İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Ahmet ÖRS
Ahmet ÖRS
18 Ağustos 2010

Sendikalarla İlgili Anayasal Değişiklikler Emekçilere Ne Getirecek?

Başbakanın seçim meydanlarında iki sendikaya üye olacak işçilerin haklarını daha iyi savunacaklarını söylemesi trajikomik bir durumu ifade ediyor doğrusu. İşçilerin haklarını aramasını öven bir başbakanın Tekel işçilerinin Ankara soğuğunda coplanarak, biber gazları sıkılarak havuzlara nasıl doldurulduğunu izah etmesi gerekiyor.

18 Ağustos 2010 3 dk okuma 4,2B okunma
100%

Referandumda oylanacak sendikalarla ilgili değişikliklerin yeni haklar ve özgürlükler getireceği iddia ediliyor. Türkiye egemen sistemi birçok alanda olduğu gibi halkına hakları çok geriden ve eksik olarak ve nerdeyse başa kakarak lütuf olarak verdiği için hak ve özgürlük mahrumu insanlar iktidarlar sonsuz minnet duygusu ile hareket ediyor.

İki sendikaya üye olma hakkını işçilerin menfaatlerini daha iyi savunacağından hareketle seçim meydanlarında savunan hükümetin yaman çelişkilerine dikkat çekmeli: Türkiye’de zaten işçi sendikaları bitme noktasına getirilmiştir. İşçi sendikaları kamu teşekküllerinde örgütlüydü. Sınırsız ve sorumsuz yoğun özelleştirmelerle kamu iktisadi teşekkülleri ortadan kaldırıldı. Böylece o kuruluşlarda çalışan işçiler ya emekli edildi ya da başka kurumlara memur ya da sözleşmeli olarak atandı. Dolayısıyla iki sendikaya üye olmayı bırakın tek sendikanın üyesi önemli oranda eridi, azaldı.

Başbakanın seçim meydanlarında iki sendikaya üye olacak işçilerin haklarını daha iyi savunacaklarını söylemesi trajikomik bir durumu ifade ediyor doğrusu. İşçilerin haklarını aramasını öven bir başbakanın Tekel işçilerinin Ankara soğuğunda coplanarak, biber gazları sıkılarak havuzlara nasıl doldurulduğunu izah etmesi gerekiyor.

İşçilerin yan gelip yatarak yıllarca devleti sömürdüğünü iddia edip “yemeyen domuz” argolu söylemleriyle onları topluma hedef gösteren başbakanın işçi sevgisi göz yaşartıcı!

Zaten sendikal mücadele ile önemli kazanımlar elde eden işçileri 4/C köleliğine süren ve bunu bir merhamet uygulaması olarak sunabilme kibrini gösterenlerin işçilerin yeni anayasa ile daha çok hak arama imkânına kavuşacaklarını iddia etmeleri ne yaman çelişkidir!

Memur sendikalarına da toplu sözleşme hakkı (!) tanıyan bir değişiklik var önümüzde. Ama grev hakkı yok. Aslında sendikalar kapatılmalı ve derneklere, lokallere dönüştürülmeli. Grev hakkı olmayan bir sendikal mücadele eli ayağı kesilmiş bir insanı ifade etmez mi?

Türkiye hükümetleri şimdiye kadar toplu görüşme kararlarına uymuşlar gibi şimdi de grevsiz toplu sözleşme hakkını bir lütuf gibi sunabiliyorlar. Hadi eski egemenleri anladık da sık sık halktan yana durduğunu seçim meydanlarında haykıranların bu kadar devletçi refleksler sergilemeleri taraftarlarınca nasıl fark edilmez?

Devletten, darbeden çektiklerini iddia edenlerin samimiyet testi işte burada ve bu şekilde ortaya çıkmaktadır. Toplu sözleşme anlaşmazlıkla biterse son sözü hakem kurulu söyleyecekmiş ve onların kararı bağlayıcı olacakmış! Tabi heyetin, insanlara 600 lirayla geçinmeyi reva gören insafsız ve de vicdansız asgari ücreti tespit heyetinde olduğu gibi nasıl çalışacağını tahmin etmek pek zor olmasa gerek. Ne diyelim, bu kadar şark kurnazlığı olur!

Madem hakem heyeti var neden toplu sözleşme teraneleriyle emekçileri kandırıyorlar ve daha vahimi neden bazı sendikalar bu tutuma itiraz edemiyor? Emek örgütleri hükümetlerin lütuflarına râm olan siyasetleriyle ancak güdümlü sendika olurlar, kimse kusura bakmasın!

Hükümet patronların, kapitalistlerin politikalarına karşı emekçiden, yoksul halk kitlelerinden yanaysa, samimi olduğunu iddia ediyorsa önce fiili kölelik uygulaması olan asgari ücreti insanca yaşanabilecek seviyeye çıkarsın. 4/C gibi korsanlıklardan dolayı özür dilesin.

Devleti korumayı bırakıp grev hakkını bir an önce baskı ve yasaklara karşı mücadele eden, çoluk çocuğuna rızık taşıma telaşındaki halk kesimlerinden ve emekçilerden yana tanısın.

Şehirlerin ekonomisini darmadağın eden, küresel sermayeyi palazlandıran özelleştirmeleri durdurup geri alsın.

Bunları yapmak zor ise bizim yapacak çok şeyimiz olacaktır.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 3

S Said Alioğlu 01 Ocak 2012

Emekten, hak ve hukuktan yana fasih bir yazı olmuş. Ahmet kardeşe teşekkürler!

A adil cevaz 01 Ocak 2012

HAYIR mı? diyelim..şimdi...sırf bunun içinde denmez ya ....yetmez ama EVETten....yetmez ama HAVET geldim...

M matav 01 Ocak 2012

Hah şöyle!
İşe bir de halkın içinden bakmaya çalışalım..Yaşadığımız yerde sırf sendikaya üye oldular diye, rakamlarda yanılıyor olabilirim,350 kişi işten çıkarılmış!
Küçük esnaf denilen iş kollarında,dükkan ve mağazalarda,sanayide,marketlerde ve daha bir dolu yerlerde sigortasız çalıştırılan yüz binler var.Asgari ücret sözleşmesi yapıldığı halde paranın bir kısmını ATM önlerindeki muhasiplere teslim edenler var..
Maaşlarına yüzde bilmem kaç fazla zam verileceği söylenen ama sonrasında tam bir hayal kırıklığına uğratılan emekliler var..İşe buralardan bakılırsa, yaklaşık sekiz yıldır iktidarda kalan ve şimdilik görülen kadarıyla gelecek dönemi de garantileyen AKP ve yöneticilerinin sözlerinin tam bir aldatmaca olduğunu söylemek mümkün..
Hal böyle olunca hangi sözlerine itibar edeceğiz ki biz bunların?
Garip olan şu ki biz Müslümanlar işin bu tarafına bakmaktan öte illüzyon ustalarının aleti olmuş diğer maddelerle güya geleceğimizi kurtarma hayaliyle daha çok ilgileniyoruz..Usta terzilerin, usta makaslarıyla kesip diktiği gömleği giyerek adeta sürecin mankenleri olma konusunda birbirimizle yarışa giriyoruz..
Kolay gelsin..

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Ahmet ÖRS — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.