Her Mü’min Bir Liderdir
Mü’minler her topluma lider olma görevi ile görevlendirilmiştir, insan mü’min olunca otomatikmen bu görevi kabul etmiş olur. Bu görev, dağların bile kaldıramayacağı, topluma hakkı söyleme görevidir, adaletin inşaası görevidir. Toplum düzeni ancak bu görevi üstlenenlerin sayısı ile doğru orantılıdır.
Bir insanın Allah yolunda olduğunun en büyük göstergesi, ne durduğu namaz, ne tuttuğu oruç, ne de verdiği zekat vs'dir. Yüce Allah‘ın salih kulları, ritüel ibadetlerle birlikte toplum içindeki davranışları (takva) ve söylemleri ile öne çıkan insanlardır. İçinde bulunduğumuz zamana ve hayata baktığımızda, karakteri pozitif yönde farklı olan her insan toplumda öne çıkar; ister maddi imkanı olsun ister olmasın bu olgu tartışılmaz bir gerçektir.
Çünkü insan, vicdanı ile beraber yaratılmıştır, doğru söze ya da davranışa karşı gelse bile muhakkak vicdanı ile başbaşa kalma mecburiyetinde bırakılmıştır. Sağlam karakterli insanlar, toplum vicdanına hükmederek değerlerini vicdanlarda oluştururlar. Bu tip insanları beğenmeyen, hatta beğenmemekle kalmayıp onlara karşı haksız/adaletsiz fiiller içine giren insanlar bile aslında onların (karakter sahiplerinin) çok güvenilir olduğunu vicdanlarında kabul etmişlerdir.
Yüce Allah Kur'an'da insanın bu vicdan muhasebesiyle ilgili şu örnek haberi vermektedir:
“Bunun üzerine, kendi vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) "Zalimler sizlersiniz, sizler!" dediler.’’ (21/ 64)
Buraya kadar tamam da, hakkı söyleme yöntemi nasıl olacak, nasıl bir yol izlenecek. Bu hususta Yüce Allah‘ın İblis'e hitabıyla ilgili ayetler bu durumu belirtir. Mealen şöyle buyurur Rabbimiz;
"Allah: Ey İblis! Ellerimle yarattığıma secde etmekten seni meneden nedir? Böbürlendin mi, yoksa yücelerden misin? dedi." (38/75)
Burada genelde gözden kaçan hayati bir yöntem sunuyor Rabbimiz. Yüce Allah her şeyi, kalplerin özünü bildiği halde, İblis'i neden muhattap alarak soru soruyor? Tabii ki en iyi Rabbimiz bilir, fakat zannımca Rabbimizin burada bir yöntemi var. O da;
En zalim/adaletsiz kimselerle bile konuşurken, onları dinleyin, kendilerini değerli hissetsinler, ne için böyle yaptıklarını, mazeretini ya da gerekçelerini dinleyin, güzel konuşarak onşların gerekçelerini çürütüp, kendisinin yaptığının yanlış olduğunu itiraf ettirmek ya da en azından dil ile söylemese bile içinden ‘‘Evet ben bu konuda yanlıştayım’’ dedirtmektir. Yeryüzünde hiçbir insan yok ki, kendisine değer verilmeden muhattabının sözlerini dikkate alsın.
Bunun ardından İblis çözülerek aşagıdaki ayette de belirtildiği gibi ‘‘Onları senin dosdoğru yolundan saptıracağım ’’ ifadesi ile Yüce Allah‘ın yolunun dosdoğru olduğunu itiraf etmektedir.
"Onları senin dosdoğru yolundan saptıracağım, olmaz isteklere sürükleyeceğim, putlara hayvanlar adatacağım da onların kulaklarını yarmalarını, Allah'ın yarattığını bozmalarını emredeceğim. Allah'ı bırakıp Şeytan'ı dost edinen, apaçık bir zarara düşmüş, ziyana uğramıştır." (4/119)
İşte esas mesele İblis'in, Yüce Allah'ın yolunun dosdoğru yol olduğunu itirafıdır. Karşınızdaki insana bir şey sunarken ister sizi kabul etsin ister ise kabul etmesin, vicdanında doğruyu kabul etmesi sağlanmalıdır.
Bundan sonrasında Rabbimiz bizden o kişiye bekçilik yapmamamızı ister, çünkü artık onun vicdanına söylemişsinizdir ve göreviniz bitmiştir, fazlasını söylemek artık kendi nefsimizdendir. Size karşı gelse bile onun vicdanında iyilerdensinizdir. Şunu çok net söyleyebilirim ki; Yüce Allah'ın yöntemi ile insanlara yaklaştığımız takdirde, muhatabımızın gönlünde taht kurarız, bundan sonra ister Yüce Allah'tan korkup ‘‘Haklısın arkadaş’’ diye dile getirsin, ister ise getirmesin, siz onun için güvenilir, sağlam ve karakter sahibi bir insansınızdır. Aleyhinizde atıp tutsa bile, o en çok size güveniyordur.
Bütün peygamber kıssalarında da bu vardır. Ne kadar reddedilseler, ne kadar şiddet görseler bile aslında onlar en çok güvenilenlerdi. Bu anlamda bakıldığında ‘‘İnsanlar sadece paran varsa değer veriyor ’’ anlayışı kesinlikle yanlıştır. Her insan ama eksiksiz her insan vicdanında kesinlikle hak olana, adaletli olana değer verir. Fakat vicdana hitap etme görevi zor ve bedellidir ve bu görevden (hakkı söyleme görevinden) hiç kimse kaçmamalıdır.
Mü'minler her topluma lider olma görevi ile görevlendirilmiştir, insan mü'min olunca otomatikmen bu görevi kabul etmiş olur. Bu görev, dağların bile kaldıramayacağı, topluma hakkı söyleme görevidir, adaletin inşaası görevidir. Toplum düzeni ancak bu görevi üstlenenlerin sayısı ile doğru orantılıdır.
Kur'an kıssalarına dikkat ettiğimizde, kendilerini mü'minlerin ilki olarak görüyorlar. Oysa ortada iman edenler de vardı, yani kitap elinden hak yolda olanlar da vardı. Burdaki verilen bu mesaj, her insanın İslam'ın ilk temsilcisiymiş gibi o coşkuyla, sanki vahiy ilk kendisine gelmiş gibi hemen hakkı anlatması gerektiğinin duygusu ve buluınduğu çevreye lider olması gerektiğinin mesajı/hissidir.
‘‘Bana mü'minlerin ilki olmam emrolundu.’’ (39/ 12)
‘‘Musa tayin ettiğimiz vakitte (Tur'a) gelip de Rabbi onunla konuşunca, "Rabbim! Bana (kendini) göster; seni göreyim!" dedi. (Rabbi): "Sen beni asla göremezsin. Fakat şu dağa bak, eğer o yerinde durabilirse sen de beni göreceksin!" buyurdu. Rabbi o dağa tecelli edince onu paramparça etti, Musa da baygın düştü. Ayılınca dedi ki: "Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim, sana tevbe ettim. Ben mü'minlerin ilkiyim.’’ (7/ 143)
BAŞTA HEDEFİMİZ ALLAH RIZASI OLMAK ÜZERE, EĞER VİCDANLARDA DEĞER GÖRMEK, RİYAKÂRLARDAN UZAK DURMAK İSTİYORSAK; Kİ ALLAH DA BUNU İSTER, HAKKI YÜCE ALLAH'IN YÖNTEMİYLE SÖYLEMELİYİZ.
Yorumlar 17
hoş geldin kardeşim.İslamvehayat sitesi senin için iyi bir durak olmuş.Yazılarını ilgi ile takip edeceğiz inşallah.Tekrar hoş geldin.Allah hayırlı kılsın.
cüneyt kardeş islam ve hayata hoş geldiniz.
selamlar
Öncelikle hoş geldin güzel kardeşim.Allah muvaffak etsin.
Buyurduğun gibi “Ene”lerimizden bir an önce sıyrılıp, elimizdeki “vahiy” meşalesi ile tüm insanlara rahmet olmalıyız.Çünkü bizler “Âlemlere rahmet olarak gönderilen” O kutlu elçinin vârisleriyiz. selam ile
“Her mü’min aynı zamanda bir liderdir..” Güzel bir vurgu; ama insan sormadan edemiyor, şimdiki niza ve çekişmeler, ayrışmalar Mü’min liderler savaşı yüzünden mi?
1) ritüel ne demek, ibadet ne demek ve “ritüel ibadet” ne anlama geliyr?
2)“Sağlam karakterli insanlar, toplum vicdanına hükmederek değerlerini vicdanlarda oluştururlar” Sağlam=? Toplum vicdanı=? Hükmetmek=?
3)“Mü’minler her topluma lider olma görevi ile görevlendirilmiştir, insan mü’min olunca otomatikmen bu görevi kabul etmiş olur” Müminler her topluma Lider?... Kaynak nedir?
4)“sanki vahiy ilk kendisine gelmiş gibi hemen hakkı anlatması gerektiğinin duygusu ve buluınduğu çevreye lider olması gerektiğinin mesajı/hissidir.” Bulunduğu çevreye Lider olmak=?
Yazının psikolojik gerilimi daha çok Güç istenci ve hakimiyet temeli üzerine kurgulanmış.Vicdan ve nezaket ise bu hakimiyet kurgusuna bir aksesur olmuş.Kötü bir tasavvur. Güce bu kadar hayran olmamanı tavsiye ederim, arkadaşım.Gücün tabiatında Mülkiyet yatar.Mülkiyetin tabiatında ise şirk... Biraz daha düşünerek yazı yazarsan kalemini geliştirebilirsin.Selametle
degerli kardeşim islam ve hayat sitesine xer hatî. sizleri aramızda görmek ve sizlerden istifade etmek bizleri memnun eder umarım hayırlı olur sizler için.
bırayé eziz xer hatî, ser seran ser çawan
Siteye, Sayfaya, aramıza hoş geldin kardeşim.
Cüneyt kardeşim öncelikle sitemize hoşgeldiniz! sizin gibi düşünen düşündüğünü yaşayan genç kardeşlere çok ihtiyacımız var. sizin bu güzel düşüncenlerinizi, bizlerle paylaştığın için sevgilerimi sunuyorum. sizi anladığımı sanıyorum allaha emanet olun görüşlerinizi paylaşmaya devam selamlar.
Emri bil maruf yolunda kazançlı bir adım olmuş inşallah siteye yazmaya başlaman. İnşallah Rabbim ‘emrolunduğumuz yol üzere’ can vermeyi nasip eder bizlere....Dua ile...
selamlar agabeylerim ve kardeşlerim;
olumlu yada olumsuz eleştiriler için teşekkürü borc bilirim.
KALEMİNE BEREKET ADLI KARDEŞİME
ibadeti yaşamın kendisinden ayıracak değilim ancak ritüel;yaşamda ki davranıslarımızın teorik şekliyle ifade edilmesi anlamında kullanılan güncel bi kelimedir(namaz,hac,oruç...) gibi. vicdana hukmetmek demek onu ele geçirmektir bi nevi vicdana hitaptır Firavn bile Musa nın haklı olduğunu vicdanında kabul etmişti ve demişti ki '' sen adam öldürmüştün üstelik ve biz seni kurtarmıştı'' diye basa kakamaya kalktı, insan haklı durumda sitem eder haksız durumda başa kakar. musa firavnun vicdanını ele gecirmişti, ne olsun adına vicdanına hükmetme demişim bu yanlış olmaz,bunu güçle bir alakası yok.
Kaldıki ben mümınlerin iktidar/güç olmasını isteyen bir zihnıyetteyim. Her güç iktidar talebi ister, ama her iktidar zulum yapacak değildir. ''Gücün dogasında vardır zulm'' gibi klasik bir söyleme şiddetle karşıyım...Her mumın bulundugu topluma lıderdir kelimesi, bu aıle olabılır uc bes arkadas olabılır yada bir belde bır kavım olabılır. Kaynagını yukarda verdim. Peygamberin ''bana mumınlerın ılki olmam emredildi'' dediği ayetini dusundugumuzde, ilk mümin sızce resulullah mıydı? Kıtap ehlinden incıl yolunda İsa as yolunda kimse yokmuydu? Bır peygamber bekleyen Vve Allah a karsı samimi insanlar yokmuydu? varsa bunlar mumın degılmıydi? Bu ayet olsa olsa hareketin lideri anlamına gelirki; oda zaten her insanın mumin olduktan sonra hissedeceği ve bir an önce tebliğ etme anlatma isteğidir ki;bu istek Allah tarafından insana verilir. Bu hissi kullanmayan vebal işler, hakkı tavsiye görevini ifa etmeden agzınla kus tut, her gün iyilik hikayeden öte gitmez. ancak hakkı tavsiye bedelli çetin iştir
MUATAFA ATAV ABİME;
Hem mümin lider hemde mümin liderler savasta düşüncesi başta bir tezat değilmi abi, demek ki liderler arası bir çekişme var demekki ben sen kavgası var, oysa Allah ın hukmü ile hareket ederse iki ayrı mümin bunların ortak yolu olmalı değilmi,kuran hekm olmadıysa savas vardır eger hem kuran hakem hemde savas varsa bu lıderlerde vardır bi bozukluk ortak yolda(zikr) buluşamadılarsa hemen akla ilk gelen yasak agac(dunya nimeti) yani rant var diyebilirm net olarak.
saygılarımla vesselam..
Yahu hissedeceğimiz ilk şey, hemen tebliğ ise: “tebliğ edicilerden ilkiyim” şeklinde oku o halde...
Mümin liderliğe oturan değil, sorumluluk bilinci ve karakter ahlakından ötürü çevresinin kendisini lider konumuna yükselttiği kişdir..
Madem müminim girdiğim her ortamda öne çıkmalıym ben belirlemlym gibi bir anlayış başka türlü ahlaksızlıkları gizleyecektir...
Yani kimin LİDER olacağına EHLİYET VE LİYAKAT ölçütünde ŞURA ile bırakın da müslümanlar olrak biz verelim. Siz değil...
Her mümin liderse herkes liderdir...Herkes herkese liderlik yapmaya kalkar o zaman.
O yüzden ehliyet ve liyakat kriterleri sadece mümin olmanın ölçütü değildir.Hz.Hamza, Hz.Ömer, Hz.Halid Bin Velid’in etrafındaki diğer insanlar mümin değiller miydi?...
Mümine liderlik gerilimi enjekte edip sonra her yerde öne çıkmaya çalışan tiplere mahal vermeyin.
Gerçek mümin ahlakı tevazusu cesareti metaneti basireti feraseti ile etrafının güvenini kazanmış EHLİYET sahibi insanlardır. Her Mümin sorumluluk sahibidir. Ama her mümin lider değildir.
güzel kardeşim selamlar tekrar. niyetinin üzüm yemek oldugunu düşünmekteyim hala ve hüsnü zan yapmaya devam edeceğim. açıkça yazıda eleştirdiğin yada olması gerekenin dışında bir şey sölediğimde ısrarcısın ama yazıyı yaftalamışsın. örneklik elbette davranısla olur esasen, ve insan davranışlarını uygularken konusan bir varlıktır. bir adam cok iyi olacak ama konusmayacak böle bir şey yok. liderlikden kasıt (yazıda da acıkca var) bulundugun topluma (ıkı dostuna, aılene, yada sulalene yada beldene vs ) örnek olmaktır, yeri geldiğinde de korkmadan hakkı sölemektir. cunkü yeri gelecek bulundugun cevre ile karsı karsıya geleceksin, ve onlar kendi dogrularını sölemeni isteyecek, ama ınsana düşen vicdanlara(dogruya/hakka) hıtap dır. cunkü vicdan haktır din dir. o senı vıcdanında dogru ınsan ornek ınsan/lider insan olarak tasıyacaktır. kimi lider alacagın konusu beni baglamaz. genel bır soz solemişim, banane kimi lider olarak alacagın ben sana şunu lıder edin mi dedimde’bırak biz karar verelim' gibi uygun olmayan bir cumle kurmussun. liderlikden anladıgın bir peygamber mi sadece, yada bir toplumu yonlendiren mi, oysa yazıda bahsi gecen liderlik buyuk olcude ıkı uc kişi arasındaki yada aıle ıcındeki yada guncel hayatta muhattap olunan ınsanlara karsı yapılan ornek davranıstır. adını da acıklarsan sevinirim hıtap ederken kalemine bereket diye seslenmek hos değil,
Aynı şeyi söylemeye yeni başladık güzel kardeşim.Haliyle yazı üzerinde konuşarak tartışarak,yanlış anlaşılmaları göğüsleyerek,yazının kastını olgunlaştırabiliyoruz.
Örneklik, özveri ve emekle seni ön plana çıkarır.Liderlik dediğimiz “öncü birey/Öncü Nesil” konumuna bizi bu özveri ve emek taşır.Aksi takdirde bu olgunlaşmanın bir sonucu olmadan, müminim ben deyip direk liderlik psikolojisine girmek,bugün Ümmetin içinde liderlik yarışındaki çekişmeleri, kardeş olamamayı gün gibi açığa çıkarıyor. Neden? Çünkü herkes lider!Herkes biliyor!Herkes önde!...Oh ne Güzel İstanbul!O yüzden lütfen bir okuyucu olarak sen de yazına yapılan bu katkıyı,hafife alma. Başımız kurtarıcılardan, liderlerden kurtulmuyor bir türlü.Kurtarıcılardan kurtulmadıkça da kurtulamıyoruz küfürden.Öncelikli olarak emek,özveri,sahabelere su dağıtan peygamber misali.Sonra evi,ailesi,akrabaları onu baş tacı da yapar,önü de koyup izler.Önce El-Emin sonra Liderlik.Küt diye liderlik olmaz.Ya da Müminim o halde liderim denklemi de olmaz.Mümin?Kime göre mümin?=Kur’an’a göre! Hangi Kur’an’a?Kimin Kur’an anlayışına göre?Selefilerin mi? Radikallerin mi?Gelenekçilerin mi?Cemaatlerin mi?Mealcilerin mi?Vakıfçıların mı?sünnilerin mi?Şiilerin mi?bitmez ki bu...O yüzden muğlak kalıyor makalendeki Mümin-Lider vurguların.Analizlerinin daha derinlemesine olması dileği ile...-Berat.
Önce El-Emin sonra Liderlik.Küt diye liderlik olmaz.Ya da Müminim o halde liderim denklemi de olmaz.Mümin?Kime göre mümin?=Kur’an’a göre! Hangi Kur’an’a?Kimin Kur’an anlayışına göre?Selefilerin mi? Radikallerin mi?Gelenekçilerin mi?Cemaatlerin mi?Mealcilerin mi?Vakıfçıların mı?sünnilerin mi?Şiilerin mi?bitmez ki bu...O yüzden muğlak kalıyor makalendeki Mümin-Lider vurguların.Analizlerinin daha derinlemesine olması dileği ile...-Berat
eğer ki yazıda yukardaki sözlerin anlaşılmışsa artık bişey diyemem. esas itibariyle iki arkadasın konusmaları yada aıle ıcındekı toplum ıcındeki davranısı her durumda dik/hak olan bir duruşu konu alan bir yazıyı nasıl oldu da cemaat liderliği ile bağdastırdın anlasılır gibi değil. nitekim aynı sonucu mustafa atav agabeyimde cıkarmış, anlasılır gibi değil. Ancak o bunu bilerek sormuş açıklamamı ister mahiyette sormuş o yüzden onu eleştiri olarak almadım. ancak senin ki kel alaka oldu, defalarca okudum ve zorladım kendimi dediğin manada bir sonuc cıkıyormu diye, ama yok ben böle bi sonuc cıkartamadım. yine de allah razı olsun teşekkür ederim ilgin için,
saygılarımla
Yazıda dile getirdiğin Liderliği aile içi ilişkiler ve yakın çevremiz ile sınırlıyorum diye bir ibare vardı da ben mi görmedim kardeşim? Kaldı ki aile içinde dahi olsa,sizi lider yapan şey ehliyet ve liyakatınızdır.Emaneti ehline verirler.Üzgünüm sayın yazar,algımda da anlayışımda da bir kıtlık yok.Savunmaya çekilmek yerine, liderlik kavramı üzerine karşılıklı yazışmalarımızı bir imkan olarak algılayın....
Yazınızda “Mü’minler her topluma lider olma görevi ile görevlendirilmiştir, insan mü’min olunca otomatikmen bu görevi kabul etmiş olur.” demişsiniz. Bu “her toplum” ifadesi eğer aile içi ilişkiler olarak algılanması gerektiğini söylemeyeceksiniz her halde.Çalakalem değil,Daha dikkatli yazmanızı tavsiye ederim, Vesselam
Müminler bulundukları topluma lıder olma ile görevlendirilmiştir. Bu çalakalem bir cümle değil,bunu anlamamak bir beyin tramvasıdır yiğit kardeşim. Mumınin kapasitesi nereye kadar yetiyorsa, hangi çogunluga hıtap edebiliyorsa ona liderdir. Bunu özel olarak beliırtmeye de gerek yok, Nerde bulunuyorsan, hangi toplumda bulunuyorsan oraya hitap edeceksin..
Editörün Notu: Sayın okurumuz, yorumunuzda yazara yönelik açık hakaret ifadeleri olduğundan ve tartışma artık kişiselleştiği için yorumunuzu kaldırmak durumunda kaldık.
