İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Ahmet ÖRS
Ahmet ÖRS
10 Nisan 2007

Kimin Peygamberi: Kutlu Doğumun mu, Kur’an’ın mı?

Kitaplar, programlar, ilahiler, internet siteleri, gazete, radyo ve televizyonlar aracılığıyla yaygınlaştırılan “kutlu doğum peygamberi” tasavvuru nedir? Bu peygamber anlayışı Kur’an’ın hangi söylemiyle bağdaşmaktadır? Gül kokan, her şeyin kendi sevgisi için yaratıldığı, mesajı değil doğumu öne çıkarılan, mücadele ve örnekliği değil bedenî özellikleri övülerek kendisi için birtakım nurânî vasıflar ve mucizeler uydurulan; hristiyanların kendisiyle rahatladıkları İsa peygamber tasavvurunu taklit eden ve onu sözde müslüman kimlikle yeniden üreten bir peygamber anlayışı tevhidin resul anlayışını tehdit ediyor.

10 Nisan 2007 4 dk okuma 6,6B okunma
100%

KİMİN PEYGAMBERİ:

 KUTLU DOĞUMUN MU, KUR’AN’IN MI?

 

            Gelenekten devralınan bir peygamber anlayışı var. Bu anlayış çeşitli anma ve kutlama ritüelleriyle bugüne kadar geldi. Kur’an’ın anlattığı peygamber anlayışı maalesef ümmet için umûmî bir model olamadı.

            Kutlu doğum programları modern bir hurafe olarak son dönemde yoğun bir şekilde yapılıyor. Yayıncılar kutlu doğum münasebetiyle çok sayıda kitap satıyorlar. Satılan kitapların içerikleri sorgulanmıyor, Kur’an’la kıyasları yapılmıyor. Bu doğrultuda çok sayıda kitap, indirimli fiyatlarıyla kitapçı vitrinlerini dolduruyor.

            Çanakkale savaşları ile ilgi olarak da benzer bir süreç yaşıyoruz. Son dönemde Çanakkale’yi anlatan çok sayıda kitap, belgesel yayımlandı ama çok az kişi ve çevre dışında gerçekliği/doğruluğu çerçevesinde Çanakkale’yi ve etrafında üretilen efsaneleri, tarih anlayışını kimse sorgulamadı. Peygamber’in doğumu ve Çanakkale kutsalları kapitalist anlayışları oldukça iştaha getirmiş görünüyor.

             Resul’ün hayatı ve örnekliğini konu edinen kitapların sayısının artması ilk bakışta elbette sevindirici bir gelişmedir. Ancak kitapların niteliği söz konusu olduğunda durum farklı bir değerlendirmeyi hak ediyor. Gelenekçi muhafazakar yayınevleri gelenekten devraldıkları peygamber algısını modern biçimlerle yeniden üreterek günümüz insanının modern değerler tarafından boşaltılan inanç dünyasına bir dolgu malzemesi olarak sunuyorlar.

            Piyasada son yıllarda çoğalan bu tarz kitaplar kesinlikle ciddi bir çalışmanın konusu olmalıdır. Bu konuda yapılacak bir çalışma bahsettiğimiz sapmanın boyutlarını ortaya çıkaracak, bu kitaplar aracılığıyla üretilen peygamber tasavvurunu belirginleştirip gözler önüne serecektir.

            Kitaplardan başka yollar da kutlu doğum anlayışını pekiştirmek için kullanılıyor. Geleneksel düşüncenin modern biçimlerle kendini ürettiği kitapların yazarları veya aynı düşüncelerin takipçi ve uygulayıcıları tarafından verilen konferanslar, gerçekleştirilen programlar kutlu doğum mantığının peygamberini insanlara benimsetmeye çalışıyor. Vakıf ve dernekler bu çalışmaları bir din ve kültür hizmeti olarak organize ediyor ve aynı zamanda taraftar ve popülarite kazanmaya çalışıyorlar. Bu tip programlar duygusal yoğunlukları artıran, az önce bahsettiğimiz kitaplarda anlatılan peygamber anlayışını canlı bir şekilde sunmaktan başka bir şey yapmayan bir niteliğe sahipler.

            Kitaplarla ilgili olarak yaptığımız değerlendirme şüphesiz bu programlar için de geçerli. Bunlar birileri tarafından iyi niyetli çabalar olarak değerlendirilebilir ama sonuçta Kur’an’dan bağımsız, farklı bir peygamber anlayışı üretiliyor ve bundan da bahsettiğimiz bu kişi ve çevreler fazlasıyla sorumlu.

            Muhafazakâr medya da bu çalışmalara popülist kaygı ve kapitalist çıkarlarla çanak tutuyor. Geleneksel cemaatlerin radyo ve televizyonları, gazete ve dergileri durmaksızın Kurân’dan başka ve onun dışındaki bir resul tasavvurunu habire muhataplarının zihinlerine kazıyarak vebali ağır bir yükümlülüğü omuzlarına alıyorlar.

            Kitaplar, programlar, ilahiler, internet siteleri, gazete, radyo ve televizyonlar aracılığıyla yaygınlaştırılan “kutlu doğum peygamberi” tasavvuru nedir? Bu peygamber anlayışı Kur’an’ın hangi söylemiyle bağdaşmaktadır? Gül kokan, her şeyin kendi sevgisi için yaratıldığı, mesajı değil doğumu öne çıkarılan, mücadele ve örnekliği değil bedenî özellikleri övülerek kendisi için birtakım nurânî vasıflar ve mucizeler uydurulan; hristiyanların kendisiyle rahatladıkları İsa peygamber tasavvurunu taklit eden ve onu sözde müslüman kimlikle yeniden üreten bir peygamber anlayışı tevhidin resul anlayışını tehdit ediyor.

            Televizyonlarda, filmlerde, pratik hayatta sergilenen İsa peygamber anlayışına bakınız: Son derece süflî hayatları yaşayanlar, rezil kılık kıyafet ve düşük ahlâkî davranışlar içinde arz-ı endam edenler sıkışıp dini bir dayanağa istinad etmek istediklerinde bir İsa ikonuna sığınırlar, bir haç çıkarırlar ve düştükleri manevi boşluğu bu yolla gidermeye çalışırlar. 

            Hz. Peygamber tasavvurunda da benzer tehlikeler esasen tarih boyunca üretilmiştir ve bugün modern biçimleriyle hakikatten daha da sapılarak yeniden üretilmektedir. Resulullah, Kur’an’ı elçi olarak insanlara ileten, bir kul olarak ona uyan, İslami yükümlülük ve mücadeleyi tüm zorluk ve sıkıntılarına rağmen omuzlayan bir “insan” peygamberdi. Asla ve asla modern ve geleneksel kirlerin, bulanıklıkların peygamberi olmadı. Yılın belli dönemlerinde anılacak ve doğumu uydurma anlatım ve programlarla kutlanacak bir peygamber profili çizmedi. O, en güzel pratiklerin örnekliğinin, adalet ve direnişin peygamberi oldu.

            Kutlu doğum ve mevlit kandillerinin peygamberi yerine Kur’an ilkelerinin şahitliğini insanlara gösteren bir peygamber tasavvurunu diri tutmamız gerekiyor. Hristiyanların oluşturduğu yanlış İsa peygamber algısına son derece dikkat çekmek ve kınayıcıların kınamalarından korkmadan tevhidin peygamber anlayışını bugüne taşımak ve sapkın anlayışlarla mücadele etmek zorundayız. Yoksa kayıplarımız, kazandığını sanan insanlar gerçeği karşısında her geçen gün daha da artacaktır.

 

Paylaş X Facebook

Yorumlar 8

Z ZİYA ULUTEKİN 01 Ocak 2012

Kutlu doğum haftası Rasulullahı anlamaktan çok uzak. Kuru sevgiyle Peygamber anlaşılmaz. Bilgilendirici yazınızdan dolayı kutluyorum. Bir imam olarak bütün imamların aksine size katılmamam mümkün değil. Allah razı olsun...

K kemal 01 Ocak 2012

s.a. sizin gibi değerli kardeşlerimin yazmış olduğu yazılar artarak devam ediyor. Hepsinden ALLAH razı olsun. Müslümanlar olarak Nasıl ki Kur-an’ı Kerim anlamak ve hayatımıza yön vermesi için okunmadığı gibi, aynı muameleyi Hz. Peygamber’e de yaptılar. O nu Allah cc övdü, yetmedi tekrar yüceltiler ve ulaşılmaz yaptılar, sonunda da biz kim O na benzemek kim diye söylenip durdular. Rabbim bizlere hakkıyla anlamayı ve yaşamayı nasip etsin. selam ve dua ile

T Tuba Bünül 01 Ocak 2012

Yazınz gayet güzeldi..ama bu proğramları eleştirirken doğrunuzun gereğini yapmanız gerek

kutlu doğum hurafeleri yerini kurani bilinçlenmeye ve Kuranın peygamber tasavvurunu anlatmaya, anlamaya bırakacaksa bunun için bunu dile getirenler sorumluluklarını yerine getirmeli..
Bu anma ve anlatımların şekli ve mesajı, ayrıca misyonu değişmeli, değiştirilmeli..
bunuda değiştirmek isteyenler becermeli..

A Ahmet Örs 01 Ocak 2012

belirttiğiniz doğrultuda çalışmalar yapılıyor inşallah ama diğerleri kadar imkanlara sahip olunmadığından o kadar farkedilemiyor. ama kitaplar yayımlanıyor, konferans ve seminerler veriliyor. inşallah bu çabalar daha da artacak ve kur’an’a uygun resul anlayışı berraklık kazanacaktır.

A ataütaütaütaü 01 Ocak 2012

Allah Rasülü (SAV) için yazmış olduğunuz bu onurlu ve ilkeli yazı için size şükranlarımı sunar saygılar sunuyorum

S Sureyya 01 Ocak 2012

Yazınızdan faydalandığımı belirtirim,Rabbimin rızasına mazhar olmanız duası ile..
Yazınızda takıldığım bir kısım oldu,yanlış anlamış olabilirim,aydınlatırsanız sevinirim...
““Gül kokan, her şeyin kendi sevgisi için yaratıldığı,”“ demişsiniz,”SEN OLMASAYDIN ALEMLERİ YARATMAZDIM” diye bir Hadis ten bahsediliyor ve ben bu Hadisin sahih olmadığını okudum,çok yerde.Sizin yazdığınız bu Hadise istinadenmi yazıldı ? Bu Hadis ise mesnedi varmıdır,ben çok araştırdım bulamadım,sadece Acluni’nin Keşfül Hafada geçiyor ...Belkide araştırmalarım yetersizdir.

EN EMİN OLANA EMANETSİNİZ...SELAM VE DUA İLE

İ İbrahim Çalık 01 Ocak 2012

Sureyya kardeşimizein sorusuna yanıt olarak bir alıntıyı paylaşmak istiyorum:

“Sen olmasaydın ben kâinatı yaratmazdım.”, “Ben gizli hazine idim, bilinmek istedim, bunun için âlemi yarattım” gibi tasavvuf edebiyatının temelini oluşturan cümlelerle ilgili olarak, Zâhir ulemâsı, hadis âlimleri ve Hanbeliler, Hz. Peygamber’in bu şekilde anlaşılmasının onu ilahlaştırmak anlamına geleceğini söyleyerek bu inancı küfür ve şirk saymışlardır.” TDV İslam ansiklopedisi15. cildi sayfa;179-180.

A Ahmet Örs 01 Ocak 2012

Prof. İbrahim Sarmış’ın “Hz. Peygamber’i Doğru Anlamak” adlı eseri bu konulardaki sorularınıza cevap verecektir.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Ahmet ÖRS — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.