Ergenekonu Bilmez, 28 Şubattan Habersiz
Erbakan’ın “28 şubatı askerler değil dönemin ABD dışişleri bakanı yaptı.” yollu değerlendirmesi dudaklarımızı uçuklattı doğrusu. “Askerler vatanseverdi, onların bir kabahati yoktu.” ifadesi iyi niyetimizi imha eden son darbe oldu.
28 şubatın en önemli tanıklarından biri olarak Erbakan’ın anılarını yazması en büyük isteklerimden biriydi. O meşhur MGK toplantısında neler oldu, postmodern darbe süreci nasıl işledi, askerler meseleyi nasıl ele aldı, hâsılı perde gerisinde neler yaşandı, emr-i hak vâki olmadan Erbakan’ın kaleminden öğrenmek istiyorduk.
Boşuna ümitlenmişiz. Bırakın yazmayı Erbakan o süreçle ilgili tek bir kelime etmedi. Bizleri yaşananlarla ilgili olarak aydınlatmadı. Partisi kapatıldı, kendisine siyaset yasağı kondu. Arkadaşları bu yasaklardan nasiplerini aldı, gençlik vakıfları kapatıldı ama Erbakan 28 şubatın üzerinden geçen onca yıla rağmen konuşmadı, anılarını yazmadı.
Oysa, “Keşke 28 şubat darbe süreci ile ilgili hiç konuşmasaydı” diyeceğim günlere geleceğimizi bilememişiz. İyi niyetimizi korumuşuz. Yavaştan asker övgüsü ile başladığı 28 şubat konuşmalarını AKP karşıtlığından kaynaklanan bir tutumla sanırız, bugüne, “Ergenekon ne, bilmiyorum!” talihsiz vurgusuna kadar getirdi.
Darbeci çete örgütlenmesi olarak arz-ı endâm eden Ergenekon sürecini bu şekilde değerlendiren Erbakan’ın “28 şubatı askerler değil dönemin ABD dışişleri bakanı yaptı.” yollu değerlendirmesi dudaklarımızı uçuklattı doğrusu. “Askerler vatanseverdi, onların bir kabahati yoktu.” ifadesi iyi niyetimizi imha eden son darbe oldu.
28 şubatta mahremine bile dil uzatıldığını unutan, Kıbrıs meselesinde orduyu göreve çağıran, 28 şubatın faillerini gizleyen, Ergenekon’un ne olduğunu bilmediğini söyleyen bir anlayıştan ne gibi bir hayır murad edilebilir bilemiyoruz doğrusu.
28 şubattan en büyük yarayı alan bir hareketin gazetesi olarak Milli Gazete’nin 27 nisan e-muhtırasından sonra ana sayfasında tarım ilaçlarıyla ilgili bir haberle bağlantılı olarak koca bir öküzü koyması nasıl açıklanabilir?
İslami değerleri hedef alarak AKP’ye verilen muhtırayı kör bir siyasi rekabet uğruna görmezlikten gelme vicdanlarda onulmaz tahribatlar yapmıştır.
Darbecilere karşı durabilme cesaretini gösteremeyip seçim otobüslerinde kendilerini cesur siyaset olarak tanıtanları anlamak kolay değildir. Darbelere karşı duramayan cesaret nasıl bir cesarettir?
28 şubatı yeni kuşakların zihnine lâyıkıyla taşımayan, Ergenekon’u bilmediğini söyleyen Erbakan’ın kuşattığı bir anlayışı tarih, objektif kriterleriyle elbette değerlendirecektir.
Yorumlar 3
siyaset ile hamaset arasında fark var ve saadet’in eski kadroları bu farkı unutmuş gibi... kurtulmuş ve bekaroğlu bu çizgiyi aşabilecek bir potansiyele işaret edebilecekken necmettin erbakan’ın partiyi bir kez daha resmen vesayet altına alma hamlesi ters bir etki yapabilir.
vatanperverlik, millilik gibi kavramlarla ergenekoncu ulusalcılarla aynı söylemde buluşmaları saadet’in geleceği açısından tehlikelidir. dileriz kurtulmuş ve bekaroğlu’nun gücü bu kadroyu da söylemi de bertaraf etmeye yeter...
yine ukalalık etmemişizdir umarım.
“Aşkın gözü kördür” tamam, anladık! Fakat bu kadar da körlük çok değil mi? Erbakan orduya aşık lakin bu karşılıksızın da ötesinde mantıksız bir aşk. 28 Şubat diyelim ki geçmişte (!) kaldı. Daha dün Başbuğ’un yıllık değerlendirme toplantısına alınmayan basın kuruluşları hangileriydi? Zaman, Vakit, Milli Gazete, Yeni Asya ve Taraf. Demek ki neymiş, elli takla atsanız boşuna. Kara sevdanızla, sadece kendinizi ve daha da önemlisi tabanınızı kandırıyorsunuz sayın Erbakan. Yazık ediyorsunuz, çok yazık...
“Demirel kardeşim, dostum”
“Ergenekon’un ne olduğunu bilmiyorum. Ne olduğunu bilmediğim bir şey hakkında konuşmam doğru olmaz. İkincisi mahkemeye intikal etmiş bir konuda konuşmak doğru olmaz.”
"Ulusalcılar Milli Görüş’e yaklaştılar. Memleketini vatanını seven her insan doğru bir teşhis yaparsa Milli Görüş’e yaklaşır. Ulusalcılar dediğimiz arkadaşlarımız Türkiye’de teşhisleri görüyorlar. Ancak bunları görmek yetmiyor, önemli olan tedavidir. Onların bu konuları yeteri kadar dinlemeleri lazım gelir. Yeteri kadar dinlemedikleri için sıralarını bekliyorlar."
“Mehmet Haberal dostumuzdur, çalışkandır. Her zaman takdir ederiz. Biz hükümetteyken onun çeşitli hastanelerini açmışızdır. Memlekete çok büyük hizmetler yapmıştır.”
Diyecek bir şey bulamıyorum. Bu sözler Erbakana ait. Yazıklar olsun...
