Demokrasinin Sınırları
Demek ki neymiş: Demokrasi sadece demokrasinin felsefesine, yani insanın insandan başka rab ve ilah tanımaması tuğyanına iman edenler için geçerli, ancak bu temel sınırı kabul edip bu sınıra kayıtsız şartsız tâbi olanlara söz ve eylem hakkı tanıyan bir ideoloji / dünya görüşü imiş. Demokrat olmanın ön şartı, laik devlet ilkesini savunmakmış. Laikliği savunmayanların, toplum hayatında Allah’ın dininin ölçüleri hakim olsun düşüncesine sahip olanların, bu düşüncelerini dile getirme hakları yokmuş.
Yorumlar 4
Cidden güzel bir hatırlatmaydı. Allah razı olsun.
Siz özgül kütle ile yaprakların savrulması örneğini vermişsiniz, benim de aklıma “Merkezcil Kuvvet” geldi. Hani şu arabanın içinde gidiyorken, sağa dönünce sola savrulma meselesi...
Arabanın içinde belli bir hızda giderken sağa döndüğünüzde sola savrulursunuz. Çünkü hız vektörel bir büyüklüktür. Hem belli bir yönü/istikameti hem de büyüklüğü/derecesi vardır.
Siz hızla sağa kırıp yönü değiştirmek isterseniz -ki bu kuvvetle mümkündür-, içeride bu kuvvete karşı ters yönde “Merkezcil Kuvvet” meydana gelir. Bu nedenle savrulma yaşarsınız.
Sırat-ı Müstakim yolunda ilerlemenin/yol almanın şartları -yani hangi hızla ve hangi yöne gidileceği- vahiyle ve Rabbani metodla bildirilmiş ve ilkeleri değişmezdir. Ancak buna teslim ve tabi olursanız, o yol müstakim olur ve hedefe ulaştırır.
Eğer ki, belli bir hızda gidiyorken, hedefe kestirmeden ulaşayım diye -bir de hızı artırıp- direksiyonu sağa kırıverirseniz, hemen sola savrulur ve kendinizi ters yönde yerde buluverirsiniz.
Bu böyledir.
İBRET OLA!
Mısırda yaşanan gelişmeler nedeniyle, Türkiye ve benzeri ülkeler içinde geçerli duruma dair iki şey:
1-Müslüman coğrafyada kültürel kodlarıyla “Müslüman kimlikli” Demokratlara şunu diyelim (Bunlar, laik-ulusalcı-liberal-kapitalist-marksist...lerdir):
Müslüman mahallesinde “salyangoz” satıyorsunuz. Bu mahallede alış veriş edecekseniz, mahallenin değerlerine “saygı göstereceksiniz”. Müslümanlar sizleri değil, sizler Müslümanları “hazmedeceksiniz”. Evet, sizler hazmedeceksiniz.
Yaygara, gaygara ile tırstırageldiğiniz sakinler, sayenizde “malınızın” kalitesini anlamaya ve aldatıldığını görmeye başladı... Bunu sakın unutmayın ve her zaman hatırlayın!
2-Siyasi alanda demokrasiyi referans göstererek iktidar olan “dindar” Muhafazakarlara da şunu hatırlatalım:
Demokrasi, sandık ve seçim değildir. Ait olduğu değerler sistemi, özü, muhtevası ve varlık gerekçesi olarak asla değildir. Kendinizi kandırmaktan ve gülünç olmaktan vazgeçin!
Demokrasi, olmazsa olmaz olarak “dine referans vermeyen”, “din dışı” bir “yönetim usulüdür”. Laiklik, insan hak ve özgürlükleri, kapitalist üretim ve paylaşım, serbest ticaret gibi temel rasyonel ilkeler, bu nedenle demokrasinin en temel bileşenidir. Olmazsa olmazıdır.
Ve demokrasi, bu ilkeler üzerine kurulu toplumsal bir yapının yönetim şeklidir. Böylesi bir toplumsal yapı yoksa, demokrasi de yoktur. Havada kalır, zemini kalmaz, anlamsızlaşır. Toplumsal yapıyla uyuşmaz...
Bu nedenle, siz ey muhafazakarlar, tüm açıklama biçiminizi “seçim ve sandık” üzerine kurduğunuzda, sadece kendinizi ikna etmiş olursunuz ama asıl demokratları “yanıltamaz”, “aldatamazsınız”!
Bu nedenle, Demokratlara sempatik görünmeye çalıştığınız her zamanda, kendinizi “kabul ettirmek” zorunda kalacaksınız. Ve korkarım siz onları “hazmetmek” durumunda kalacaksınız! Buysa yazıktır, vebaldir, kötü akıbete alamettir!
Umut ediyorum ki, ahiret hesabı güden Müslümanlar için bu gelişmelerde ibretlik dersler vardır.
bunlar hiç kuran okumuyorlarmı fatihaya hiç bakmazlarmı demekki iş olsun diye namaz kılıp ibadet yapıyorlar. iyyakeneneğbudu.iiyakenestağin bunlar allahın fıkhı.yasası kuranı bırakıp kendine yol menzil olarak benzerini oluşturmaya kalkanlardır. bunlar kuduz yahudi.abdden daha zalimdir.kardeş yüreğin rahmet ve merhamet dolsun.
bu ayki(temmuz) genç birikim dergisini okumanızı tavsiye derim http://www.gencbirikim.net/demokrasi-havarileri/
