İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
07 Temmuz 2011

Namazda Kur’an Okuduğumuzun Farkında Olmak

Günde 5 vakit namaz ikame ettiği ve namazlarında farz olduğu üzere Kur’an okuduğu halde, Kur’an okuduğunun farkında olmayan, bunu adeta bir farkındalık dışı alışkanlık olarak gerçekleştiren Müslümanların durumu da bir nevi uyurgezerlik hali değil midir?

07 Temmuz 2011 4 dk okuma 10,9B okunma
100%

Bir şeyi yapıyor olmak, fakat yaptığının farkında olmamak… Bir nevi uyurgezerlik hali…

Şairin “Ol mahiler ki derya içredir, deryayı bilmezler” mısraında ifade etmeye çalıştığı bu hali, hayatın anlamına dair bir kavrayış sahibi olmayan tek dünyalı insanlara yakıştırmak mümkün, fakat, hayatı onu var eden yüce Allah’ın anlamlandırdığı şekilde anlayıp yaşama iddiasındaki Müslümanlara yakıştırmak asla mümkün değildir.

Tabii ki Müslümanlar hata yapmayan, yanılmayan, unutmayan, gaflete düşmeyen kimseler değildir. İnsan olmak hasebiyle “uyurgezer” durumuna düşebilmek Müslüman için de geçerlidir. Lakin uyurgezerlik bir Müslüman için kalıcı bir durum olamaz, ancak arizi bir hali ifade edebilir. Rabbimizin Nisa Sûresi 17 – 18. âyetlerde beyan buyurduğu ölçü bu konuda da geçerlidir.

Şu Rabbani emre muhatap ve bu emirle mükellef olan bir Müslüman nasıl olur da uyurgezerliği bir hayat biçimi haline getirebilir ki:

“Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.” (İsrâ 17/36)

Evet, Müslüman olmak öncelikle sahih bilgi ve bilinç işidir. İnanç, ancak farkında olunan sahih bilgi ışığında bilince dönüştüğünde iman niteliği kazanır.

Günümüz Müslümanları olarak bu konuda ciddi zaafiyet ve sorunlar içerisinde bulunduğumuzu kabul etmek zorundayız. Kitab’ın ölçüleriyle muhatap kılındıklarında“Biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız” anlayış ve refleksiyle hareket eden çoğunluğun ötesinde, Kur’an’a yönelme bilince ulaşmış insanlarımız için de bu tür sorunlardan söz etmek mümkün.

İşte burada, geleneksel din anlayışına sahip olanımızdan bilinç sahibi olanımıza genelde yaygın olarak yaşadığımızı gözlemlediğim bir problemi söz konusu etmek istiyorum. Müslümanların genelde, günde 5 vakit ikame ettikleri namazda Kur’an okuduklarının farkında ve bilincinde olmadıklarına dair bir gözlem bu.

Bu gözlemin doğru olup olmadığını test etmek için, çevrenizdeki Müslümanlara bugün hiç Kur’an okuyup okumadıklarını sormanız ve bu sorunun cevabını almanız yeterli. Gün içerisinde eline Mushaf veya Kur’an meâli almamış yahut farklı bir araçtan yazılı olarak okumamış Müslümanların genellikle vereceği cevabın olumsuz olacağı görülecektir.

Oysa yazılı bir metinden okumadıkları için Kur’an okumadıklarını düşünen ve ifade eden bu insanlar günde 5 vakit namaz ikame etmektedirler ve namazlarında Kur’an okumaktadırlar. Fakat başta da belirttiğimiz gibi, bir şeyi yapıyor olmakla, o şeyin farkında olmak aynı hâdise değildir. Uyurgezerlik bu durumun en ileri örneğidir. Kişi fiziki olarak gezinmektedir fakat uykuda olduğu için bunun farkında olmamaktadır. Bir süre sonra da uykusunun asıl mecraı olan yatağına dönmekte ve fakat bu dönüş de farkındalık dışı gerçekleşmektedir.

Günde 5 vakit namaz ikame ettiği ve namazlarında farz olduğu üzere Kur’an okuduğu halde, Kur’an okuduğunun farkında olmayan, bunu adeta bir farkındalık dışı alışkanlık olarak gerçekleştiren Müslümanların durumu da bir nevi uyurgezerlik hali değil midir?

Rabbimiz, namazda Kur’an okuduğumuzun farkında olmamızın ötesinde okuduğumuzun ne anlama geldiğinin bilincinde olmayı bize şart koşmaktadır. İçki içmeyi tam olarak yasaklayan Mâide 90, 91 ve 92. âyetler nâzil olmadan önce, içkili olarak namaza kalkmayı yasaklayan Nisâ Sûresi 43. âyet “namazda ne dendiğini bilmeyi” şart koşmaktadır.

Bugünün Müslümanları için içkiyle sarhoş olmak söz konusu olmasa da, bilgisizlik ve bilinçsizlik sarhoşluğundan muzdarip olduğumuzu ifade etmemiz gerekir.    

Bilindiği gibi, namazın olmazsa olmaz şartlarından biri de, kıraat yani Kur’an tilavetidir. Kur’an’ın ilgili âyetlerine bakıldığında, namazla Kur’an tilâvetinin nasıl ayrılmaz bir bütünü oluşturdukları görülür. Sadece şu birkaç âyet bu gerçeği anlamaya yeterlidir:

“Ey örtüsüne bürünen!

Gece kalk, ancak birazı dışında.

Gece yarısında veya biraz önce

Ya da biraz sonra... ve ağır ağır Kur’an oku!

Çünkü biz sana ağır bir söz vahyedeceğiz.

Gece uyanıklığı daha etkili ve okuyuş için daha elverişlidir.” (Müzzemmil 73 / 1-6)

“Güneşin sarkmasından gecenin kararmasına kadar namazı kıl, fecir vakti Kur'an'ını (namazını) da; çünkü fecir vakti (namazda okunan) Kur'an'ı, işte o, şahid olunandır.” (İsrâ / 17 / 78)

Kur’an tilâveti namazın en önemli parçası olduğu halde, bugünün Müslümanlarının çoğunlukla namazda Kur’an okuduklarının farkında bile olmaması ciddi bir sorundur. Namazlarımızı “uyurkılarlık” halinden kurtarmak ve bilinç katına yükseltmek için öncelikle namazda Kur’an okuduğumuzun farkına varmamız gerekir.

Kur’an okuduğumuzun farkına varırsak, bir sonraki aşama “okuduğumuz Kur’an’ın farkına varmak” olacaktır inşaallah…

Paylaş X Facebook

Yorumlar 6

C cüneyt taşoğlu 01 Ocak 2012

Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın.(nisa 43?
Bu ayet sükrü beyin söylemek ıstediği ile tam ilintilidir. Bu ayeti okuyan cogu ınsan içki içip sarhos olan ınsanın kastı yapıldıgını zandeder. yani Allah diyesiymişki içip içip namaza gelmeyin. ne alaka içen adamın zaten namaz da ne işi var. Oysa allah cc ne dediğini bilmeyen adamı sarhoş yerine koyar. bir insan ne dediğini bilmiyorsa sarhosdur, ve namazı da kabl gormez. Allah ın huzuruna gelıyoruz guya ama ona ne dedıgımızı bılmıyoruz. guncel hayatta da böle, ne dediğini bilmeyen birini bir beşer bile muhattap almaz ıken Allah ın bizi muhattap almasını nasıl bekleriz. hüseyin bey abime tam katılmakla beraber nısa 43 un içki ile alakalı olmadıgını belirtmek istedim. selamlar....

I i.metin 01 Ocak 2012

cüneyt beye,
bahsetiğiniz ayet içkinin kesin olarak haram kılınmadan önce gelen ayettir.

I i.metin 01 Ocak 2012

Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar.
maun suresi 4-5.

E Erhan Toprak 01 Ocak 2012

Kur’an önceleri dokunulmaz kılınır süslü kılıflar içerisinde idam edilir anlamayız diyerek el sürülmez, türkçe okunmazdı arapça okuma yarışmaları düzenlenirdi.Şimdilerde ise elden düşmüyor herkes okuyor meal yarışmaları düzenleniyor.Her iki haldede Kitap okuyucusuna fayda vermiyor/veremiyor.Niçin okunması gerektiği fikri oluşmadan Kur’anla buluşanlar malesef Kur’ansız yol alıyorlar.
Allah razı olsun

M mehmet gündüz 01 Ocak 2012

Allah razı olsun şükrü kardeş. Kendinde olmak, İmanlı olanlarla inançlı olduğunu söyleyenler arasındaki en büyük farktır bir yerde de.

Z zülküf arslan 01 Ocak 2012

güzel abim sizce şu satırlarınız çelişki yumağı değil midir..

Günümüz Müslümanları olarak bu konuda ciddi zaafiyet ve sorunlar içerisinde bulunduğumuzu kabul etmek zorundayız. Kitab’ın ölçüleriyle muhatap kılındıklarında“Biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız” anlayış ve refleksiyle hareket eden çoğunluğun ötesinde, Kur’an’a yönelme bilince ulaşmış insanlarımız için de bu tür sorunlardan söz etmek mümkün.
ALINTI....

AYRICA YAZINIZIN GİRİŞİNDEDE ŞUNU DEMİŞSİNİZ..

Günde 5 vakit namaz ikame ettiği ve namazlarında farz olduğu üzere Kur’an okuduğu halde, Kur’an okuduğunun farkında olmayan, bunu adeta bir farkındalık dışı alışkanlık olarak gerçekleştiren Müslümanların durumu da bir nevi uyurgezerlik hali değil midir?

SONRADA ŞU SATIRLARINIZLADA ÇEL,İŞMİŞ SİNİZ,,

Evet, Müslüman olmak öncelikle sahih bilgi ve bilinç işidir. İnanç, ancak farkında olunan sahih bilgi ışığında bilince dönüştüğünde iman niteliği kazanır. YAZIDAN ALINTI...

Sayın abim müslümanın kurandaki tanımına uymayanı MÜSLÜMAN GÖRMEKTE ALLAHIN HÜKMÜYLE HÜKMETMEMEK OLMAZ MI..Rabbimiz MÜSLÜMAN DOĞRUYU ARAŞTIRIP BULANDIR,DİYOR cin süresi 14,ayrıca zümmer 18 de müslüman sözü dinler ama hak olanına uyar beyanı var PEKİ HAKKI NASIL AYIRD EDER KİŞİ ODA KURAN BİLİNCİYLE KURANI BİLMEYEN ,ANLAMAYAN MÜSLÜMAN OLABİLİR Mİ VEYA KURANDAN HABERSİZ OLAN IN AKİBETİDE ŞU AYETLERDEDİR..

ENAM SÜRESİ..156- “Bizden önce kitap yalnız iki topluluğa indirildi, biz ise onların ders gördüklerinden habersizlerdik” dememeniz;

157- Ya da: “Kitap bize de indirilseydi, elbette onlardan daha çok doğru yolda olurduk” dememeniz (için) işte size Rabbinizden apaçık bir belge, bir hidayet ve bir rahmet gelmiştir. Allah’ın ayetlerini yalanlayandan ve (insanları) ondan alıkoyup-çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden alıkoyup-çevirenlere, bu ‘engelleme ve çevirmelerinden’ dolayı pek çetin bir azapla karşılık vereceğiz.

YUNUS SÜRESİ...7,8.......... Bizim ayetlerimizden habersiz olanlar;

8- İşte bunların, kazandıkları dolayısıyla barınma yerleri ateştir.
VE AYRICA FURKAN 30 DADA RASULULLAHIN ŞİKAYETİ CABASI..30- Ve elçi dedi ki: “Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kur’an’ı terk edilmiş (bir Kitap) olarak bıraktılar.”

Yani uzun sözün kısası müslüman vasfını taşımayanı müslüman görmekte küfür değil midir.....

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Şükrü HÜSEYİNOĞLU — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.