İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
İlyas METİN
İlyas METİN
19 Ocak 2014

Küfür Tek Millet, Müslümanlar Bin Parça!

Şimdi herkes kendini sorgulamalıdır; biz bütünden parçalara nasıl ayrıldık ve parçaları tekrar nasıl bütünleştirip cemaatleşerek tek bir ümmet olup izzet kazanabiliriz.

19 Ocak 2014 2 dk okuma 9,2B okunma
100%

Tevbe suresi 24. ayeti güncel okuma

Rahman Rahim Allah’ın Adıyla

De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, hanımlarınız, aşiretiniz, kazandığınız mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden meskenler sizin için Allah'tan, Peygamber'inden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimliyse Allah buyruğunu bildirinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu doğru yola erdirmez."
Müslümanların hemen hemen her kesiminin cemaat ve tek bir ümmet olma istek ve söylentileri maalesef bir ütopyadan ileri gidememekte. Herkes ya kendi gurubuna çağırmakta ya da kendi gibi düşünmeyenleri ötekileştirmekte.

Şimdiye kadar denendi ve görüldü ki vakıf ve dernekler, bir rahmet doğuramadığı ve vahdeti sağlayamadığı gibi ayrışmaları hat safhaya taşıdı.

Hâlbuki Allah bizlere ne diyordu

Hep birlikte Allah'ın ipine sarılın, fırkalara bölünüp parçalanmayın;”

Eğer ki bu ayetlere iman ediyorsak -ki iman ettiğimizi iddia ediyoruz- o halde imanımızı amele dönüştürüp amellerimizi de eylemleştirme zorunluluk ve sorumluluğumuz vardır.

Buradaki sorumluluk tüm Müslümanlara ait olmakla birlikte, tüm vakıf ve derneklerin liderleri, başkanları, abileri, hocaları, kanaat önderlerine ve cami görevlilerine daha müşahhas bir görev düşmektedir.

Şimdi herkes kendini sorgulamalıdır; biz bütünden parçalara nasıl ayrıldık ve parçaları tekrar nasıl bütünleştirip cemaatleşerek tek bir ümmet olup izzet kazanabiliriz.

Eğer bunu gerçekleştirmek için hepimiz bir an evvel bir çaba göstermezsek, yarın mahşerde Allahın huzuruna sorumluluğunu yerine getirmemiş kullar olarak çıkacak ve kaybedenlerden olacağız.

Allah için İslam için Resulullah’a layık bir ümmet için haydi hemen herkes iş başına; tefrikaya sebep olan tüm ene’lerden, müesseselerden feragat edip ‘bir’ olmaya!    

Allah kendi için cehd gösterenlerin şüphesiz yardımcısı olacaktır.

Bu çağrı, parçalanmış ümmetin (Akabe Vakfı, Özgürder, İlkav, İktibas, Kur’an Nesli Merkezi, Bir Nesil Derneği, Hayder, Eğitimder, Davetder, Kalemder, Genç Birikim, Medeniyet, Özgünder, Kardeşler Eli, Venhar,  Akdav, Zeynepder ve yüzlercesi) tamamınadır.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 7

K kemal songür 01 Ocak 2012

‘’Bir ah çeksem karşıkı dağlar duyar’’ derler ya!
Sevgili İlyas kardeşim! Zelil kafirler-zalimler dünyevi çıkarları için beraber/omuz omuza çarklarının döngüsüne hizmet ederlerken ve aslında kendilerinden başka kimseleri sevmez iken ve hatta nefret ederlerken yine de (olanca çok yüzlülüklerine rağmen) güç birliğini inşa edebilmektedirler, bu becerileri dolayısıyla insanlığın kahir ekseriyetine ve de hassaten Müslümanlara zulmedebilmekteler.
Oysa, birbirlerini Allah için sevmeleri/yardımlaşmaları ve var olan/olabilecek yanlışların merhamet diliyle düzeltilmesi, Müslüman olmaları nedeniyle tolere ve empatiyi hak edenler olarak birbirlerini görmeleri gerektiğini hem kitabi/hitabi olarak elimizdeki Kur’an’ın hem de bütün ihtişamıyla bunun pratize edilmiş hali olan asrı saadetin/ilk nesil mü’minlerin gösterdiğini görmekteyiz.
Bu gerçeklik/hakikat ortada iken genelde ümmet adına özelde bu coğrafyada yaşayan Müslümanlar adına yaşanan olumsuzlukların nedeni olarak vahyin gölgesinde doğru ‘’BAKIŞ AÇISI’’ üretilemediğini, hasımlıkları zalimlerle sınırlı tutarak ve hısımlıkları Müslümanlara yönelik gösterilemediğini söyleyebiliriz.
Ayrıca, vahdetin/birlikteliğin/yardımlaşmanın önündeki engelleri dernek ve vakıf tabelalarına indirgemek ve hatta bunu paranoyaya taşımak çok abestir, çünkü bu nevi tabelaları kullanmayanlar çok iş ve birliktelik ürettiler de biz mi habersiziz, sırf bu tabelalar yüzünden bühtan/iftira üretenler Allah aşkına örnek alınabilecek bir iş üretsinler de görsek ve yararlansak.
Bakış açıları düzelirse, müslümanın değeri anlaşılır ve ülfet tetiklenirse, hangi konumda/statüde olunduğu ve kulların takdiri/övgüsü ve de isimlerin ön plana çıkacağı kaygısı ve dahası enelerin dürtüsü ayaklar altına alınıp hayrı üretmeyi öncelemek yüreklere nakşolursa engeller kalkar diye düşünmekteyim.
Kalemine sağlık ve devamını bekliyoruz sevgili İlyas kardeşim.

A A.Çetintaş 01 Ocak 2012

Atalar ne demiş ? " Kokmuş et tuz kabul etmez..!

Kokuttuktan sonra tuzlamaya çalışmak ta hayır bereket getirmez.
Ben..! Kimim , ben , kimmişim de haberim yokmuş havasına yatanlar kürkçü dükkanına dönmekten başka yol aramasınlar..

Y Yakup Döğer 01 Ocak 2012

Evet,amansız ve anlamsız bir ihtilaf çemberi bütün müslümanları sarmış durumda.

Sanırım bu noktadan itibaren gerek bireysel gerekse istişare halinde öz eleştiri yapılmalı, kendimizi yoklamalı, olan ve olabilecek bütün olumsuz ihtimalleri düşünmeli, tespitler yapmalı, analizler çıkarmalı, bu onulmaz hastalığın tedavisi bulunmalıdır. Evet, bu durum bir hastalıktır, ümmetin ferdinden başlayan ve bütün vücudunu saran, işlevsiz, güçsüz, idraksiz, tutarsız, rüzgarsız, ümmeti etkisiz bırakan, kendiyle, söylemiyle, ilkeleriyle, eylemleriyle çelişen halinden Müslümanlar kurtulmalıdır.

Muttaki olmanın her türlü mücadelesi verilirken, bu arada şeytanın bizi de kandırabileceği, nefsimizin bizi de yanıltabileceği ihtimali göz önüne getirilmelidir. Çünkü iblis ve nefis sürekli olarak saldırı halinde bulunmakta, Allah’ta(c.c.) bu konuda kullarını uyarmaktadır.

Hatta Yusuf’un(a.s.) dilinden nefsin sürekli olarak kötülüğü emrettiği vurgulanmaktadır.(12/53) Dikkat edilirse, “Ben nefsimi asla temize çıkarmam” diyen bir peygamberdir, aynı peygamber nefsin sürekli olarak kötülüğü emrettiğini de söylemektedir. Ve Kur’an iman edenler özelinde bütün insanlığa yaratılışının bir gerçeğini öğretmekte, hatırlatmaktadır. “İnsan azar” denilmektedir.

İman edenlere hitap eden ayetler dikkatlice incelendiğinde, çok çarpıcı hatırlatmaların yapıldığı, sürekli olarak Allah’tan(c.c.) sakınmaları söylenmektedir.(2/278) “Ey iman edenler iman edin…”(4/136) denilmekte, Müslümanların dikkati zirveye çekilmektedir. Takvanın ve fücurun yerleştirildiği nefislerimizde, bir gün kötülüğün bizi de bulabileceği, bunu da iblisin sağdan yaklaşması olarak gerçekleşebileceğini düşünmeliyiz. Allah(c.c.), peygamberine hitaben, yüzünü Allah’ın dinine dönmesini ve kesinlikle müşriklerden olmamasını söylemektedir. Seçtiği ve vahyini insanlara ulaştırmakla görevlendirdiği kuluna böyle bir hitapta bulunan Allah(c.c.), Müslümanlara bir şeyleri hatırlatmak istemekte, dikkatlerini çok önemli bir noktaya çekmektedir.

Bizler Müslümanlarız ama şeytanın iman edenleri de kandırma ihtimali vardır, iman edenleri de bir şekilde sağdan, soldan, yaklaşarak hataya sürükleme olasılığı mevcuttur. Gerek yaptıklarını süslü gösterir, gerek yazdıklarını süslü gösterir, gerek konuştuklarını süslü gösterir, gerek ilmini süslü gösterir, “Sen başkasın” der, “Süpersin” der, “Sen olmazsan bu işler yürümez” der, “Sen olmazsan bu insanları kim toplar” der, bizi tespihin başındaki imame gibi gösterir ve farkına varmadan kibre sürükler.

Yani diyeceğim o ki,emin olun herşey kişide başlar.Aydınlık günlerin umuduyla,birliğimiz için mücadeleye devam etmeliyiz.

F Fatma Ceren 01 Ocak 2012

Ütopya! Güzel bir benzetme olmuş.
Elinize sağlık ve devamını bekliyoruz.

Ş Şahin Yetik 01 Ocak 2012

Müslümanlar için biran önce bir kendine gelişe bir silkinişe yönelik bir çağrı, bir tebliğ İlyas ağabeyimizden İnsanları kendilerine gelmeye çağıran yazılarına devam etmesi temennilerimle selam ve saygılarımı ifade etmek istedim.

T tumert 01 Ocak 2012

Bazı egolar vardır,kendine itaat eden cemaatinden başkasını görmez,ve bunlar eldeki var olan bir’e o kadar sarılır ki kaybetmek korkusuyla asla gerçeklerle yüzleşmek istemezler. onun için ene’leri,partileri,tarikatları, ve elinin eltındakiler ona kıymetlidir.
Güzel bir tesbit yapmış,tevbe 24'ü adeta güncellemişsin. Allah razı olsun

A ali derda 01 Ocak 2012

Kur’anı Kerim’in güncellenmeye ihtiyacımı varmış?! Anlayamadım!!!

Tevbe suresi 24. ayeti hiç bu kadar daraltılmış bir halde okumamıştım...

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

İlyas METİN — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.