İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Ahmet ÖRS
Ahmet ÖRS
07 Haziran 2008

Pekiştirilen Yasaklar, Derinleştirilen Direnişler

Gelenekçi, muhafazakâr siyaset ve anlayışların tıkandığının ilan edildiği günlerdeyiz. Yıllardır sistem içinde ağır ve emin adımlarla alttan alta ilerleme yöntemlerinin sahih bir tercih olmadığı tevhidi taraflarca defâatle belirtilmesine rağmen muhafazakâr siyaset savunucuları bunda ısrar ettiler. Bu çizgi doğrultusunda eğildiler, kimliklerini paraladılar, her defasında kendilerine bel bağlayanları hayal kırıklıklarına uğrattılar.

07 Haziran 2008 2 dk okuma 4,4B okunma
100%

Halkın herhangi bir önemi olmadığı biliniyordu ya bir kez daha bu durum kesin bir şekilde tescil edilmiş oldu. 
Sistemin tıkanıklığı hakikate olan düşmanlığından besleniyor ve görünen o ki ıslah olma şansı çoktan kaybolmuş, kalplere ve gözlere perdeler inmiş, kulakları ağırlıklar tıkayıvermiş. 

Kendi halkına ve onun değerlerine bu kadar düşmanlığı meşru ve haklı görenler için artık herhangi bir uyarı kâr etmeyeceğine ve de ellerden zorla alınan özgürlükleri yine yırtarcasına almaktan başka seçenek kalmadığına göre bizim ne yapacağımız, nasıl bir yol takip edeceğimiz daha bir önem kazanıyor.

Gelenekçi, muhafazakâr siyaset ve anlayışların tıkandığının ilan edildiği günlerdeyiz. Yıllardır sistem içinde ağır ve emin adımlarla alttan alta ilerleme yöntemlerinin sahih bir tercih olmadığı tevhidi taraflarca defâatle belirtilmesine rağmen muhafazakâr siyaset savunucuları bunda ısrar ettiler. Bu çizgi doğrultusunda eğildiler, kimliklerini paraladılar, her defasında kendilerine bel bağlayanları hayal kırıklıklarına uğrattılar. 

Bu aşamadan sonra yapılması gerekenlerle ilgili daha esaslı, derinlikli değerlendirmeler yapılması gerekiyor. Siyaset teorisi bağlamında esasen tevhidi çevrelerin temel paradigmalarında çürüyen bir teori olduğundan bahsedemeyiz. Eğer çürüyen bir pozisyon, beklenti varsa o da iktidarın cazibesine kapılıp tevhidi süreçte kararlı bir tutum takınamayarak politik süreçlere eklemlenen birey ya da yapıların talihsiz ve utanç verici tercihleridir. Muhafazakâr siyaset artık kendini ya kökten ıslah ya da tasfiye etmelidir.

Tevhidi çizgide ıslahçı, devrimci tavırlarla siyaset üretmeye çalışacak olanlar yeni düşünceleri, teorileri orijinal pratiklerle harmanlayacak açılımlarda bulunmak durumundalar. Toplumsal yapımızın cahili karakteri göz önünde bulundurulup hakikati/vahyi insanlara taşımak temel sorumluluğumuz olarak kabul edilmeli ama bu salt bir düşünce ve inanç propagandası şeklinde yapılmamalıdır. Toplumlara götürülecek düşünce en nihayetinde yaşanan hayatla yakından ilişkilidir. Hayatın pratik sorumluluklarından kaçınabilecek bir tebliğ İslam’ın karakterine de terstir.
 Vahyin, Mekke toplumsallığında tebliği götürürken sosyal adaletsizliklere tavır alan karakteri yolumuzu aydınlatmaktadır. Mücadelenin sıcak atmosferi insanların hakikati daha sarıcı ve sarsıcı bir şekilde sorgulamalarını, kabul ya da ret bağlamında net tercihler ortaya koymalarını sağlayacaktır. Küresel ve yerel muhalif hareketlerin yoğunlaştığı seksenli yıllar çevresine baktığımızda bu gerçeği kolay bir şekilde görebiliriz.

Muhafazakâr siyasete bel bağlayan, yolu bir şekilde tevhidi süreçlerle kesişmiş olan kişi ve çevrelere artık dönüş tekrarı olmayacak net tercihler ortaya koyma çağrısını son kez, kararlı bir şekilde yapmalıyız. Artık bir delikten iki defa ısırılmanın bir âlemi yok. Bu çevrelerin sıcak bir atmosfer zemini yokluğu nedeniyle böyle yanılgılar içine düştükleri gerçeği de esasen bizim sorumluluklarımıza vurgu yapar mahiyettedir. ,

Anayasa mahkemesinin inançlarımızı tanrı edasıyla kesin bir şekilde yasaklamaya kalkması karşısında insanlık onur ve haysiyetiyle birlikte İslam iman ve teslimiyet tekliflerini kabullenmiş bilincin artık sıkı bir mücadele zemininde buluşması gerekiyor.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 6

B Beytullah Emrah 01 Ocak 2012

Ahmet Örs’ün dediklerine katılıyorum. Artık bir direniş hattının inşası kaçınılmazdır ve bu hattın zemini yaşanan gelişmeler doğru değerlendirildiğinde “başörtüsü yasağı” olmak zorundadır. Tevhid mücadelesinin artık anlık protestolardan, süreklilik arz eden bir İntifada hareketine dönüşmesi gerekiyor. Bu bağlamda bir “Başörtüsü İntifadası” mümkündür.

H Halit Şimşek 01 Ocak 2012

Unutmayalım ki Türkiye’de eğer laik kadro iktidarda ise bunu muhafazakar çevreye borçludur. O zavallı ahmak laikler aslında muhafazaklıklarına laiklik ve materyalist düşüncelerinden sudur ederek muhafazakarlara karşı durmuyorlar.Onlarda karşılarındakilerin aynı mantığı savunan bir zümre olarak karşımıza çıkıyorlar.
Muhafazakar çevre meselenin Tevhid ve Adalet ekseninde olması gerektiğini bilmiyorlar mı sanıyoruz? Bal gibi de biliyorlar ama kaybedecek dünyalık onları hakkın gerçeğinden uzak tutmaya yetiyorda artıyor bile. Tevhid ve adalet kelimelerini diline dolayıp da sadece dünyasını maur etmek için çabalayan da aynı sözü söyleriz.
Unutmayalım insanı mehzebi, meşrebi, cemaati, düşüncesi, siyaseti, karizması yani mensubiyeti değil sailh ameli kurtarır.

M mustafa kıyak 01 Ocak 2012

Yaşadığımız bu süreç tarih boyunca gelmiş bütün peygamberlerin mücadelesini görmezden gelip kendi aklınca hareket fıkhı oluştutanların düşüncelerinin boş olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Halit Hocam’a katılıyorum. Dünyalıklardan vazgeçmek zor. Muhafazakar kesimin bir an önce bu yanlış ve tutarsızlıklarla dolu inançlarından rücu edip Kurana dönmeleri gerektiğine katılıyorum.

H hadi 01 Ocak 2012

Sahih geleneği ihya edecek.yılgınlık psikolojisini umuda dönüştürecek yeni bir mücadele fıkhının oluşturulması elzemdir.Bu mücadele fıkhı vasyin sosyalleştirilmesinde ve uzun soluklu mücadeleyi umuda dönüştürülmesinde özne bir rol alacaktır.sahih geleneği inşa ederken politik hesap ve kaygılardan azade olmuş pragmatist ve oportonist açılımla değil iletilen sahih geleneğin hayatı ve islamı yarınlarımızın umuda dönüşmesiyle olacaktır.Yarınlarımız devrimci tutum ve şahitlikte bulunanlarca inşa edilecektir....AHMET kardeşimin umud vaat eden yazısı için yılgınlık psikolojisinin umuda dönüşmesi yolunda kıvılcım kabul ediyor ve kendisini kutluyorum....

H hiralı 01 Ocak 2012

Selam.Lafla peynir gemisi yürümez.Yola çıkmak ve yürümek gerek.Bir zamanların entellektüel düşünce babaları şimdi Ak partide menfaat odakları oldular.İnsan her yönüyle tamam olmalı.Vitrin olma kaygısı hele hiç.

M mehmet yolkesen 01 Ocak 2012

akp’den bize ne? biz yolumuza çıkalım ama acele etmeden...

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Ahmet ÖRS — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.