İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Mehmed MAKSUT
Mehmed MAKSUT
03 Mart 2011

Hal-İ Pürmelalimize Dair Hasbihal

Bizim insanımız yeterince kendisini adamıyor veya adayamıyor. Maalesef bugün bizi elzem durumda bekleyen topluma yeterli derecede inemiyor, insanları farkında bile olmadıkları kölelikten hürriyete götürecek yol olan ilahi yolu anlatamıyoruz. Sebep ne peki. Bizi yeterince ve hakkıyla görevimizi yapmaktan alıkoyan ne? diye soruyorum kendi kendime. Cevap: Dünyevi kaygılar, rahata düşkünlük, mazeretlerden bir dünya kurup oralara sığınıp yaşama, istikrasız ve programsız bir hayat sürme ve daha nice sebepler… Lakin hiçbiri de kayda değer değil.

03 Mart 2011 5 dk okuma 5,0B okunma
100%

Hayatın çok hızlı akıp tüketildiği bir süreci kimimiz yaşıyor, kimimiz seyrediyor, kimimiz de bu duruma mevcudiyetiyle müdahil olmaya çalışıyor. Hayat bu üç seçenekten ibaret bir şekilde seyr-u sefer edip duruyor. Oysaki hayatın amacı ve nasıl yaşanılacağı yüce Rabbimiz tarafından belirtilmişken, gidişata müdahil olma sorumluluğu olan mü’minlerin gerekli sorumluluk ve gayreti gösterememelerinden dolayı hayatın tüketimi daha da bir yaygınlaşarak bizleri kuşatacak seviyeye geliyor.

Zamanımızın insanı bin bir kuşatmanın içerisinde özgürlük kelimelerini ezberleyen ama gönüllerindeki, zihinlerindeki, evlerindeki, ceplerindeki, bilgilerindeki, ellerindeki ve ayaklarındaki esaret prangalarını gör(e)meyen insanlara döndürülmüş durumda. Bu duruma öyle bir alıştırılmış ki insan artık gerçek hürriyetin bile ne olduğunu bilemiyor hatta bilmek istese de öğrenemiyor. Yıllarca kafeste kalan kuşların daha sonra uçma özelliklerini kaybettikleri gibi insanımızda bunca esaret süreciyle birlikte hürriyetsizliğe alıştı ve esareti hürriyet, görece iyileştirmeleri adalet, zilleti izzet, ilkesizliği günceli yakalama olarak belirledi.

Üstad Şehid Seyyid Kutub’un yıllar önce hapishanedeyken kız kardeşine yazdığı bir mektuptaki ifade meramımızı en iyi ifade edecektir sanırım. Şehit üstad zindanın zemheri soğuğunda kız kardeşine şöyle bir hakikati söylemiştir: “Gün gelir kölelik özgürlük diye empoze edilir insanlara.”  Üstad Kutub, bu sözlerle tarihin gerçek kölelerini ve köleliğin diğer yüzünü ifşa etmiştir.

Üstadın ifade ettiği veciz hakikati bizler günümüz modern çağında daha çok anlamaktayız. Özellikle batının özgürlük söylemleriyle gençlik üzerinden köleliği yayması insan istismarının bir başka yüzüdür. Tabii bu istismarı görmek için hayata hangi pencereden batkımız çok çok önemlidir.

Tarih boyunca insanlar hakiki kullukla hürriyeti, Allah'tan uzaklaşıp başka şeylere yönelmekle de esareti yaşamıştır. Yani batının dediği gibi Allaha bağlılık esareti, ezilmişliği getirmemiştir. Aksine Allah'a bağlılık hürriyeti ve yücelmeyi sağlamıştır insanlara. Hürriyet ve esaretin ölçüsü bu anlamda sadece özgürce dolaşmak, rahatça konuşmak, sınırsızca tüketmek ve kuralsız yaşamak değildir. Bu dediklerimizin hepsi batının insan ve hürriyet algısıdır. Ve bu algı er geç hakiki hürriyet olan Allaha bağlılıkla tükenecektir. Goethe’nin dediği gibi batı öyle ya da böyle bir gün İslam’ın evrensel mesajlarıyla yüzleşip kabul edecektir.

Biz Müslümanlar hayatımıza ve kararlarımıza Allah’ı karıştırırken her şeyi Allah'a göre tarif edip şekillendirirken batılılar bunun tam tersini uygulamaktadır. Onlar her şeyden Allah’ı soyutlamakta, güncele ve yaşantıya Allah’ı karıştırmamaktadır. Bu iki yapı tarih boyunca var ola gelmiş ve kıyamete kadar da devam edecektir.

Biz Müslümanlar Allah'a iman ediyorsak onunla her şeyi anlamlandıracağız. Onunla her şeyi anlayacağız ve her şeyi onun kriterlerine göre düzenleyeceğiz. Bu ne olursa olsun fark etmez. Hürriyet kavramımızı da onunla anlamlandıracağız. Dini ilkelerimizi, yaşantımızın olmazsa olmazı haline getirmemiz ve onlarla bütünleşip hemhal olmamız bizim Müslümanlığımızın bir gereğidir. Hayatımız ölümümüz ve diğer tüm fiiliyatlarımız alemlerin Rabbi olan Allah içindir düsturuyla hareket edeceğiz. Rabbimizin hiçbir eksik bırakmadığı ve kemale erdirdiği bir hayat nizamını bırakarak veya kendimizce yetersiz görerek batılı kavram ve tanımlamalara yönelmemeliyiz. Bu tür bir komplekse girerek kendimizi düşürmemeliyiz. Bu kompleks beraberinde bir zilleti ve savrulmayı getirecektir. Müslümanlar olarak bizim yaranacağımız bir merci vardır. O da yüce Allah. Bu mercinin ötesinde sırf birilerine şirin görünmek için takla atmak, tarif yapmak, tavır ortaya koymak Müslümanlara yakışmaz.

Her gün duyduğumuz ancak sağlamasını ilahi vahy ile sağlıklı yapmadığımız veya yapamadığımız birçok mesele vardır: Daha çok hümanizm, daha çok özgürlük, daha çok demokrasi, daha çok insan hakları, daha çok refah, daha çok eşitlik, daha çok hak vb söylemleri uzatıp gidebiliriz. Tüm bu istekler günümüzde özellikle toplumu yönlendiren kesimlerin dilinde kim olursa olsun pelesenk olmuştur. İşin acı tarafı bu tür söylem ve istekler artık tevhidi dediğimiz birçok ağabeyimizin dilinden düşmüyor.

Bu isteklere baktığımızda yöneticilerin nasıl bir dünya ve gelecek tasarlandığı ortaya çıkar. Hiç İslami ve ilahi bir istek ve talep yok.  Allahsız bir dünya ve vahiysiz bir gelecek… Ve bunu ancak yaparsak biz yaparız diyen sözde Müslüman olan yöneticiler… Evet, bunun başka anlamı yok. Maalesef tüm bu istekler bizim dilimize pelesenk gibi yapıştırılıyor. İlahi vahyin eğitiminden uzaklaştırılan insanlar geleneksel dine yapışarak batıdan korunmaya çalıştı. Daha sonradan gelen cumhuriyet geleneksel İslami yaşantıya bile müsaade etmeyerek onları baskıyla şekillendirmeye çalıştı. Daha sonrada yukarıdaki sözlerden oluşan dünyayı görmeleri için onlar uykuya daldırıldı. Onlarda zaten yorgun olduklarından ve oynanan oyunun farkında olmadıklarından dolayı kolay kandılar söylenen ninnilere.

Bu ninnileri söyleyenler ve söyletenler çok önemlidir. Söyletenleri biliyoruz da maalesef bir türlü kabullenmek istemiyor. Maalesef şimdilerde bizi kardeşlerimizin diliyle halk zalim sisteme karşı uyutturuluyor. Günümüzde tevhidi Müslümanların sayısı giderek azalmakta. Birçok tevhidi kardeşimizde maalesef biraz daha demokrasiyle, biraz daha özgürlükle, biraz daha insan haklarıyla sürece katılmakta. Ve yıllarca halkı kandırma aracı olarak kullanılan söylemleri onlarda söylemeye başlamış ve gündemleştirmiş durumda.

Bu yukarıdaki durum sadece bizim dönemin manzarası değildir. Tarihsel süreçte aynı durumu peygamberler de yaşamıştır. Firavun'un korku imparatorluğuna başkaldırarak insanları vahiyle uyaran ve uyandıran Musa (a.s.) fitneci ilan edilmiştir. Cahiliyenin esaretinde, putların önünde birkaç mütref insanın menfaati için kurban edilmiş olan bir toplum. Ve bu toplumun uyanışına vesile olan hakikatler. Hakikatleri insanlara ulaştıran insanlar ve bu insanlardaki samimiyet, ciddiyet, tavizsizlik ve gayret.

Yukarıda beyan ettiğimiz gibi maalesef peygamberlerle durumlar noktasında bazı benzerlikleri bizlerde yaşıyoruz. Ama olaylara ve kötü gidişata karşı takındığımız tavır ve bunların kaldırması için ortaya koyduğumuz gayret maalesef ilk neslin ki kadar samimi ve net değil. Durumlar aynı olduğu halde gayret ve netlik aynı olmadığı için bir türlü iki yakamız bir araya gelemiyor.

Bizim insanımız yeterince kendisini adamıyor veya adayamıyor. Maalesef bugün bizi elzem durumda bekleyen topluma yeterli derecede inemiyor, insanları farkında bile olmadıkları kölelikten hürriyete götürecek yol olan ilahi yolu anlatamıyoruz. Sebep ne peki. Bizi yeterince ve hakkıyla görevimizi yapmaktan alıkoyan ne? diye soruyorum kendi kendime. Cevap: Dünyevi kaygılar, rahata düşkünlük, mazeretlerden bir dünya kurup oralara sığınıp yaşama, istikrasız ve programsız bir hayat sürme ve daha nice sebepler… Lakin hiçbiri de kayda değer değil.

Özelikle Müslümanların bir an önce Allah'ın katında geçerliliği olmayan mazeretler dünyasını yıkması gerekiyor. İşi başlamadan binlerce mazeret sunup görevi başkalara havale etmek nebevi ahlakta olmayan bir şey iken günümüzde bu hal almış başını gidiyor. Umarım bu halin ömrü kısa olur. Ve bir an önce yapay mazeretler dünyamızı yıkıp asli tebliğ görevlerimizi üstlenmek için bir gayret seferberliği başlatırız.

Akibet muttakilerindir.

Tekrardan istenilen adayış / adanış ruhunu ve cehdini yakalama duasıyla…         

Paylaş X Facebook

Yorumlar 14

A alper 01 Ocak 2012

toplumsal halimizi ve buna karşı Müslümanların durumu iyi tahlil eden bir yazı olmuş. Allah razı olsun kardeşim."Gün gelir kölelik özgürlük diye empoze edilir insanlara.” üstadın aslında bu sözü bizlere bir çok şey anlatıyor.ewet günümüz insanı esaret denizinde boğulmuş durumda. ve maalesef bunun farkında değil. işte bu günün ve halin esaret oldugu idrakini verecek olan yüce ve kerim olan kuran’dır. insanlar kurandan bi-haber yaşadıkça ve onun anla dünyasındaki insan ve toplum profilini yakalamadıkça sömürülmeye müsait durumadır ve hep öyle kalacaktır da. lakin esareti tanımak ve ona karşı mücadele etmek görevini kulluk şuuruyla yapmayan Müslümanlar maalesef gereken mücadeleyi veremedikleri için kendileri de buna maruz kalmaktadır.onun için mücadele her boyutuyla verilmeli. ve öncelikli olarak imam humeynini yaptığı gibi emperyalistlerin ve sömürgecilerin gerçek yüzü ve sinsi planları halka idrak ettirilmelidir. bu yapılmadan ne insanımız esaretten ne biz görevlerimizi yerine getirmiş oluruz.

H hikmet erturk 01 Ocak 2012

Allah razı olsun.Yazılarınız hayatın içerisinden oluşan samimi dertlerle samimi ne yapabilirimlerle dolu.İnşallah bu samimiyet birilerine tesir eder.Tekrar Allah razı olsun.

I i.metin 01 Ocak 2012

nice dag kaya gibi muvahhidler akp degirmeninde kireç odular mucur oldular.
güzel yazınız için Rabbimiz razı gelsin kardeşim

N nuri 01 Ocak 2012

ALLAH razı olsun mehmet bey.sabreden toplumun Asr suresindede geçtiği gibi hüsranda olmayacağını Allah bizlere belirtmişti.İnşallah dünya hayatının oyununda oynayanlardan olmayız...

U urfadan ismail 01 Ocak 2012

allah razı olsun kardeşim.

U urfadan ali 01 Ocak 2012

s.a kardeş allah razı olsun rabbim ilmini,fikrini, irfanını arttırsın...inş.

B bir garip 01 Ocak 2012

Şeytan onları hâkimiyeti altına alıp kendilerine Allah’ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, şeytanın tarafında olanlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. Mücadele/19

M M.EMİN DEMİR 01 Ocak 2012

ALLAH SENDEN RAZI OLSUN.KARDEŞ ALLAHU TEALA HAKKI HAK BİLİP HAKKA YÜRÜMEYİ BATILI BATIL BİLİP BATILDAN SAKINANLARDAN EYLESİN. ÜSTAD SEYYİT KUTUBADA ALLAHTAN RAHMET DİLİYORUZ...ONUN GİBİ YİGİTLERİ HAKKIYLA DAVALARINI ANLAYANLARDAN EYLESİN RABBİM BİZİ......SELAMETLE

H Hilal 01 Ocak 2012

RABBİM SİZİ ÇOK SEVSİN... YAZILARINIZIN DEVAMINI BEKLİYORUZ.

A a.mecit 01 Ocak 2012

Bizim insanımız kendisini fazlasıyla adamış ve hala adamaktadır da lakin kendilerini;mal-mülk kulluğuna,kendi arzu ve heveslerinin klluğuna,şeytan kulluğuna adamışlardır.Gerçek özgürlüğümüz olan “ALLAH’A KULLUK”a bırakın kendimizi adamayı,onun bilincine varmayı dahi başaramıyoruz.
Böyle güzel bir kulluğu sizin gibi hatırlatmaya çalışan herkese, ALLAH’a kul olma dileğiyle selamun aleykum

T T.A 01 Ocak 2012

S.A SEVGİLİ KARDEŞİM MAKSUT BİRÇOK ŞEYİ (SORUNU VE SEBEBİNİ)DİLE GETİRMİŞSİN ALLAH RAZI OLSUN BİZLER ACABA BU HATALARA NEDEN DÜŞÜYORUZ TABİKİ İSLAMİ.TAKVAİ. TEVHİDİ ..VB BİLİNÇ EKSİKLİĞİNDEN PEKİ BUNU BİZLER NASIL BERTARAF EDERİZ ? BUNA VERİLECEK BİRÇOK SSEÇENEKTEN OLUŞAN CEVAPLAR KARŞIMIZA ÇIKABİLLİR . AMA BUNLAR ARASINDA EN ÖNEMLİ VE ETKİLİ REÇETE AİLE BİLİNCİ AİLENİN BİLİNÇLİ OLMASIDIR ÇUNKU ÇOCUK HER ANLAMDA İLK ETAPTA AİLEDEN BESLENİR VE AİLLEDEN ALMIŞ OLDUĞU BU BİLİNCİ KOLAY KOLAY ZİHNİNDEN VE TUTUMLARINDAN ATAMAZ . VELHASILKELAM İNSAN YETİŞTİRMEK İHSAN YETİŞTİRMEKTİR VE AĞAÇ YAŞ İKEN EĞİLİR KAVRAMLARI BU MİSALİMİZİ ÖRNEKLENDİRİR SON OLARAK HZ EBUBEKİR’İN ŞU SÖZÜYLE BİTİRMEK İSTİYORUM “ALLAH’A BAĞLANKİ ÖZGÜR OLASIN” .....VESELAM

U urfadan sıvacı ayhan 01 Ocak 2012

ALLAH RAZI OLSUN KARDEŞİM.OĞLUM MUHAMMED’İN SELAMI VAR.

U urfadan bedir 01 Ocak 2012

allah razı olsun maksut abi

V vahted33 01 Ocak 2012

allah razı olsun kardeş

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Mehmed MAKSUT — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.