“Kadının Özgürlüğü” Üzerine
Şu anda dünyamızda istediği kıyafetleri giyip istediği arabaya binebilen, çok güzel dairelerde yaşayıp mutsuz olan o kadar çok kadın varki!
Son 10 yıldır "kadının özgürlüğü" üzerine çeşitli tartışmalar yapıldı, özgürlük adına kadınlara yönelik birçok kampanyalar düzenlendi. Evlerinden dışarı çıkmaları için birçok teşvik yapıldı. Sonunda istenen de oldu ve kadınlar dışarıda hem de erkeklere rakip olarak. Kadın ve erkeğin birbirini tamamlayıcı olan sıfatları artık renk değiştirdi. Birbirlerine rakip olarak karşımızdalar.
Peki bunun sonucunda ne olacak. Çeşitli nedenlerle önümüze sürülen bahanelerin hangisi doğru veya hiçbirisi mi? Kadın aslında ekonomik özgürlüğünü kazanmak için yola çıktı. Çünkü bu, diğer kısıtlamaları da kaldıracak anahtar niteliğindeydi.
Bu serüvenin diğer kahramanlarından birisi de erkekti. Benzersiz ev reisliği kavramının içini olduğundan fazla doldurmaya çalışmakla bunu tetikledi. Ekonomik özgürlüğünü kazanmakla eşi karşısında eşitliği yakalayacağını ve bunun yeterli olacağını düşünen kadın, aslında daha fazlasını elde edeceğinden habersizdi. Ve tabii varolan bütün aile içi dengelerin bozulacağından da. Kazançla beraber kişisel harcamalar da artmaya başladı. Eşinin çalışmasının kendilerini rahatlatacağı zanneden erkeklerin yanıldığı noktalardan birisi de buydu. Bu noktada en temel sorular en yalnış zamanda sorulmaya başlandı: Neden birisine muhtaç olarak yaşamak zorundayım? Konumları eşitlenen bireyler tehlikeli bir şekilde tartışmaya başladı.
Birbirlerini, tamamlayıcı konumdan uzaklaştırıp rakip konuma taşıdılar. Rakiplerin de aynı ortamda yaşaması düşünelemez. Ve sonuç ortada; son 10 yılda yapılan evliliklerin yüzde yüzde 20'sinden fazlası boşanma ile sonuçlanıyor.
Eğitimli insanların boşanma oranı ise daha yüksek. Bu aslında birbirini tamamlama ilkesinin çiğnenmiş olmasının bir sonucuydu. Diğer denizlere yelken açıldı ama hepsi tuzluydu. Yapılan birçok evlilik tartışma ve boşanma ile son buluyordu.
Kadının özgürlük arayışının altındaki diğer etken ise kariyeriydi. Gerçekten de sektörlerinde çok başarılı kadınlar son yıllarda çoğalmaya başladı. Ama aile hayatları hiç o kadar da başarılı değildi.
Kariyerin yaşlandırdığı kadınlar evlenmek için çok geç kalmıştı. Ve 35 yaş bunalımı denen bir kadın konsepti dünyada oluştu. Bugün bu kadınlar sık sık biraraya gelip mutsuzluklarının sebebini bulmaya çalışıyorlar. Halbuki yola çıkarlarken, özgürlüğün mutluluklarını arttıracağını düşünüyorlardı. Ama insan tabiatı tektir. O da net bir şekilde belirlenmiştir.
Şu anda dünyamızda istediği kıyafetleri giyip istediği arabaya binebilen, çok güzel dairelerde yaşayıp mutsuz olan o kadar çok kadın varki!
Bu hadisenin bir diğer boyutu da erkekler. Onlar için de bu süreç felaketle sonuçlandı. Evliliklerinde aradıklarını bulamadılar. Evlilik yaşı yukarı çekildiği için olgunlaşma süreçleri gecikti.
Peki ya çocuklar?
Biz de birer çocuk değil miydik. Annemiz babamız birbirine katlanmasaydı ailemiz olur muydu? Şimdilerde ise boşanan ailelerin çocukları ayrı anne ve baba yanında hayal ettiği şeyleri elde edemedi.
Neresinden bakılırsa tam bir facia ve bugün hala kadınların asli vazifeleri olan çocuk yetiştirme, ev ile alakalı düzenin oturtulması gibi işlerden sıyrılması için batı kültürü her yönden bastırıyor. Halbuki bu çözüm onlar içinde yıkıcı oldu. Bugün bir çok Avrupa ülkesi aşırı derec de fazla olan yaşlı nüfus ile nasıl başedebileceğini araştırıyor.
Çocuk yapmayan aileler hayvan besleyerek sevgi açığı kapatmaya çalışıyor. Tabii olana karşı, doğal olana karşı yapılan her hareket misli ile cezalandırılır. Yüce Allah bunu bize tarih boyunca öğretiyor.
İnsan tabiatı da öğrenmeye devam edecek. Ne yaparsak yapalım, yüce Allah tarafından bize verilen kullanma Kılavuzunu değiştirmeye çalışmayalım. Bedelini yine biz ödeyeceğiz.
Yorumlar 4
kadının özgürlüğü üzerine teorik hiçbir yapıt okumadığına eminim. Eğer biraz geniş düşünebilme yeteneğin olsaydı kadın ve erkek vazifesi diye birşey olmadığını sadece ihtiyaçlar pramidinin en üstünde yer alan kendini gerçekleştirebilme idealinin ollduğunu anlardın
Yazıda konuyla ilgili örneklemeler yapılmamış ve sonuçta olması gereken net bir şekilde verilmemiş.
serap hanımın yorumuna katılmıyorum.
Kadının özgürlüğü özün gürlüğü bağlamında ele alınırsa, herkesin olduğu gibi fıtrata dönüşüdür.
Serap hanim insallah psikolojiyle tesadüfen ilgilenmis bir kisisinizdir de o sekilde ihtiyaclar piramidinden haberdar olmussunuzdur zira psikologsaniz danisanlariniz adina korkmaya baslayacagim. Ihtiyaclar hiyerarsisi Abraham Maslow un yani sizin benim gibi bir insanin kendi gözlem ve muhakeme sonucu ortaya attigi bir teoridir, kaldiki bilimde hersey yanlislanabilir halde oldugundan baska baska ihtiyac teorileri piramitleri ücgenleri besgenleri ortaya cikmis ve cikmaya da devam edecektir. Kendinizi sadece Maslowla sinirlamayin Cattell in, Heckhausen in Delhees in v.s. ihtiyac kataloglarina da bir göz atin. Sayet ben Maslow da kalicam diyorsaniz da sunu düsünün, bir anne kendini gerceklestirmek isterken cocugunun sevgi ihtiyaci ne olacak, bosanmis bir ailede büyüyen evladin ait olma, sabit ve emin bir ortamda olma ihtiyaci ne olacak, esin deger verilme ve saygi görme ihtiyacina ne demeli peki bu uzar gider. O yüzden bence iyi düsünmek lazim ne icin nelerden vazgeciyoruz. Ayrica önümüzde bir Avrupa gercegi var, Avrupa sokaklarinda gördügüm zamaninda kendini gerceklestirmis yasli kadinlarin hikayelerini kime anlattiysam durumlarina acimis onlar gibi de olmamak icin dua etmislerdir. 30 yasindaki genclik dinamiklik kariyer 40inda yada 50 sinde kaliyor mu saniyorsunuz, 30 yasindayken yapilan kendini gerceklestirme devrimleri 40 50 yasinda insana ne birakiyor acaba iyice bir düsünün. Bir Alman kadin görmüstüm 90 yasinda, genclik resimlerine bakinca insan onu bir amerikali aktrist saniyor ama eline kala kala 3 köpek ölüsü kalmis, evinin duvarlarinda cocuklari ailesi degil besledigi ve ölünce bir daha bir daha yenisini aldigi 3 köpek ölüsünün resminden medet umar halde. Yanlislari denemeye lüzum yok bence ibret almak yerine dur bide ben bir deneyeyim demeye gerek yok.
yazara katılıyorum bende 20 yıldır çalışıyorum lakin bundan memnun değilim keşke başa dönebisem yıllar geçti 1 çocuğum var işimi hep ikinci plana ittim önce ailem dedim.Ruhen çok yıprandım elimde olsa o kaybolan 20 yıl geri gelse ne mümkün
