İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Ahmet ÖRS
Ahmet ÖRS
08 Eylül 2008

Halk Kesesinden Sendikacılık

Halkın kesesinden kesesine para aktarma hedefinin sığlığında can çekişen, hükümeti savunma ve kadro kapma telaşından başka bir amacı olmayan sendikaların üyelerine ve topluma verebilecekleri bir şey yoktur.

08 Eylül 2008 3 dk okuma 4,1B okunma
100%

Memur sendikaları ile hükümet arasındaki görüşmeler dünyadaki sendikal mücadeleler tarihi açısından kötü bir örneklikle sona erdi. Bir mutabakat metni yayımlayarak masadan kalkan taraflar, neyin karara bağlandığının tam olarak belli olmadığı müzakereler sonucunda son derece mutlu bir görüntü sundular.

 

Türkiye’de sendikacılığın genel gidişi tam bir sefalet tablosu sunuyor. Sendikalar üye aidatlarını devlete, dolayısıyla halkın sırtına yükleyerek izahı mümkün olmayan bir gasp örneği sergiliyorlar, büyük bir ahlaki zaafiyet çukuruna yuvarlanıyorlar.

 

Sözde toplumsal adaleti zorlayacak olan sendikalar üye aidatlarını devlete ödeterek kendi ekonomi ve geleceklerini garanti altına almanın hesabı içindeler. Bir sivil mücadele alanı olarak üyelerinin maddi ve manevi fedakârlıklarıyla var olması gereken sendikaların devlete-hükümete bağlı bir ekonomik ilişkiyle bağımsız kalabilmeleri mümkün müdür? Böyle bir sivil mücadele anlayışı nerede görülmüş? Devlet gücünden bile kuvvetli olabilecekken ekonomik çıkarlar için bu gücü devlete satan sendikalar bireylerin, farklı görüşlerin haklarını nasıl savunabilecekler?

 

Hükümeti belki bu alicengiz oyununda tebrik etmek gerekiyor. Muhalefet potansiyeli taşıyabilecek sendikaları aidat ödemeleri ve seyyanen zamlarla ekarte edip kendine bende kılmıştır. Sivil toplum denen kerameti kendinden menkul anlayış da böylece devlet-hükümet sisteminin bir parçası olmuştur.

 

Mutabakat metninin çoğu geleceğe dönük birtakım belirsiz taleplerle dolu. Asıl önemli olanları ise ücretlerle ilgili. Elbette ücret meselesi önemli ancak üyelerinin ve en nihayetinde geniş toplum kesimlerinin hak ve taleplerini savunacak ve onları devlete karşı bir nevi koruyacak sendikal örgütlenmeler bu meyanda mutabakat metnine herhangi bir madde dâhil ettirememişlerdir. Sadece maaş artışına yoğunlaşan ve bunda da hükümetin gerisine düşen bir sendika anlayışı… Üye aidat primlerini artırmaktan öte bir mücadele vermeden masadan gözü açık tüccar mantığıyla kalkan bir sendika anlayışı… Tam bir sefalet tablosuyla karşı karşıyayız! Mutabakat metninde yıllardır dayatılan başörtüsü yasağına ilişkin bir madde yok! İnanç tercihlerine saygı talebi yok! Eğitimden, farklı birçok alana kadar özgürlükçü açılımlara dönük sorgulayıcı ve sorgulatıcı bir adım yok!

 

Halkın kesesinden kesesine para aktarma hedefinin sığlığında can çekişen, hükümeti savunma ve kadro kapma telaşından başka bir amacı olmayan sendikaların üyelerine ve topluma verebilecekleri bir şey yoktur. Kimse kendini kandırmasın. Bu gidişle şişe şişe büyüyüp hantal bir para öğütme ve kadro kapma mekanizmasından başka bir şey olamayacaklardır. Halkın ve üyelerinin özgürlükçü taleplerine bırakın kulak vermeyi statükoyu “bizim adamlarımız” mantığıyla içselleştirecekler ve oluşabilecek farklı muhalefet hareketlerini de sistemin sivil ayağı olarak küçümseyip mahkûm edeceklerdir. 

 

Demokrasinin kelle hesabına dayalı sözde niteliğini bayraklaştıran, nitelik bağlamında bahsettiklerimizin yanında türlü zaaflarla malul sendikacılık anlayışı artık kökten sorgulanmalıdır. İyi niyet ve arzularla sendikal süreçlerde yer alanlar cesur bir şekilde mevcut konumlarını gözden geçirmelidirler.

 

Toplumsal problemlerin temelinde yatan ideolojik dayatmalarla, resmi yasaklarla kıyasıya ve sarsıcı bir şekilde yüzleşilmedikçe bir tiyatrodan ileri gitmeyecek sendikacılık oyununun hakiki yüzü görülemeyecektir.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 2

B beytullah emrah 01 Ocak 2012

bir zaman “dava” adına oluşturulan araçlar bugün kutsal bir davaya dönüşmüş, sendikalar da bu amaçlaşan araçlardan biri. müslümanların samimi niyetleri ve talepleri artık hükümetin, devletin ve resmi ideolojinin hayali tanrılarına kurban ediliyor. üye sayıları üzerinden elde edilen “sivil” güç, bürokratik aygıtların çarkları arasında ezilip yok ediliyor. sivilliğini korumayan sendikalar, üye aidatlarını bile halkın kesesinden sağlama alarak tamamen devlete angaje oluyor ve maalesef bu sefil tablonun farkında bile değiller. oysa özgürleşmenin ilk adımlarından biri kime kul, köle olduğunu fark etmektir. sisteme gönüllü kölelik yapan sendikalar bunun farkında olmadıkları için özgürleşememekte, özgür bir eğitim talebini dile getirememektedir.

açıkçası sendikanın bir araç olduğunu hatırlatacak, özgür bir eğitim talebini dile getirmek ve bunun mücadelesini vermek için sendikayı bir araç olarak kullanacak alternatifleri ortaya çıkarmak ve güçlendirmek gerekiyor.

C Cengiz Sırtıkara 01 Ocak 2012

Üye aidatını hükümetten alan (halkın cebinden çalan) bir sendikadan ne beklenir? Gelirini artırmış, kesesini doldurmuş olmsı beklenir, üyelerinin taleplerini engellemesi beklenir, Devlete muhalefetin önünde bir set olması beklenir, hükümetle pazarlık tiyatrosu oynaması beklenir, Daha çok üye bulup daha çok cukka yapması beklenir, Ne hallt işlense bizdendir kollayalıp demesi beklenir.
bu sendikalardan eğitimde kemalizm dayatmasına tepki göstermesi beklenmez, insani talepleri haykırması beklenmez, Üyelerinin hakkını savunması beklenmez..
Bunlar güçlünün yanında saf tutup utanmadan göz boyamaya çalışıyorlar. Bunlar zalimlerin yardımcıları, destekçileridir.
Zulme karşı durmak gerekse, sendikalara karşı da mücadele etmek gerektir

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Ahmet ÖRS — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.