi tehlikeye atarak eylem yapalım gibi sorular soruyorlarmış.Bu konuyu daha öncede duymuştum.Çeçenistana giden mücahitlerin özelliklerini o gurubun komutanına sormuşlar.verdiği cevaplar çok ilğinç geldi bana; türkiyeden giden mücahitlerin arkadaşlarını sürekli tekfir ettiklerinden, dedikodu yaptıklarından, fazla harcamalar yaptıklarından,ailelerini fazla özleyip operasyonları tehlikeye sokacak şekilde guruptan ayrılıp geri döndüklerinde ve bü sürü şeyden bahsediyordu.Demek ki canlarını vermeye giden bu müslümanların bile alt kültürleri var.Geçmişte yetiştikleri coğrafyalar,aile ortamı,yetişme şekilleri,aldıkları eğitimin şekli ve bir sürü şey bunları etkiliyor.
öyle görünüyor fertlerinin psikolojileri sağlam islami ailelerimiz henüz yeterli değil.Bizler öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki daha müslüman büyük ailelerini görememiş nesillerimiz var.belki önemsiz görebilirsiniz ama toplumumuzda kaç kişi tevhidi manada müslüman dedesini görmüş onun şefkati ile büyümüştür ki ? Müslüman anne baba çocuklar büyükbabaları ve büyükannelerinin bir arada olduğu bir aile.belkide ilk önce müslüman olarak yaşlanmayı önemsemeliyiz ki böylelikle bir neslin tecrübeleri olarak çocuklarımız bu tecrübeleri taşıyarak yolarına kaldıkları yerden devam etsinler.nesiller arsında kırılmalar olmamalı ve kalındı yerden devam edilmeli.Böyle olursa sürekli başa dönerek yeniden başlamak durumunda kalmaktayız.üstelik daha bizlerin tevhidi manada geleneklerimiz bile oluşmamıştır.Biz müslümanlarında sürekli yapageleceğimiz geleneklerimiz de oluşacağı bir sürecen tamlanması gerekmektedir.Doğal süreçlerede iyi niyetli olsak bile olsa müdehale etmemeliyiz.Bırakalım bazı şeyler zoraki olmasın doğal süreçler oluşsun.İpekböcekleri salgıladıkları bir tür madde ile üzerlerine koza örerler ve kozanın içerisine kendilerini hapsederler. Sonra zamanla kozayı delmeye başlar. Bu süreç içerisinde kanatları oluşur ve çalıştığı içinde güçlenir ve kozayı delerek uçup giderler. Oradan geçen birisi ipek böceğinin bu çabasını görünce iyi niyetli olarak acıyıp ona yardımcı olmak ister. Bu kadar uğraşmasın hemen kozadan çıkıp gitsin diye kozayı hafifçe deler. Fakat ipekböceğinin oluşum süresi erken tamamlandığı, yeterince çalışıp emek sarf edip güçlenemediği ve kanatları oluşmadığı için dışarı çıkıp uçmaya kalktığında uçamaz ve yere düşer, korumasız bir şekilde başka canlılara yem olarak hayatını kaybeder. Öyleyse bizlerde İslami mücadelemizde adım atarken süreci tamamlamak, çileyle yoğrulmak, pişmek ve güçlü bir şekilde kavgaya atılmak zorundayız.hakkınızı helal edin.

B bahattin urlu 01 Ocak 2012

Veysi kardeşimizden Allah razı olsun, düşüncelerine katılmamak mümkün değil.Kur’an ın ifade ettiği itikad dışında itikad oluşturmadığınız, resulün yapmadığı bir ameli ortaya koymadığınız müddetçe farklı düşünebileceğinizin bilinciyle müslümanlar birlikte iş yapmak zorundadırlar...Zamana bırakalım ,bu müslümanlardan bir numara olmaz yaklaşım biçimi islami görülemez.Kur’an da tanıklık eden hiçbir peygamberin hayatında bunu göremeyiz.Biz birlikte ve beraber hareket etmek zorundayız zira müslüman kalmamız ve müslüman can vermemiz buna bağlıdır.Müslümanlarla iş yapılamıyor demek yerine adam gibi programlar ile birbirine müsamaha ederek kızmadan, küsmeden yapılacak işin bir ucundan tutmayı tercih etmek gerekmektedir.Yanlışları görenler tecrübe edinirler ancak mücadeleden ve mücadele azminden kopamaz, hele hele bireyselliği kabullenerek seyirci olmayı yalnızca eleştirmeyi değil ıslah etme yolunu tercih etmelidirler.İçinde bulundukları grubu eleştirenler ve bu meziyeti kendilerinde görenler daha iyisini yapmak yerine Allahın adamı olmak yerine hayatın adamı olmaktadırlar.“YALNIZ SANA İBADET EDER VE YALNIZ SENDEN YARDIM DİLERİZ...”“SAKIN BALIK SAHİBİ GİBİ OLMA” ... gibi buyruklar var iken kenarda durmak ,ideal bir toplum yok diyerek ideal toplum olma yolunda gayret göstermemek ne ile izah edilebilir.Hayatın akışına bırakalım diyenler resullerin yaşadıkları toplumda niçin hayatın akışına müdahele ettiğini düşünmelidirler.Haydi yeter örtülerimize (BAHANELERİMİZE) büründüğümüz ,kalkalım ve örgütlü bir şekilde uyaralım ,sonuç almayı değil şahitliği önceleyelim.Selam yaşamları ile şahit olanlara....

R Ramazan Çelikal 01 Ocak 2012

Birlikte iş yapmak gerçekten zor zanaat. Ancak başarmak zorundayız. “BU MAÇI ALACAZ BAŞKA YOLU YOK” tezahüratı var ya, işte bizimki de aynen böyle. Bu yolculukta birşeyleri başarmak gayemizse ve başka da yolu yok ise Allah’ın izniyle biz bu maçı alacaz. Veysi kardeşimiz bu meseleye güzel bir giriş yapmış. Özellikle üç maddede temellerini saydığı birlikte iş yapma fıkhına özelde katılmakla birlikte yorumlarıyla katkıda bulunan Hikmet Ertürk kardeşimizin/Abimizin? henüz bir islami yaşam kültürümüzün oluşmadığı düşüncesini önemsiyorum. Fikri birlikteliğin yüzde yüz benzeşmesi mümkün olmayabilir, yaşadığımız coğrafyada müslümanların yaşadıklarını göz önüne aldığımızda ki zaten bunun on yıllar alacak bir süreç olacağı kanaatindeyim. Vahyin gölgesinde, ona sığınarak yola koyulmak karşılaşacağımız sorunlara doğru çözümler üretmemizi sağlayacaktır. Aslolan kendimizi ne kadar bu çabaya adadığımızdır. Kıyısından köşesinden, dostlar alışverişte görsün, kabilinden bir çabaysa fikri düzlemde bir olmuşsun ne yazar. Niyetim klasik/genel büyük laf etmek değil, hayatının temel hedefi Allah’a kul olmayı başarabilmenin yollarını aramaktır. Tekrar Veysi kardeşimizin makalesine dönersek; Doğru bir din anlayışı, Özeleştiri de samimiyet, Hedef birliği, birlikte iş yapmanın önemli temel taşlarıdır. Bence teknik anlamda daha fazla önemsenmesi gereken hedef birliği yada başka bir tabirle aynı sıkıntının sancısını duyan insanların bir araya gelmesi meselesidir. Çünkü bu olmazsa meydana gelecek zorluklarda aynı duyarlılığı herkesten bekleyemezsiniz. İşin sancısını duymak çözüm üretmenin yarını teşkil eder. İnsanoğlu isterse başarılamayacağı pek birşey yoktur. Yazarımızın söylediklerine şunu da ekleyebilirim; İdealist olmak güzel bir şeydir, Ancak; saplantı oluşturmamalı. Birlikte iş yaptığın insanların katkıları seni idealine daha fazla yaklaştırabilir. Şunu demek istiyorum: BERABER DAHA GÜÇLÜ OLUYORUZ. Allah’a emanet olunuz.

O Orhan Albayrak 01 Ocak 2012

Öncelikle hikmet kardeşimizin belirttiği hususlara aynen katıldığımı belirtirim.Eline sağlik. Ancak yorumumum anlaşılmadığını gördüm.Doğru bir fikir ve fikri birliktelik kavramı Kur’an eksenli düşünmek diye telakki edilmeli.Şu an bir oluşum süreci yaşanmaktadır.Dayatma ve değişmez ilkelerle yolaçıkma gibi bir yapılanma kaldırılamaz.zaten yorumum dikkatli okunursa bu hususlar açıkca belirtilmiştir.Selam ve sevgi ile....

B burhan POLAT 01 Ocak 2012

ALLAH hın selamı tüm mümün kardeşlerimin üzerine olsun veysi abemize çok teşekür ediyorum gerçekten önemli bir noktaya deym yapmış ve çok güzel açıklık getirmiş ama bunun la beraber şun ları söylemek isterim 3- noktaya dikat çekilmsinini ve bunun la beraber bunu söleme gereği duydum bir kısmının o işe sıcak bakmadığı taktirde o birlikte iş yapmayı bir kenara
bırakılmaması gerekir diye düşünüyorum çün kü o işte birkişi bile olsa eyer ALLAH rızası doğrultusunda yapılıyorsa ve bunu çabalıyorsa gitiğiyere kadar devam etmesi gerekir diye düşünüyorum ve geri kalan durumu ALLAH a sığınması ve ondan güç ve kuvet istamesi gerekir çünkü eyer biz bir işi yaptığımızda ALLAH ın güçüne ve kuvatine sığınacaksak bu birlikte olsun tek olsun bu başarıyı kazanmış anlamına geliyor çünkü biz amaç etiğimiz şeyin doğrultusunda yürümüş ve amaçlamışızdır başarısız bile olursak bu ALLAH katın da başarıdır diye düşünüyorum çünkü biz hedefimiz doğrultusunda yapılması gereken çabanın vazlasınıda harçamısızsak bu bir başarıdır çünkü bizbu dunyada başarmamışak bile bu bizim için daha hayırlıdır

M mehmet gönül 01 Ocak 2012

Selamün aleyküm.Veysi kardeşten Allah razı olsun.yazısının temel vurgusu birlikte iş yapmak yani Kuran rehberliğinde ve Rasulünün örnekliğinde birlikteliği yakalamak.
Kuranın temel vurgusu da cemaat olmaktır.Yani hayra çağıran iyiliği emreden kötülükten nehyedren,Allaha tevekkül eden,istişareyi önceleyen,bir zulümle karşılaştıklarında topluca karşı duran bir topluluktan bahseder kuran.
ibadetlerimiz rabbanı olduğu gibi metodumuzun da rabbanı olması gerektiğini kurandan öğreniyıoruz.
Hadid suresi 27 nci ayette Allahın rızasını kazanmak için kendilerine vahiy olarak bildirilmediği halde
ruhbanlığı ürettiklerini görüyoruz.ve kendilerinden asla razı olunmayacak bir durum.
Dolayısıyla vahyin rehberliğinde birliktelikle bir duruş sergilemek, ifsadın ve zulmün ortadan kalkması için mücadele etmeliyiz.
Tabii burada beş nokta ön plana çıkıyor.Bilinç,fedakarlık,samimiyet,sabır ve merhamet.
İşte bu beş nokta birlikteliklerin çimentosu gibidir.
Allah razı olsun.çok güzel yazmışsınız.selam ve dua ile

I ihsan polat 01 Ocak 2012

veysi abemizden ve bütün müslüman kardeşlerimde ALLAH razı olsun. bu konuyu ele almakla aslında bizlere çok şey kazandırabilir ancak ben bu konuda bir şeyler eklemek istiyorum.İnsanları gerçek anlamda iyiliğe ulaştıracak olan en temel ahlak özelliklerinden biri “fedakarlık”tır. Fedakarlık; insanın sahip olduğu, sevdiği, değer verdiği şeylerden hiç düşünmeden ve seve seve feragat edebilmesidir. İnandığı değerler ya da sevdiği insanlar uğruna gerektiğinde her türlü zorluk ve sıkıntıyı göze alabilmesi, bu konuda elinden gelenin en fazlasını yapabilecek şevk, azim ve iradeyi kendisinde bulabilmesidir. Kendi menfaatleriyle, inandığı değerler ya da sevdiği insanların menfaatleri arasında seçim yapması gerektiğinde kendi çıkarlarından vazgeçebilmesi, bu uğurda maddi manevi her türlü özveride bulunabilmesidir.
fedakarlık kavramını, tüm bu yönleriyle ele alarak, fedakarlığın müminlerin yaşamlarının her anına hakim olması gereken en önemli ahlak özelliklerinden biri olduğunu, Allah’ın rızasını kazanabilmek için Kuran’da bildirilen bu ahlak anlayışının tam olarak yaşanması gerektiğini bilmeliyiz.Müslümanların çok güçlü bir fedakarlık anlayışı içerisinde hayırlarda yarışmalarının ve bu özellikleriyle birbirlerine örnek olmalarının hem dünyada hem de ahirette çok büyük hayırlara vesile olabileceğini umut ediyorum

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Veysi SELİMOĞLU — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.