İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Ahmet ÖRS
Ahmet ÖRS
16 Şubat 2007

Mâlî Yardım Çalışmalarının Mantığı

Yoksulu doyurmaya ön ayak olmak, ancak yoksulluğu ve sömürüyü üreten anlayış ve sistemleri tanımak ve onlarla mücadele etmekle olabilir. Bunun için de insanların bir eğitim ve ilgilenme sürecine ihtiyaçları vardır. Bu süreçler de düşüncenin, imanın ilkelerinin kısaca Kur’an’ın insanlara ulaştırılması ile mümkündür. Müslümanların da kısıtlı ekonomik imkânlarını bu çerçevede değerlendirmeleri gerekmektedir.

16 Şubat 2007 4 dk okuma 7,2B okunma
100%

MÂLÎ YARDIM ÇALIŞMALARININ MANTIĞI

 

            Son yıllarda gerek büyük organizasyonlar, gerek yerel çalışmalar şeklinde olsun ekonomik yardım faaliyetlerinin arttığını gözlemliyoruz. İslami iddialarla kurulan bazı televizyonlardaki yardım programlarının geniş kitlelerle buluşması bu organizasyonların çoğalmasına, çeşitlenip büyümelerine öncü oldu diyebiliriz.

            Mağdur durumda olan, herhangi bir ekonomik kaynağa sahip olamayan insanlara, toplumlara yardım eli uzatmak son derece takdire şayan soylu bir davranıştır. Dünyanın pek çok ülkesinde çeşitli sosyal organizasyonlar ideolojik gayeyle ya da salt yardım anlayışıyla bu çalışmalarına devam ediyor. Müslümanların bu meseledeki tutumları insani duygulardan evvel inanç alanlarıyla ilgili olduğundan yardım çalışmalarında öncülük yapma sorumluluğunu üstlenmektedirler.

            Küresel emperyalizmin azgın iştahının bütün yeryüzünü kuşattığı, herhangi bir ayrıma tabi tutmadan insanlığı bütün unsurlarıyla tehdit ettiği bir zaman dilimine tanıklık etmekteyiz. Muhakkak ki insanlığın varoluşundan bu yana doyumsuz saldırganlıklarla yaşadıkları dönemde her türlü sömürüyü sistemleştiren kişi ve kurumlar oldu ancak bütün bir yeryüzünü en ücra noktalarına kadar ihmal etmeden sömüren, insanlık üzerinde en aşağılık baskıları oluşturan bu boyutta bir sömürü sistemi görülmedi.

            Yoksulluk tarih boyunca hep üretildi. Elbette ki insanoğlunun yeryüzündeki imtihanının en önemli parçalarından biri budur ve yoksulluğu üreterek insanlığın haysiyetiyle oynayanlar ve ona karşı direnenler imtihanın taraflarıdır.

            Kur’an, vahyin ilk yıllarından başlayarak yoksulluğu üretip bunu bir sosyal katman olarak insanlara dayatanlarla İslam inancına sahip olanların mücadele etmesini irade buyurmaktadır. Bu en temel İslami yükümlülüklerden biridir. Rableşme iddiasında bulunanların insanlar üzerindeki en önemli zorlama ve biçimlendirmelerinden biri de onların sosyal durumlarını kendi tasarruflarında, kendi inisiyatiflerinde görmeleri, bunun da herkes tarafından kabul edilmesini beklemeleridir. İşte tevhid inancı bu Rableşme alanını ortadan kaldırmayı hedefleyerek sosyal pozisyonlara müdahale etme karakterine sahiptir.

            Kur’an’da salih amellerden en çok vurgulananlardan biri mali bir yükümlülük olan “ihtiyaçtan arta kalanını karşılıksız yardımda bulunmak”tır. Şirk güçleri mallarını, insanları daha da yoksullaştırarak artırmak amacında iken İslam inancı Müslümanlardan mali imkânlarını ihtiyaç sahipleriyle paylaşmayı istemektedir. İslam’ın insan haysiyetini ayağa kaldıran bu hükmü, iradesi her zaman insanlığın en büyük kurtuluş reçetelerinden biri olacaktır.

            İslam’ın Müslümanlardan istemiş olduğu mâlî fedâkârlıkların her zamanki ehemmiyeti bugün üzerinde daha fazla düşünmeyi hak etmektedir. Mü’minler bugün egemen şirk güçleri, gayr-i İslami yönetimler altında yaşıyorlar. Yaşadıkları coğrafyalarda inançlarını şekillendirme, mevcut zulümlere muhalefet etme çabasını diri tutmaya çalışıyorlar. Bu çalışmaları yaparken elbette mali kaynaklara ihtiyaç duyuyorlar.

            İslam’ı bilinç düzeyinde, ideolojik temelde yaşayan Müslümanların tevhid ve adaleti ayakta tutma, Kur’an        neslini inşa etme çabalarında kendilerine düşünsel ve ekonomik yardımda/katkıda bulunacak çevre ve kişileri son derece az. Dolayısıyla bu çalışmaları yaparken kıt imkânlarla yola çıkmaktalar. Hayır hasenat bağlamında değerlendirebileceğimiz yukarıda bahsettiğimiz faaliyetler “müellefe-i kulûb” bağlamında tekrar ele alınmalıdır.

            Dünyadaki yoksullukla elimizdeki kısıtlı mali imkânları paylaşarak mücadele edemeyiz. Kur’an’da ifadesini bulan “yoksulu doyurmaya ön ayak olma” yükümlülüğünü yerine getirecek bir Kur’an neslini inşa etme zorunluluğumuz var.

            Tevhid ve adalet mücadelesini verecek bir kuşak oluşturulamadığı sürece yoksulluk ve sömürü ile hesaplaşabilmek mümkün değildir. Müslümanlar bu mücadeleyi verecek kuşakları yetiştirmek için ekonomik ve düşünsel çalışmalara yoğunlaşmak durumundadırlar. Düşünsel ve siyasi emeklerin yanında mali imkânların kullanımı kesinlikle bilinçli ve istişari bir biçimde yapılmalıdır. Klasik anlamda hayır hasenat mantığını aşmak durumundayız.

            Kalpleri İslam’a ısındırılacaklar” terimini iyi anlamak gerekiyor. İnsanlara İslam’ın götürülmesinin elbette ki birçok yolu var. Öğrenci eğitim ve barınma ihtiyaçları; kitap, dergi, internet gibi tebliğ/propaganda alanları; siyasi ve sosyal faaliyetler gibi İslami bir dönüşümü hedefleyen çabalar mali desteklere ihtiyaç duyan alanlardır. Kalpler doğrudan yardımla İslam’a ne kadar ısındırılabilir? İslam’a ısındırmak insanlara dinin doğru anlatılması, toplumsal şahitlik yükümlülüklerinin yerine getirilmesiyle gerçekleşebilecek bir eylem değil midir? Kur’an’daki değerlendirmeyi bu şekilde anlamak gerektiği kanaatindeyim. İnsanların ihtiyaçlarını uzun vadede, inançlarıyla birleştirerek bilinçli bir duruşla çözmek en sağlıklı tercih olacaktır.

            Yoksulu doyurmaya ön ayak olmak, ancak yoksulluğu ve sömürüyü üreten anlayış ve sistemleri tanımak ve onlarla mücadele etmekle olabilir. Bunun için de insanların bir eğitim ve ilgilenme sürecine ihtiyaçları vardır. Bu süreçler de düşüncenin, imanın ilkelerinin kısaca Kur’an’ın insanlara ulaştırılması ile mümkündür. Müslümanların da kısıtlı ekonomik imkânlarını bu çerçevede değerlendirmeleri gerekmektedir.

 

 

Paylaş X Facebook

Yorumlar 4

S selman nadir 01 Ocak 2012

Konuya bak?? aç?n?z? baz? yönleriyle eksik buldum . Örne?in “Kalpler do?rudan yard?mla ?slam’a ne kadar ?s?nd?r?labilir?” ?eklinde bir söylem ortaya koymak bence pek sa?l?kl? de?il . Nüzul s?ras?na göre ilk inen surelere bak?ld???nda Kalem suresi (bahçe sahipleri k?ssas?) , Leyl suresi , Fecr suresi , Maun suresi ve Beled suresi bilinç uyand?rman?n yan? s?ra i?in ‘Do?rudan yard?m’ yönüne de vurgu yapmaktad?r . Aksi halde söylemleri tek boyutlu ele alarak yanl?? bir prati?in olu?mas?na sebebiyet verebiliriz . Bir ba?ka ifadeyle ayetler hem bilinç uyand?rmay? hedeflerken hem de fiili olarak -k?s?tl? da olsa- mali imkanlar?m?z? payla?may? emreden bir içeri?e sahiptir . Ayr?ca kitap , dergi , internet gibi tebli?/propaganda alanlar? kalplerin ?slam’a ?s?nd?r?lmas? aç?s?ndan ne kadar etkili ? Bu da ayr? bir tart??ma konusu . Bugün sizin sitenizi ziyaret edenlerin kaçta kaç? cahiliye insan?d?r ? Emin olun ki , ziyaretçilerinizin yüzde doksan dokuzu Müslüman camiadan ... Anlayaca??n?z biz bize söyleyip biz bize anlat?yoruz . Sonuç itibariyle dini sahih bir biçimde insanlara sunman?n yan? s?ra k?s?tl? imkanlar?m?z? da onlarla payla?mal?y?z...
selam ve dua ile...

K Kara Murat 01 Ocak 2012

Bölük pörçük ve kayda de?er bir hedef gütmeyen yard?m faaliyetlerinin ?slam'?n mesaj?n? ve taleplerini tebli? etmede yeterli fayday? sa?lamad??? dü?üncesinde yazar ile birle?memek mümkün de?il. De?il Müslümanlar?n sermayesi, Türkiyenin bütçesi bile sömürünün kayna??n? yok etmeksizin yoksullar?n ihtiyaçlar?n? kar??lamaya yetmez. Kalpleri ?s?nd?r?lacak insanlara ?slam'?n sosyal ve siyasal taleplerinin oldu?u hat?rlat?lmal?, ö?retilmelidir. Türkiyeli Müslümanlar aras?nda tart???lmas? elzem bir konuya de?indi?i için yazar? tebrik ediyorum.

S Selman nadir 01 Ocak 2012

Söylediklerim iyi anla??lmam?? galiba , Kur’an'?n verilerinin yerine kendi yorumlar?n?z? koyarsan?z insanlar? yanl?? bir hareket metoduna sevk edersiniz . Kald? ki , burada amacam?z tart??mak de?il . Ayr?ca ismini zikretti?im sureleri iyi okuman?z? tavsiye ederim . Bunun ötesinde mal?n?z? nas?l kullanaca??n?z size kalm?? ; isterseniz hiçkimsye z?rn?k koklatmay?n skeyfiniz bilir...

S Selman nadir 01 Ocak 2012

Ayr?ca rasul’ün sünnetine bak?n , zira ayetleri tevil edebilirsiniz ama örneklik olarak ortada duran ya?ant?y? tevil edemezsiniz . Sizin söyledi?inize göre Hz.Peygamber’in mali imkanlar?n? hiçkimseyle payla?mam?? olmas? mali kaynaklar?n? tamam?yle propangadaya ay?rm?? olmas? gerekir... Oysa böylesi bir ?ey vaki de?ildir ...

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Ahmet ÖRS — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.