İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
06 Ağustos 2010

Hangi Kürt Meselesi?

Kürt meselesi denilince neyin kastedildiği çok önemlidir. Zira ortada tek bir Kürt meselesi yoktur. Kürt halkının Kürt meselesi ile PKK’nın Kürt meselesi aynı şeyler değildir. Bizim taraf olmamız, insiyatif almamız gereken mesele, Kürt halkının Kürt meselesidir.

06 Ağustos 2010 3 dk okuma 11,5B okunma
100%

Son dönemde Müslümanlar arasında Kürt meselesinde yeterince insiyatif alınıp alınmadığı konusunda ciddi tartışmalar yaşanıyor. Müslümanların bu meseleyle ilgilenmek konusunda geç kaldığı öz eleştirileri eşliğinde daha güçlü insiyatif alınması çağrıları yapılıyor.

 

Bir halkın varlığına, diline, kültürüne karşı neredeyse bir asırdır yürütülen inkârcı ve asimilasyoncu politikaların ürünü olan bir meselede, aslında insiyatifin tamamıyla Müslümanlarda olması arzulanırdı. Ne var ki Kürt meselesi silahların gölgesinden bir türlü kurtarılamadığı, silahların vesayetine mahkûm edilen bir mesele olarak varlığını sürdürdüğü için bu pek mümkün olamıyor.

 

Bugün gelinen noktada silahların/silahlı güçlerin mesele üzerindeki vesayeti, Kürt meselesinden bağımsızlaşan ve onu aşan bir boyuta ulaşmış bulunuyor. Bu meseleden beslenen devlet içindeki kontrolsüz savaş organizasyonları gibi, sorunun üretip palazlandırdığı PKK adlı örgüt de “kirli savaş” sürecinde Kürt meselesinin çözümünden bağımsızlaşan bir sorun halini almış bulunuyor.

 

Dolayısıyla öncelikle Kürt meselesiyle, mesele etrafında oluşan ve fakat bu meseleyi aşıp ondan bağımsızlaşarak başlı başına bir sorun halini alan silahların vesayeti sorununun ayrıştırılması gerekiyor. Aksi halde insiyatif silahlarda olmaya devam ettiği müddetçe Kürt meselesi çözümsüzlüğe mahkûm olmaya devam edecektir.

 

Kürt meselesini tıkayan mesele üzerindeki silahlı vesayetin devre dışı bırakılması ise ancak, meselenin çözümünden yana olan kesimlerin, bu vesayeti güçsüzleştirip açığa düşürecek yaklaşım ve çabalarıyla mümkün olacaktır.

 

Bu noktada, Kürt meselesi denilince neyin kastedildiği çok önemlidir. Zira ortada tek bir Kürt meselesi yoktur. Kürt halkının Kürt meselesi ile PKK’nın Kürt meselesi aynı şeyler değildir.

 

Bizim taraf olmamız, insiyatif almamız gereken mesele, Kürt halkının Kürt meselesidir. İşte bu noktada sınırların yeterince belirlenmemesi, bu farklılığın gözden kaçırılması, insiyatif tartışmalarının sağlıklı bir zeminde yürümesine de engel teşkil etmektedir.

 

Bugün Kürt halkının talepleriyle PKK’nın talepleri aynı şeyler değildir. PKK Kürtlerin hakları yerine kendi haklarının peşine düşmüş, kendi “Kürt meselesi”ni dayatan bir yaklaşım sergilemektedir. Bu noktada çözüm yanlısı toplumsal kesimlerin Kürt meselesini PKK sorunundan ayrıştıracak yaklaşımlar geliiştirememesi, halkın Kürt meselesini iyice çözümsüzlüğe itmektedir.

 

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, çözüm için, sorunu çözümsüzlüğe mahkûm eden mevcut taraf ve aktörlerin Kürt sorunu üzerindeki insiyatifini zayıflatmak öncelikli şarttır. Bunun için de, Kürt meselesi ile, bu meselenin çözümünden çoktan bağımsızlaşarak yeni bir sorun niteliği kazanmış olan PKK meselesinin kesin çizgilerle ayrıştırılması ve Kürt meselesini PKK’nın söylem ve hedefleri düzleminde ele almaktan titizlikle kaçınmak gerekmektedir.

 

Kürt meselesinin gerçek çözümü, gerçek mânada İslam kardeşliğinin ve İslam adaletinin hâkim kılındığı yeni bir toplumsal ve siyasal yapıda olsa da, mevcut şartlar içerisinde meseleyi içinden çıkılmaz olmaktan çıkarıp diyaloğa elverişli bir zemine taşımak da mümkündür.

 

Meselenin çözümünden yana olan toplumsal kesimlerin bunun için öncelikle, halkın Kürt meselesiyle PKK’nın Kürt meselesini ayrıştıracak ve böylece silahların çözüme geçit vermeyen vesayetini açığa düşürecek yaklaşımlar geliştirmeleri gerekmektedir.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 3

I ilyas metin 01 Ocak 2012

Kürt meselesine^^kendin için istedigini başkaları içinde iste^^düsturuyla yaklaşılmamıştır.bu ülkede milliyetçiligi ülkücülügü tasfiye etmedende bu mesele çözülemez.
selamlar

O Orhan Albayrak 01 Ocak 2012

Aslında sizin için bu konu hakkında acaba ne zaman yazar diye düşünüyordum.Civcivler ürkmesin cinsinden kısa bir dokundurma yazısı olmuş desem umarım alınmazsınız.Mavi marmaranın ardından gündemin degişmesine neden olan bir dizi gelişmeler yaşandı bu konuda.Müslümanların dikkatli ve saglam adım atmaları gerekiyor.Allah ın izniyle basiretli hareket ederek yanlış adımlar atılmaz.Popilist yaklaşımlarla yol alınmayacagını bilmek gerekir.Kürt ve türk kelimelerine vurguların aşırı şekilde yapılmasının dogru olmadıgını düşünüyorum.Aksi taktirde karşı karşıya getirme bir kıyaslama yapma durumunda kalırsınız.Bir tarafı kazanayım derken diger tarafında düşmanlıgını kazanırsınız.Özgürlüğüde istemesini bilmek gerekir.Zulme karşı durmasınıda bilmek gerekir.Özgürlük bir kavim için degil herkes için olmalıdır.Dolayısıyla zulme karşı çıkışlarda islami degerlere atıf yaparak yapılmalı ve islamın bu konudaki bakış açısı sunulmalıdır.

N nco1 01 Ocak 2012

ne pkk ne bdp nede kürt halkı birbirini aslen bağlamıyor. baktığın zaman her ikiside halkı temsil ettiğini zannettiriyor.olaylarda tertipli şekilde kürt halkı içinmiş gibi lanse ediyor.Bu karakterli idooloji türk halkı içinde aynısıdır. mesele farksızdır.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Şükrü HÜSEYİNOĞLU — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.