İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Mehmed MAKSUT
Mehmed MAKSUT
19 Aralık 2009

Biz ve Sorumluluklarımıza Dair

O halde bizler bilincimizi kendi haline bırakmamalıyız; çünkü bilincimizi kendi haline bıraktığımız an çevrenin kopyası oluruz. Kendimize gelmeliyiz ve kurtuluş için sağlıklı bir benlikle var oluş mücadelesine gücümüz nispetince girmeliyiz.

19 Aralık 2009 4 dk okuma 4,0B okunma
100%

Hayatın bayağılaştı, zalimlerin gayrı meşru olan güçlerinin hukuk adıyla meşrulaştırıldığı dünyada her gün hayata uyanıyoruz. Tabiî ki bu uyanış bedenen gerçekleşiyor. Uyandığımız her gün bize yeni sorumluluklar yüklüyor. Elbette bu sorumluluklar ehemmiyet açısından farklılıklar arz etmekte. Hatta insanların kaygılarına ve inançlarına göre de bu farklılıklar hayata tezahür edebilmekte. Bu doğaldır. Fakat hayatın içindeki insanlarda özellikle de Müslümanlarda doğal olmayan bir şey var: Sorumluluklarıyla yüzleş(e)memek, onlarla hayata merhaba diyememek sorunu. Vahyin sorumluluklarını, vahyin önderliğinde, hayatın gündemine taşıma ve vahiyle tanışmamış insanları bu ilahi ilkelerle tanıştırma sorumluluğu.

Evet bugün böyle bir sorumluluğumuzun var olduğunu ve bunu bize bahşedenin de Allah olduğunu bilmemiz gerekir. Eğer inanmış isek( ki inanmak sorumluluk almaktır ) o zaman bu sorumluluğumuzla tekrardan tevhidi bilinç temelinde yüzleşmemiz gerekmektedir. Oysa yıllarca güçlü, organizeli ve  kuşatıcı bir şekilde hakkıyla bu görevimizi yap(a)madığımızı -söylemeye dilim varmıyor- ifade etmemiz gerekmektedir. Bunun  en somut delili evlerimiz, dostlarımız, akranlarımız, sokaklarımız ve toplumumuzdur.İçinde yaşadığımız toplum ve çevre, insanları Kuran’dan uzaklaştırmak isteyenlerin gücüne denk gelecek bir gayrete bizler tam olarak girişemedik ve insanımızı Kuran’la aydınlatamadık. Muhakkak bunun birçok sebebi olabilir. Bunları kendi dönemimizde gelecek adına sorgulamamız gerekmektedir. Oysa  Peygamberler gibi hakkaniyet çerçevesinde, toplumla mücadele pahasına da olsa rabbani ilkeleri insanlara ulaştırma noktasında tam anlamıyla görevlerimize eğilmedik. Yapmamız gereken bu görevlerimizi ertelemek değil aksine yaşadığımız süreçte gündemleştirmek gerekir. Bunun  geçici olmaması için sürekliliğin olması gerekmektedir. Bugün yaşadığımız toplumun bireyleri Kur’an’dan uzak bir yığınlar bütünü halinde hayatına devam etmekte. Üzücü olan ise Müslümanların bu vahim durum karşısındaki  diğer gamlığıdır. Müslümanların,  cehalet içindeki halktan bu kadar uzak kalmaları ve bildikleri ğerçeği sürekli birbirlerine aktarmaları, gerçek sorumluluklarını ifa ettiklerine kanıt olmasa gerek.

Tüm bunları gördükten sonra gelişim adına, bize dayatılan vahiyden uzak suni kalıpları kırıp hayat alanlarımızı genişletmemiz lazımdır. Bunu yapmadığımız takdirde hayatta dayatılan  sınırlar içerisinde ya kayboluruz ya da birkaç kişiyle hayatın içindeki yanlışlıklara ses çıkaramayan, müdahil olamayan bireyler olup gideriz. Peki hayat alanlarımızı nasıl genişlete biliriz ve hayatın bütününü kapsayan evrensel bir İslami yapıyı küçükte olsa kendi toplumumuza nasıl intikal edebiliriz? Soru sormak çok önemlidir. Zira her gelişimin altında makul sorular vardır. Bazı sorular var ki cevaplardan daha önemlidir. O zaman işe kendimize sorular sorarak başlayalım… Sorularımızı Kuran’ı, Nebevi hayatı, yaşadığımız çağı ve zamanı  dikkate alarak, cevaplamaya girişmeliyiz. Soru sormaktan korkmamalıyız; çünkü korkular insanı yıpratır ve esarete sürükler. Öyle sorular sormalıyız ki, sorularımız bizi uyandırmalı. Bizi bilinçli hale getirmeli. Çünkü kendi farkında olmayan birisi ne görevlerini ifa edebilir ne de yaşadığı zulmü, adaletsizliği  görebilir. O zaman bizim acil olarak kendi öz benliğimize dönmemiz gerek. Bu da makul sorularla; samimi Müslümanlarla, ortak paylaşımlı vahiy zeminlerinde gerçekleşebilir. Güvenli ve istikrarlı bir diyalogla kendimize gelip, toplumu cahil bırakmakla ömürlerini uzatan gayri İslami kişilere karşı kenetlenmiş bir yapı oluşturma gayretine girmeliyiz. Bu da özümüzü Kuran’ın özüne uydurmakla gerçekleşebilecek bir durumdur. Kısaca bizden istenen özüne uygun bir şahitliktir. Rasulullah sorumluluklarını yerine getirdiğine dair  ümmetini şahit tuttu. Acaba biz cahil bırakılmış olan ümmetin mazlum fertlerine karşı, sorumluluklarımızı yerine getirdiğimize dair kimleri şahit tutacağız?

O halde bizler bilincimizi kendi haline bırakmamalıyız; çünkü bilincimizi kendi haline bıraktığımız an çevrenin kopyası oluruz. Kendimize gelmeliyiz ve kurtuluş için sağlıklı bir benlikle var oluş mücadelesine gücümüz nispetince girmeliyiz. Etrafımızdaki savrulmaları fazla önemsemeden, yolda kalabilmenin başarı olduğu şuuruyla , yolumuza devam etmeliyiz.  Bizi fazla ilgilendirmeyen veya bizi halkın dertlerinden, ümmetin sıkıntılarından  uzaklaştıran, kendi sahih ve acil gündemlerimizden alıkoyan devletin kendi sorun ve sıkıntıları içinde  kendimizi kaybetmemeliyiz. Unutmayalım ki bizim için hayat kutlu vahyi yaşamak ve yaşatmaktan ibarettir. Bizi bu anlayıştan uzaklaştıran, bu vahyi hayatın hakimiyyeti için engel olan her türlü saptırıcı gündemlerden uzaklaşmayı bilebilmeliyiz.

Sözün sonu olmamakla birlikte  yine de son söz  olarak Kuran’ı bir bilinçle hayatımızın kırık yönlerini kuranın şifa yönüyle tedavi edip , tekrardan hayatın tüm katmanlarına Kuran’ı ilkeleri götürebilme seferberliğini başlatmalıyız. Kadın-erkek, genç-yaşlı bu gayrete tüm benliğimizle dahil olabilmeliyiz. Biz üzerimize düşeni yapalım ve sonuçları en güzel değerlendiren Rabbimiz’e bırakalım. Allah’ın insanlara uzattığı kurtuluş ipini kavrayacağı şekilde halkın eline uzatalım. Davet alanında da  temel görevimizin bu olduğunu unutmayalım. Hz. Ali’nin güzel bir sözüyle yazımıza ara verelim: “Bilginlere niçin öğretmediniz sorusu sorulmadan, cahillere niçin öğrenmediniz sorusu sorulmaz.”

AKİBET MUTTAKİLERİNDİR

Paylaş X Facebook

Yorumlar 13

H hikmet erturk 01 Ocak 2012

hoşgeldiniz maksut kardeş.Çok verimli yazılar yazacağınıza eminim.Allah gayretlerinizi dahada artırsın ve bereketlendirsin inşallah.Güzel bir çalışma olmuş.Allah razı olsun.

M mehmet maksut 01 Ocak 2012

DEGERLİ AGABEYİM HİKMET ERTÜRKÜN GÖSTERDİGİ İLGİDEN DOLAYI ALLAH RAZI OLSUN DER KENDİSİNİ,AİLESİNİ,SEVDİKLERİNİ VE TÜM İSLAM VE HAYAT SİTESİ TAKİPÇİLERİNİ EN SAFİ DUYGULARIMLAR SELAMLARIM...HOŞBULDUK KEKOM...İNŞALLAH BUNDAN BÖYLE HEP BERABER GÜZEL ŞEYLER YAPMAK İÇİN UGRAŞACAGIZ YETERKİ BİRBİRİMİZDEN DESTEKLERİMİZİ ESİRGEMEYELİM...HER NE KADAR BU DUNYAYI CENNETE CEVİREMEMİŞSEK BİRİLERİNİN DE CEHENNEME ÇEVİRMESİNE MÜSAADE ETMEYECEGİZ.MAMOSTE ŞÜKRÜ AGABEYEDE TEŞEKKÜRLER....RABBİM AYAKLARIMIZI SABİT KILSIN...YOL YÜRÜRKEN YOLDAN ÇIKMAMA DUASIYLA

I ihsan aydın 01 Ocak 2012

Degerli kardeş hoş geldin...yazının özeti olacak o güzel sözler içinde allah razı olsun.inşallah her daim yazılarını görmek isteriz

Ö ömür biçare 01 Ocak 2012

tı xerhati bıraye eziz
tı xerhati bıraye delal
tı xerhatı bıraye eğit
tı xerhatı bıraye dılbırın
sılaw jı tera mamosteye çıwan u dılxaş

S serkan toprak 01 Ocak 2012

maksut abi süper yazmışsın valla daha iyi başarılar dilerim sevgilerle

Ş Şükrü Hüseyinoğlu 01 Ocak 2012

Mehmet Maksut kardeşim yüreğine ve kalemine sağlık. Aramıza hoş geldin, yazıların istikrarla devam etmesini temenni ediyoruz.

G gulaislame 01 Ocak 2012

Allah sizin gibi uyanmmaıza yardımcı olan kalemlerin sayısını artırsın.
Allah razzı olsun yazılarınızın devamını dilerim.

M Mehmet Maksut 01 Ocak 2012

SEVGİLİ KARDEŞİM KÜÇÜK DOSTUM SERKAN ALLAH SENDEN RAZI OLSUN ...O KÜÇÜK GÜREGİNE SAGLIK ALLAH KENDİ YOLUNDAN AYIRMASIN.SELAM VE SEVGİYLE

A alper 01 Ocak 2012

Kardeşim yazılarınızın devamını bekler mücadelede göstermiş oldugunuz gayretten dolayı sizi saygıyla selamlarım.Kardeşimizin genç yaşına ragmen islami mücadelede gösterdigi gayret gerçekten takdire degerdir.Dilerim rabbim onu cennetle takdir eder

M medeni 01 Ocak 2012

Allah razı olsun zahmete katlanmış emek vermişsin kardeşim.Rabbim zihnine ve gönlüne açıklık versin.Rabbim yar ve yardımcın olsun.nice mutlu ve hayırlı başarılar temennisi iel Allaha emanet ol.

M Mehmet MAKSUT 01 Ocak 2012

Degerli agabeyim MEDENİYE teşekkür eder, en safi duygularımla selamlarım

M mustafa 01 Ocak 2012

Selamünaleyküm abe RABBİM devamını getirsin inşallah. Tüm islam ümmetine hayırlı olması dilegiyle.

B bir dost 01 Ocak 2012

eyvallah aziz dostum.RABBIM gayretini artırsın şahitiz ki sen mücadeleninin hakkını vermeye çalışıyorsun.Rabbim yolunu ve ufkunu açık tutsun

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Mehmed MAKSUT — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.