Kazanmak İçin Seçtim
Cahiliye düzeninde, o düzenin uygulayıcısının kimin olacağının belirlenmesi seçimi, iman edenlerin dışında gelişen bir hadisedir. Çünkü onlar, yukarıda belirttiğimiz gibi tağuta kulluğa karşı yüce Allah’a kulluğu zaten seçmişlerdir.
İnsan doğduğu yeri, ırkını, cinsiyetini, ana ve babasını seçebilme durumunda değildir. Bu seçilemeyen vasıflar ne övünme ne de yerilme gerekçesi olabilir. Ayrıca, seçme durumunda olmadığımız bu özelliklerden dolayı herhangi bir mükafat veya ceza da söz konusu değildir.
Kur’an’da, yaratılış özellikleri içerisinde yer alan bu farklı üstünlüklerin temenni edilmemesi gerektiğinin altı çizilmektedir. (4/32-54) Çünkü, bu seçilemeyen özelikler Allah’ın (c) takdiri gereği belirlenmiştir. İrade beyanında bulunmadığımız ve bulunamayacağımız konularda yırtınmanın ve üstünlük tavırları takınmanın hiçbir gerçekliği yoktur. Aynı zamanda bu özellikler eziklik içine girme ve utanma sebebi de asla olamaz.
İnsan sorumlu bir varlıktır. Gerçek kazanç ve kayıp, bu sorumlulukların fark edilip edilemediği oranda gündeme gelir. Allah’ın (c) temiz bir fıtrat üzere yarattığı, peygamberler ve kitaplar ile uyardığı insanoğlunun, tüm bu ikazlara ve apaçık beyyinelere rağmen heva ve hevesinin peşinden gitmesi, onu ilahlaştırması, hayvanlardan aşağı bir duruma düşmesinin gerekçesidir. (25/43-44)
Yüce Allah’ın vahyine, onu insanlara ulaştıran ve açıklayan Resullerin öğretilerine yüz çeviren, sırtını dönen bu güruh, bu seçimleri ile kaybetmiş ve hüsranı hak etmiştir. Onlar, Allah’tan © başka kendisine ne zararı dokunan, ne de yararı olan şeylere yakararak veya zararı yararından daha yakın olanın peşinden giderek sapıklığa düşmüşler, bu sapıklıkları ile de hem dünyayı hem de ahireti kaybetmişlerdir. (22/11-12-13)
Gerçekleştirdikleri seçimin üstünlük ve mükafat olarak kendilerine döndüğü topluluk ise iman edenlerdir. Onların en temel vasfı düşünebilme, akledebilme tercihleridir. Mü’minler bunca apaçık delillere bakıp, körü körüne direnme ve arzularına uyma yerine, akledebilmeyi seçmişlerdir. Bu yetenek onları imana ulaştırmış, daha dünyadayken üstünlük sıfatı ile müjdelenmelerini sağlamıştır. “Gevşemeyin üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz.” (3/ 139)
Ayrıca iman edenler, şeytanın vesvesesine karşılık Allah’ın (c) yolunu (7/201), iblisin, isyanı ve dünya süsünü çekici göstermesine karşılık, ihlaslı olmayı (15/39 - 40), O’nun tüm zorlamalarına karşılık, hak yolda sebat etmeyi (17/65), dünya hayatına karşılık, ahreti (4/74), küfre karşı, imanı (2/41-99), şirke karşı, tevhidi (6/19-163), boş sözler, kuruntular ve hevesler yerine, vahyi (7/3), isyana karşılık, itaati (2/285), cimrilik yerine, cömertliği (47/38), korkaklık, tembellik ve ihmale karşılık, cesaret ve cihadı (4/74), tağuta kulluktan kaçınıp, Allah’a (c) kulluğu (2/256) tercih etmişlerdir.
Kendilerine sunulan batıl alternatifleri reddederek, seçimini hak istikametinde kullanan mü’minler, gerçek kazanç ve zafer olan yüce Allah’ın rızasını kazanarak cennetlere ulaşabilme yolunda ciddi bir adım atmışlardır. Şimdi artık önemli olan bu tercihler doğrultusunda hayatı inşa etmek ve istikamet üzere kalabilmektir.
Ele geçirdiği güçle, toplumsal hayatın bütününde şirk sistemini hakim kılmaya çalışan, baskı ve sömürü politikaları ile insanları ezen, kendi zulüm ve küfür anlayışını zorla dayatan tağuti bir düzende yaşayan mü’minlerin tavırları, yukarıda belirttiğimiz tercihlerle çelişkili bir durum arz edemez.
Cahiliye düzeninde, o düzenin uygulayıcısının kimin olacağının belirlenmesi seçimi, iman edenlerin dışında gelişen bir hadisedir. Çünkü onlar, yukarıda belirttiğimiz gibi tağuta kulluğa karşı yüce Allah’a kulluğu zaten seçmişlerdir. Kimin sofralarda bir çeşit yemek daha arttıracağı, kimin kişi başına düşen milli geliri bilmem kaç dolarlara çıkaracağı, anayasal ilkelere kimin daha sıkı bağlı kalacağının seçimi, tağuta ve Allah’a (c) bağlılık tercihinde, ya ilkini tercih etmiş yada ilkini de terk edememişlerin meselesidir.
İman edenlerin, kendi sorumlulukları dışında ki gündem ve tartışmalar ile geçirecekleri vakitleri yoktur. Çünkü iman edenler, hayat alanlarını daraltan, yaratılmış her şeyi ifsad eden, insanların sadece Yüce Allah’a kulluk yapabilmelerinin önünde ciddi bir engel teşkil eden bu cahiliye sisteminin ortadan kaldırılması için seferberdirler. Önderleri ve öğretmenleri olan Resullerden devir aldıkları bu görevi, aynı istikamette sürdürmeye kararlıdırlar. İnşallah bizde kararlıyız…
“Onların kalpleri üzerinde (sabrı ve kararlılığı) rabtetmiştik; (Krala karşı) Kıyam ettiklerinde demişlerdi ki: "Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir; biz O'ndan başkasına kesinlikle kulluk etmeyiz, (eğer tersini) söyleyecek olursak, andolsun, gerçeğin dışına çıkarız."”(18/Kehf14)
Yorumlar 5
müslümanlar ilk tercihlerini yaparken kime kulluk yapılması gerektiğinin bilinciyle islamı seçmiş bulunuyorlar.ancak ne yazık’ki bu bilinci fazlaca özümseyemeyen çoğuluğun, her ne kadar islamı seçtiğini söylüyor olmaları halinde bile ALLAH’dan başkalarına kul olmayı tercih edebiliyorlar. işte bunun örneği, tağutun ön gördüğü yaşam tarzını benimsemeleri ve tercihlerini bu yönde kullanmaları. üzücü olan ALLAH’ın menettiği kulluk yapılmaması gerektiğini söylediği tağutun düzenlerini ayakta tutanların çoğunluğu bende müslümanım diyenler dirne kadar ikazda bulunulsa dahi onları şu ayetle başbaşa bırakıyorum (Bismillahirrahmanirrahim: Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.selamlar
Allah razı olsun kardeşim, selametle
yanlış bir düşünce.burada islam ile cahiliye oylanmıyor.hala bu şekilde bir üslup kullanmak gerçekten doğru değil.siz oy vermeyin ama insanlara makul bir şey sunun.bunu da yapmıyorsunuz.ahmet örsün toplumsal sorumluluklarımıza vurgu yapan yazısının bir daha okunması gerekiyor.
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
İslamın devlet olma anlayışlarını insanların kafalarından sileli ne kadar oldu bilemiyorum.Bu anlayışın kaybolmasına. Çok zaman oldu da günümüzdeki anlayışların tarihi pekte eski değil.
Çile çekmeden zorluk görmeden İslam gelirmi sanıyorsunuz. canım senin dediğin şimdi olmaz mantığı, insanları, kendisi problem olan Tağuti sistemlere esir etmek kimin sorumluluğundadır.
Problemlerin çözüleceği yer Müslümanların oluşturacağı İslam cemaatleridir. Oradan da alınacak güç ve kardeşlik ahlakı bizi İslam devletine götürür. Problemlerin çoğu kendiliğinden çözülür hatta problem olarak bile karşımıza gelmez.
Temeli zulüm ve adaletsiz olan sistemin içinde nasıl problem çözeceksin, insanı faizsiz bankaya mı yönlendireceksin, yoksa almamaya mı yönlendireceksin Allahın yardımını unuttuk mu.
Kendisine yaklaşıldığında yardım edeceğini kesin olarak söylüyor. Allaha olan inancımızı yenilemeyi neden düşünmeyiz kulluğumuzu neden sorgulamayız.
Demokrasi bataklığını batmış bu insanları nasıl kurtarırız endişesi olması gerekirken sistem içerisinde sıkışmış insanlara parti den partilere gidip gelmelerine göz yumacağız marufu göstermeyecek miyiz, münkirden sakındırmayacak mıyız.
İnsanları düşünce bazında bir ayrıştırmaya, kafaları netleştirmeden, bu düzenin tasallutundan kurtulması lazım buna kafa yormalı.Elbette İslam devleti paraşütle gelmeyecek, Allahın ayetlerini sindire sindire yaşadığımızda olgunlaşan topluma verecektir. Allahın yardımı mutlak gelecektir ben buna inanıp iman ettim.
Hele birbirimizin dertleriyle dertlenmeye başlayalım. Herhalde Medine kardeşliği de peşinden gelir. Ruhunu kaybetmiş kapitalizme kolunu bedenini kaptıran bu ümmete birileri İslamın aydınlığını göstermelidir.
elin sağlık Hamza kardeşim
PARTİCİ, DEVLETÇİ, VATANCI, OY VEREREK TBMM MEŞRU GÖREN, ALLAHIN YASALARININ OLMADIĞI ANAYASAYA OY VEREN, referandumda evet diyen DAHA SONRADA BİZİM ADAYIMIZ ANAYASA MAHKEMESİNE SEÇİLSİN DİYEDE 12 haziran 2011 SEÇİMLERİN DE OY VEREN VE DAHA... SONRAKİ SEÇİMLERDEDE OY VERECEK OLAN BU GİRDABA KAPILAN, DOLAYISIYLA YASA, KONULMASINA VESİLE OLARAK ALLAHIN ULUHİYETET VE RUBUBİYET SIFATINA VE İSİMLERİNE DİREKT SAYGISIZLIK YAPAN KİŞİLER DİYORKİ :
Biz devlete,partilere değil Allah’a ve Peygambere iman ediyoruz. Devlet parti demokrasi birer araç diyorlar.
KARDEŞLERİM
*PEKİ SORUYORUM SİZE: ALLAH (CC) AMAÇLARI GÖSTERİP ARAÇLARI SERBEST BIRAKMIŞ MIDIR? HAYIR.
BEN MÜSLÜMANIM DİYEN BÜTÜN PEYGAMBERLERİN TEVHİDİ YAŞAMLARINA BAKIN.
HANGİSİNDE ŞİRK DÜZENİNDE OY İSTEMEK VAR, PARTİ KURMAK VAR, PARTİ DESTEKLEMEK VAR? EBU CEHİL CHP GİBİ EBU SUFYANI SEÇELİM O BİRAZ MHP GİBİ DEYİP EHVENİ ŞERİ DESTEKLEMEK VAR VEYA AMCASI TALİBİ DESTEKLEMEK VAR?
HİÇBİRİNDE YOKSA, SİZ NİÇİN YAPIYORSUNUZ...
PEKİ PEYGAMBERE NASIL İMAN EDİYORSUNUZ...?
