Ne Yapıyoruz, Neyi Talep Ediyoruz?
Salonun giriş standına geldiğimizde, platform bünyesince hazırlanan “Anayasa Talebi” formlarının imzalandığını görünce bizim de imzalamamız için uzatılan kağıda baktık. İslami anlamda çok ciddi problemler olan bu metnin Müslümanlarca hazırlanmış olması, bunun teşvik ve yaygınlaştırılması için uğraşılmış olması üzücü. Bu maddeleri ortaya koyan, yazan insanlar yıllarca abi dediğimiz, kitaplarını okuduğumuz insanlar. Nasıl olur da anayasa gibi önemli bir konuda böylesine içerik olarak islami anlamda kabul edilemeyecek bu metni hazırlayabilmiş, Müslümanların önüne sunabilmişler?
Yaşadığımız toplum içerisinde Müslümanlar olarak çeşitli imtihanlardan geçmekteyiz. Bu imtihanlar karşısında daha dikkatli olabilmek için birbirimize eleştiri hakkını tanımak kardeş olmamamızın gereklerindendir. Kardeşlik sınırlarına riayet edilen bir eleştiri aslında önemsemenin de belirtisidir. Ne yazık ki günümüzde bazı yanlışlıklara eleştiri götürdüğümüzde eleştiriler olumsuz karşılamaktadır. Sanki ortada kasıt varmış algısıyla tepkiler verilmektedir. “Siz de her şeyi eleştiriyor, hiçbir şeyi beğenmiyorsunuz” manasıyla tepkiler ortaya konulmaktadır.
Bu olumsuz tavır ve söylemlere rağmen İslam'ın hatırının önüne hiçbir şey geçirilmemelidir. Hocalarımızın, kurumlarımızın, ağabeylerimizin hatırı için İslam’ın hatırını ve kavramlarını gözardı etmek, Tevhidi Müslümanlar için en büyük problemdir. Bu problemden dolayı birçok hatalara düşülmekte sonraki süreçlerde düşülen hatalar sahiplenilmektedir. Maalesef son dönemlerde, bu tür yanlışlıkların giderek artması ve bunlara hiç kimsenin ses çıkarmaması olayın vehametini yaygınlaştırmaktadır.
Bunlara örnek olması hasebiyle bir etkinlik üzerinden gelinen süreç ve taleplerin analizini yapacagız bu yazımızda. Aslında getirmeye çalıştığımız eleştiri bir etkinlik sırasındaki izlenimlerimizden yola çıkarak Müslüman yapıların son dönemlerde nasıl bir değişim sürecine girdiklerini, geldikleri durumları ve bu durumların etkinliklere, mesajlara ve içeriklere nasıl yansıdığının yansıması olacaktır.
Geçen gün İslami bir platformun çatısı altında etkinlik yapan bir derneğin düzenlemiş olduğu bir programa arkadaşlarla birlikte gitmeye karar verdik. Programın konusu “Düşünmek farzdır”. Konferans salonunda görevlilerin çoğuyla tanışık olmamız ve bir dönem teşriki mesaimizin olması hasebiyle ayaküstü hasbıhal etme fırsatımız oldu.
Salonun giriş standına geldiğimizde, platform bünyesince hazırlanan “Anayasa Talebi” formlarının imzalandığını görünce bizim de imzalamamız için uzatılan kağıda baktık. İslami anlamda çok ciddi problemler olan bu metnin Müslümanlarca hazırlanmış olması, bunun teşvik ve yaygınlaştırılması için uğraşılmış olması üzücü. Bu maddeleri ortaya koyan, yazan insanlar yıllarca abi dediğimiz, kitaplarını okuduğumuz insanlar. Nasıl olur da anayasa gibi önemli bir konuda islami anlamda kabul edilemeyecek bu metni hazırlayabilmiş, Müslümanların önüne sunabilmişler?
Ayrıca “Düşünmek Farzdır” adlı konferansa gelen Müslümanların metin karşısındaki tutumları ayrı bir üzüntü konusu. 10 maddelik talep maddelerini çoğu okumadan, düşünmeden, İslam'a uygunluğunu süzgeçten geçirmeden hemen imzalıyor. Neye imza atıyorlar, neyi talep ediyorlar, neye hizmet ediyorlar. Mesele içler acısı… Sorumluluğumuz gereği yetkili olan abimize sorduk: Bu metin içerisinde neredeyse her maddesinde tevhide ve Müslümanlara uymayan unsurlar var. Siz bunu nasıl Müslümanların önüne koyarsınız? Müslümanlar da okumadan "Nasıl olsa büyüklerimiz yanlış bir metin hazırlamamıştır" anlayışıyla hemen imzalıyor.
"Yapmayın bunu" dedik. Aldığımız cevap bizi daha da şok etti. Yetkili abimiz "Ben metni incelemedim" demesin mi? Peki incelemediğiniz bir metni nasıl olur da teşvik edersiniz, destek verirsiniz, insanların önüne sunarsınız! “Düşünmek farzdır”ın işlendiği bir ortamda bunları görmek üzücü. Tevhidi mücadeleye yıllarca emek vermiş kardeşlerimizin geldiği durum üzüntü verici.
Salona girdiğimizde şehre göre önemli bir kalabalık vardı. Salon resmi ideolojinin tüm simgelerini en merkezi yerde barındırmaktadır. Tam karşımızda bronzdan yapılmış Atatürk heykeli, hemen altında “Türk şoförü ...dür” şeklinde Kemal Atatürk imzalı bir söz, en üstte de “Ne Mutlu Türk'üm Diyene” sloganı duruyor. Organizeyi düzenleyenleri ve konuşmacıyı herhalde hiç rahatsız etmemiş ki mevcut duruma hiç eleştiri getirilmiyor. (İçimden ah şimdi Mehmet Pamak abi olacaktı. Her zamanki cesaretiyle; bu simgeler Kemalizm'in, resmi ideolojinin bize dayattığı ideolojik bir baskı aracıdır. Müslümanların organize ettiği bir etkinlikte Müslümanların şiar ve simgeleri olmalıdır diyerek tepkisini ortaya koyardı.)
Kur'an tilavetinden sonra etkinliği düzenleyen kuruluşun tanıtımına geçildi. Tanıtım bölümünde genelde “insan merkezli” çalışmalara ağırlık verildiğini, “yardımlar dağıtıldığını”, “okula yardımcı dersler” verildiği ekseninde bir tanıtım yapıldı. Buradaki durum daha düne kadar İslami hareket olarak kendilerini niteleyen insanların neler yaptığını gözler önüne seren bir durum.
Artık kimse “İslam referanslı, tevhid merkezli” gibi netlik ifade eden ve saf belirleyiciliğini topluma deklare eden ifadeler, simgeler ve şiarlar yerine “insan merkezli, erdemli” tarzında netlik ifade etmeyen, saf belirlemeyen ayrıştırıcı olmayan söylemlerle kendilerini tanıtmaktadır. İslami kavramların temeli olan tevhid, şirk, tağut, İlah, rab, hüküm, hakimiyet gibi kavramların yerine; daha yumuşak ifadeler kullanılmaktadır. Bırakın bu tür kavramları kamuoyu önünde paylaşmayı çoğu kere bu tür talep ve metinlerde “Allah, İslam ve Kur'an” lafzının dahi anılamaması, bunun için sanki asgari özen gösterilmesinin izahatı olamaz.
Genelde gelinen süreçte düne kadar İslami mücadele ve hareket olarak varlıklarını ortaya koyan mevcut yapıların en iyi yaptıkları şey yardım dağıtmaktır. Sistemin çözülmüşlüğünün sonucu olarak ortaya çıkan fakirlik, yoksulluk sürekli yardım dağıtılarak kapatılmaya çalışılmaktadır. Burada hemen şunu ifade edelim ki biz fakir fukaraya yardım edilmesine karşı değiliz. Yapılan şeyi önemli bulmakla beraber bu yardımların sadece birer yardım olarak kalmasına üzülüyoruz. Yardım ettiğimiz insanlara "Biz Müslümanız Allah adına sizlere yardım ediyoruz. Sizi bu duruma düşüren bu sistemin zülüm dolu kararlarıdır." gibi hakikatleri de söylemek ve böylece bu konuda yardımı bir bilince dönüştürmeye vesile kılma eyleminin olması da gerekir ki çoğu zaman bu durum tersi istikamette işlemektedir. Yardım edenler dernek isimlerini ön planda tutarak çogu zamanda bayrak simgelerini taşıyarak ön plana çıkıyorlar. Yardım edilen kişi kendisine yardım edenin devlet veya AKP’nin yaptığını zannederek onlara meylediyor. Aslında halkta bu tür bir kanaatin hasıl olması doğaldır. Çünkü yardım dağıtanlar üzerlerinde bunların nişanelerini taşıryorlar.
Başka bir mesele ise “okula yardımcı derslerin verilmesi” meselesidir. Sistemin okulunda Kemalist ideolojinin eğitimine maruz kalan çocuklara yardımcı, onları tehlikeye karşı bilinçlendirmek, okuldan aldığı İslam'a aykırı fikir ve düşünceleri elemek bizim görevimizdir. Fakat mevcut verilen ders ve hizmetlerin bu anlamda kullanılmaması, bu meseleye değinilmemesi, okul derslerinin ve notlarının yükseltilmesinin yanında bazı ahlaki özelliklerinin kazandırılmasının ötesine geçmeyen bu sürecin sağlıklı olmadığını belirtelim.
Konferansa girişte hatip, şehrinize söyleyecek bir çift sözüm var diye merak uyandırıyor. Acaba öncelediği bir çift sözü neydi diye merakla beklerken yine hayal kırıklı yaşadık. Meğer çift sözü şuymuş. Şehrinize gelirken sokakların isimlerle değil de numarayla anılması üzüntü vericidir. Bu şehirde insan ve değerli şeylerin ismi yok mu yaşatacak? Bu iş için yetkililere müracaatta bulunun, sokaklarda şehrin insanının isimlerini yaşatın. Kendince önemsediği bir konudur belki. Lakin bu şehirde bunca küfür, şirk, fuhşiyat, İslamsızlık, Allahsızlık varken sokakların ismini dert edinmek, sözün başına eklemek nelerle ugraştıgımızın hazin görüntüsünü sergiliyor. Hem hitap ettiği şehir belediyesi, Kemalist zihniyetin kök saldığı bir yerdir. Acaba denilen yapılsa ve sokaklara şahıs isimleri verilse sahabenin ismimi yoksa sistemin isimleri mi verilecek? Sadece düşündüm bunları. Çünkü düşünmek farzdır. Bizde farzı yerine getirirken bunlar takıldı gözlerimize, zihinlerimize, tecrübelerimize…
Liberal taleplerin müslümanlar tarafından istenilmesi, bunun için taleplerin ortaklaştırılması müslümanlara yarardan daha çok zarar verdiğinin ifade edelim
Not: “Talep Ortaklaştırma Formu” adıyla ortaya konulan talepler şunlar:
1- Anayasada değişmeyen hiçbir madde olmamalı, halk gerek duyarsa anayasayı kısmen veya tamamen değiştirme hakkına sahip olmalıdır
2- Anayasa kısa, sade olmalıdır ve anlaşılır bir dille yazılmalıdır
3- Çağdaş anayasa parlamenter sistemlerde olduğu gibi yürütme ve yargının oluşmasında yasama organının etkisi artırılmalıdır, egemenliğin kullanımı halka ait olmalıdır. Halk bu hakkını TBMM eliyle kullanmalıdır.
4- Din eğitimi isteğe bağlı olarak bütün inançlar için eğitim hayatı boyunca uygulamalı olarak verilebilmelidir
5- Demokratik hukuk devletinin ayrıca laiklik gibi bir tanıma ihtiyacı olmamalıdır. Devlet bütün inanç gruplarını ve yaşam biçimlerini teminatı olmalıdır. Din ve vicdan özgürlüğü devletin müdahale alanı olmakta çıkarılmalıdır.
6- Devletin üniter yapısı bozulmadan yerel yönetimlerin yetkilerini artırarak, güçlendirecek; siyasal sisteme daha fazla katılımını sağlayacak kamu yönetimi reformu yapılmalıdır.
7- Türkiye cumhuriyeti devletinde yaşayan herkes eşit olarak Türkiye cumhuriyeti devleti vatandaşı kabul edilmelidir.
8- Resmi dil olarak Türkçe korunmakla beraber ülkemizde konuşulan diğer dillerin yaşatılması ve geliştirilmesi imkânları oluşturulmalı, isteğe bağlı olarak diğer dillerde eğitim ve öğretim imkânı sağlanmalıdır. Çok dilli çok kültürlü toplumsal zenginliğimiz korunmalıdır.
9- Genelkurmay başkanlığı, milli savunma bakanlığına bağlanmalıdır. Askeri okulların eğitim faaliyetleri, milli eğitim bakanlığınca hazırlanmalı ve denetlenmelidir. Askeri yüksek idare mahkemesi ve askeri Yargıtay kaldırılmalı ve yargı birliği sağlanmalıdır. Askeri uygulama ve bütçeleri sivil denetimlere açık ve şeffaf olmalıdır. Güvenlik ve kolluk kuvvetlerini uygulamaları parlamento denetimine açılmalıdır.
10- Sosyal devlet anlayışı gereği şehit ve gaziler ve aileleri, dul ve yetimler yaşlı ve engelliler korunmalıdır. Türkiye toplumunun önemli bir zenginliği olan aile yapısını koruyucu ve güçlendirici tedbirler alınmalıdır.
Yorumlar 16
Maksut kardeşim Allah sizlerden razı olsun. Yazınıza katkı olsun diye birkaç sözde ben söylemek, daha doğrusu rivayet yapmak istiyorum.
Bir zamanlar Kur’an okuduğumuz Tevhidi mücadelenin önemini birlikte hararetle savunduğumuz, bugün ise düşünceleri bir hayli değişmiş bir ilahiyatçı arkadaş ve ona katılan bir grubun söylemlerinden alıntılar vermek istiyorum.
“Kur’an din devleti önermemiştir, bana devlet ile ilgili bir tane örnek verebilirimsiniz?” “siz laikliği hep laikçilerden okuyup öğrendiniz, gerçek laiklerden tanımadınız, gerçek laiklerden okumak lazım” “din siyasi hayata müdahale etmez”, “devleti ancak dini inançlarını bir tarafa bırakarak ortak akıl ile evrensel doğruları ortaya koyan akıl insanlar topluluğu tarafından yapılır, çünkü Allah insanı bu özellikte yaratmıştır, bunun adıda laikliktir ve adalet devleti olarak tanımlanır. Ancak bunlar Allah’a inanabilirler, yalnız inançlarını yasa olarak dayatamazlar”
Bilal ve Yasir ailesi Tevhidi söylemlerinden dolayı değil, Mekke’deki gasb edilen haklarına itiraz ettikleri için işkence görerek öldürülüyorlardı. Yani onların derdi kaybettikleri hakların yeniden elde edilmesi ve haklarının iadesiydi.” “Siz diyelim ki İslam devletini kurdunuz banka ve borsa gibi konulara ne gibi çözümler getireceksiniz veya yerine ne koyacaksınız?” “Bana arap kelimeleriyle konuşma ben atalarıma bu kelimelerle hiçbir şey anlatamam, öz Türkçe ile konuşmak lazım”,” (Başka bir arkadaş farklı ortamda, “yıllarca biz Tağut dedik halk tavuk anladı” ifadesini hiç üzerine alınmadan bu utancın asıl failinin kendisi olduğunu hiç umursamadan uluorta rahat konuşmuştu.) Hele dost, veli, kardeşlik kavramlarını yorumlaması ise tam bir hayal kırıklığı idi. Evet gerçekten çok ciddi bir süreçten geçiyoruz.
Rahman, hayatı yeniden doğru olarak vahiyden okuyup anlayarak yaşamayı nasıp eylesin, ayaklarımızı hidayet üzere sabit kılsın, kendisinin razı olacağı bir şekilde hayat yaşayarak kendisine dönmemizi nasıp eylesin. Rabbim günahlarımızı affet, hatalarımızı ört. Rabbim bizleri gerçek kardeşler olarak bir binanın tuğlaları gibi bir ve beraber kıl, tuğlalar gibi bir birlerine destek olan, birbirlerinin yükünü paylaşanlardan eyle. Amin.
FATMA HANIM HAKLISIN.BU MEVZU BİR YAZIINDA MEVCUTTU.BİZ MÜSLÜMANI TEVHİDİ DEMEKLE AYNI DEDİĞİNİZ GİBİ TEVHİDSİZ OLABİLİYOR GİBİ AÇIKLIYOR DURUMUNU OLUŞTURURUZ.AMA YAZINIZ GENEL İÇİN GÜZEL KONUYA TEMAS ETMEKTEDİR.ELİNE SAĞLIK.
genel olarak sorunlarımızın birçoğunu dile getiren önemli bir yazı. Sanırım önemli sorunlarımızın başında anlamadan,araştırmadan,incelemeden kabul etmek yatmaktadır. Yazıda da dile getirdiğin gibi metni okumadan,incelemeden tavsiye etmek olayın vehametini ortaya koymaktadır.Anayasanın maddeleri genel olarak müslüman düşünürlerin en çok etkilendikleri liberal kesimin yansımaları olarak gözükmektedir. Samimi bir şekilde ifade etmek gerekirse müslümanlar olarak alternatif üretemediğimiz için maalesef her türlü etkiye açık olarak düşünce,sistem ihraç etmekteyiz. anayasa taslağı olarak sunulan maddelerin içinde beğendiğim yönler olsada sekülerizmi heryönüyle yansıtıp,islama gönderme yapmaması açısından eleştirmekteyim.
با سمه تعا لي
Mehmet maksut kardeşime hassasiyetlerinden dolayı teşekkür ederim.Bu içler acısı durumu bizlerle paylaşmasıda kendimize gelmemiz ve de dersler çıkarmamız noktasında önemli..
Sınaması çeşit çeşit olan Rabbimiz,kullarını bu vesileyle temyiz etmektedir.Hayatı ve ölümü varetmesinin amacıda bu değil mi?
Ancak kendi aleyhimize,yani bizleri helak etmesi için neden Allaha huccet/delil sunuyoruz?Kitabımızda yoğun olarak dünya hayatının geçiciliği ve aldatıcı meta oluşu işleniyorken neden bu vaziyet?Neden bu savrulma?Neden bu çözülme?Yada neye karşılık?Hangi değere değişerek?Kaybettiklerimizin ne kadar büyük,elde ettiklerimizin ne kadar hakir olduğunun bilincindemiyiz?İlahi nimet ve ikramları,dünya metaıyla tebdil ettiğimizin farkındamıyız?''HAYIRLI OLANI EDNA/DÜŞÜK/DEĞERSİZ OLANLA DEĞİŞTİRMEK Mİ İSTİYORSUNUZ''..HAYIR!! Allahım bu değişimi yapanlar adına senden özür diliyorum.Bizleri ıslah et.Wesselam.
Kardeş yazınızda bazı hakikatlere şahit olmakla beraber yazının adil bir değerlendirme barındırmadıgını ifade edelim. zamansal degişimlerden kaynaklanan bazı gelişmeleri görmeden geçmişin zihin atmosferinde meseleye yaklaşmak ve zamanın gerçeklerini görmemek müslümanlara zarar verir.
bunca yıldır çekilen sıkıntılardan sonra bir çok tecrübe edinildi. gençlerin de sizinde bu tecrübeyi görmeniz ve süreçe sağlıklı katkı sunmanızı istirham ediyorum. eleştirilerinizi yaparken sizin ne yaptıgınızı da merak etmiyor değilim.
ayrıca alıntıladıgınız anayasa talep maddelerinin islamla aykırılıgını pek görmedim. neyi islama ters bu taleplerin
Selamun Aleykum değerli yazar ve yorumcu kardeşlerim.
Bahsi geçen konu üzerinde konuşmak ve tartışmak lazım gelir. O konferansta bende vardım ve ilk gittiğimde elime bir kağıt tutuşturuldu al ve imzala dediler. Bende sordum nedir bu diye. Müslümanların anayasa değişikliğinde sözü olmasın mı diye cevap verildi. Anayasada bizimde sözüm olsun dediler. Tamam dedim okuyayım dedim ve köşeye çekilirken bana kağıdı veren arkadaş şunu söyledi: “ Şimdi sen 10 hata bulursun”. Tabi ben okudum onu ve orada bu nasıl bir metindir dedim ilk maddeden beri hatalar ve yanlışlar var dememle beraber nerede hata var diye çıkıştılar. Burada Kuran geçmiyor dedim ilk maddemiz ve anayasamız o değil mi. Zaten hepsi kitabımızı içeriyor dediler. Allah hakkı için doğru okuyun dedim nerede Kuran var dedim. Öyle konu kapandı orada tabi bana kızmışlardı ve yazıyı okuyup düşündüğüm ve eleştirdiğim için birazcık terslemişlerdi halbuki konferans “düşünmek fazdır(!)” konuluydu. İşte başta konuşmalar ve bizim yaptığımız yardımlar konu şeyler belirtildi Kuran tilaveti derken sıra konuşmacıya geldi.
İnsan hiç mi düşünmez arkadaş orada oturanlar rahatsız değil miydi oradaki ortamdan. Atatürk’ün her şeyi oradaydı düşünceleri kelimeleri gözümüze giriyordu. Ben yazardan bunu sormasını beklerdim siz Müslümanlar neden bunlardan rahatsız olmadınız neden burası diye sormalıydı ama hevesim gursağımda kaldı.
ERSOY ELDEN kardeşime bir çift sözüm var.
Öncelikler yorum yapıp hataları belirttiğiniz için teşekkür ederim. Ama yapmış olduğunuz ya da kullanmış olduğunuz tabirler gerçekten ağırdı. Siz burada yazıyı yazan ve onunla beraber Tevhid mücadelesinde bulunan gençlere haksızlık etmiş oldunuz. Sanki geçmişi okumuyor muşuz gibi sanki biz onları gözardı etmişiz gibi tabirler kullandınız bunları kabul etmiyorum. Biz ne yapıyoruza gelince gerçek anlamda bir Kuran okuması yaptığımız için dertleniyoruz ve Tevhid çiğnenince ister istemez sıkıntı çekiyoruz. Biz her şeyi yüreğimizde hissediyoruz ve sadece oturup onu yazıya aktarmıyoruz bir tevhidi eyleme ve mücadeleye dönüştürüyoruz. Peygamberlerde böyle yapmadı mı? Düşündüler ve yaşadılar.
Anayasa talebi için İslam’a aykırı bir şey bulmamanız gerçekten beni şaşırttı. Çünkü ta başta hatalar var. TBMM ile halk elinde egemenlik diyor çağdaş parlamenter sitem diyor bu sitemler ne kadar İslamı ele alıyor diye sorayım size? Anayasada değişmeyen bir şey olmamalı diyorlar bizim anayasamız Kuran değil miydi o değişir mi peki? Sistem neyi istiyor biz ne yapıyoruz İslam bunları istemiyor Allah’ın hükümleri yani şeriatının bir hükmü bile olmasa o sistem tağutidir. Tağuti sisteme ayak uydurmak tevhidi müslümanlara yakışmaz.
Bizim yolumuz tek olan yoldur İSLAM’dır. İslamı kurandan öğreniyoruz ve yaşıyoruz gerçek olan İslam değişmeye uğramaz ve güne ve çağa göre şekillenmez çağ ve dönem ona göre şekillenir. Çağı okumak için Kuran’ı Kerimi okumak lazım.
Allah’a emanet olun yüreği İslam ile yanan insanlardan olmak dileğiyle ve duasıyla vesselam.
neyi talep ediyoruzdan önce kimden talep ediyoruzu da sorgulamak lazımdır. bedel ödemeden elde edilen haklar yarın elinizden kolay bir şekilde alınır. bedellerini ödemediğimiz ve mücadelesini vermeden elde ettiğimiz tüm imkanların gecici ve çıkarcı oldugunu düşünüyorum.
tağutu desteklemekten geri kalmayan , hüküm koymanın Allah’a ait olduğunu bilmeyen yada bilmek istemeyen , DÜŞÜNMEKTEN geri kalan , kimlere şehit dendiğinin bilincinde bile olmayan , , , kardeşlerimizin müslümanlıklarını gözden geçirmeleri bir tek İlahi Sisteme Razı olmalarının bilincinde olmaları gerekmektedir..
Allah razı olsun abi , Allah yardımcımız olsun.
fatma hanıma
degerli kardeşimizin yapmış oldugu gözlemsel tahlil müslümanların süreçlerini iyi ortaya koymaktadır. Kendisine çabalarından dolayı teşekkür ederim. zira islami davet çalışmalarının yanında yazılarıyla da bizlere yararlı olmaktadır. burada fatma hanıma yazdıgı yorum üzerinden bir kaç sorumuız olacaktır:
“Son zamanda ağırlıklı olarak kullanıldığına şahit olduğumuz ”Tevhidi Müslüman“ kavram!ıyla, yazının içeriğinde eleştirilen duruma aslında bir kapı aralandığını,bir imkan sunulduğunu düşünüyorum.” burayı biraz açarmısınız. hangi konuda neye kapı aralıyor.
ayrıca tevhidi duruş ve algıyı sadece oy meselesine de indirgemek yanlıştır. zira kardeşimizde bu algının üstünde bir içerikle tevhidi ibaresini kullanıyor. yaşadıgımız çograyada islam ve müslüman algısı oldukça tahribe ugratılmış. ve müslüman kavramına çok farklı anlamlar katılmıştır. yukarıdaki tevhidi müslümanlar ibaresinin tevhide yönelik bir vurgu olarak olayın mahiyetini daha net algılamak için kullandıgını düşünüyorum. mesela allah emrolundugun gibi dosdogru ol dediğinde dogrulugu vurgulamak için pekiştirec olarak dosdogru ibaresini kullanıyor. yine hak olan islama giriniz ayetinde islam hak degil mi diye soru sormak dogru degildir. islam haktır. hak kavramıyla bunun önemini ve sıfatını belirtiyor.
mehmet abimizinde böyle bir düşünceyle yaklaştıgını düşünüyorum.
ersoy kardeşimizin yorumuna erdal kardeşimizin verdiği güzel cevaptan dolayı Allah razı olsun diyorum. İman ve duruşun gençlilik yaşlılık evresi yoktur.
herkese dualar ve selamlarla
Şöyle ki;
Kur’an’da, “müslüman”/“mümin” kavram olarak zaten içerisinde tevhidi barındırır.
“Tevhidi müslüman” dendiğinde, bunun tevhidi olmayanı da olurmuş gibi, yada ılımlısı, yada gelenekseli,yada sol görüşlüsü...vs...(önüne artık ne kadar sıfat getirilebilirse); varmış gibi bir algılamaya fırsat vermesi ihtimalini düşünmeliyiz. Ayrıca eğer ki ifadelerimizde bir sıfat yada niteleme vurgusuna ihtiyaç var ise, bunların Kur’an’dan alınması gerektiğinin de altını çizmeli.(mesela, takva,ihlas,ihsan..gibi)
Meseleyi dediğiniz dar kapsamdan ele alarak değil; kavramların yanlış kullanımı neticesinde,oluşması muhtemel(ve halihazırda fazlasına şahit olduğumuz) kargaşanın, yazıda eleştirilen amel kargaşasına da kapıyı aralayabileceğini kastettim.
Herhangi bir hadiste yada ayette, “tevhidi müslüman” ifadesi kavram olarak geçiyor mu? Eğer rastlayan var ise bilgilendirsin, şayet Kur’an’da rastlamadığımı bilsem de, hadislerin hepsini okumadım, bilmiyorum.
fatma hanım
mümin müslüman kavramı elbetteki tevhid barındırır. lakin bunun etkinliğinin azlıgı ve çokluğuna göre bazı ifadeler kullanılır. evet müslüman kavramın içerisinde de takva ihlas gibi degerler vardır. takva sahibi müslümanlar derken digerlerini takvasız olarak nasılki görülmüyor tevhidi müslümanlar derken digerlerinin de tevhidsizlikle itham etmedildiği anlaşılmamalıdır. tevhid olmadan da müslüman olura kapı aralanmış olmuyor bu ifadede.
kuranda ve sünnette bu tür pekiştirmeler ve vurgu ifadeleri vardır. olmasa dahi toplumsal süreçte ortaya çıkan durumlara zorunlu olarak bazı tanımlamalar getirilir. önemli olan getirilen tanımlamaların genel ölçülere aykırı olmamasıdır
amaç eleştirmek degil anlaşılmaktır. bu cevaplarımız buna yöneliktir.
Önce, “bunun (tevhidin) azlığına ve çokluğuna göre kullanılan ifadeler” den örnekler verebilir misiniz?
“Takva” ile “tevhid” kavram olarak aynı kategoride kullanılamaz. Takva eksikliği yahut yoksunluğu, müslümanı(şirk koşmadığı sürece) cennete götürür.. Müslüman içinse, “tevhid”in eksikliğinden, azlığından, anlaşılmazlığından, kargaşasından, uzlaşmasından,değişiminden bahsedilemez. Bahsediliyorsa bunun da ölçüsünü(ne kadarının kurtuluş için yeterli olduğunu) yine vahiy ile vermelisiniz.
Kur’an’da ve sünnetteki “tevhid” ile ilgili pekiştirmelere de somut örnek lazım ve bahsettiğiniz toplumsal süreçteki zorunlu ifadelere de. Zaman içinde, bu zorunlu ifadelerin toplumda din adına yerleşmesi durumu da ayrı incelenmesi gereken geniş bir mevzu.
Eleştiri değil, fikir paylaşımı olarak değerlendirmeli ancak konu hakkındaki düşüncem budur.Ancak konu ile ilgili bundan sonraki sorularınızı yazı sahibine sormalısınız.
Teşekkür.
tevhidin azlığı veya çoklugu derken hayata yansıma veya yansıtabilme ölçüsünden degerlendiriliyor burada. takva ile tevhid aynı kategoride aynı ehemmiyette olmaz bunu bizlerde yazarın kendiside tanıdıgımız kadarıyla biliyor. buradaki ifadeler hayata ve olaylara aktarılma miktarına göre yapılmış bir vurgudur.
fikir paylaşımları olarak bizlerde bu meseleyi görüyoruz. ve yazarın ifade ettiği gibi birbirirmize eleştiri getirme hakkını kullanıyoruz. acizane tavsiyem yazar abimize yukarıda yazısında anlattıgı kesimler bunları eksik ve yanlış yapıyorken acaba bu yanlışlıklara ve süreçlere girmeyecek insanlar neden toplumsal sahada hep kapalı devre çalışıyorlar. bence buna dair bir eleştiri ve tahlil yazısının yazılması gerekir.
saygılarla
s.a.öncelikle yazınızın insanları bilinçlendirme açısında faydalı buldum.evet düşünmek farzdır fakat bu devrin insanları düşünürken kuran eksenli düşünemiyorlar çünkü ideolojiler insanların beynini o kadar sulandırmışki insanların düşüncelerini bile esir almışlar.islam eksenli konferanslar bile putların önünde yapılıyor. artık insanlığın uyanma vakti gelmiştir diyecem ama uyanmaya vakit bulamıyorlar.
sa yazı genel itibariyle gittğiniz konferans üzerine yazılmış “Talep Ortaklaştırma Formu” adıyla ortaya konulan talepler şunlar diye maddeleri vermişsiniz bu maddeleri islama göre nasıl bakacağız nasıl eleştirilmesiyle alakalı bişey yazmamışsınız sizden bu maddelerin neden kabul edilmeyeceğiyle ilgili bi yazı bekliyorum allaha emanet olun
degerli kardeşim Talha
sizleri selamların en güzeliyle selamlarım. sordugunuz soruya cevap olabilecek bir yazıyı sizlere tavsiye ediyorum. eger bu yazıda sordugunuz sorunun cevabını bulamazsanız o zaman maddeleri tek tek açıklarım. selamlarla...
http://www.islamvehayat.com/yazar_1042_2_%22ANAYASA%22-ICIN-SOYLEYECEK-SOZUNUZ-BU-MU-.html
