Kalp Sahibi İçin Atar
Siz hiç hastalıklarından şikâyet etmeyen, hatta memnun görünen birisini duydunuz, gördünüz mü? Sizi bilmem ama dostlar, ben böyle kimseleri tanıyorum ve şöyle diyorum; Kesinlikle bu Allah’ın imân nimetine mazhar olmuş insanlardır. Ne mutlu o insanlara ki şu an hayattalar ve bize dertlerimizi sevdiriyorlar.
Kovulmuş Şeytandan Allah’a Sığınırım. Rahman Rahîm Olan Allah’ın Adı ile…
Evet, gerçekten de bütün kalpler ister istemez, âlemlerin Rabbi olan Allah için atar, günü gelince de artık onun için atan kalp bir gün durur. İşte o duruş bir vuruşun, o bitiş bir başlangıcın habercisidir. Ya başlayan azap olur ya da o kalbin hâmili, Rabbimizin mü’minlere Kur’an’da müjdelediği Cennet nimetlerine mazhar olur; kalbin hastalığı veya selîm olması rotayı çizer.
Kalıbın eskiyip aşındığı gibi kalp de yıpranır. Bazen Anjiyo denilen ameliyat, bazen açık kalp ameliyatı olur insan. Âhiret habercisidir bu; en azından âhiret hatırlatıcısı. Değerlendiren için hastalıklarda da nimetler saklıdır, günahlara keffâret olur bu yaşanan imtihanlar.
“Sevabın çokluğu, belânın büyüklüğüyle beraberdir. Allah, bir toplumu sevdiği zaman şüphesiz onları (sıkıntı, musibet ve belâlarla) imtihan eder. Artık kim bir (imtihan edildiği belâ ve musibetlere) rızâ gösterirse, Allah’ın rızâsı (ve sevabı) o kimseyedir. Kim de (imtihan edildiği belâ ve musibetlere) öfkelenir (İlâhî hükme rızâ göstermez) ise, Allah’ın gazabı (ve azâbı) o kimseyedir.” (İbn Mâce, Fiten 23, hadis no: 4034)
Sahabelerden Sa’d rivâyet ediyor: "Dedim ki: ‘Yâ Rasûlallah, insanların belâsı/imtihanı en çetin olanı kimdir? Buyurdu ki: “Peygamberler ve sonra da derece derece mü’minlerdir. Kişi, dini oranında belâ görür/imtihan edilir. Dini kuvvetli ve sağlam ise belâsı ağır olur. Dininde zayıflık söz konusu ise, dini kadar belâ görür/imtihana tâbi tutulur. Belâ insanın yakasına öylesine yapışır ki, günahsız gezene kadar peşini bırakmaz.” (Tirmizî, c. 7, s. 78-79; Süyûtî, Câmiu’s-Sağîr, c. 1, s. 136; Ahmed bin Hanbel)
Hissedersiniz, o an sanki yeni doğmuş bir bebek olmuşsunuz. Size her hal û kârda bebekler gibi bakarlar. Bebek gibi âciz hasta, sultanlar gibi hizmet görür. Dudadaklarınızdan İnşîrâh sûresi dökülür. Günah yükleriniz hafiflemiş, kalbiniz genişlemiş, hayatınızda artık belki bir ömür boyu kalacak izler bedeninize yerleşmiş bir hatırlatıcı olarak kalacaktır. “Şu ameliyatı bir atlatsam, şu hastaneden bir çıksam Rabbime nasıl ibadet edeceğim, göreceksiniz…” Duaya karışmış söz vermeler, beklentiler, yenilenme ve tevbe sığınağı... Allah ölüm meleğini göndermedi ve tekrar yaşama fırsatı verdiyse, sözünüzü ya tutarsınız ya yutarsınız. İnsanoğlu bu, Rabbine verdiği sözlerin ne kadarını tuttu da bunu tutacak? Kısa zaman sonra bu acıları da, ahdini de unutacak. Unutan unutulur; isteyen belâsını bulur. Aslında, bize yakışan “kahrın da hoş, lütfun da hoş” diyebilmek, bizi ne ile imtihan ederse etsin O’ndan râzı olabilmektir.
Asıl Hastalık, İnanç ve Yaşayış Yönüyle Olan Hastalıktır
Mânevî Meraz/hastalık kelimesi, Kur’an’da fiziksel hastalıklar için de kullanılmakla birlikte, çoğunlukla mecaz olarak mânevî hastalık için kullanılır. Haktan, doğruluktan ve güzel ahlâktan ayrılma, nifak (ikiyüzlülük) (2/Bakara, 10; 5/Mâide, 52; 8/Enfâl, 49; 9/Tevbe, 125; 22/Hacc, 53; 24/Nûr, 50; 33/Ahzâb, 12-32, hased (kıskançlık), şehvet (aşırı şehvânî/hayvanî duygular ve meyiller), fücûra (günah ve zinâ arzusu şeklinde ahlâksızlığa) niyetlenme (33/Ahzâb, 32-60; 47Muhammed, 20-29; 74/Müddessir, 31) gibi nefsî hastalıklar için kullanılır
Kur’an, mü’minlerin imanlarını kuvvetlendirip (9/Tevbe, 124), onlara devâ olurken, münâfıkların da kalplerindeki hastalıklarını arttırmaktadır (2/Bakara, 10; 9/Tevbe, 125). Kur’an, zâlimler için şifâ olmak bir tarafa; onların yalnızca ziyanını arttırır (17/İsrâ, 82). İman etmeyenler için Kur’an bir körlüktür (41/Fussılet, 44).
Kur’an’a göre esas önemli olan hastalık, kalplerde olan mânevî hastalıktır, inanç hastalığıdır. Münâfıkların kalplerinde hastalık (nifak ve haset hastalığı) vardır. Allah da onların bu hastalığını çoğaltmıştır (2/Bakara, 10). Kur’an açısından hastalığın en önemlisi, mânevî olduğu gibi; şifâ da, esas olarak mânevî alan için söz konusudur.
Kur'an'dan yola çıkılarak kalbin hastalıklarına ve mühürlenmesine sebep olan mikropları şöyle sıralayabiliriz: Dünya sevgisi, kötü çevre, kötü kimselerle arkadaşlık, çok yemek ve çok gülmek, başta büyük günahlar olmak üzere her çeşit haramlar, en sinsî hastalık: Nifak ve ölümcül hastalık: Şirk.
Kalp hastalıklarının ilâcı ise; Kur'an-ı Kerim'i düşünerek, anlayarak okuyup kendi hayatına ve toplum hayatına geçirmeye çalışmak. Öğüt dinlemek, tevbe ve istiğfar, huşû ve anlayış. Kalbi arındırma yollarına mürâcaat edip güzel ahlâk ve ihlâslı ibâdet üzere olmak. Cesâret, ins ve cin şeytanlarına tavır almak.Unutmayalım ki; acının ve hastalığın erişmediği ölümlü yoktur. İnsan tuhaftır; binlerce hastalıktan bir-ikisine sahip, diğer yönlerden sağlıklı ise, çoğa bakarak şükredeceğine “hastayım” der, şikâyet eder. Hâlbuki zorlukları yanında, hastalığın nice güzel tarafları da vardır. Meselâ; hiç aldatmayan bir nasihatçi ve ikaz eden bir mürşiddir. Hastalık, bazılarına önemli bir definedir, çok kıymetli bir İlâhî hediyedir. Eğer hastalığın mânâsı güzel bir şey olmasa idi, Rahîm olan Yaratan, en sevdiği kullarına hastalıkları vermezdi. Hastalık kişiyi hastalık olmayan âleme çağırır. Siz de katılır mısınız bilmem, ama bana göre insanı, kâmil olmaya iten derttir.
Kendi dertlerini unutmak isteyenler, başkalarının dertlerine yardımcı olmaya çalışmalıdır. Herkesin kendine göre birtakım derdi vardır; ama bu kiminde gramladır, kiminde kiloyla. Ya da kimi aynı derdi duymaz, kimi inlemeden duramaz. Huzurlu ve mutlu olmak istiyorsan, derdini gözünde büyütme.
Dünyada herkes dert çeker; Sen Allah için, O'nun yolunda dert çeken dâvâ adamı ol ki, dertler bitmeyen zevklere dönüşsün!Siz hiç hastalıklarından şikâyet etmeyen, hatta memnun görünen birisini duydunuz, gördünüz mü? Sizi bilmem ama dostlar, ben böyle kimseleri tanıyorum ve şöyle diyorum; Kesinlikle bu Allah’ın imân nimetine mazhar olmuş insanlardır. Ne mutlu o insanlara ki şu an hayattalar ve bize dertlerimizi sevdiriyorlar.
"Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettiğin hidayetten sonra kalblerimizi haktan saptırma, bize kendi katından rahmet ihsan eyle! Şüphesiz ki, Sen bol ihsan sahibisin.’’ (3/Âl-i İmran, 8)
"Rabbimiz! Bize dünyada hasene (iyilik, güzellik, sağlık, âfiyet ve hayır), âhirette de hasene ver. Bizi ateş azâbından koru." (2/Bakara, 201)
Selam ve Dua İle…
Yorumlar 15
Andolsun, biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele.Bakara 155
Allah kaldıramayacağımız yükü vermez ya bu yolda menzile ulaşacağız yada yolda savrularak haşat olacağız.yolun zorluklarını bilen yol arkadaşlarını çoğaltanlara yolda kalanlara yoldaş olanlara selam olsun Allah kalplerimize şifa versin
Mahmut Kardeş tanıştığıma memnun oldum. Yolun haritası tamda elimizde duruyor aslında, bu yol haritasında seninde yazdığın üzere yolumuz çok geniş. gidilecekte menzilimiz belirgin bir şekilde karşımızda duruyor. Çalışmaya üretmeye varız kardeşim. Rabbim yollarımızı açsın. Rabbime emanet olun.
yazınız aydınlattı beni
teşekkürler
bir eserde okumuştum
hastalıklarında hayırlı olabileceği bundan dolayı içerideki sorunların dışa yansıtan bir gösterge olduğunu dolayısı ile müdahale için bizlere sinyal verdiğini açıklamıştıda çok etkilenmiştim. bencede hastalıklar bir musibet ve imtihan aracıdır ve çok etkilkidir insanı düzeltiyor. benim yıllık performas ödevi olarak yapmam gereken “şer gördüğünüz hayır hayır gördüğünüzde şer olabilir” başlık altına bu yazınızı almak istiyorum. inanın tam ama tam istediğim gibi bir yazı googledan aradım aradım bulamadım kalp sağlığı yazdım bu yazıyı gördüm o kadar sevindimki anlatamam
başarılarınızın devamını dilerim.
Yıllık ödeviniz ile alakalı olarak tabiki, hatta ismimi kullanmadan iktibas edebilirsiniz.Eraslan kardeş Aydınlanmanıza sevindim. Yazılarımın devamı gelecek inşallah Selam ve esenlik ile kalın.
bu yazıyı daha geniş bir şekilde ele alabileceğimiz bir kitap varmı acaba adını verirmisiniz?
yada bizzat kendi samimi duygularınızmıdır hocam
ben hastanede yatıyorum uzun bir sürede kalacağa benziyor durum.
kitap olsa daha geniş olurdu
inanın sanki beni anlatıyor adeta kalbinize sağlık
Değerli yazarın yazisinin sonunda çok övdüğü insanları çok merak ettim ve böyle insanların varlığı oldukça sevindirici.
sahsen tanışmak isterim yada eserleri ile tanışmak isterim veya yazıları varsa link verin bi zahmet.
ayrıca yakın zamanda bir hastalık geçirdiğinizi anladım yazinizdan
keşke yakın olsaydim yapabileceğim birşey olsaydı sanırım istanbulda sınız ben ise Mersinde
sağlık ile iman ile kaliniz
selam ile
Ahmet
Ahmet bey ben adanada kalmaktayım. Doğrudur sizinde yazdığınız üzere bir kalp rahatsızlığı geçirdim. Fakat hamd olsun kısa sürdü, iki kalp krizi geçirdim. Şuan iyiyim şükürler olsun. Ayrıca mail adresimden bana ulaşmanız mümkündür [email protected] Mersin ile aramızda bir saat mesafe var. Rumeysa hanım ilk yazımı islamvehayat.com’da yayınladım tabiki destek aldığım kardeşlerim,hocalarım var tabiki Rabbim sizede şifalar versin inşallah kısa sürede hastaneden taburcu olursunuz. Rabbim Dualarımızı kabul buyursun. Cennet Selamı üzerinize olsun.
sıkıldığım için kaç zamandır mustafa tektorun beyin yazısına sürekli bakıyorum yazar çok yazmıyor galiba
tebrik ederim iyi bir konu
yazar yanılıyor kalp allah için atar bence :)
mustafa tektorun bey yeni yazınızı bekliyoruz.
mustafa bey suriye konusundaki görüşleriniz nedir acaba değerli görüşlerinizi alabilirmiyim
Öncelikle yoğun olduğumu belirterek yazılarımı yazamıyorum fakat kısa zamanda inşallah tekrar yeni bir yazı göndereceğim. Suriye konusunda düşündüklerim; Kardeşlerimiz orada bir zulüm görmekte ve müslüman olarak bu zülme tepki gösteriyoruz. Fakat Rahatsız olduğum konu Amerika ve israilin desteklediği guruplar mevcut tabiki T.C’nin de destek verdiği malumunuz. Bu guruplar içerisinde azınlıkta olan bir gurup söz konusu. Allah’ın Hakimiyetini isteyen Demokrasiden yana olmayan Rasulullah’ın S.a.s sünnetini isteyen bir gurup. Bu oluşum mâlesef azınlıkta. Bu kardeşler için dua ederiz. İnşallah oradaki zulüm bir an önce biter ve gönlümüzde olan İslamın oralara hakim kılınması. Yoksa aksi bir durumda tunus ne ile hakim olunuyorsa o duruma düşmesi üzücü bir sonuç olur. Rabbim müslümanlara yardım etsin. Selam üzerinize olsun Kardeşlerim.
üstadın çok yoğun olduğunu belirtmesi ve mazeret olarak ifade etmesi yazılarını bundan dolayı aksattığını dolaylı ifade etmesi beni çok üzdü yani sen bize sadece boş vakitlerinimi harcıyorsun üstad dolu zamanını bu işlere hasretsen daha iyi olur bence
