İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06

Çöp İşçisinin Ölümü

Salih İmal, emeği sömürülen ve sırtından servet devşirilen çöp işçilerinden biriydi. Ölümü, kayıtlara kaza sonucu gerçekleşen sıradan bir ölüm vakası olarak geçti. Kimse Salih İmal’in bu acı ölümü vesilesiyle çöp işçilerinin maruz kaldığı insanlık dışı sömürüyü, emek istismarını konu bile etmedi.

10 Ekim 2009 3 dk okuma 11,4B okunma
100%

Önceki gün medyada acı bir haber yer aldı. Acı fakat bu coğrafya için sıradan bir haber… Zaten medya da haberi öyle gördü, herhangi bir ölüm vakası olarak… Oysa bu coğrafyada politik farklılıkların ne kadar sanal olduğunu, farklı politik aktörlerin zulüm, sömürü ve ekonomik rant söz konusu olunca nasıl aynı çizgide buluştuklarını ve bu buluşmanın nasıl yoksulu daha da yoksullaştıran, zenginin ise servetine servet katan bir zalim çarkı var kıldığını bir kere daha acı şekilde karşımıza çıkaran bir ölümün haberiydi…

 

Medyanın herhangi bir kaza ve ölüm haberi olarak verip geçtiği olay şuydu: Çankaya Belediyesi adına temizlik işlerini yürüten özel bir firmada çalışan 35 yaşındaki Salih İmal, Konrad Adenauer Caddesi 549. Sokak kavşağındaki yol kenarında bulunan atıkları, Gürbüz Ş. idaresindeki çöp kamyonuna doldurup kamyonun arka kısmına çıkmış, bu sırada kamyon geri manevra yaparken, dengesini kaybeden Salih İmal düşerek kamyonun altına girmişti. Yanındaki mesai arkadaşı kamyon şoförünü uyarıp durmasını sağlasa da, tonlarca ağırlığındaki kamyonun altından Salih İmal’in ancak cansız bedeni çıkarılabilmişti.

 

Salih İmal’den medyada “çöp işçisi” olarak söz edildi. Peki kimdir bu ülkede çöp işçisi?

 

Daha önceleri belediye kadrolarında istihdam edilirken, yanılmıyorsam 1994 yılı sonrası Refah Partili belediyeler tarafından, şehirlerde çöp dağlarının oluşmasına yol açan grevlere karşı çözüm adına başlatılan taşeron firma uygulamasıyla belediye kadrolarından çıkarılan ve bu firmaların “insafına” terk edilen, değer verilmeyen, ezilen, emeği sömürülen, sırtından servetler devşirilen şehir emekçisi.

 

İşte Salih İmal, emeği sömürülen ve sırtından servet devşirilen bu çöp işçilerinden biriydi. Ölüm haberini veren medya organları, haber içinde anekdot olarak, Salih İmal’in yaşadığı ekonomik sorunlardan söz ettiler. Evli ve üç çocuk babası olan Salih İmal’in 4 yıldır asgari ücretle çalıştığını ve geçim sıkıntısından dolayı kredi kartı borçlarının 20 bin lirayı bulduğunu yazdılar. Salih İmal’in, bir süre önce 300’den fazla arkadaşı işten çıkarıldığı için son zamanlarda işsiz kalma korkusu yaşadığını da…

 

Salih İmal’in bu acı ölümü, kayıtlara kaza sonucu gerçekleşen sıradan bir ölüm vakası olarak geçti. Medya da olayı bu minvalde gördü: Çankaya’da çöp kamyonunun altında kalan çöp işçisi hayatını kaybetti… Geride gözü yaşlı bir eş ve 3 çocuk bıraktı… Hepsi bu.

 

Kimse Salih İmal’in bu acı ölümü vesilesiyle çöp işçilerinin maruz kaldığı insanlık dışı sömürüyü, emek istismarını konu bile etmedi. Oysa gece gündüz çöp yığınlarıyla boğuşmasına rağmen asgari ücrete ve dolayısıyla da borç batağına mahkûm edilen Salih İmal ve diğer çöp işçilerinin yaşadıkları, bu coğrafyadaki politik kamplaşmaların ne kadar sanal, sahici olmaktan ne kadar uzak olduğunu kanıtlamaya yeter de artar bile.

 

Baksanıza, isminde “Adalet” kavramına yer veren AKP’ye bağlı belediyeler ile “Halk” mefhumunu bayraklaştıran CHP’ye bağlı belediyeler, çöp işçilerini asgari ücrete mahkûm ederek onların sırtından yandaş şirketleri beslemek konusunda nasıl da aynı düzlemde buluşuyorlar!

 

Lice’de asker mühimmatıyla katledilen Ceylan için gösterilen takdire şayan duyarlılığın bir benzerini niçin belediye-taşeron firma tezgâhında emeği sömürülen, yoksulluğa ve borç batağına mahkûm edilen ve iş güvenliğinden bile mahrum edilerek hayat ile ölüm arasında ayağının kayması kadar ince bir çizgiyle baş başa bırakılan Salih İmal’den esirgiyoruz?    

 

Geçtiğimiz günlerde, tanınmış İslam fıkıhçısı Yusuf el Karadavi'nin "Cihad Fıkhı" adlı yeni bir kitabının haberi yer aldı çeşitli yayın organlarında. Kitabın tanıtımı kapsamında Karadavi’den aktarılan şu cümle çok önemli: "Cihad; işsize iş bulmak, aç olanı doyurmak, evsizi ev sahibi yapmak ve hastaları tedavi etmektir."

 

Evet, emekleri belediyeler tarafından yandaş şirketlere peşkeş çekilen ve iş güvenliğinden mahrum edilerek hayatları hiçe sayılan çöp işçilerinin maruz kaldığı zulme karşı durmak başta Müslümanlar olmak üzere vicdan sahibi herkesin üzerine vazifedir. Salih İmal’i yoksulluğa mahkûm eden ve iş güvenliğinden mahrum ederek sonunda ölüme götüren bu belediye-taşeron firma tezgâhına karşı seslerimizi yükseltmemiz İslami bir yükümlülüktür.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 8

A Ahmet Örs 01 Ocak 2012

son derece yerinde bir duyarlılık. belki de sendikacılık bağlamında örnek gösterilebilecek bir çalışma ve duyarlılık alanı. tebrik ediyorum.

S selim dilmen 01 Ocak 2012

hangi medya çöp işçisine değer vermiski onlar ancak cem garipoğlu haberini tekrar tekrar haber yapıyorlar...

I ilyas 01 Ocak 2012

iktidarlar ve medya el ele firavun gibi insanları sınıflara böldüler
alt sınıf dedikleri insanları ,angarya işler yapan olarak ayırdılar
parasız insan lüzumsuz isan zihniyetinin sonucudur.
inşallah bunların hesabı birgün sorulur ,bu gün degilse bile yarınımızda
inşallah
şükrü kardeşim teşekkürler duyarlılıgın için

Z Ziyahan ALBENİZ 01 Ocak 2012

Allah razı olsun Şükrü Ağabey; bu konuya temas etmeniz ve Mü’min duyarlılığını emek veçhesinden gösterdiğiniz için sonsuz teşekkürler. İhtiyacından fazlasını infak etme, sevdiklerinden paylaşmadıkça iyiliğe eremeyeceğini bilme gibi dumura uğramış pek çok hasletimizi bize bir tokatla hatırlattınız. Var olun!
Özellikle de bu işte Refah Partili Belediyelerin payına vurgu yapmanız; İslami olan her şeyi “yandaş” etiketi ile yaftalayanlara güzel bir cevap olmuştur.
Gelelim şu öldürülen küçük Ceylan olayına.. Olay üzerindeki duyarlılığa değinmişsiniz; ve neden bu duyarlılığın hayatlarını kaybeden işçilere gösterilmediğini sormuşsunuz.
Medyamız, cesetler üzerinde güreşen pehlivanlar gibidir. Eğer ölü üzerinden bir hedefe ok atılamayacaksa, ölü üzerinde brir rakip mass edilemeyecekse “medyamız” açısından ölünün hiçbir kıymeti yoktur.. “ruhuna el-fatiha!”...
Bakınız öldürülen şu kızın, Münevver Karabulut’un haberlerine.. Doğan Medya, vicdanı sızım sızım sızladığı için mi avazı çıktığı kadar bağırıyordu? Yoksa olay üzerinden yürütme erkini zan altında bırakımak için mi?
Sözün kısası, söylenecek pek çok şey var! Dolu doluyum! Lakin, biz hepimiz, bütün inananlar, bizim gibi olmayanların da haklarını gözeterek Cihad mücadelesini vermeliyiz. Selamlar.

U Uğur Berk 01 Ocak 2012

İnsana değer verilmeyen bir coğrafyada (hatta dünyada) yaşıyoruz.Zilletin nedeni bu .
Ayrıca bu kapitalist taşeron uygulamasını başlatan Refah Partili belediyeleri ve bunu devam ettiren Ak Partili ve CHP’li belediyeleri kınıyorum.Aslında sorun insanlık sorunu.Partilerle bu sorun çözülmez.

B beytullah emrah 01 Ocak 2012

müslümanlar, ekonomiyi okuyamadıkları için, mevcut gidişatı da doğru değerlendiremiyor. hayatın içindeki ekonomik sömürüyü, emeği ve alınterini gündemlerine almıyor. bu tür küçük vakalara yönelik bir perspektif de maalesef ortaya koyamıyor... bu bağlamda önemli ve dikkat çekici bir yazı olmuş.

S savaş ığnak 01 Ocak 2012

Yha Bu ülkede işçiye kim öenm veriyor ki?
AKP ve Fetullah Gülenin gazetecileri mi verecek?
ben pek dindar biri sayılmam ama dünya da 2 sınıf vardır ezilen ve ezen sınıf
patronlar ezer biz işçilerde patronları zengin eder bütün gün köpek gibi çalışır evimize ekmek parası götürmeye çalıişırız hergün mesaiye zorlarlar bizi onlar daha çok para kazansın diye ama hayat böyle ne yaparsın dememek lazım! bu ülkeye sosyalizm şart artıuk ülkeyi patronlar ve onların uşakları değil işçiler yönetmesi lazım unutmayalım ki bu dünya da ezilenler kimseyi ezmez!

A aylnız kurt 01 Ocak 2012

tesekür ederim abi bende o emekcilerden biriyim emeğe saygı yok bu ülkede

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Şükrü HÜSEYİNOĞLU — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.