Dürüst Adam, Hırsız Ülke
Asıl olan, güçlü olan bizleriz. Bizler yerlerimizi terk ettiğimiz, olmamız gereken yerde olmadığımız için bu zulüm sürüyor. İnanın Musalarımız Tur dağından indiğinde bu halkımızı biraz Musa’nın dilinden/Kur’andan birazda hevalarından uydurdukları dünyalıklardan katarak kandıran Samiriler yok olacaktır. İnşallah bu dönemde Mısır ve Tunus gibi ülkelerde olan değişimleri doğru okuyabiliriz. Bu değişimler İslami olmasa da bizlere öğretebileceği dersler bulunmaktadır.
Gazete başlıkları Tunus’taki halk isyanından sonra Mısır’da da halk isyanının başladığını söyledi. Bu bölgelerde sancılı bir dönem başlıyor. Artık kaba saba bir şekilde insanları kandırma dönemi sona erecek gibi. Geçmişin hırsızları, halklarını uyuşturacak yeni hal çarelerinde anlaşmış gibi görünüyorlar.
Dilerseniz tümüyle benzer görünmese de bir hikâye ile şuandaki dönen olayları tahlil edebiliriz.
Herkesin hırsız olduğu bir ülke varmış, ama istisnasız herkesin. Gece olunca, insanlar maymuncuklarını ve fenerlerini yanına alır ve komsusunun evini soymaya gidermiş. Gün doğarken geri döndüklerinde yüklerini alırlarmış. Ama her seferinde kendi evlerini de soyulmuş bulurlarmış. Ülkede kimse kaybetmezmiş, çünkü herkes birbirinden çalar ve bu dolaşım son kişi ilk kişiden çalana kadar sürermiş.
Bir gün, nasıl olmuşsa, dürüst bir adam ortaya çıkmış. Gece olduğunda, çanta ve fenerle dışarı çıkmaktansa evinde kalıp çalışmayı tercih edermiş. Hırsızlar geldiğinde evde ışık yandığını görüp soymak için içeri girmezlermiş. Ve bu durum bir süre devam edince, ahali bir konunun açıklığa kavuşmasını istemiş:
“Çalmadan yaşamak senin tercihin, ama başkalarını bir şey yapmaktan alıkoymaya hakkın yok.” demişler.
Bunun üzerine dürüst adam, geceleri evinden çıkar, fakat hiçbir şey çalmaz, döndüğü zaman evini hep soyulmuş bulurmuş. Adamın bir haftadan daha az bir sürede, yiyecek tek bir şeyi kalmamış ve ülkeyi terk etmek zorunda kalmış.
Daha iyi soygun yaparak zenginleşenler kendileri için soygun yapmak üzere maaşlı hırsızlar tutmaya başlamışlar. Zengin fakir ayrımı giderek çoğalmış. Zenginler mallarını korumak için polis teşkilatı ve hapishaneler kurmuşlar ve kendi mallarının çalınmasını yasa dışı ilan etmişler.
Fakat yoksulların mallarını çalmak hala serbest(miş). Bir süre geçtikten sonra, artık kimse soymaktan ve soyulmaktan söz etmez olmuş. Çünkü yoksulların çoğu ya açlıktan ölmüş ya da ülkeyi terk etmek zorunda kalmış. Zenginler ve maaşlı soyguncular ise soyacak kimse kalmadığı için servetlerini yitirmeye başlamışlar.
Sonunda zenginler eski düzeni yeniden sağlamak için dürüst adamı başa getirmeye karar vermişler. Ancak dürüst adamın evine gittiklerinde sadece yerde yazılı bir kâğıt varmış. Kâğıtta şunlar yazıyormuş: “Bir insan sadece dürüst olduğu için aranıyorsa her şey için çok geç olmuş demektir…”
Gerçekten de eğer bir halk uyuyorsa onları uyandırmak çok kolaydır. Fakat bu halk uyumuyor da uyuyormuş gibi yapıyorsa ne yapsanız da bu halkı uyandıramazsınız. Çünkü bu numaracılar, zalim zengin sınıfla iş birliği yapmış hain bir sınıftır.
Bu işler hep böyle olageldi. Fakir halkın vergileri ile kurdukları batıl sistemlerini yönetemeyen bu azgın zengin güruh maalesef içimizden çıkmış birilerine bu teklifi götürdüler. Çok acınası bir durumdur ki bu teklifler bir iki istisna dışında hep kabul gördü. Keşke bizim dürüst adamlarımız da o kâğıtta yazılan sözü söyleyebilselerdi.
“Bir insan sadece dürüst olduğu için aranıyorsa her şey için çok geç olmuş demektir…”
Bizler sadece dürüst olduğumuz için aranmamalıyız. Bağlısı olduğumuz ilahi sistem kendi hevalarından kurdukları bu batıl sistemlere alternatif bir sistemdir. Ve biz illa da çağrılacaksak kendi ilahi sistemimiz kabul görmeli. Bu halk ve bu halkı yıllardır sömüren müstekbirler ilahi olan bu sistemde yaşamayı kabul etmeliler. Bizler de bunun dışında hiçbir tercihi kabul etmemeliyiz. Çünkü bu dürüst adamı arayanlar yine hırsızlardan ibaret, beceriksiz hazırcı kimseler. Bu dürüst adama ülkelerini yönetme hakkı ve bol para karşılığında tekrar eski sömürü düzenlerini kuracaklar. İşte bizler hep bu dişlinin çarklarında onların sistemlerinin onarıcıları olarak kalmaya devam edeceğiz.
Aslında bu mazlum halklar işi daha başından kaybediyorlar. Dürüst kimseler olarak görüp kendilerine gelen bu hırsızlar; “Çalmadan yaşamak senin tercihin, ama başkalarını bir şey yapmaktan alıkoymaya hakkın yok” dediklerinde evinin soyulmasını böylece dışarıda durup seyretmemeli idiler.
Bizler çoğunluğun; “Ya hırsız olacaksın bizim sistemimize katılacaksın ya da bizim yaptıklarımıza ses çıkarmayacaksın” tekliflerine sıcak bakamayız. Yunus (a. s.) misali bulunduğumuz ortamımızı, bölgelerimizi de terk edip kaçamayız. Kaybettiğimiz şeyi kaybettiğimiz yerde aramak/bulmak zorundayız.
Asıl olan, güçlü olan bizleriz. Bizler yerlerimizi terk ettiğimiz, olmamız gereken yerde olmadığımız için bu zulüm sürüyor. İnanın Musalarımız Tur dağından indiğinde bu halkımızı biraz Musa’nın dilinden/Kur’andan birazda hevalarından uydurdukları dünyalıklardan katarak kandıran Samiriler yok olacaktır. İnşallah bu dönemde Mısır ve Tunus gibi ülkelerde olan değişimleri doğru okuyabiliriz. Bu değişimler İslami olmasa da bizlere öğretebileceği dersler bulunmaktadır.
Her şeyden önce halklar güçlüdür. Haksızlıklara karşı birlikte karşı koymak isterlerse buna kimse karşı koyamaz. Fakat bu olaylarda Müslümanların halklarını yönetmekte çok beceriksiz oldukları gözlemlendi. Siyasi bir basirete sahip değiller. Diğer aktörler olmasa yine her şeyi ellerine yüzlerine bulaştıracaklar. Olaya bu yönden bakılırsa Müslümanlar siyasi yönetim kabiliyeti olan diğer aktörlerin çok gerisinde görülüyorlar. O yüzden savuna geldikleri düşüncelerini iktidar yapamıyorlar. Halkların tercihi de Müslümanlardan yana olmuyor.
Duamız odur ki, Yüce Allah toplumumuza aziz İslam’ı bağışlasın. Bu yolda bizlere güç ve feraseti bahşetsin. Fakir ümmetimize adil bir paylaşımı kolaylaştırsın. Kendi gücümüzün farkına varmayı nasip etsin inşaallah.
Selam ve Dua ile…
Yorumlar 13
hikaye eşliginde daha akıcı oluyor okumak ve anlamak.
ancak dürüst birisinin gelmesi zandan ibaret
bunun nasıllıgını yakında birlikte görecez,
temennimiz tevhidin hakim olması,
yoldaki işaretçinin can verdigi ugurda olur inşallah degişim.
selamlar kardeşim .“yerimizi terketmeyecegiz” slaganını seviyoruz
müslüman halklar maalesef durması gereken yeri kaybedip zihni bağımsızlıklarını yitirmiş durumdadır. onu içindir ki süreci doğru okuyabilme ferasetinden uzaktırlar. Allah’ın kelamı ile düşünmek yerine kendilerine dayatılan ve zamanla kendilerince de meşru kabul edilen liberal demokrasi anlayışlarıyla otoriteyi Allah’tan alıp kullara devreden çarpıkbir zihniyeti yol olarak meşru görmüşlerdir. hatta Allah adıyla aldatarak da bu Allah’ın da hoşuna gidecek bir sistem olduğunu haykırmaktalar. Bugün Tunus, Yemen ve Mısır’da halk hareketi firavunların yıkılışına şahitlik etmemiz anlamında ne kadar ilginçse müslümanların bu hareketin içinde programsız, güçsüz ve masaya yumruğunu vuracak düşünceden yoksun oluşu da bir o kadar acıdır. Yazınız oldukça düşündürücü ve resmedici olmuş ellerinize sağlık.
aziz agabey Allah razı olsun. güzel bir öyküden güzel mesajlar çıkarıp sunmuşsun.istifade ettim...
biz olabilmek duasıyla
konuyu öykü şeklinde anlatmanız vermek istediğiniz mesajı daha iyi veriyor çok güzel bir yazı olmuş kaleminize sağlık
“....Eğer siz mümin kimseler iseniz, bu imanınız size ne çirkin şeyler emrediyor!”bakara/93.Keki yazılarını özlemişim.
allahın nuru kullarının kalplerine dolduğu zaman şer sistemler yerini rahmanın emrine bırakacaktır.inşaallah bu uzun sürmez.allah razı olsun.
Güzel bir anlatım ve sonuca gidiş olmuş.Yazınız gerçekten öğüt dolu Tekrar Allah razı olsun...
Allah ın selamı inandığı değerleri dosdoğru yaşayanların üzerine olsun.
Bu konu birzamanlar yapılan bir teklifi hatırlattı daha yeni Müslüman olduğum dönemde çalıştığım belediyenin sahilde içkili yeri vardı ve her kim işletiyse hep zarar gösteriyor belediye her yıl zarar ediyordu başkan beniçağırdı ve bana güvendiğini orayı işletmem karşılığında bana bir aylık daha vereçeğini söyledi ve ben bunu kabul etmedim ona ben
Müslümanım ve böyle bir yeri çalıştıramam burada olan çalmayı zaten sen bilsende bilmesende onaylıyaçağını beni bu işine alet etmeni istemiyorum dedim.
Hayret etti halbuki o vereçeği baraya çok ihtiyacım olduğunu oda biliyordu.
İslamı hayat tarzı olarak kabullenenler olarak şeytanı mantığı anlamak hiçte zor değil fakat buna karşı duraçak resuli bilinç oluşmadığı sürece hep kaybeden biz olacağız .
Toplumların başına gelenler İslami yaşamı isteyip de kendilerine yönetiçi idareci olarak
Seçtiği kişi ve kurumlar İslami hayatları var olabilir fakat sistemleri farklıysa ne onlar nede
Onları secenler olarak bizler ASLA İslam olarak kalamayız ve yaşayamayız
Zülümler ve sıkıntılar kaçınılmaz olur ve bunun sorumlusu unlar değil biz oluruz.
Öyleyse İslam olarak gördümüz kişiler bu işi iyi yapamıyor başka adaylar aramakta aptallık olur çünkü anlayış aynı sistem aynı figuranlar farklı olaçaktır. Bunları desdekleyen sözde İslami aydın ve liderler olabilir onlarda sisteme ayak uydurmuş ilahı anlayışa İHANET
Eden hainler olduklarını anlamamız ve derhal bu durumu değiştirmek için onları getirirken
Verilen mücadelenin misliyle mücadele etmeli ve durumu ilahi adeletin sağlanmasını sağlayacak kurani duruşlar serğileyen İslami sistemi tercih etmeliyiz işte o zaman
Ne zalim kalır ne hısız mı hayır olaçaktır fakat güç yetiremeyeçektir.
Keki yazınada sanada hayran veselam.
allah razı olsun. mısır ve tunusta olanlar ve yapılan ayaklanmalar muslumanlara cok gusel bir ornek olmalıdır lakin orda islami liderler olarak tanılan zadlar tarafından soylenen su sozler gercekten uzdu beni sıcak baktıkları politikanın akp politikası olması. nedennn? ılımlı islam mı gozlerine hos geldi yoksa kemalist ve laik rejim mi ne fark eder islam olmayınca, islam islamdır eksigi fazlalıgı olur mu? hic. o yuzden bosuna dememişler davulun sesi uzaktan gusel gelir diye.kemalist ve laik bir rejimin ortasında tevhidi yasamaya ve yasatmaya gayret eden muslumanlar ne zorluklar cektiklerini gormuyorlar.eski kıyamlar, eski devrimler nerde hz.musa, hz.ibrahim ve hz.muhammed gibi yılmadan bıkmadan baskıldırmak yok mu? yada daha yakın tarihe gelelim seyyid kutub,hasan el benna,seyh said,ıskıplı atıf hoca ve bircokları yoksa onlar eskide mi kaldı zaman mı degişti evet zaman degişti 21.yy da yasıyoruz teknoloji cagındayız boyle sey mi olur? demeyin. olur tabi olur yoksa bizler su ayeti unutuyormuyuz “eger gercekten iman edenlerdenseniz ustun gelecek sizlersiniz.” bunu goz ardı etmemek lazım etrafa iyice bakmak lazım neden sınıflar haline bolunmusuz neden kuran etrafında bir topluluk halinde degiliz herkes bildigini okumakta ve savunmakta gelin herkes birlik olsun eski kıyamları ve devrimleri bugunlerdede gerceklestiirelim tarih tekerrürden ibarettir hak batıldan ustun gelsin ve gelcekte insallah. entel abilerde var ortada onlarıda goz ardı etmek yanlıs olur bahsetmişken onlarada deginmek lazım.
.siz yazarsınız,
..siz bilirsiniz,
...siz okursunuz,
....siz anlarsınız
sizler islamcı entel abiler
dergiler açar, din satarsınız
off entel abiler, off entel ağabey
üniverstede çok hızlısınız
tavizsiz birer mücahidsiniz
grup içinde sivrilirsiniz
ve böylece siz entel abiler
bir Aydın olup yükselirsiniz
devrim dersiniz,
kıyam dersiniz,
konferanslarda hüseyin siniz
fikir tüccarı entel abiler
bir yazar amma, bin bozarsınız
okul bitince belli işiniz
emeklilerden öğrenmişsiniz
piknik yerinde çömelmişsiniz
dergiye isim seçermişsiniz
artık çok büyük bir değersiniz
derken bir rüzgar esmeye başlar
moda kavramlar düşmeye başlar
çatık kaşlarla entel ağabey
eski dostlarla çatmaya başlar
tekrardan başlar yazı yazmaya
parti, kıravat politikaya
televizyona, cümle medyaya
güzel sözlerle entel ağabey
yeni bir islam satar dünyaya
hep bir ağızdan entel ağbiler
esen rüzgara eşlik ettiler
takke üstüne, fötür giydiler
sivil bir toplum, değişimcilik
demokrat ata binip gittiler.
sonumuzun boyle olmasından allahtan sakınırız tevhidi yolda sınırı gecmemek uzere sahit ve sehit olmak umudu ile. allah yardımcımız olsun.
s.a
düşünceden ,vahiyden yoksun insanlar var oldukça elbette uyanıklarda olacak.burada kendine mmüslüman diyen insanlar düşünmeli,ölçmeli; Biraz o dinden biraz bu dinden karma yapıp birazda kendi kuruntusunu din edinip onuda hayat tarzı edinip yaşanyanlar taguti sistemin oyunucağı olamak zorundadır.bir toplum kendini değitirmedikçe Allah o topluma yardım etmeyeceğine göre ,önce vahiyle değişmeli,sabretmeli. oyanan oyunları bir müslüman film gibi izleyemez perde arkasınıda görür....
ALLAH RAZI OLSUN öğütlerin için
“İstikbal ınkılabatı içinde en gür sada, İslam’ın sadası olacaktır”. Selâm ve dua ile.
öncelilikle ellerinize ve yüreğinize sağlık.çok önemli bir konuya değinmişsiniz tabi analayabilene.konuyu örnekle anlatmanız yerinde olmuş.diğer okur arkadaşlara hak vermemek doğru ve tutarlı bir davranış değildir.bizim gönlümüzden geçen inşallah bu duygular en kısa sürede hayatımıza cereyan ettirerek islamı yeryüzüne hakim kılmalıyız.
Bu toplumun sorunu sahih bir şekilde Allah inancına sahip olmamasıdır.Kur’an nesli oluşmadan daha nice hırsızlıklar olmaya devam edeceğe benzer.Zafer ancak demokrasi,libarelizm,kemalizm v.b batıl ideolojilerin Kur’an eksenli değerlendirilmesi ile mümkündür.
Farklı bir yazı olmuş.Allah Razı olsun.
