İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Mehmet PAMAK
Mehmet PAMAK
11 Mart 2011

Hicretten 28 Şubat Şiirleri -III-

Yaklaşık on bir yıl önce 2000 yılında, 28 Şubat sürecinde muhacir olarak bulunduğum Almanya’nın Duisburg şehrinde şiir formunda yazdığım “Hicrette Muhasebe”den gündeme uygun yeni bir alıntıyı paylaşmak istedim.

11 Mart 2011 5 dk okuma 9,1B okunma
100%

BATILILAŞMA VE RESMİ İDEOLOJİNİN İFLASI

 

Ordu batıcı, önder inanmış pozitivizme

İslam düşmanı “inkılâp”, yol açtı Kemalizme

 

Atatürk ilkeleri dayatıldı, anayasada

Bu “değiştirilmez” dogmalar, sebep oldu fesada

 

Aslında ilke ve inkılâplar, doğmadan ölmüştü

Şapka itibarsızdı, anayasada korunmuştu

 

Herkes şapka taksın diye, çok canlara kıydılar

Sonra şapkayı terk edip, müzeye kaldırdılar

 

Sözde “inkılâp”la kaldıran, şu  “paşa” lâkâbını

“Paşa” demeye devam edip, yedi inkılâbını

 

“Tekke- tarikat” kapatıldı, bir sözde inkılâpla

MGK ve devlet işbirliği yaptı, çok tarikatla

 

Devletçilik, milliyetçilik, teslim oldu batıya

“Halkçı cumhuriyet”, hep uzaktı siyasi yapıya 

 

Kemalizm egemen oldu, sürekli siyasete

Böylece teslim olundu, askeri vesayete

 

“Cumhuriyet” adı altında doğan, tam diktatörlüktü

“Halkçı”yı, halkın diniyle savaştıran, Hakka körlüktü

 

Saltanat devam ettirildi, silahlı bürokratla

“Halka rağmen halk için” söylemi ve halka inatla

 

“Ulusçu”lar, emperyalizmle işbirlikçiydiler

Küresel sömürgeci adına, tetikçiydiler

 

Şoven ırkçı bölücülükle, düşman oldular halka

Ümmet ve İslam’ı dışlayıp, ihanet ettiler Hakk’a

 

“Laiklik”, İslam’ı kovdu, kamudan ve tüm hayattan

Halkın dini silindi yasadan, düşürüldü kayıttan

 

Ekonomik “devletçilik”ti, zengin eden yandaşları

“Bürokrat-politikacı-patron”, soygunun paydaşları

 

Kültürel “Devletçilik”le, devlet belirledi her şeyi

Hak ve özgürlüğü yok edip, baş  eğdirdi bireyi

 

“Devletçilik” ilkesi, değiştirilmez anayasada

Oysa çoktan öldü, özelleştirme hâkim piyasada

 

Halkın tepkisine karşı, kanlı “devrimci”ydiler

İktidar için“kelle koparmak”ta birinciydiler

 

Pek çok laik ve Kemalist nedense soyguncuydu

Laik maskeler altında, pek çoğu hortumcuydu

 

“Demokratik ve sosyal hukuk devleti”, hani nerde?

Sadece laiklik egemen, baskı, zulüm her yerde  

 

Hukuk guguk oldu, demokrasi ise demagoji

“Sosyal devlet”i yok etmişti, resmi ideoloji

 

Savunması  gülünçtü, bitmiş inkılâp ve ilkelerin

Neredeyse yalnız laiklik kaldı, elinde sistemin

 

Üstelik hep yalan söylendi, bu laiklik adına

Onu da saptırdılar, maske geçirip suratına

 

Din, devlet birbirine karışmazsa laiklikte?

Müslümanlar, neden ezildiler laik devlette?

 

Laiklik diye yutturulan, tam bir “Bizantinizm”

Dine ve dindara tahakküm eden, laik faşizm

 

Osmanlıda, yeniçeriler devşirilmişti Batı’dan

Yerine kurulansa, devşirildi Batı tarafından 

 

Yeniçeri “şeriat için” kaldırırken kazanı

Yeni ordunun, “laiklik için”di tüm hezeyanı

 

Batılılaşma, Laiklik, Demokrasi Serüveni 

 

Batıyı  taklide yöneldiler, başından beri

Özlenen düzen, ortaçağ Avrupa’sından geri

 

Batı  karşı çıkmıştı, sapma ve zulmüne kilisenin

Bunlar, taklitle karşısına çıktılar tevhid dininin

 

Vahyi reddedip, ilahlaştırdılar aklı, insanı

Ve şirki egemen kıldılar, esas alıp tuğyanı

 

Taşıdılar ülkeye, pozitivizmi ve Darvinizmi

Resmi görüşle dayattılar, hevayı, rasyonalizmi

 

Yabancı  kültür dayatıldı, jakobence çatıdan

Topluma zorla giydirildi, ne gelmişse batıdan

 

Batıya “Rönesans”la gelen,”Grek” putperestliğiydi

Türkiye’ye ithal edilen, en az bu kadar geriydi

 

Artık zulümat ve tuğyana deniyordu “aydınlık”

“Aydınlanma” adı altında, hâkim oldu “karanlık”

 

Kurulan rejim, ortaçağ  karanlığıyla örtüştü

Çağdaş Batının insan haklarına bile ters düştü

 

“Halka rağmen halkçılık”, Kemalizmin zulüm tarzıydı

Türkiye’de batıcılık, hak ve özgürlüğe karşıydı

 

Engizisyon zulmünü, getirip de Türkiye’ye

Saldırdılar akletmeye, inanca, düşünceye 

 

“İstiklal mahkemesi”yle katliam yapıp önce

DGM’ye ulaştılar, bu zulmü sürdürünce

 

Devletin rejimiydi, tek parti, tek şef diktası

Batıdan daha sonra geldi,“çok parti” aldatması

 

Tek parti ilkeleri, yapılınca ülke anayasası

Ortaya çıktı,“çok CHP’li” demokrasi safsatası

 

İslamî alternatif, zulümle toplumdan kovuldu

Herkes birbirine benzedi, özgürlükler boğuldu

 

Liberal “solcuyum”, solcu “liberalim” diyordu

“Müslümanım” diyen ise, herkese benziyordu

 

Hepsi, laik, ulusçu ve Kemalistti mecburen

“Çok CHP’li”ydi, şu “çok partili sistem” denen

 

Hepsi batıcı, hepsi laik, hepsi de modernistti

Halkı, hakkı  ve adaleti, hepsi birden terk etti

 

Tüm sistem partileri, oligarşiye hizmet etti

Kaynakları, rantiye ve kartele peşkeş çekti

 

Hortumu keseni yıktı, bu rantiye hükümdarı

“Patron ve asker”e ram olan, sürdürdü iktidarı 

 

Sosyalizm ölmüştü, artık sol da kapitalistti

Onlar da, tüm iktidarı patronlara devretti

 

Türkiye’deki sol, sağdan daha statükocuydu

Devrimci niteliği yoktu, aslında en sağcıydı

 

Kemalizm’e  sığındı, eski “devrimci sol”cular

Halkı  soymada kullandı, onları hortumcular

 

Sayıca çok azaldı, erdemli, dürüst solcular

Onlara güç yetiremedi, zalim soyguncular

 

Evet çok azaldı, “devrimci sol” ve erdemli gençler

Onları  da “F Tipi”nde yok eder, egemen güçler 

Sayıca azalsa da, özgürlükten yana kalanlar

Onlarla doğal müttefik, zulme karşı Müslümanlar

 

Egemen sağcı, solcu ise, tam bir işbirlikçiydi

ABD, İMF adına, hepsi de tetikçiydi

 

İMF ve ABD,  ne isterse onu yaparlar

“Ulusal onur”ları incinmez, tek çıkara taparlar

 

ABD tarafından belirlenir, tüm iktidarlar

Rahatsız olmaz, icazet için ABD’ye koşarlar

 

ABD-İsrail ekseninde, bağımlıydı  Türkiye

Tam bir koloni yönetimiydi, hâkim olan ülkeye

 

Herkes ilkesiz ve ölçüsüzdü, her partiye girerdi

Zalimler, tek ideolojide birleşmeyi önerdi

 

Halk hâkimiyeti diye yutturup, demokrasiyi

General tahakkümüyle yaydılar demagojiyi

 

Siyaset, medya, eğitim, destek verdi militarizme

Ve egemenler yöneldiler, dozu yüksek faşizme

 

Teorik demokrasi, halkın mutlak iktidarıydı

Pratikte var olan, oligarşi saltanatıydı

 

Teori de, pratik de, Allah’a baş kaldırmıştı

Hevaya sarılarak, Rabb’in hükmüne saldırmıştı

 

Teoride halk ilah, pratikte oligarşiler

Bu tuğyan ile yaygınlaştı, fesad ve anarşiler

 

Ülkemizde halk yerine hâkim, silahlı oligarşi

Büyük sermaye ile birlikte, kotarırlar her işi

 

“Mecliste tecelli eder” dediler, halk iradesi

MGK yoluyla iğdiş ettiler, her tür meclisi

 

Hep silaha baş  eğdi, iktidarı, meclisi

Tartışılmaz oldu,“Genelkurmay” bildirisi

 

Asker, ülkenin efendisi ve tek sahibiydi

Bu sebeple, her tartışmanın mutlak galibiydi

 

Kanun yapıldı, bu gücün her arzu ve isteği

Dayattılar halka, bu “yasal” adaletsizliği  

 

Gerektikçe yediler, düzenin her putunu

Kendileri deldiler, anayasa ve kanunu

 

Yetinmeyip, mü’minlere yaptıkları zulümle

İslam’a karşı birleştiler, küresel küfürle 

 

İsrail, ABD’yle kuruldu, şeytani ittifak

Sökmesin istendi, ümmet ufkunda, beklenen şafak

 

İslam’ın şedit düşmanlarıyla, kurulan paktlar

Şüphesiz ki,“küfür tek millet” sözünü ispatlar

Paylaş X Facebook

Yorumlar 1

P polat 01 Ocak 2012

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Bu millete zorla dayatılan sistemi çağrıştıran kavramlar, ilk başlarda zorlanmalar olduğu, zamanla sistemin lehinde ivme kazanarak ilk başlarda az da olsa taraftar bulup yol almış. Zamanla taraftarları artış gönüllü savunucuları olmuştur.Bunun içinde Müslümanlar da dahil, kendiliklerinden kutsallıklar geliştirmişlerdir

Sistemi kuranlar, bu kavramların neyi ihtiva ettiğini her zaman ve yerde defalarca izah ettikleri halde, kraldan çok kralcı kesilenler tarafından yeni manalar verilmeğe başlanmış, tabi buda komik görüntülere, kişilik kaymalarına da sebep olmuştur. Halen de öyle olmaktadır.

Belli bir süre sesiz bir şekilde korku verme ve psikolojik baskı neticesine sürdürülen gayri yöntemlerle sindirilmiş toplumlar ( toplum mühendisleri ) tarafından yönlendirilmişlerdir, Yazarlar, bilhassa parti başkanları ileri gelenleri, örneğin laiklik konusunda gerçek laiklik uygulansın , manası açıkça yazılsın, bir beklenti yede Müslümanları sevk etmiştir ileride bunlar tarafından geçek manasıyla uygulayacaklarını sanarak derken aynı zaman da özgürlüğün de demokraside olduğunu nakarat halinde söylemeleri bir garabet.

sözüm ona İslam aydıncıklarına bizzat kendilerine birebir sorulduğuna tersini söyleyecekleri kavramları, topluma dönerek anlatmaya başladıklarında eğip , büküp zorlamalara kalkmaları insanı üzen tarafı budur diyorum.

İslam’la Demokrasi birbirine uyum halinde olacağını, yani alış veriş yaparak birbirlerini sentezleyerek bir arada durabilirler deniliyor. Eğer böyle bir birliktelik olursa zaten Demokrasi ,demokrasi olmaz İslam denilen şeyde İslam olmaz. İman sapma kabul etmez bir kere iman etimi sapmadan savrulmadan devamı gerekir.

Tavır değişiklikleri kötü bir görünüm vermektedir, adeta dörtyüzmetre bayrak yarışı gibi elden ele, dilden dile aktarmaktadırlar. Bilmiyorlar ki laiklik denilen şey onların kast ettikleri manadan başka bir şey değildir, otoriteyi kendilerine vermekten ayrı bir şey değildir.

Adaletin temeli, insanca yaşamanın temeli insanın kendisine verilen değerin orada olduğunu anlaması gerekir. Demokrasi anayasasında konuşanlar insandır. Kuranda konuşanda Allah’tır. Buna kesin olarak inananmaktır.

Bu insanlar öncü gibi görünmeleri aslında değilmiş, insanlar gözünde büyüttükleri için öyle bir görünüm sergiliyormuş. Bu insanlar nasılda emperyalistlerin , müstekbirler yerli zalimlerin, evrensel zalimlerin oyununa gelirler. ( orta doğuyu dizayn etme projesi )
.
Şunu iyi bilmelidirler ki Müslümanlara öncülük temeğe çalışanlar bir defa daha düşünüp tefekküre dalmaları iyi olur . Kendilerinin başkalaşım geçirmiş olmaları , geçirmiş oldukları travmaların etkisiyle ne söylediğini bilmez halde rast gele konuşmaları bırakmalıdırlar. Elinize dilinize sağlık Mehmet kardeşim Allah bizleri dik durmakta devam ettirsin.

polat

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Mehmet PAMAK — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.