İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Hikmet ERTÜRK
Hikmet ERTÜRK
18 Haziran 2009

NUH’UN GEMİSİ

Aynı teklifi bizlerde çocuklarımıza götüreceğiz. Umulur ki bizler çocuklarımızı Hz. Nuh patentli gemilere binmeye ikna edebiliriz.

18 Haziran 2009 5 dk okuma 10,9B okunma
100%

Kur’an'da bahsi geçen Hz. Nuh'un toplumuyla ilgili serzenişine kulak verelim:

[Ve bir zaman sonra, Nûh] “Ey Rabbim!” dedi, “Ben halkıma gece gündüz çağrıda bulunuyorum. Fakat bu çağrım onları yalnızca [Senden] daha da uzaklaştırdı." (Nuh 5-6)

Hz. Nuh’un mesajı ilettiği toplumun önderlerinin statü sahibi, büyüklenen, zengin bir sınıf olduğu anlaşılıyor. Hz. Nuh’un ilettiği mesajın kendilerinin statüleri için bir tehdit oluşturacağını anlamış olsalar gerek ki, Allah’a kul olmaya davet edildiklerinde bu sözleri işitmemek için parmaklarıyla kulaklarını tıkıyorlar.

"Ve doğrusu, onlara bağışlayıcılığını göstereceğin ümidiyle ne zaman çağrıda bulunduysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar" (Nuh 7)

Bu sözleri dikkate almıyorlar. Rahatsızlık duyuyorlar ve bunu belli de ediyorlar.

Diyorlar ki:

"Kavminden hakkı kabule yanaşmayanların ileri gelenleri: 'Biz senin kişiliğinde bizim gibi ölümlü bir insandan başka bir şey görmüyoruz' dediler, 'Üstelik, hemen ilk bakışta, içimizde, aşağı tabakadan birtakım (dar görüşlü) insanların dışında kimsenin seni izlediğini de görmüyoruz; dolayısıyla, bize karşı bir üstünlüğünüz olduğu görüşünde değiliz; tersine, yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz!” (Hud 27)

İlk itirazların Nuh’un mesajına kulak veren yol arkadaşlarına olduğunu görüyoruz. Fakirler, toplumda herhangi bir statüleri yok. Tabii ki bu iki kesim arasında hak-batıl mücadelesinin olması da kaçınılmazdır. Bu zümre istiyor ki zenginliklerine dokunulmasın, fakirler üzerindeki otoriteleri devam etsin. Bu yığınlar kendilerinin belirledikleri gündemi yaşasınlar, kaygı ve korku arasında bocalasınlar... Böylelikle onların alın terleri üzerinden rahat yaşamlarının ve sömürülerinin devamını arzulamaktadırlar.

Nuh’un uyarıcılığıyla karşılaşana kadar bu fakir zümre oluşan bulanık havada doğruyu görememekteydi. Buradaki sahne aslında çok hafife alınacak bir vakıa değil, çoğu zaman hayatımızda karşılaştığımız ve tercihlerimizde hataya düştüğümüz bir durum söz konusudur. Yapmamız gereken kendi gündemlerimizi oluşturmak olmalı.

Toplumlarımızdaki otorite ve güç sahibi, zengin zümreye karşı dik duramamamızı, oluşturdukları gündemlere yenik düşmemizi böylelikle sorgulayabiliriz. Karşımızda çok güçlü bir kamuoyu var ve biz bunlara ancak sınırlı araçlarımızla karşı durmak zorunda kalıyoruz. Çünkü güçlerimizi birleştirecek birlikteliklerde karar veremiyoruz. Onların oluşturduğu gündemlerde kimlik mücadelesi vermek durumundayız. O yüzden uyarıcılarımızın mesajlarını duyduğumuzda parmaklarımızla kulaklarımızı tıkayacağız. Aşağı tabakadan, fakir, hiçbir şeye sahip olmayan kimselerin bulunduğu bu meclisin doğruluğunu da sorgulayabiliriz, tercih bizim, ama yine de Hz. Nuh’un tercihine kulak verelim:

“Ey kavmim; üstelik bu mesaj[ı size ulaştırdığım] için sizden bir çıkar da ummuyorum; benim (çabalarımın) karşılığı ancak Allah katındadır. Ayrıca, ben imana erişenleri[n hiç birini] yanımdan kovmayacağım. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklar[ını biliyorlar]; ama size gelince, sizin [doğrudan-eğriden habersiz, yol yordam] bilmez bir topluluk olduğunuzu görüyorum! Hem, ey kavmim, eğer onları yanımdan kovarsam söyleyin, Allah'a karşı kim korur, kim savunur beni? Bunu hiç aklınıza getirmiyor musunuz?" (Hud 29-30)

Sanıyorum iman iddiasında olan bizler için çok güzel bir cevap. "Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklarını biliyorlar."

Eğer onları yanımdan kovarsam söyleyin, Allah'a karşı kim korur, kim savunur beni? İman etmenin, Allah’ı dikkate almanın çok güzel bir tanımı da yapılmış. Onca güce, kuvvete, otorite ve statüye sahip bir topluluk karşısında elimizde hiçbir şeyimiz olmasa da onlara karşı durmak, Allah'a döneceğimiz bilincini kuşanmak, asıl gücün O'nun elinde olduğunu bilmek ve yalnız Allah’tan korkmak...

Öyleyse kardeşlerimizin güçsüzlüklerine burun bükmeden, Nuh’un gemisine binmek için gerekli azığımızı kazanma endişesi duymalıyız. Ötekilerin süslü dünyaları, rahat yaşamları, güç ve otoriteleri karşısında erimemeliyiz. Unutmamalıyız ki, bu ikinci dünyamız ve diğer dünyamız tufanla beraber yok olup gitti. Tercihimizi kendilerinden yana yaptığımız, büyüklenen, zengin zümre de tufanla birlikte yok oldu. Yani bizler o dönemde Nuh'un horlanan, insan yerine koyulmayan, fakir, mazlum arkadaşlarının torunlarıyız.

Nereden geldiğimiz bilinci ile atalarımızın yolunu sürdürmek için çaba göstermeli, aslımızı unutmamalıyız. Onlar şehirlerinin bir tufanla yok olacaklarına inanmayan binlerce insana ve gerçeği görmelerini engelleyen kamuoyuna rağmen Nuh’un Rabbinin sözlerine inanmışlar ve ödül olarak da Nuh’un yol göstericiliğinde gemiye binip tufandan kurtulmuşlardı.

O halde bizler de öte dünyadaki kurtuluşumuz için bulunduğumuz yerlerde demir atan, bizlerin önünde duraklayan Nuh’a kulak vermeliyiz. Bizleri kuşatan zindanlarımızdan kurtulup Nuh’un gemisine binme cesaretini gösterelim, rahat yaşam arzularımızı terk edip bizden olmayanların gündemlerinde kaybolmadan, aşağı tabakadan kardeşlerimizle aynı safta yer almamızı teklif eden Nuh’a karşı müşriklerin gösterdiği davranışları göstermeyelim. Ve inatla O’nun safında yer alalım.

Çıplak uyarıcılarımızı hayatımıza misafir edip dinlemeliyiz, kayba uğrayacağımız tek nokta bu dünyada kurtuluş biletimiz olan, Nuh’un semtlerimize, yanı başımıza demir atan Gemisine / ilahi mesajına kulak vermeyip sahte Nuh’ların çürük gemileriyle yok oluşumuza doğru yelken açmış olmamız ya da uykuya daldığımız sahte dünyamızdan uyanamayıp gemiye yetişememe ihtimalimizdir. Ya hiç farkına bile varamamışsak Nuh’un, öylece geçip gitmişse yanı başımızdan?

İşte bu yüzden Nuh’u fark edebilmek istiyorsak tercihlerini güçlüden yana kullanan, hidayetten yüz çeviren kişilerin adımlarını takip etmeyelim. Hidayet kendilerine geldikten sonra Nuh’un gemisine binmeyen, tercihlerini haklıdan değil de güçlüden yana kullanan, dünyadaki rahat yaşama aldanan, tufanın gelmesinden habersiz bu insanların sonları ebediyen yok oluştur. Gerçekte kazançlı olduklarını düşündükleri tercihleri zavallılıklarının işaretidir. Rabbimiz diyor ki:

"Kim, kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar, müminlerin yolundan başkasına uyarsa onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir varış yeridir." (Nisa 115)

İnşallah Rabbimiz yukarıdaki sondan bizleri korur. Bizlerin yanına uğrayan Nuh'un gemisini fark edebilir, onun mesajlarına kulak verebiliriz, geçici olana aldanmaksızın asıl gücün Allah'ın elinde olduğunu anlayabiliriz.

Yapmamız gereken Nuh’un yanında olup olmama konusunda doğru karar vermektir. Bir arada her iki kesimi de idare etme alışkanlıklarımızdan vazgeçmeyi göze alabilmeliyiz. Hiç olmazsa vahye ters düşmeyen alternatifler üretmeyi göze alalım. Böylelikle toplumsal tufanın belirtilerini gördükçe Hz Nuh kararlılığı ile gemi inşaatını sürdürelim ve bu çabamızdan asla vazgeçmeyelim.

Unutmayalım ki bundan sonra çok daha zor bir görevle karşı karşıya kalacağız. Öyle ki Hz. Nuh’un bir peygamber olarak oğlunu gemiye binmeye ikna edemeyişi bu görevin zorluğunu bizler için göz önüne sermektedir. Çünkü aynı teklifi bizlerde çocuklarımıza götüreceğiz. Umulur ki bizler çocuklarımızı Hz. Nuh patentli gemilere binmeye ikna edebiliriz.

Selam ve dua ile…

Paylaş X Facebook

Yorumlar 12

S Serdar Efe 01 Ocak 2012

Çocuklarımızı neye, ne zaman ve nasıl çağıracağız konusu gerçekten önemli. Üzerinde düşünmeli, kafa yorup mesai harcamalıyız. Kurandan çıkarımlarla sorunu çözmeye çalışmalıyız. Konunun girişi olması bakımından yazı güzel olmuş. Allah razı olsun.

N nevzat bayraktar 01 Ocak 2012

Çok güzel bir yazı olmuş.Aynı güzellikte istifade etmeyi Allah hepimize nasip etsin.Son dönemlerde doğruların ve doğruluğun sadece yazılarda kaldığını pratikte birçok insanın hayatında hemen hemen hiç gözükmediğini farketmekteyiz.Allah sadece güzel bir düşünce olmaktan öteye hayatımızın her adımında Allah’a sadece Allah’a kul olmayı bize ve ailemize nasip etsin.Amin.

A ADEMOĞLU 01 Ocak 2012

Diline yüreğine sağlık kardeşim.
Ne yazıkki bizler değil çocuklarımıza kendi nefsimize söz geçiripte nuhun gemisine binmeyi
öyle bir duruma hazırlamaya hazır değiliz halbuki kişilerin birbirlerine verdikleri sözleri bırakalım
ver vakit namazında rahmana verilen sözler gerçekliğini kaybetmekte iç dünyamızla istişare etmeden
karışık hesapları aytıştırmadan çıklıan yolun uzayaçağını akıl etmeyen bizler ,etabın virajlı yolarının
hesabını yapamayan bizler ,hani karşılaşılan hanği durum olursa olsun üstesinden geleçeğimizi
söyleyen ve düşünen bizler, samimi sert tavizsiz durduğunu sanan bizler,inandık iman ettik diyen bizler,başkalarının durum ve gündemini ön planda tutup kendi durumunu görmeden acizolan
bizler,gaybe iman etiğimizi zannedip [ki öyle olsa içinde bulunduğumuz hayatı biliyoruz ve vahye ne kadar uzak olduğunu anlamamak aptallıktır] ahkam kesmedendobra dobra yaşamlarımızı mercek
altına alalım ve bu mercek kuran olmalı ki önce nuha iman etmeli sonra nuhunuyarısna ve nuhun gemisinin kurtuluş olduğuna ve bu arada tam teslimiyet ve arınarak gelmeli zaten öyle olunduğunda
çevremizdekiler yani ailelerimiz ve varislarimiz geleçeklerdir çünkü.
DOĞRUYA GİTMEK İÇİN DOĞRU VE İYİ NİYETLİ OLMAK YETER. bu doğruluğun içinde
hiçbir izm ve ideol olmaz.Allahın kitabı ve resulun metodu.
Allah razı olsun

F feda 01 Ocak 2012

Allah Razı Olsun

S salih 01 Ocak 2012

rahman ve rahım olan allahın adıyla
büyüklük güçlü olmak hiç bir zaman dogru yolda olmak degildir
büyüklük güçlü olmak allah yolunda geregi gibi cıhad etmekle olur
insan kendisini büyük görmemelidir asla, kendisinden büyük allah oldugunu
bilmeli ve allahın gösterdigi yolda geregi gibi cihat etmekten geri
kalmamalıdır. inşallah bizler nuhun mesajını fark eder, kulak veririz ve şahadete erebiliriz
selam ve dua ile

T tapusuz 01 Ocak 2012

Allah razı olsun. Uyarı, daha ilk insan olan adem peygamberden itibaren gelen bir şeydir ve tüm peygamberler döneminde de devam etmiştir. kimileri gemiye binmemiş, kimileri ineği kesmemiş, kimileri kesmiş. Bizler müslümanın maddiyatı, serveti, arabası ve yahut villası ile değil de şahsiyet olarak tek olması gerektiğinin bilincinde olan insanlarız. bu bilinçte olan insanlar için zaten bir sorun olmaması gerek. Ama maalesef güç hz. peygamberin ölümünden sonra daha da doğrusu hz. ömerin ölümünden sonra iyice kendini ortaya çıkarmış ve insanların mal, mülk ve güç istekleri artmıştır.Tarih muaviyenin bu konuda yaptıklarını gözümüzün önüne seriyor. Kardeşliğe, islama ve takvaya önem veren insanların nasıl da birbirlerine düştüklerini gördük. Bu örneklere rağmen halen gemiye binmekten kaçmak, ya da özel bir gemi istemek ne kadar mantıksız olur. İnşallah bizler çocuklarımızı bu geminin bilinci içerisinde yetiştirip ona binenlerden eyleriz

B bünyamin 01 Ocak 2012

günümüz şer güçleri nuhun gemisini öyle kötü gösteriyorlar ki onu dinsizlikle suçlama cüretini kendilerinde bulabiliyorlar.kendi sistemleri yok olmasın diye, hakkı gizlemeyen yiğitlere çeşitli lakaplar takarak sulandırma çalışmalrı yapıyorlar o yüzden hakikatı arayan neferlerin çok dikkatli olmaları gerekmektedir.güçlü bir kralın saltanatını yakinen gören ve orada yaşayan bir insan nasıl ki başka insanları o krala itaat etmeye çağırırken samimi ve tavizkar ise, Allahı ve ahireti yakinen bilen insanlar da öyle samimi ve tavizkar olamlıdır.hz ali ( r.a )şayet perdeler kalkmış olsa imanımda zerre kadar bir değişiklik olmazdı .diyor.ahirete ve Allaha olan imanın çok güzel bir örneği.o yüzden her şey imanda bitiyor.inananlar gemileri kaçırmazlar.,samimi olurlar,pazarlık yapmazlar, Allah ve resulunun değer vermediği dünya için hadsiz uğraş vermezler.kazançlarını da Allahın dininin hakim olması için harcarlar.ne mutlu salihlere, aydınlananlara ve aydınlatanlara.

M musab 01 Ocak 2012

Allah razı olsun. suların olmadıgı ortamda gemi yapmak deli ithamlarına muhatap olmak yani zor olana talip olmak. Allah bizleri zorluga talip olan ve talip oldugu zorluklarla en iyi bir şekilde mücadele eden kullarından eylesin s.a

T taha 01 Ocak 2012

Allah razı olsun; hepimiz biliyoruz ki tufanımızın bizim için kopacağı gün çok uzak değil.
Kurtuluşumuzun hangi gemiye binmekle olduğunuda biliyoruz, anlamazlıktan gelerek kendimizi kandırdığımızı zannediroyuruz, bahaneler üretiyoruz, Allah bize doğruları anlamayı ve anladığımız doğruları yaşamayı nasip etsin

V vahted 01 Ocak 2012

Allah razı olsun bugün belki nuhun gemisi yok Hz.Nuh da yok fakat o geminin o samimiyet ve o kararlılılkla hala hazır yolcuları var .Nuhun gemisine binmeye vesile olan o iman azığı müslümanaın kılavuzu halen elimizde Rabbim bizleri nuhun gemisine binenlerden eylesin Allah razı olsun

K kemal 01 Ocak 2012

Nuh’un gemisinin islamdalki karşılığını Hz.Rasülüllah açıkça işaret buyurmuşlaradır. “Biz Ehli Beyt nuhun gemisi gibiyiz”, buyurarak gemiden maksadın Ehli Beyte bağlılık ,Ehli Beyt sevgisi olduğunu bildirmişlerdir.Ayetle de sabittir.“Yakınlarıma sevgiden başka bir ücret istemiyorum” de, ayeti inananlara hediye edilmiştir.Nasıl ki, gemiye binen kurtulmuşsa, işte aynen Ehli Beyti Rasülüllah sevgisine mazhar olanlar gemiye binmişler mesabesindedirler.
Gemiye binenlerden de hiçbir ücret istenmemiş, sadece gemiye binerek kurtulmaları istenmiş ve kurtulmuşlardı.
Kıssadan hisse...

L leyla 01 Ocak 2012

ALLAH razı olsun

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Hikmet ERTÜRK — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.