İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
K
Konuk Yazar
19 Ağustos 2010

Niçin Referandum Çağrısının Tarafı Olmamalıyız?

Rejimin tarihi sindirme sürecini görmezden gelerek, kendi gündemimiz ve hesaplarımızdan koparak, sadece darbe karşıtlığı ve özgürlük alanları sloganlarının peşine takılmak affedilemez bir unutkanlıktır. Özellikle AKP eliyle yürütülen bu projenin sonucunda Müslümanlar sistemle barıştırılmak istenmektedir. Referandum bu barışın zirvesi olacaktır.

19 Ağustos 2010 7 dk okuma 3,1B okunma
100%

12 Eylül darbe anayasasına büyük bir antipatiyle bakmak ve referandumu darbecilerle hesaplaşmaya endekslemek, üzerinde düşünülmesi gereken bir noktadır. Şunu sormamız gerekir; daha önceki anayasaların durumu neydi ki 82 anayasası sorun olsun. Yine şu sorularda aklımıza gelmelidir; 90 yıldır bu topraklarda icra edilen kanunlar kime dayanmaktadır. Bu kanunlarla kimler susturulmuş, asılmış ve sürgün edilmiştir. Hangi değerlerimiz yok sayılmış, halka rağmen, halkın dini olan İslama rağmen hangi yasaların zorla, zorbaca ve süngü tehdidiyle icrasına geçilmiştir. Kaç tane anayasa yapılmış ve bu anayasaların temel nitelikleri olarak neler tespit edilmiştir. Bu soruların ışığında 82 anayasasının 90 yıllık rejimin yakın döneme yansımasından başka bir şey olmadığı görülebilmelidir. Bizim gündemimiz, halka bu acıları yaşatan zihniyet ile hesaplaşarak, toplumun Tevhidi hakikatleri kavramasına engel teşkil eden, hayatın her alanını kuşatan uygulamalarına son vermek olmalıdır.

 

Rejimin tarihi sindirme sürecini görmezden gelerek, kendi gündemimiz ve hesaplarımızdan koparak, sadece darbe karşıtlığı ve özgürlük alanları sloganlarının peşine takılmak affedilemez bir unutkanlıktır. Özellikle AKP eliyle yürütülen bu projenin sonucunda Müslümanlar sistemle barıştırılmak istenmektedir. Referandum bu barışın zirvesi olacaktır.

 

Daha düne kadar sistem içi mücadele meşru mu, değil mi tartışmaları yaparak sandıklar değerlendirilirken, bugün tartışmalar bu bağlamda değerlendirilmemektedir. “Sistem içi mücadele yöntem olarak nebevi, Rabbani değil” ikazlarımız artık komik gözükmeye başlamıştır. Çünkü hedefler hedef olmaktan çıkmış, sistem içi mücadelenin taktiksel bir yöntem olduğu mazereti de anlamsızlaşmıştır. Toplumun, devletin İslamileşmesi talepleri rafa kalktığından, Demokratik devlet, Adalet devleti söylemleri yetinilmesi gereken olduğundan, onun kendi iç hareket alanlarını sorgulamak artık anlamsızdır. Çünkü hedef batıl olduğu için yöntemden söz etmenin gerekliliği de kalmamıştır.

 

Bu tespitlerden, Müslümanların etraflarında yaşanan gelişmelere duyarsız, ilgisiz kalmaları anlamı çıkarılmamalıdır. Müslümanlar olarak her şart altında, tevhidi, İslami kimlik ve ilkelerimize sadık kalarak Nefsimizi ve tüm Müslümanları, vahyin ölçüleriyle uyarma ve ıslah etme sorumluluğumuzu ciddiyetle yerine getirirken, egemen yapının kendi yapısal değişimlerini takip etmeli, iç istişarelerimizde bunun değerlendirmelerini yapmalıyız. Mücadele alanlarımızın açılması, hareket imkânlarımızın çoğalması noktasında ki girişimler tabii ki temenni edilebilir. Her alternatife göre strateji belirlenebilir. Ama bu temenniler, propaganda ve aktif katılım aşamasına geçmemelidir. Resulullah(s) ve ashabı, Ebu Talib’in, Habeş kralının ve Rum ordusunun askeri ve propagandisti olmayarak bağımsız İslami kimliklerini inşa etme faaliyetlerini terk etmemişledir. Sadece işlerini daha iyi yapabilme adına gözlemde bulunmuşlar ve adımlarını ona göre atmışlardır.

 

Referandum sürecinde, Demokrasi, özgürlük, insan hakları gibi söylemlerin sahiplerine kendi inandıkları değerlere karşı samimi olmalarını hatırlatabiliriz. Ancak İslami çalışmalar içerisinde bilinç kazanan, yetişmiş Kur’an neslinin fertlerine çağrımız, nesli olmakla övündüğümüz Kur’an’ın o net beyanından başka bir şey olmamalıdır :  “Onların demelerine karşı sen sabret ve onlardan güzel bir ayrılma tarzıyla (düşünce ve eylem bakımından köklü bir tutum) ile kopup ayrıl.”(73/Müzzemmil 10)

 

Neden Referandum Çağrısının Tarafı Olmamalıyız ?

1- Devlete egemen olan Kemalist rejim, İslami değerlere savaş açmış ve ağır dayatmalar sonucunda varlığını sağlamlaştırabilmiştir. Bu toprakların mayası olan İslami hayat tarzı tek düşman ilan edilmiş, belki de işgal ordularının bile göze alamayacağı tahribatlar, katliamlar sergilenerek yönünü batıya çeviren, Laik bir Ulus devlet inşasına kalkışılmıştır. Bu sistem İslam’a ve Müslümanlara yabancı, dayatmacı, işgalci bir zihnin ürünüdür. Müslümanların, kendilerini hidayete sevk etmek üzere gönderilen kitapları Kur’an’a bakarak, yaşadıkları toplumu ve egemen olan anlayışları tanımlamaları ve ona göre bir tavır geliştirmeleri gerekmektedir. Bizler bu kaynağın ışığında, günümüz sisteminin bir cahiliye sistemi, tâğûti sistem olduğunu görebilmeliyiz. İmanın ilk adımı ve Peygamberlerin ortak gönderiliş gayesi, insanları tâğût’a kulluktan kaçındırmaktır. Bu sebeple bütüncül ve bilinçli bir kopuş yaşamamız gereken cahiliye sistemiyle aidiyet oluşturacak tüm girişimler reddedilmelidir. Belli aralıklarla önümüze konan sandıklar ve seçim davetleri de bu girişimlerdendir. Rejim, sandığı kendine bağlılığın test edilmesi olarak görmekte, vatandaşlık bilinci kazandırdığı insanların sayısının artmasıyla da dayatmalarla başlattığı hâkimiyetinin kemale erdiği mutluluğuna sahip olmaktadır. Laik, Kemalist, ulusal sistemi meşrulaştıracak vatandaşlık görev davetlerini, böyle bir sistemin vatandaşı olmayı kabul etmediğim için reddediyorum.

 

2- Devletin yeni Anayasasını oluşturacak olan Referandum çağrısında, tartışılanın ve oylanacak olanın bir hüküm kitabı olduğu gerçeği gözlerden kaçmamalıdır. Temel kısmı darbecilere ait kalan, bazı kısımları Liberal-Demokrat hükümetlerce değiştirilerek 1982’den beri 28 yıldır delik deşik edilen mevcut anayasa ile ilgili, şimdi de dünyadaki normlara paralel olarak bazı şekil verme çabalarını görmekteyiz. Toplumun ifsadından başka bir işe yaramayan ve yaraması da beklenmeyen cahiliye sisteminin hüküm kitabının oylanması davetini, hükmün sadece Allah’a ait olduğu inancımdan dolayı reddediyorum.

 

3- Eski haline göre görece olumlu bazı maddelerin yeni pakette bulunduğu açıktır. Fakat rejimin hiçbir zaman emekliye ayrılmayan hukukçuları, paşaları ve eski başkanları, ürettikleri teorilerle bu yeni maddelerin işlevini daraltmakta, böylece örneğin 12 Eylül darbecilerinin yargılanmalarının mümkün olmadığı yorumları yapılmaktadır. Birbirinden farklı birçok konuyu içeren Anayasa paketine, sadece Anayasa mahkemesi ve HSYK üzerinde yapılacak değişiklikler sevdasıyla yönelerek darbe ve darbecilerin safında olmama gerekçesiyle evet oyu verecek olanlar, düzenin bu kaygan ve kaypak yönünü göz ardı etmektedirler. Herhalde sürekli olarak AKP veya onun çizgisinde bir partinin hükümet olacağı sanılmaktadır. Bu sebeple, anayasa mahkemesi ve HSYK’nın üye sayılarının artması, Cumhurbaşkanının, Meclisin ve Adalet akademisinin bu üyelerin belirlenmesinde etkinliklerinin olacağı ümit olarak görülmektedir. Oysaki sistem temel unsurları ile karşımızda durmaktadır. Yürürlüğe girmeye aday kanunlar da, diğer tüm kanunlar gibi temel unsurların muhafazası adına ucube yorumlarla ihlal edilme ve delinebilme durumunda olacaktır. Eğer göz yumulan ve uygunluğuna onay verilen bazı değişiklikler varsa da, bunların sistemin tıkanan noktalarının açılması için yürütülen restorasyon çalışmalarından öte bir durum olmadığı aşikardır. Bir anlık heyecan ve iç fısıltılarla sandık başına gidecek olan Müslümanlar sadece yitirdikleri ile kalacaklardır. Tırnaklarımızla kazıyarak modelliğini oluşturmaya çalıştığımız İslami kimliğimiz bu süreçte zarar görecektir. Sistemin kendi iç senaryolarına aldırmadan sadece kendi ilahi senaryomuzu tatbik etmeye çalışmamız gerektiğinden,  Tevhidi bakış, istikrar, sabır, ilkelilik ve samimiyet gibi değerlerimizi yitirmemizin asla mümkün olamayacağından dolayı Referandum sandığını reddediyorum.

 

4- Gerek Rabbimizin kitabındaki ilkelerde, gerek bu ilkelere göre mücadele içerisinde bulunmuş Resullerin örnekliğinde, gerekse son Nebi ve Resul olan Hz.Muhammed(s)’in pak mücadele sünnetinde, müşrik düzenlerin temel niteliklerine yönelik sistem içi mücadele ve uygulamalara aktif katıldıklarına dair tek bir uygulama ve açık kapı bulunmamaktadır. Aksine, kendilerine yapılan uzlaşma ve beraber hareket etme tekliflerini ellerinin tersiyle iterek toplumu Tevhidi yönde dönüştürme görevlerine devam etmişlerdir. Resuller bu tercihlerinde, yani mücadele yöntemlerinin sınırlarının çizilmesinde Allah(c)’tan bağımsız değillerdir. Bu sebeple, Resullerin mücadele örnekliğine ters olan, günümüz egemen sisteminin Müslümanları kendisiyle barıştırma daveti olarak algılanması gereken bu referandum çağrısını reddediyorum.

 

5- Rabbimizin bizlere yüklemiş olduğu şahitlik görevi, müşriklerin hayat tarzı ve uygulamalarından tam bir kopuşu ve ısrarla Tevhidi hakikatleri net bir biçimde ortaya koymayı gerektirir. Vazifemizin, kulluğumuzun temelini bu oluşturur. Bizler Allah(c)’a, bu görevimizin farkına varıp varamadığımız, yerine getirip getiremediğimiz hususunda hesap vereceğiz. Bu referandum sürecinin peşinden koşulmasını, Tevhid ve Adaletin şahitleri olma görevime zarar vereceğinden dolayı reddediyorum.

 

6- Sistem içi iyileştirme olarak görülen bu sürecin kumandasında da baş aktörlerin olduğunu, AB normları, BOP gibi proje sahiplerinin üzerimize yeni dünyaya ait yeni bir elbise biçtiklerini görebilmekteyiz. Üzerine hesapların yapıldığı Ortadoğu ve yakın Asya bölgesi üzerinde model ve uygulayıcı konumunda olan bir ülkenin içerisindeki dikta anlayışlarının tasviye edilmesi ve iç hesaplaşmaların, emperyalist projelerden bağımsız olmadığı bilinmelidir. Çağımıza yönelik hazırlanarak vizyona sokulmaya çalışılan, başrollerinde emperyalistler ve işbirlikçilerinin yer aldığı filmde, mustazaf halka biçilen rolü figüranlık olarak gördüğümden dolayı oy kullanmayı reddediyorum.

 

7- Referandum ve seçim davetlerini, kirlenmemiş, sabırla yürüyen ve gelişen, anlık heyecanların rüzgârına kapılarak mahcubiyet ve pişmanlık yaşamamış, keşkeleri olmayan, Tevhidi ilkeleri öncelemiş, gelecek nesillere miras olarak bırakacağımız örnek bir İslami Hareket’in var olabilmesi adına reddediyorum.

 

8- Müslümanlar olarak çok önemli sorumluluklarımız bulunmaktadır. Bu sorumluluklar, ancak Müslümanların bir araya gelebilmesiyle planlı ve etkili hal alabilmektedir. Her 4-5 yılda bir farklı bahanelerle üzerimizde estirilen seçim rüzgarı, Müslümanların arasına tartışma ve ayrışmayı sokmaktadır. Bu dönemlerde enerjilerimiz boşa harcanmakta, küskünlükler ve kopuşlar görülebilmektedir. Sistemin kendi iç davetlerini, bize kendi işimizi unutturduğundan, yola çıkış gayelerimizin üstünü örten, hedeflerimizi kaybettiren bir sürece bizleri yönlendirdiğinden dolayı reddediyorum.

 

9- Üniversitelerde ve birçok mesleki alanda başörtülü olarak yer almanın yasak olduğu, Kur’an öğreniminin 13 yaşına kadar engellendiği, okullarda resmi ideolojinin çocuklarımıza kendini her yönüyle dayattığı, dini değerlere savaş açmış ve aynı zamanda kirli bir savaşın tarafı olan askeriyeye katılımın zorunlu olduğu çok açıktır. Müslümanları direkt ilgilendiren bu konular asla gündeme getirilmemekte, bu sorunların çözümüne yönelik hiç bir girişimde bulunulmamaktadır. Bu toplumun gerçeği, temel harcı olan İslami hayat tarzımıza yönelik en ufak bir saygı gösterilmemekte, Müslümanlar bu ülkede yokmuş gibi hareket edilmektedir. Müslümanları görmezden gelenleri ben de görmezden geliyor ve gündemlerini gündemim yapmayacağım için sandığa gitmeyi reddediyorum.

 

10- Şehadetinin 44. yılında üstat Seyyid KUTUB’un o tavizsiz duruşuna gıpta ile bakıyor, Namazda Allah(c)’ı birleyen elimin bir tâğût’un hükmünü tasdik edemeyeceği için, önüme konan sandığı reddediyorum.

 

(Not: Bu yazı Haksöz Dergisi'nin Ağustos sayısındaki referandum soruşturması kapsamında dergide yayınlanmıştır.)

Paylaş X Facebook

Yorumlar 13

Z z.kaya (Ashabı sefine)) 01 Ocak 2012

Evet bu boykotu PKK da yapıyor bir müslüman kardeşimizde yapıyor şimdi nasıl fefrik edeceğiz ?bir olayı örnek olarak vermek istiyorum. Birzamanlar Suriye uzun bir süre işgal altında idi o zaman müslümanlar çocuklarını tağuti! idarenin okullarına göndermedilier sonuç işgalciler çekildi okuyan kesim nusayriler, asker onlar, doktor onlar, mühendis onlar. üst düzey yönetici onlar oldu işçi biz kapıcı biz hammal biz yönetilen biz yöneten onlar oldu ve halada onlar yönetiyor
bakın bizlerin dedeleri Doğuda okul köyümüze açıldığı zaman bizi okutmak istemediler genelde Aleviler okula rağbet ettiler.Şimdi ANAYASA onlar DANIŞTAY onlar YARGITAY onlar HSYK onlar sahi okumadık da iyimi yaptık.selam ve dua ile

M mehmet maksut 01 Ocak 2012

duruşunuza selam ve saygılarımı sunar yazılarınızın devamını beklerim

I ilyas metin 01 Ocak 2012

hamza kardeşim öncelikle islam ve hayata yazmana çok sevindik hoşgeldiniz.Reddediklerini bizlerde reddediyoruz.Muslumanım diyenler hesabını ahirete göre yapanlar ne evet ne hayır ancak LÂ demeli degillermidir.
selam ve dua ile

F fahettin mert 01 Ocak 2012

Hamza Er kardeşim Allah senden razı olsun.Bugüne kadar oy kullanmayan kardeşlerimi doğrusu anlamakta zorlanıyorum.Ne değiştide hepsi demokrasi havarisi kesildiler.Yoksa tc hükümeti şeriate mi geçti de haberimiz yok?Yapılacak bir iki değişiklik için neredeyse tevhidi düşünen bütün müslümanlar referanduma evet diyeceklerini açıkladılar.İşte bunu anlamak hayli zor.Allah hepsine akıl fikir versin.

C Coşkun Uzun 01 Ocak 2012

Hamza Er kardeşin eline, diline, gönlüne sağlık.
Allah(cc)razı olsun, meramımızı, gönlümüzde birikenleri bizim adımıza vekaleten kendi adına asaleten kısa, öz, yalın ve anlaşılır ifadelerle çok net olarak ortaya koymuş. Duruş ve tavır netliği, çizgi ve kimlik ilanı olarak muvahhid müslümanların arkasında durmaları gereken muhkem bir misyonu paylaşmış bizimle.
Bütün maddelerinin altına tektek veya toptan can-ı gönülden imza atacağımız; bir sistem bilinci ve siyasi Tevhid deklarasyonu olan bu güzel analize sanırım birçok insanın ihtiyacı vardı.
Sistem içi araçların kullanılmasından tutun da, yapı ve mücadele anlayışına, kimlik, ilke ve araç algısına kadar varan bir dizi yanılma, savrulma ve sapmaların birbiri ardınca çoğalarak yaşandığı şu günlerde ihtiyacımız olan bir vakar ve onuru temsil etmesi açısından, yerinde ve zamanında bir paylaşım olmuş.
Siyasî basiret, Tevhidî kavrayış, Harekî anlayış, Kur’anî mantık, Nebevî temsiliyet, Güncel değerlendirmelerle harika bir özeleştiri ve hatırlatma olan bu güzel paylaşım için Hamza kardeşimize çok teşekkür ediyoruz.
Allah(cc) kendisinden razı olsun.

A abdulmetin 01 Ocak 2012

Allah böyle muvahhid kardeşlerimizden razı olsun...
bundan birkaç sene önce bir islami! derginin yazarıyla bu konuyu konuştuğumuzda,siz daha oralarda mısınız,bunlar 80!lerin kafası demişti.
uyan ey müslüman, amaca ulaşmak için herşey mübah olsa emin ol ki bunu ilk elçiler yapardı.

A ADEMOĞLU 01 Ocak 2012

Allahın adıyla.
Müslüman olan Allahın emrini dikkate alıp Allah resulünün uyarılarına uyan her teslim olan kişi zaten bu ve buna benzer konularda
kendisi uyarılmayı beklemez bilakis kendisi uyarıcı ve ikaz edici olarak başkalarını uyarır.
yaşadığı topluma buna benzer konularda değil hayatın her alanında islam olmayan sisitemlerin islam olanların yararına ve faydasına hiç bir şey yapmayaçığını ve elinden geldiği kadarıyla daha fazla zulüm ve baskı ortamı yaratmak için elinden gelen tüm imkanları seferber edeçeğini unutmamak lazım statükonun başında kim olursa olsun bu hep böyledir.
Ne yazıkki biliçsiz olarak bize yaınmış gibi görünen bizimle namaz kılp kuran okuyan ama aslında iman etmeyen bu seçilmişleri secen ve onların bu oyununa alet olan bizleriz bunları bu mertebeye getiren işte biz bunların bu yapıp etiklerinden uzak olduğumuzu haykırma fırsatı ve bu bununla sınırlı kalmamalı onların hiç ama hiç bir şeylerinde onlarla olmadığımızı haykırmamz inanmanın ve müslüman olmanın gereklilikleridir.

Z z.kaya (Ashabı sefine)) 01 Ocak 2012

her yorumcu; kardeşimiz hamzaya düşüncelerinden dolayı hak vermiş.saygı duyarım bende bir yorum yapmıştım 19 Ağustos da acaba yanlışmı yorumladım cevabı olan yazsın belkide hamza kardeşin tesbitti doğru bilemem tefrik edecek bir bilen yokmu??

N Nureddin Zengi - Kütahya'lı 01 Ocak 2012

z.kaya (Ashabı sefine)'ye

İlgili yorumunuzda; Anayasa, Danıştay, Yarfıtay, HSYK’dan bahsediyorsunuz. PKK’nın da seçim ve referandumu protesto ettiğinden hareketle, Oralarda söz sahibi olanların Aleviler vb olduğunu ifade ediyor ve sistemi boykot etmenin süreç içerisinde müslümanlara statü kazandırmadığı, yönünde görüş bildiriyorsunuz.
Hamza Er kardeşimizin yazısındaki ifadeleri Tevhidî, İslamî kimliğe sahip insanların nasıl bir bakış ve duruşa sahip olmaları gerektiği yönünde ilkesel tesbitler içeriyor. Sistem eleştirisi yapıyor. İslami duruşun altını çizmeye çalışıyor. Sisteme entegre olmamaktan bahsediyor.
Okullarda okumamak ve adını zikrettiğiniz kurumlarda görevli olamamak, o makamlara erişememek gibi takıntı ve hayıflanma içeren tesbitler ise sizin yazınızda geçiyor.
İkisi birbirinden farklı şeyler. Hamza bey sınırları ve yolu Kur’anî, islamî çerçevede aydınlatmaya çalışırken; siz ise yol kenarında biryerlerde yaşananlardan bahsediyorsunuz.
Kendinizi yakıştırdığınız, gerekli gördüğünüz, ihtiyaç ve zorunlu hissettiğiniz her yere taşıyabilir, götürebilir ve oralarda bulunabilirsiniz. Bu kendi görüş ve tercihinizdir. Kişilerin bulundukları yeri meşrulaştırma gibi bir durumları da vardır. Buna dikkat etmek gerekir. Müslümanlar her yerde ve her şartta bulunamazlar. İlkelerinin, kimliklerinin ve tercihlerinin birbiriyle örtüşmesi gerekir. Çelişirse bu olmaz. Müslüman her yerde olamaz. Müslümanın nerelerde ve hangi şartlarda bulunabileceği ise bellidir.
Selam ve dua ile..

Y yakp 01 Ocak 2012

Elinde islami idare tesis edecek güç var mı
Yok ise Müslümanlara daha kolaylık sağlayana mı razı olmalı zulüm devam etsin mi demeli
İslami yaşayışı daha kolaylaştıracak düzenlemelere E V E T

EDİTÖRÜN NOTU:
Yakup Bey, zulüm kavramını doğru anlamadan bu konuda İslami duruşu kavramak imkânsızdır. Zulmün esası yüce Allah’ın hükümranlığına boyun eğmeyip, yeryüzünde ilahlık ve rabblik taslamaktır. Mevcut sistem, anayasası, kanunları ve kurumlarıyla bu zulmü işleyen bir sistemdir. Bazı yöneticilerinin namaz kılması bu gerçeği değiştirmiyor. Bizler, imanımızı zulme bulandırmamak adına bu “oy”unda yokuz diyoruz, başka da bir şey demiyoruz. İslami duruşumuzu, doğal konumumuzu muhafaza etme çağrısı yapıyoruz. Hepsi bu.

Y yusuf 01 Ocak 2012

bir tarafta islam anayasası diğger taraf ta islamkarşıtlarının anayasası yok.dikkat edin boykotunuz bdp ye karışmasın

A ayşenur 01 Ocak 2012

hamza abimiz öncelikle rabbim razı olsun hakkı eğip bükmeden haykırdığınız için rabbim ecrininzi kat kat versin inşaalh daha öncede sizi bir konferansda dinleme fırsatı bulmuştum ve gerçekten bun denli islama vakıf birini dinlediğim için hamd etmiştim. bu yazıyla ilgili olarak da gerçketen bu oyun içinde oyun safsatasında dik duruşunuzu kaybetmediğiniz ianndığımız tevhidimizi unutmadığınız için rabbim sizden razı olsun çünkü bir çok değerli alimimizi bu noktada malesef ki deyim yerindeyse tağuta yetmez ama evet sloganlarıyla baş eğer bulduk selametle kalınız rabbim yar ve yardımcınız olsun
Yoksa ALLAH IN din ile ilgili izin vermediği konularda onlar için yasalr koyan ALLAH IN ortakları mı vardır (şura suresi 21)

Z z.kaya ashabısefine 01 Ocak 2012

hamza kardeşimim düşüncelerine bir yorum yaptım tabiiki bazı kardeşler aksi yönde yorumumu eleştirdi (Nureddin Zengi)gibi kardeşler benim yorumuma katılmadılar ama ben bir reliteden söz etmiştim madem bizler imanımızın gereğini yapıyoruz tağuti sistemleri red ediyoruz neden ilişkilerimizi gözden geçirmiyoruz o sistemlerle mesela okullarına pek ala çocuklarımızı yolluyoruz nikahlarımızı onlara kıydırıyoruz ve vergilerimizi veriyoruz sahi biz tağutun nesini red ediyoruz?o zaman ALLAH ın sözüne kulak verelim.
( Nisa 97)

Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da, “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. Melekler, “Allah’ın ARZı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!” derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir. RABBİMİZ BİZLERİ BU UYARIYA MUHATTAP ETMESİN. ALLAH A EMANET OLUN.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.