Hicretten 28 Şubat Şiirleri -I-
28 Şubat darbesi sürecinde, Almanya’da muhacir olarak bulunduğum dönemde, şiir formunda kaleme aldığım “Hicrette Muhasebe”den gündeme uygun bir alıntıyı, hatıra olarak paylaşmak istiyorum.
BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI ZULMÜ
Düşman sayıldı İslam, kaldırıldı hilafet
İslam ve Müslümanı kontrol için kuruldu Diyanet
Laik devlet camiyi işgalle, zulmetti Hakka
Allah ile aldatarak, tuzaklar kurdu halka
Kemalizm’de, din kurban edildi laik devlete
Haksızlık ve zulümle, halk düşürüldü zillete
Faşizm azdı, başörtü yasağı tırmandı ülkede
Bu katmerli zulüm, bıraktı pek çok zulmü gölgede
Halk çocukları sokulmadı, halka ait mektebe
Kızlar muhatap oldu ilkelliğe, vahşi şiddete
Yasağı körükleyenler, MGK’da askerler
Laik soygun ve talanlarda yarışan “cengâverler”
Darbe için, emperyalizme sırtlarını yaslarlar
Halka gelince, aslan kesilip efelik taslarlar
Nice zulümler gördü halk, onu iç düşman sayandan
Bunu işgalci yapamazdı, direniş korkusundan
Düşmanca saldırdılar, İslami kimlik ve hayata
İnsanın onur ve hakları, onlar için safsata
Dini istismar edenler, hem de kamu alanında
Tesettürü yasakladılar, neredeyse her yanda
Üniversite kamu alanı, başörtülü giremezse
Neden maliyeye zorla çağrılır, vergiyi ödemezse
Vergi için, kamu alanı açılır başörtüye
Eğitim almasına yasak konur, işte Türkiye
Askerlik yapıp vergi veren, köleydi komutana
Hizmet isteyince, sokulmadı devlet alanına
Diyanet ve camiler de içinde, laik alanın
Peki, bu alanda ne işi vardı, dinin, Kur’an’ın?
Putunu yedi, dini alırken kamu alanına
Başörtü zulmünü, yasladı laiklik yalanına
Cami kamu alanıdır, din görevlisi memurdur
Başörtüsü ve Kur’an, neden buralarda mezundur?
Bunlar; çirkin ikiyüzlülük ve dini istismardır
Hak ve özgürlük konusunda, yaşanan inkisardır
Kamu- özel ayrımı olmaz, kullanmada hakları
Bu çelişki ve yanıltmayla, aldattılar halkları
İnsanın, hak, hayat ve dini, bölünür mü ikiye?
Hak ve kişilik bölündü, “kamusal” ve “özel” diye
Başörtülüyü sokmazken, bir askeri garnizona
Oğlu ölünce “madalya” takar, örtülü anasına
Eşi örtülüyse, tahammül etmezken subaya
Ölüme gidecek “er” için, zorla alır orduya
Laik olmayan subayları, atıyorsan ordudan
Zorunlu askerliği kaldır, şeriatçı olandan
Vergi ve “er” için, zorla alır kamu alanına
Onun dışında yasak koyar, mü’minin yaşamına
Bütün bu düşmanlık, aslında doğrudan Kur’an’a
Bunu açık söyleyemez, zulmeder Müslüman’a
Yasakçılar, hortumcu medyada aldılar soluğu
Kartel medyası düşman saydı, örtülü çocuğu
YÖK, militarizmin bir cephesi, karargâhıydı
Zulmü ısrarla sürdürmek, hepsinin günahıydı
Polisler, köpekler, birlikte tuttular kapıları
Okumak isteyenlerin, copla kırıldı kafaları
“Emir kulları”, hiç acımadı, Allah’ın kullarına
Kıydılar çocukların umuduna, güzel yıllarına
On binlerce kızımız, terk ettiler mektepleri
Bu durum utandırmadı, “ürkek ve erkekleri”
Pek çok acılar yaşandı, kızların cephesinde
Fırtınalar kopuyordu, hepsinin yüreğinde
Maalesef kötü oldu, ateş düştüğü yeri yaktı
Onurlu mazlumlar direndi, çünkü inancı Haktı
Üniversiteden sonra, İmam Hatibe geldi yasak
“Kur’an’ı yaşamasın” dendi, onu okuyan kuşak
Derslerde öğrenmişti, Rabb’in emrini ve Kur’an’ı
Örtünmeyi emrediyordu, vahye olan imanı
Küçük mü’minler zulme maruz, lisenin kapısında
Sıkıntıya direnmek vardı, onurlu yapısında
Coplar gölgesinde, yılmadan savundu onurunu
Hayâsız zalimler, şiddete maruz bıraktı onu
Hakaretle kovaladılar, meydan, sokak her yerde
Köpek ve copla saldırdılar, sürükleyip yerlerde
Küçük çocukları tutuklayıp, kelepçe taktılar
Ve gözaltında tehditlerle, umudu kararttılar
Şahsiyet, onur zulme maruz, “ikna odaları”nda
İnsandışılaşma yaşandı, zulüm odaklarında
Yetkililer aldırmadı, anaların feryadına
O, fedakârca koşuyordu, evladının yanına
Analara bile sövdüler ve alçakça vurdular
Hem de, “yedi polisi dövdü” deyip, hapse koydular
Tüm okullar ve üniversite, kışla gibiydi
Askeri baskı ve militarizm, hâkim rengiydi
Başörtüsü yasağında, asıl düşmanlık Kur’an’a
İslam hukukuna düşmanlık, yol açtı bu tuğyana
Allah değil de, modacılar emretse tesettürü
Mutlaka serbest olur; teşvik, takdir alır bir sürü
Yorumlar 7
Yazılarınızı hep anlaşılan gayet sıradan bir üslupla yazıyordunuz.Bu benim için çok algılayıcı oluyordu.Meğer şiirde daha da ustaymışsınız...
marş gibi güzel bir şiir.
“İslam ve Müslümanı kontrol için kuruldu Diyanet”
bu yerinde bir söz,bazı kardeşlerimiz hala atanmış memurlara uyabiliyor,
halbuki bu işgali de memurunu da meşrulaştırmaktır. selamlar
Ben şiirden pek anlamam, hele modern tarz deneninden. İdeolojik bir dönemden geliyoruz andan mıdır desem haksızlık olur, ülkücülerin ve solcuların bu konuda yaptıklarını, militanlarını nasıl motive ettiklerini ve bu sanatın insanlar üzerindeki etkilerini iyi biliyorum, yaşadım çünkü. Bizimkiler mi, N.Fazıldan sonra çıkanlar başka şeyler mırıldandılar!
Öyle olunca Şair haketiği yeri bulmuyor velevki şiirinde işlediği “tema” tevhidi mesaj taşısın. Müslümanların öyle çok dertleri var ki, bir de üzerine eklenen son iki yüzyıllık ümmetin acıklı hikayesi. Malzeme çok yani derinlikli olana, sanatkar olana.
Siyerin gölgesindeki dizide bu sefer, “kamuoyu oluşturanlar” başlıklı bir yazı var. Konuyu araştırıken orada da gördüm ki, cahiliyede ve İslam döneminde şiirin ve şairin önemi çok önemliymiş. Bunu bize tattırmayan şairlerimiz utansın ne diyelim! Bazen “marş” istiyor gönül coşmak için, bazen de musiki tadında “coşku” ve “heyecan”, ağız tadıyla okuyacağımız, şöyle alıp götüren bizi bir yerlere, gamımızı kederimizi unutturup yönlendiren ve hatta derin derin düşündüren, insanız ihtiyacımız var, ama yok, üretememişiz. Olanlarsa “dandirik” ve çoğu kere anlamsız şeyler söylüyor, çok kötü taklitler içeriyor. Bırakın peygamber dönemini, cahiliye şairleri “nal toplatır” bunlara.
Sufiler bu konuda şanslı, motive edici, geleneklerini, değerlerini yaşatıcı güftelerle musikilerini hep üretiyorlar, kendilerini diri tutuyorlar. Bazıları çok kötü olsa bile yetiyor onların gönlünü doldurmaya, onları bir arada tutmaya. Onlar çook eskiler, deneyimliler de ondan mı, bizler çok mu yeniyiz ki! Defi bile özledim, sazı, neyi, ve hikmetli sözü (şiiri) de. Medine kızları ve kadınlarının peygamberi karşılarken söyledikleri “tala el bedrü...” nden etkilenmeyen var mıdır?
N’apıyor yeni yetmeler, gavurun gitarı ile “dini” temalı (şiirsel) müzik yapıyor! Absürtlüğe bakar mısınız, o alet kendi müziğini çalar başkasını değil, hiç seni beni anlar mı? Onlar hiç düşünmezler mi? Musikide de bu kadar modernleştik iyi mi? Demokrasinin demokrat ahlak ürettiğini unuttuğumuz gibi, ne yazık ki. Düşüncede ve tefekkürdeki fakirliğimize bir bakar mısınız?
Musiki için, gufte için, şiir için bazı şeyler gerekli, Vahiy bütünlüğünden kopmadan farklı yetenekler isteyen bir uğraş da ondan. İşte o gerekli olanları üretecek algı, dert, sezgi, meselesi olmak, sıradanlaşmamak, kainatı ve toplumu okumak, mevcudun basitliğini görmek, görüntünün arkasına vakıf olmak, izzeti, asalati doğru yerde aramak vs gibi tefekkür zenginliği ve derinlikler gerek. Sufliliğe dalmadan, görünene aldanmadan, sıradanlaşmadan, basitleşmeden, kalabalıklara ve yanlış yönlendiricilere uymadan...
Abi, maşallah yetenek çok! Bence bu sanatı ilerletiniz, üzerine düşünüz. Bazen bir şiirin yağtığı işi, ordular yapamazmış, unutmayalım. Şiirden anlayan dostlar eleştiri yapıp faydalı olabilirler!
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Ağzınıza sağlık, yetmişlere doğu gittim siiri okuyunca.Fazla da birşey değişmedi biraz özgürlük motifleri çoğaldı o kadar.Hüküm koymada, insanlara yön vermekte,diğerledindedn pekte geri kalmayan Müslümanlar, düzenin olmazsa olmaz dayatmalarına sahip çıkarak, kıraldan çok kıralcı olmayı yeğlemektedirler.
Laikliğin asıl bekçisi ve güvencesi biziz diyecek,kadar haddi daha da aşarak,laikliğin asıl İslamda mevcut olduğunu söyleyecek cüretkarlığı göstermişlerdir.
şiirin yazıldığı zaman insanlar biraz dirençve tavır gösterselerdi durum bügünden
daha farklı olurdu sanırım.birçok kitap okumadan o zamanın manzarasını net biçimde ortaya koyuyor sanırım, ders almak isteyenler için sanırım yeterli malzeme mevcuttur.
polat
Allah razı olsun..
Hakkı tevilsiz yazan kalemden
Söylemlerin sekülerleştiği bu yerde tek başına İbrahim olan davetçiden ..
Gerçekten de eserlerinizi ve bizi yeniden dirilten yazılarınızı büyük bir heyecanla okuyorum.
Eğer Arapça’ya da çevirebilirsek diğer İslam Coğrafyalarındaki Müslümanlar için de Türkiye öngörüsü ve perspektifi açısından faydalı olacağını düşünüyorum. Yani bu coğrafyadan habersiz, anlık duygusal bir hesapla Türkiye Modeli arayışları içine girenler için en azından bir silkinme olacaktır.
ALLAH RAZI OLSUN
Nasılki islam devletini ,şeriati isteyen ,savunan bu ugurda mücadele eden bir siyonist aklen mümkün degilse ,demokrasiyi savunan ,demokrasi mücadelesi yapan bir müslümanda aklen ve dinen mümkün degildir.(kafirun suresi,maide-44).
kafirlerin ak partiye ve fetullahçılara kerhen gosterdikleri tahammülün, destegin sebebi dünya genelinde cihad şuuruna sahip gerçek müslümanlardan duydukları korku ve cihadı engelleme taktigidir. yani tayyip erdogan ve fetullah gulen kafirler neznindeki suni itibarlarını, aslında Allah yolunda canları ve malları ile mücadele eden mücahidlere borçludurlar.eger fetullah amerikada lüks villalarda krallar gibi yaşıyorsa,tayyip dinsiz orduya,ergenekona ragmen hala başbakan olabiliyorsa bunu afganistandan,filistine cihad eden mücahidlere borçludur.
kafirler; tayyip-fetullah ekibininde figur olarak yer aldıgı ılımlı islam projesi ve arap baharı gibi projelerle aslında cihad şuurunu yok edip dunya genelinde islam devletinin, şeriat yonetiminin önünü kesmeye çalışıyorlar ve malesefte şu ana kadarda başarılı gözüküyorlar.dunyanın birçok yerinde cihad hareketleri ılımlı islam projesi ile kafirler tarafindan malesef zayıflatılmıştır.
Müslümanın sorması gereken temel soru,soruların anası şudur.:dunyayı kim yonetecek?Allahın kanunlarımı?,kafirlerin kurallarımı?malesef şu anda yonetim dunya genelinde kafirlerin elindedir.mücadelenin ana ekseni hakimiyet alanıdır,kimin dunyayı yonetecegidir.ve kafirler dunya genelinde yonetimi kaybetmemek icin her hile ve plana başvurmaktadır.
eger dunya genelinde kafirlerin korkulu rüyası, islam devleti amaçlı cihad hareketleri olmasaydı ılımlı islamcıların asla itibarı olmayacak ve ergenekoncular gibi ulusalcı kafirlerin zulmu altında yaşamaya devam edecekti.yani aslında ılımlı islamcılar,demokratlar mucahidlere teşekkür borçludur.
kafirlerin plan ve hilelerini deşifre etmek ve boşa çıkarmak her Müslümanın gorevidir.Müslümanlar; zahiren düzelmiş gibi gorünen ortama asla aldanmamalı,dunya genelinde yonetimin kafirlerde oldugunu asla unutmamalı ve cihad şuuru ile kafirlere karşı mücadele etmelidir.(enfal-39).
