İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Mehmet PAMAK
Mehmet PAMAK
01 Mart 2011

Hicretten 28 Şubat Şiirleri -I-

28 Şubat darbesi sürecinde, Almanya’da muhacir olarak bulunduğum dönemde, şiir formunda kaleme aldığım “Hicrette Muhasebe”den gündeme uygun bir alıntıyı, hatıra olarak paylaşmak istiyorum.

01 Mart 2011 3 dk okuma 15,5B okunma
100%

BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI ZULMÜ

 

Düşman sayıldı İslam, kaldırıldı  hilafet

İslam ve Müslümanı kontrol için kuruldu Diyanet

 

Laik devlet camiyi işgalle, zulmetti Hakka

Allah ile aldatarak, tuzaklar kurdu halka

 

Kemalizm’de, din kurban edildi laik devlete

Haksızlık ve zulümle, halk düşürüldü  zillete

 

Faşizm azdı, başörtü yasağı tırmandı ülkede

Bu katmerli zulüm, bıraktı  pek çok zulmü gölgede

 

Halk çocukları sokulmadı, halka ait mektebe

Kızlar muhatap oldu ilkelliğe, vahşi  şiddete

 

Yasağı körükleyenler, MGK’da askerler

Laik soygun ve talanlarda yarışan “cengâverler”

 

Darbe için, emperyalizme sırtlarını  yaslarlar

Halka gelince, aslan kesilip efelik taslarlar

 

Nice zulümler gördü halk, onu iç düşman sayandan

Bunu işgalci yapamazdı, direniş  korkusundan

 

Düşmanca saldırdılar, İslami kimlik ve hayata

İnsanın onur ve hakları, onlar için safsata

 

Dini istismar edenler, hem de kamu alanında

Tesettürü yasakladılar, neredeyse her yanda

 

Üniversite kamu alanı, başörtülü giremezse

Neden maliyeye zorla çağrılır, vergiyi ödemezse

 

Vergi için, kamu alanı açılır başörtüye

Eğitim almasına yasak konur, işte Türkiye

 

Askerlik yapıp vergi veren, köleydi komutana

Hizmet isteyince, sokulmadı devlet alanına

 

Diyanet ve camiler de içinde, laik alanın

Peki, bu alanda ne işi vardı, dinin, Kur’an’ın?

 

Putunu yedi, dini alırken kamu alanına

Başörtü zulmünü, yasladı  laiklik yalanına

 

Cami kamu alanıdır, din görevlisi memurdur

Başörtüsü ve Kur’an, neden buralarda mezundur?

 

Bunlar;  çirkin ikiyüzlülük ve dini istismardır

Hak ve özgürlük konusunda, yaşanan inkisardır

 

Kamu- özel ayrımı olmaz, kullanmada hakları

Bu çelişki ve yanıltmayla, aldattılar halkları

 

İnsanın, hak, hayat ve dini, bölünür mü ikiye?

Hak ve kişilik bölündü, “kamusal”  ve “özel” diye

 

Başörtülüyü sokmazken, bir askeri garnizona

Oğlu ölünce “madalya” takar, örtülü anasına

 

Eşi örtülüyse, tahammül etmezken subaya

Ölüme gidecek “er” için, zorla alır orduya

 

Laik olmayan subayları, atıyorsan ordudan

Zorunlu askerliği kaldır, şeriatçı olandan

 

Vergi ve “er” için, zorla alır kamu alanına

Onun dışında yasak koyar, mü’minin yaşamına

 

Bütün bu düşmanlık, aslında doğrudan Kur’an’a

Bunu açık söyleyemez, zulmeder Müslüman’a

 

Yasakçılar, hortumcu medyada aldılar soluğu

Kartel medyası düşman saydı,  örtülü çocuğu

 

YÖK, militarizmin bir cephesi, karargâhıydı

Zulmü ısrarla sürdürmek, hepsinin günahıydı

 

Polisler, köpekler, birlikte tuttular kapıları

Okumak isteyenlerin, copla kırıldı  kafaları

 

“Emir kulları”, hiç acımadı, Allah’ın kullarına

Kıydılar çocukların umuduna, güzel yıllarına

 

On binlerce kızımız, terk ettiler mektepleri

Bu durum utandırmadı, “ürkek ve erkekleri”

 

Pek çok acılar yaşandı, kızların cephesinde

Fırtınalar kopuyordu, hepsinin yüreğinde

 

Maalesef kötü oldu, ateş  düştüğü yeri yaktı

Onurlu mazlumlar direndi, çünkü  inancı Haktı

 

Üniversiteden sonra, İmam Hatibe geldi yasak

“Kur’an’ı yaşamasın” dendi, onu okuyan kuşak

 

Derslerde öğrenmişti, Rabb’in emrini ve Kur’an’ı

Örtünmeyi emrediyordu, vahye olan imanı

 

 Küçük mü’minler zulme maruz, lisenin kapısında

Sıkıntıya direnmek vardı, onurlu yapısında

 

Coplar gölgesinde, yılmadan savundu onurunu 

Hayâsız zalimler, şiddete maruz bıraktı onu 

 

Hakaretle kovaladılar, meydan, sokak her yerde

Köpek ve copla saldırdılar, sürükleyip yerlerde

 

Küçük çocukları tutuklayıp, kelepçe taktılar

Ve gözaltında tehditlerle, umudu kararttılar 

 

 Şahsiyet, onur zulme maruz, “ikna odaları”nda

İnsandışılaşma yaşandı, zulüm odaklarında

 

Yetkililer aldırmadı, anaların feryadına

O, fedakârca koşuyordu, evladının yanına

 

Analara bile sövdüler ve alçakça vurdular

Hem de, “yedi polisi dövdü” deyip, hapse koydular

 

Tüm okullar ve üniversite, kışla gibiydi

Askeri baskı ve militarizm, hâkim rengiydi

 

Başörtüsü yasağında, asıl düşmanlık Kur’an’a

İslam hukukuna düşmanlık, yol açtı bu tuğyana

 

Allah değil de, modacılar emretse tesettürü

Mutlaka serbest olur; teşvik, takdir alır bir sürü

Paylaş X Facebook

Yorumlar 7

N nuri 01 Ocak 2012

Yazılarınızı hep anlaşılan gayet sıradan bir üslupla yazıyordunuz.Bu benim için çok algılayıcı oluyordu.Meğer şiirde daha da ustaymışsınız...

I i.metin 01 Ocak 2012

marş gibi güzel bir şiir.

“İslam ve Müslümanı kontrol için kuruldu Diyanet”

bu yerinde bir söz,bazı kardeşlerimiz hala atanmış memurlara uyabiliyor,
halbuki bu işgali de memurunu da meşrulaştırmaktır. selamlar

H hüseyin alan 01 Ocak 2012

Ben şiirden pek anlamam, hele modern tarz deneninden. İdeolojik bir dönemden geliyoruz andan mıdır desem haksızlık olur, ülkücülerin ve solcuların bu konuda yaptıklarını, militanlarını nasıl motive ettiklerini ve bu sanatın insanlar üzerindeki etkilerini iyi biliyorum, yaşadım çünkü. Bizimkiler mi, N.Fazıldan sonra çıkanlar başka şeyler mırıldandılar!

Öyle olunca Şair haketiği yeri bulmuyor velevki şiirinde işlediği “tema” tevhidi mesaj taşısın. Müslümanların öyle çok dertleri var ki, bir de üzerine eklenen son iki yüzyıllık ümmetin acıklı hikayesi. Malzeme çok yani derinlikli olana, sanatkar olana.

Siyerin gölgesindeki dizide bu sefer, “kamuoyu oluşturanlar” başlıklı bir yazı var. Konuyu araştırıken orada da gördüm ki, cahiliyede ve İslam döneminde şiirin ve şairin önemi çok önemliymiş. Bunu bize tattırmayan şairlerimiz utansın ne diyelim! Bazen “marş” istiyor gönül coşmak için, bazen de musiki tadında “coşku” ve “heyecan”, ağız tadıyla okuyacağımız, şöyle alıp götüren bizi bir yerlere, gamımızı kederimizi unutturup yönlendiren ve hatta derin derin düşündüren, insanız ihtiyacımız var, ama yok, üretememişiz. Olanlarsa “dandirik” ve çoğu kere anlamsız şeyler söylüyor, çok kötü taklitler içeriyor. Bırakın peygamber dönemini, cahiliye şairleri “nal toplatır” bunlara.

Sufiler bu konuda şanslı, motive edici, geleneklerini, değerlerini yaşatıcı güftelerle musikilerini hep üretiyorlar, kendilerini diri tutuyorlar. Bazıları çok kötü olsa bile yetiyor onların gönlünü doldurmaya, onları bir arada tutmaya. Onlar çook eskiler, deneyimliler de ondan mı, bizler çok mu yeniyiz ki! Defi bile özledim, sazı, neyi, ve hikmetli sözü (şiiri) de. Medine kızları ve kadınlarının peygamberi karşılarken söyledikleri “tala el bedrü...” nden etkilenmeyen var mıdır?

N’apıyor yeni yetmeler, gavurun gitarı ile “dini” temalı (şiirsel) müzik yapıyor! Absürtlüğe bakar mısınız, o alet kendi müziğini çalar başkasını değil, hiç seni beni anlar mı? Onlar hiç düşünmezler mi? Musikide de bu kadar modernleştik iyi mi? Demokrasinin demokrat ahlak ürettiğini unuttuğumuz gibi, ne yazık ki. Düşüncede ve tefekkürdeki fakirliğimize bir bakar mısınız?

Musiki için, gufte için, şiir için bazı şeyler gerekli, Vahiy bütünlüğünden kopmadan farklı yetenekler isteyen bir uğraş da ondan. İşte o gerekli olanları üretecek algı, dert, sezgi, meselesi olmak, sıradanlaşmamak, kainatı ve toplumu okumak, mevcudun basitliğini görmek, görüntünün arkasına vakıf olmak, izzeti, asalati doğru yerde aramak vs gibi tefekkür zenginliği ve derinlikler gerek. Sufliliğe dalmadan, görünene aldanmadan, sıradanlaşmadan, basitleşmeden, kalabalıklara ve yanlış yönlendiricilere uymadan...

Abi, maşallah yetenek çok! Bence bu sanatı ilerletiniz, üzerine düşünüz. Bazen bir şiirin yağtığı işi, ordular yapamazmış, unutmayalım. Şiirden anlayan dostlar eleştiri yapıp faydalı olabilirler!

P polat 01 Ocak 2012

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Ağzınıza sağlık, yetmişlere doğu gittim siiri okuyunca.Fazla da birşey değişmedi biraz özgürlük motifleri çoğaldı o kadar.Hüküm koymada, insanlara yön vermekte,diğerledindedn pekte geri kalmayan Müslümanlar, düzenin olmazsa olmaz dayatmalarına sahip çıkarak, kıraldan çok kıralcı olmayı yeğlemektedirler.

Laikliğin asıl bekçisi ve güvencesi biziz diyecek,kadar haddi daha da aşarak,laikliğin asıl İslamda mevcut olduğunu söyleyecek cüretkarlığı göstermişlerdir.

şiirin yazıldığı zaman insanlar biraz dirençve tavır gösterselerdi durum bügünden
daha farklı olurdu sanırım.birçok kitap okumadan o zamanın manzarasını net biçimde ortaya koyuyor sanırım, ders almak isteyenler için sanırım yeterli malzeme mevcuttur.

polat

M muhammed 01 Ocak 2012

Allah razı olsun..

Hakkı tevilsiz yazan kalemden
Söylemlerin sekülerleştiği bu yerde tek başına İbrahim olan davetçiden ..

Gerçekten de eserlerinizi ve bizi yeniden dirilten yazılarınızı büyük bir heyecanla okuyorum.

Eğer Arapça’ya da çevirebilirsek diğer İslam Coğrafyalarındaki Müslümanlar için de Türkiye öngörüsü ve perspektifi açısından faydalı olacağını düşünüyorum. Yani bu coğrafyadan habersiz, anlık duygusal bir hesapla Türkiye Modeli arayışları içine girenler için en azından bir silkinme olacaktır.

C cuma öztürk 01 Ocak 2012

ALLAH RAZI OLSUN

T tolga eser 01 Ocak 2012

Nasılki islam devletini ,şeriati isteyen ,savunan bu ugurda mücadele eden bir siyonist aklen mümkün degilse ,demokrasiyi savunan ,demokrasi mücadelesi yapan bir müslümanda aklen ve dinen mümkün degildir.(kafirun suresi,maide-44).

kafirlerin ak partiye ve fetullahçılara kerhen gosterdikleri tahammülün, destegin sebebi dünya genelinde cihad şuuruna sahip gerçek müslümanlardan duydukları korku ve cihadı engelleme taktigidir. yani tayyip erdogan ve fetullah gulen kafirler neznindeki suni itibarlarını, aslında Allah yolunda canları ve malları ile mücadele eden mücahidlere borçludurlar.eger fetullah amerikada lüks villalarda krallar gibi yaşıyorsa,tayyip dinsiz orduya,ergenekona ragmen hala başbakan olabiliyorsa bunu afganistandan,filistine cihad eden mücahidlere borçludur.

kafirler; tayyip-fetullah ekibininde figur olarak yer aldıgı ılımlı islam projesi ve arap baharı gibi projelerle aslında cihad şuurunu yok edip dunya genelinde islam devletinin, şeriat yonetiminin önünü kesmeye çalışıyorlar ve malesefte şu ana kadarda başarılı gözüküyorlar.dunyanın birçok yerinde cihad hareketleri ılımlı islam projesi ile kafirler tarafindan malesef zayıflatılmıştır.

Müslümanın sorması gereken temel soru,soruların anası şudur.:dunyayı kim yonetecek?Allahın kanunlarımı?,kafirlerin kurallarımı?malesef şu anda yonetim dunya genelinde kafirlerin elindedir.mücadelenin ana ekseni hakimiyet alanıdır,kimin dunyayı yonetecegidir.ve kafirler dunya genelinde yonetimi kaybetmemek icin her hile ve plana başvurmaktadır.

eger dunya genelinde kafirlerin korkulu rüyası, islam devleti amaçlı cihad hareketleri olmasaydı ılımlı islamcıların asla itibarı olmayacak ve ergenekoncular gibi ulusalcı kafirlerin zulmu altında yaşamaya devam edecekti.yani aslında ılımlı islamcılar,demokratlar mucahidlere teşekkür borçludur.

kafirlerin plan ve hilelerini deşifre etmek ve boşa çıkarmak her Müslümanın gorevidir.Müslümanlar; zahiren düzelmiş gibi gorünen ortama asla aldanmamalı,dunya genelinde yonetimin kafirlerde oldugunu asla unutmamalı ve cihad şuuru ile kafirlere karşı mücadele etmelidir.(enfal-39).

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Mehmet PAMAK — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.