İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Mehmed MAKSUT
Mehmed MAKSUT
06 Ekim 2012

“Selam Yürekli Dostum”a Mektup

Senden sonra uzak diyarlardan bir taş düştü yüreğime… Hani ayette geçiyor ya “öyle taşlar vardır ki”… İşte öyle taşlardandı bu taş… Tesir gücü yüksek bir bomba misali bir ilkbahar deminde düştü yüreğime… Sonra düştüğü yerde kâinatın üç güzel çiçeğine muştu oldu… Biri Papatya, biri Kardelen, biri de Erguvan…

06 Ekim 2012 6 dk okuma 5,6B okunma
100%

Dört yıl önce Fırat’ın azgın sularında gencecik yaşta hürriyete kanatlanan sevgili dostlarım FARUK KALKAN VE SELİM KALKAN’A...

Yıllarca bize rehberlik, abilik, kardeşlik yapan emekleriyle yetişmemize vesile olan ve ansızın aramızdan ayrılıp darul bekaya hicret eden MUHAMMED GÜZEL ağabeyime…

SEVGİLİ DOSTUM

Bugünler senin eyyamı- firak günlerindir... Tam dört yıl oldu Fırat’ın seni bizden alması... Ben Fırat’ı sizi aldığı için artık hiç sevmiyorum bilesiniz...

SEVGİLİ DOSTUM...

Genç yaşınızda ayrılmanız nice genç yaralar açtı yüreğime inan...  Yokluğunuz Ağustos’ta bile üşütüyor beni... Biz böyle mi olacaktık... Uğruna şairlerin tüm şiirlerini kurban edeceğim dostum... Siz genç yaşta aramızdan ayrılırken sizi kendi ellerimizle toprağın bağrına gömmek bize düştü... Keşke her şey toprağa gömmekle bitse... Sevgili dostum söyle insan sevdiklerinin acısını nasıl gömer yüreğine... Neden bunu öğretmemiştin bana… Sevdiklerimizi nasıl yüreğimize gömeceğimize dair bilgiler yok muydu dört mezhebin fıkıh kitabında… Ve söyle dostum bir kabre yedi cesetten fazla girmezken bir yüreğe kaç dostun hüznü gömülür...

SEVGİLİ DOSTUM

Hani biz esenlikler yurduna dönüştürecektik esarete ram olmuş bu dünyayı... Arzı ilahide, kan ve barutun kokusunu kardeşlik kokusuyla bastıracaktık... Hani tüm çocukların yüzleri gülünceye denk gece gündüz umut dağıtacaktık tertemiz yüreklere... Annelerin duyulmayan ve dinmeyen çığlıklarına bir yar olacaktık... Tüm çaresiz babalara bir çare var deyip “gelin Nuh’un gemisine binin” diye haykıracaktık Bilali bir nidayla... İnsanlık helaka doğru giderken biz sabırla Nuh’un gemisini inşa edecektik... İnsanlar alay etse de, kınayanlar kınasa da biz sevdamızdan vazgeçmeyecektik... Tarık bin Ziyat gibi gemileri yakarak çıkacaktık Endülüs’e Söyle dostum senden sonra hüzne akan bu gemiye hangi can olur Cudi...

SEVGİLİ DOSTUM

Senden sonra ne tufanlar ne yalnızlıklar ne ateşler gördü yüreğim...  Yakup misali sevdiklerime ağlaya ağlaya gözlerimin fer’i gitti… Yüreğim Yakup’un yüreği gibi beklerken Yusuf’u Yusuf yürekliler bir türlü gelmiyordu… Sonra yaptığım gemilere binenler gemide terk ettiler beni... Zindandaki dostlarım da saraya çıkınca unuttular Yusuf misali... Düştüğüm hiçbir ateş gülistana dönüşmedi... Ben Nuh olup sabrı,  Yusuf olup zindanı,  İbrahim olup ateşi hep bağrımda taşıdım sevgili dost...

SEVGİLİ DOSTUM

Sevenler ölünce değil sevgiler tükenince asıl ölümler başlar... Söz sana, sevgini,  Davud’un zırhını giyemeden, Hamza’nın kılıcını kuşanmadan, Kufe’de atılan ihanet oklarından koruyacağım... Beni Zekeriyya gibi testerelerle ikiye bölenlere, dur diyeceğim… Vahşi’leşmeyin diye haykıracağım… Tüm bedenimi lime lime edin lakin yüreğime dokunmayın… Çünkü orada sevgilerim, özlemlerim, umutlarım, hüzünlerim var diyeceğim...

SEVGİLİ DOSTUM

Senden sonra uzak diyarlardan bir taş düştü yüreğime… Hani ayette geçiyor ya “öyle taşlar vardır ki”… İşte öyle taşlardandı bu taş… Tesir gücü yüksek bir bomba misali bir ilkbahar deminde düştü yüreğime… Sonra düştüğü yerde kâinatın üç güzel çiçeğine muştu oldu... Biri Papatya, biri Kardelen, biri de Erguvan… Lakin Güneydoğu’nun toprakları sıcaktı… Kavruluyordu kavrulan yürekler gibi… Besleyemiyordu üç fideyi… Erguvan ben dayanamam deyip sıcaklara ruhunu teslim etti… Sonra papatya ağlamayarak ben de mi öleceğim dedi… Kardelen, yok dedi sen yaşamalısın, solmamalısın… Ben de ölürsem bu toprak bir çiçeği besler diyerek ufukta görünen güneşe özlemlerini, ufuklarını yükleyerek gitti kardelen çiçeği… Tıpkı sizin aramızdan ansızın gitmeniz gibi…

SEVGİLİ DOSTUM

Senden sonra tüm çiçekler papatya koktu... Tüm papatyalar hüzün oldu gönül bahçemde... Gecelerim yıldızlarla yaptığım yalnızlık sohbetleriyle geçti... Her gece bir yıldız düşse de yalnızlıklar rahlesine, hepsi de gündüze kadar dayanabildi tedris-i çileme...

SEVGİLİ DOSTUM

Senden sonra, bir ömür beklerim diyenlerin birkaç ay bekleyemeden ayrılışlarını gördüm… Sevdiklerimi kaybettiğimde “zamanla unutursun” dediler. Lakin zamanla unutulacak olanlar her dem büyüyerek ilk günkü gibi tazeliğini koruyor… “Bir acının süresi başka bir acı başlayıncaya kadarmış demiş” Mevlana… Yanlış demiş…  Acılar acılara eklenerek birleşirmiş… Ben bunu seni sevince gördüm sevgili dostum… Bazı sevgilerin yukarıdaki tezleri çürüttüğünü senden öğrendim sevgili dostum…

SEVGİLİ DOSTUM

Şimdi yalnızlığımı bir başkasıyla paylaşmak istemediğim bir yer ve zamandayım... Sadece ağlamak geçiyor içimden... Müthiş bir ağlamanın doğumuna sancılar berkitiyor gözlerim... Acaba hangi ana rahmine düşecek bu gözyaşlarım... Bir tohuma Rahmet mi olacak bu yaşlar... Yoksa sel olup boğacak mı kardelenleri... Düşünüyorum... Olmuyor ağlamalıyım... Hem de sıkıca ağlamalıyım... Ağlamak bende mum olmaktır... Mum eridikçe etraf aydınlanır... Ben ağladıkça boğulurum; fakat ekilen tohumlara rahmet olur g/özden düşen gözyaşlarım...

SEVGİLİ DOSTUM

Başkasının acısına gözyaşlarımı şahit kıldığım için bana sulu göz diyorlar… Sevdiklerime şiirler yazdığım için duygusal diyorlar… Müslümanca bir kavganın mücadelesini verdiğim için terörist diyorlar… Kürdistan’ın acısını dilime düşürdüğüm için bölücü diyorlar… Villalardan varoşlar anlaşılamaz dediğim için mazlum edebiyatı yapıyorsun diyorlar… Desinler sevgili dostum mazlum edebiyatı yapıyorsun desinler… Çünkü biz hiç zulmetmedik ve zülüm edebiyatı için ne kalemimiz var ne sözcüğümüz var ne de yüreğimiz var… Hamdolsun biz zülüm edebiyatını bilmiyoruz… Korkak, ürkek,  diyorlar… Desinler sevgili dostum... Bunu diyenler, sevdiğimiz gibi sevememişlerdi... Hissettiğimiz gibi hissetmemişlerdi… Acıyı, yokluğu, yoksulluğu yaşamamışlardı yaşadığımız gibi… Yürümemişlerdir çamurlu yollardan, mayınlı tarlalarda, kanla kanın birbirine karıştığı dağlarda… Çalışmamışlardır tarlalarda, inşaatlarda… Metropollerin hep ön caddelerinden dünyayı okumuşlardı… Sobasız kışlara, boş buzdolaplarına, yamalı pantolonlara şahitlik etmemişlerdir… Ders çalışmamışlardır battaniyelerin altında… Bir parçayı üçe bölen sofraları olmamıştır onların… Oysa arka sokaklarda, varoşlarda ne hayatların olduğunu görmemişlerdir… Veya görmek istememişlerdir… 15 kişiyle birlikte çekilmiş bir hatıra fotoğrafından on iki kişisini toprağa, ikisini zindana vermemişlerdir onlar dostum…  Sevmeyi bilmeyenler, kardeşliği bilmeyenler, ayrılmanın derin ızdırabını anlayamazlar... Anlayamazlar ağlayamayanlar...

SEVGİLİ DOSTUM

Senin yokluğuna mı en çok ağlayayım yoksa insanların katılaşmış kalplerine, taşlaşmış yüreklerine, canavarlaşmış duygularına mı ağlayayım? Rahmetle yoğrulmuş bir gözyaşı ile bir kiri arındırabiliyorsam ne mutlu dostum... Zaten tufan gelmeden önce küçük bir yağmur tanesi ilkin düşer toprağa... Küçük bir damladır; fakat nice şeylerin habercisidir... Sevgili dostum işte bu küçük yağmur tanesi vuslatı olanlar için muştunun firakı olanlar için azabın habercisidir...

SEVGİLİ DOSTUM

Ölümü sırf tüm sevdiklerimi aldığı için seviyorum... Bir ölüm, bir gece, bir de sonbahar vefalıdır bize. Neden mi sevgili dostum... Tüm sevdiklerimi aldığı için ölüm, papatyaları soldurduğu için sonbahar, gündüzün tüm çirkefliğini, yalanlarını örtüğü için gece hep vefalı olmuştur bize...

SEVGİLİ DOSTUM

İnsan ölümle doğum, vuslatla firak, kullukla imtihan arasında gelgitlerle bir süre bu dünya üzerinde yaşamak zorunda bırakılmıştır... Biz ancak kendimize düşen zamanın mücadelesini, imanımız ve umudumuz kadar verebiliriz... Sevgili dostum sen tamamladın en güzel şekliyle... İnşallah kısa sürede ben de tamamlayıp varacağım vardığınız menzile...

SEVGİLİ DOSTUM

Son satırlarımı yazarken karışık duygularla senin tertemiz yüreğine bir demet papatya sunarak sana olan özlemimi noktalamalıyım… Ben artık sevmeyeceğim ey sevgili dostum… Yanlış anlamayasın dostum, sitemim sevgimin tükenmişliğinden veya sevenin tükenmişliğinden dolayı değildir. Ben sevdiklerimi hep kaybediyorum… İnan sevgili dostum kaybetmemek içindir söylediğim…
 
SEVGİLİ DOSTUM

Bu bayram da gelemeyeceğim… Oysa üstünüzdeki tertemiz toprağa bir damla gözyaşı bırakmayı ne çok isterdim… Elimdeki mahzun papatyalarla bahara hazan düşmeden belki gelirim… Bir bayramı daha sizden, papatyalardan, kardeşlerimden, sevdiklerimde uzak geçireceğim… Bilmiyorum dostum sizden uzak daha kaç bayrama şahitlik edeceğim… 

SEVGİLİ DOSTUM

Seni ve senin sevdiklerini selamlarım… Her biri bir dünya olup bağrında nice umudu ve acıyı taşıyan Urfa’daki dava arkadaşlarını selamlarım… Yüreğini, gözyaşlarını, davamız uğruna akıttığın terini selamlarım… Selamlarım seher vaktini, ezilmiş kimliğini, inandığın tüm değerleri…  Selamlarım seni “ SELAM YÜREKLİ DOSTUM”…

Festeqim Kema Umirte

Paylaş X Facebook

Yorumlar 23

S Sinan KARA 01 Ocak 2012

Yürekte kaç oda var, içe içe kaç halka..
Kaçına girebildik odaların..
En iç halkadan, en dış halkaya kaç halka atladık...
Yürek adamı olmak için, girilmedik oda, çıkmadık halka kalmamalı ya!
Yürek adamı kardeşim, makalen, insanı, oda oda, halka halka gezintiye çıkarıyor.
Adamlığın ilk şartı değil miydi zaten yürek adamı olmak?

Selametle inşaallah.

H Habip 01 Ocak 2012

dostlar gider adları kalır ve bir de eserleri, yaptıkları, güzel mezziyetleri kalır, kalır ve yüreklerin tam da orta yerinde yerini alır.

ustadım kalemiz ağlamaklı gözlerle yazmıştır bu satırları hissediyorum.yüreğiniz elemli bir firakın sancısını paylaşmıştır bizlere. kaleminiz göz yaşları akıtmıştır üzerlerine o değerli dostlarının. ve fıratın azgın sularında kaybolanlara kaybolmadınız yüreğimizdesiniz demiş ve unutmak mı asla!!! çünkü unutmak ihanettir serzenişiyle tüm yüreksizlere iyi bir ders vermişsiniz.
iyi ki dostlar vardır. iyi ki bize dostlar bahşeden kutlu bir dinimiz vardır. iyi ki yürekleri sımsıcak olan kardeşleri bizimle paylaşıyor bu din. ve iyi ki her tarafı tarumar olmuş bu bu dünyada hayata ve insanlara kardeşlik dersi verecek harun misali kardeşler vardır. siz gibi...
wesselam...

A ahmet 01 Ocak 2012

degerli kardeşim yüreğinden damlayan bu güzel kardeşliğini selamlarım... rabbim razı olsun. ne güzel ifade etmişsin kardeşlerini. yüreğinde hissettiklerinin özlemine ram olmuş bir insanın olması ne mutlu...

aşırı siyasallaşmanın oldugu bir demde böyle bir yazıyı okumak hele ki kardeşlik hissiyatlarının yaşanılmadıgı bir demde böyle güzel bir yazı sadra şifa oldu bilesin kardeşim... insanlar dirileri bile unutmuşken sizin yıllar önce kaybettiklerini ilk günkü tazeliğiyle anıp hissetmeniz kardeşliğin kendisidir..

bizlerde bu yüreği taşıyan bu satırları paylaşan sizleri selamlarız... tevhidi duruşunuzuş insani duygunuzu, mücadeledeki azminizi, yokluklardaki fedakarlıgınızı selamlarım kardeşim

M mehmet SUCU 01 Ocak 2012

SEVGİLİ DOSTUM , SEVGİLİ ABİM...
ALLAH RAZI OLSUN DOSTLUKLARIN UZUN SÜRMESİ TEMENNİSİYLE , ELLERİNE SAĞLIK...

F FATİH ŞENER 01 Ocak 2012

Değerli abim allah razı olsun o dostluğu kardeşliği yüreğimizde hissttik.Ellerinize sağlık selam ve dua ile..

E erdem tekin 01 Ocak 2012

her cümlesi bir dünya olan bu güzel satırları bizimle paylaşan sayın yazara teşekkür ederim hayır dua ile anarım. uzun zamandan beridir okudugumuz en anlamlı yazıdır diyebilirm bu yazıya...

sayın mehmet bey bilgi ilgi sevgi üçlemsini yüreğinizde ve zihninizde iyi oturtmuşsunuz. fakat anlaşılıyorki bu üç unsuru harekete geçiren en önemli motor yaşadıgınız acılardır... rabbim acılarınızı,özlemlerinizi, hüzünlerinizi en güzel şekilde bilendir. bu tür duyarlılık ifade eden yazıların sitede artırılmasının yararlı olacagına inanarak sizleri selamlarım. daha nice hayırlı,bereketli çalışmalara vesile olsun kaleminiz, sayfanız yüreğiniz. rabbim hakkıyla kardeşliği hissedenlerden ve yaşayanlardan kılsın

H Hazin İNCİ 01 Ocak 2012

Diğer yazılarınız gibi bu yazınız da bir o kadar değerli benim için. Allah razı olsun, hüznünüzle hüzünlendirdiniz, sevginizle uyandırdınız bizleri. İslamın getirdiği kardeşliğin, kan bağından gelen kardeşlikten daha efdal ve evla olduğunu tekrardan hatırlatmaya vesile oldunuz. Rabbim karşılığını tastamam versin, Rabbim emeklerinizi boşa çıkarmayacaktır inşallah.

Selam ve dua ile

R RESUL AYDIN 01 Ocak 2012

değerli kardşim ne güzel ifade etmişşsn sevgiyi kardşliği dostluğu...
bu kargaşa içinden bu sözleri duymak
kardeşlk dostuk duygularmı daha da artrdı
allah razı olsun senden SELAM VE DUA İLE..

J Jîyan Azad 01 Ocak 2012

Kişi sevdiği ile beraberdir diyor Hz. Peygamber(s.a.w.)Beraber olmak sadece fiziksel olarak görmek, dokunmak değil. Gönüş evrenine giren Dost o mabedde ebedidir. Evet mademki ölüm, öldürmüyor; madem ki kabir kapısı kapanmıyor. O halde Dosta vuslat için bedene ihtiyaç yok. Her güzel Dost her an seninledir..
VE bazı dostlarla evvelde bela denilirken göz göze gelirsin, burada gözünün bebeği olur; aynı dostlarla ahirde es-selam da dersin. der ki, kişi sevdiği ile beraberdir. (inşallah) öyleyse, ayrılık yok dostlukta. dostlarına ve sana selam.

H hasan 01 Ocak 2012

hiç bir ayetin hadisin olmadıgı bir alimin sözünün geçmediği bir yazı olan ve duygu histen öteye geçemeyen bu tür yazıların siteye uygun olmadıgını düşünüyorum... onca yorumlara bakınca müslümanların nasıl duygusal yaklaşımlara sahip oldugunu çok iyi görüyoruz.

M mehmet maksut 01 Ocak 2012

her biri ümmetin diriliş muştusunun acısını yüreğinde taşıyan ve yorumlarıyla duygularımıza, acılarımıza ve özlemlerimize güzellik katan aşagıdaki yorumlarda ismi geçen kardeşlerime yüreğimin genişliği kadar selam ve dua yollar saygılarımı sunarım

hasan kardeşim yapmış oldugunuz yoruma cevap yerine üç söz yazayım:

1) kalın kafalılara ve ruhlulara ince ruh ve düşünce verilemez...

2) bedeviye edebiyat anlatılamaz

3) bazen susmak en etkili cevaptır...

selametle kalınız...

B bir dost 01 Ocak 2012

s.a maksut hocam yüreğinize sağlık.

sözcükler ne kadar da aciz kalmış değil mi? gönüldeki dostların sevgisini dile getiremeyişinin acizliğini haykırıyor avazı çıktığı kadar.fotoğraflardaki boşluklar bulmaca boşluğu değil ki sözcükler tamamlayabilsin...gönüllere düşmüş olanların yangınını kelimeler değil anaların hatırından çıkmayıp boğaza düğümlenen nefes ve yüreğe serinlik olabilecek,gözden yavaşça süzülen bir damla gözyaşı anlatabilir....yine güzel aslında kelimelerin olması çünkü acıyı hissedemese de acının yaşandığının bir kanıtı. bir yüreğe sahip olanları hüzünlendirebilecek belkide..ama en güzeli okuyanı hiç etkileyemese de yazanın bir serzenişi...

S serhat 01 Ocak 2012

herkesin senin gibi bir dostu olmalı veya herkes sizin gibi hissedebilseydi sevgiyi kardeşliği paylaşmayı şimdi çoktandır dünya gülistana dönmüştü

S Selehattin & Baybars 01 Ocak 2012

*Duygularının seviyesi yüksek kardeşim veya **Karşı tarafa hisselerini açıklaya bilen kardeşim ; her iki açıdanda dahada derinleşmeni ve başarılı olmanı ve bu özelliklerinin diğer konuların derinliklerini anlaya bilmende yardımcı olmasını dilerim. Allaha Emanet Ol.

D dostun 01 Ocak 2012

hüzün yagar gökten üstümüze
biz rüzgarlara döktük yüreğimizi
dilimiz lal olsa da
duyurduk feryadımızı insan olana...

kardeş Allah razı olsun... yaptıgınız derslerle ilginizle mücadelenizle ilminizle ve samimiyetinizle siz meydandasınız ve gençleri aydınlatıyorsunuz... sizden Allah razı olsun ki üniversite de sizlerle tanıştım... hayata anlam katan arkadaşlarla fakir sofralarda yüreği ısıtan sohbetler gördüm...

agabey yüreğinize sağlık diyorum... sizden ricam “kardelenler kan ağlıyor hüzünler başkentinde” adlı çalışmanızı da burada yayınlasanızda okusak...

B başka bir dost urfadan 01 Ocak 2012

vefat eden 3 kardeşimizi hatırlattığınız için teşekkürler.selametle kalın

M mehmet maksut 01 Ocak 2012

tüm dostlarıma yüreğimin engin ve rengin güzelliklerini sunarım... aziz dostum “kardelenler kan ağlıyor hüzünler başkentinde” adlı şiiri sadece biryerde okudum. o şiir tek seferlikti. burada yayınlamayı düşünmüyorum. üzgünüm dostum

S serxebun 01 Ocak 2012

hevalê bêhevalan,
jı braye eziz ra sılawe qerm

destbirayê şivan û dilketiyan î.
Dengê te
hêstirên dilên xemgîran,
silava ji hev-veqetiyan,
girîn û zarîna dilketiyan
tîne bîra min.
bilûra min tu î,
xemrevîna terkeserên dinyayê!

H hanzala aydın 01 Ocak 2012

Allah’ın selamı üzerine olsun maksut kardeş.
çok güzel ve etkileyici bir mektuptu. çok duygulandım. Allah razı olsun eline yüreğine ve kalemine güç versin Allah.

A ayşe telli 01 Ocak 2012

insan sevdiklerini kaybedince anlıyor.hayattayken bilemiyoruz değerlerini.o abimi rahmetle anıyorum

D Dostun 01 Ocak 2012

Selam aleykum yüreği akdeniz gibi sıcak kardeşliği sahabe gibi içli dostum. Epey oldu yazınızı yenilemediniz . Kalem ile kelami güzel harmanlayan siz değerli kardeşimin bizleri bu kadar bekletmesini doğru bulmuyorum. Umarım en kısa zamanda yeniden yeni yazınızı okuruz. ..

A adile dlktş 01 Ocak 2012

slm yüreğinize kaleminize sağlık her zaman olduğu gibi bu yazınızda çok güzel.ama bazen hüznü kalbte ilk tazeliği ile hissetmeye çalışmakda, insana bir çok şeyin kıymetini öğretir.eğer ki insan kalbin de boşluğun verdiği hüznü hissetmeseydi,imanına sımsıkı bağlanırmıydı.cahilliğin hüznünü,mazlum coğrfyanın hüznünü kalbinin en ucra köşelerinde sancıların en alasıyla hissetmeseydi davasına kendini adayacak kadar bağlanabilir miydi.
kalem konuşunca dil aciz kalır. dilim aciz bakalım kalemimi beğenecek misin?

M mehmet maksut 01 Ocak 2012

adile ve ayşe yeğenlerime/mücahidelerime

ektiğimiz umutların filizlenme muştusunu veren engin davamızın rengin iki küçük mücahidesi adile ve ayşe sizleri işgale ugramamış yüreğimle selamlıyorum, dualarımı sunuyorum... sizler dayınızın ve amcanızın umudusunuz. yolunuz islam sevdanız islam olsun her daim

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Mehmed MAKSUT — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.