Senin Qulhun Sana, Benim Qulhum Bana!
Herkesi bağlayıcı ortak bir kaynağa iman etmeyen Batılılar ve Batıya iman eden seküler kesimler için bu tür felsefi arayışlar tabii ki anlaşılabilir niteliktedir. Fakat, Âlemlerin Rabbi’nin öğüt alınsın diye kolaylaştırdığı apaçık kitabı Kur’an’a iman eden Müslümanlar arasında bu tür anlayışların etki uyandırıp taraftar toplaması olağan bir durum olmasa gerektir.
Yorumlar 6
Allahın rahmeti üzerinize olsun kardeşim.
Kurana bakarken veya okurken ona resül gibi bakmayanların vay haline ki onlar okuduğunu ve anladığını zannnneddderrrler.
Sizin güzide tespitiniz ne güzel biz kitaba yaklaşımı dahi beçeremezken birde ahkam kesmiyormuyuz sonrada bocalaya geldiğimiz hayatı savunmak ve onu ben kitaplaştırdım demek yokmu!
Kuranı akım hocalarımızın bize nasıl anlamamız gerektiğini söylüyor sonrada habire yaşadığımızı sanmamız onun için bizi islam etmiyor ve hayatımız aydınlanmıyor.
Kitabullaha resulün bakışıyla bakmaya ne dersiniz haydi birde onu deneyelim ve göreçeğizki bizler islamı daha yeni tanıdık ve tanımayla çevremizide tanıyaçağız sonrada silbaştan LAİLEHE İLALLAH.
Bu konularda beni en çok rahatsız eden; Allahın muradı ile kendi söylemini aynı olduğunu dayatanlar...
Bir konuda Allahın muradını yakalamış olsa bile bir insan Allahın muradı budur diyorsa yanlıştır.. İstediği kadar doğruyu söylüyor olsun...
Evet bence de Ömer Bitlis bey
Bir konuda Allahın muradını yakalamış olsa bile bir insan Allahın muradı bu değildir demelidir
Haklı da olsa kimse kimseye doğruyu dayatmamalı herkes istediği doğruya inanabilmeli ve bunu İslama nisbet edebilmelidir
Bize ne hakla batılın karışmasından!
ŞERİ CEZALARDA SUÇLUYA İLTİMAS GEÇMENİN HARAMLIĞl
Konu ile ilgili ayet-i kerime
“Zina eden kadınla, zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız bunlara, Allah’ın dinini (tat¬bik) hususunda acıyacağınız tutmasın.” (Nur, 2)
Konu İle İlgili hadis
1770. Hz. Âişe’den (r.a) şöyle rivayet edilmiştir: Manzum oğullarından bir kadının durumu Kureyş’î üzmüştü. Kureyş topluluğu;
~“Bu kadın hakkında Rasûlullah (s.a) ile kim konuşabilir? Olsa olsa Rasûlullahın (s.a) sevdiği Usame b. Zeyd buna cesaret eder” dediler. Bu¬nun üzerine Üsame, Rasûlullah’a (f;.a) durumu arz etti. Rasûlullah (s.a);
—“Allah Teâlâ’nın sınırlarından birinin kaldırılması için devreye mi gi¬riyorsun? (Ey Üsâme)” buyurdu. Sonra kalktı, hutbe okudu ve şöyle buyurdu;
— Sizden öncekileri helak eden şuydu: İçlerinde soylu, hatırı sayılır kimse hırsızlık yaptığı zaman onu bırakırlardı. Eğer zayıf bir kimse hırsızlık ya¬parsa, ona cezayı uygularlardı. Allah’a yemin olsun ki, şayet Muhammed'-in (s.a) kızı Fatıma hırsızlık yapmış olsa, elini keserdim." (Buhârî ve Müs¬lim rivayet etmişlerdir).
Bir rivayette şöyle geçer: “Rasûlullah’ın (s.a) yüzü değişti ve; ”Allah’ın sınırlarından bir sınırın kaldırılmasında araya mı giriyorsun?“ buyurdu. Üsâme; ”Yâ Rasûlullah! Benim için istiğfar et“dedi. Râvi der ki: ”Sonra Rasûlullah (s.a) emretti ve kadının eli kesildi.
Hadiste geçen Mahzum kabilesine mensup olan kadının adı; Fatıma binti Esved b. Abdi’I-Esed’dir. Hırsızlık olayı Mekke fethi esnasında vuku bulmuştu.
Hadis, hırsız; erkek olsun kadın olsun elinin kesileceğine delil oluyor. Yemin istenmediği halde, büyük bir iş hakkında yemin etmek müstehabdır. Hadlerin tatbikinde şefaat yoktur. İmama olay ulaştıktan sonra araya gir¬me yasaktır, imama ulaşmadan önce ise ekseri alimlere göre; şayet şefaat olunacak kimse şer sahibi ve insanlara ezâ veren kimse değilse araya girip barıştırmak caizdir.
Had gerektirmeyen masiyetlerden ise önceki şarta uygun olarak şefaat etmek caizdir.
Allah’ın hükümleri ve hadleri önünde şerefli ile şerefli olmayan müsa¬vidir (eşittir). Dine muhalefet hususunda, akraba ve yakınları kayırmamak gerekir.
Şer’ân takdir edilmiş hadler değiştirilemez.
Hadisteki Mahzum’lu kadının eli kesilmiştir. Kadın daha sonra böyle kötü hareketlerden vazgeçmiş ve evlenmiştir.
3) Buhari; Kitab’ul-Enbiya, Kitab’ul-Hudud..; , 1688
İhsan Özkes, İmam Nevevi, Riyaz’üs-Sâlihîn Tercüme ve Şerhi, İslamoğlu Yayıncılık: 6/114.
***/***
GEÇMİŞ İLE BU ZAMAN ARASINDA BİR FARK YOK Alimler ve fakihler, sultanın padişahların halifelerin emirlerin emri altında olmuşlardır onların etkisi altında kalmışlardır, şimdikiler ise batı düşünürlerinin söylediğini yani Pavlusun söylediğini söylüyor ve yapıyor ve batı çıkarları peşinde koşuyorken müslümanım diyerek toplumu batıl yönde değiştirmek ve başkasının ilahlığı/etkisi altında olmak göreceli bir yaklaşımın kötü sonuçlarından biri olsa gerek. Kafirlik bu olsa gerek/ gizli hristiyanlık bu olsa gerek.
Kaygılarınıza katılmamak elde değil Allah razı olsun son dönem hastalığını güzel özetlemişsiniz.Erhan kardeşimin makalenize getirdiği yorumda çok anlamlı olmuş bu ayeti hiç böyle düşünmemiştim.
Allaha emanet olun.
“Hak bir söz ile batıl bir mana kast ediyorlar”Hz.ALİ
makalenizi okuyunca Hz.Ali’nin Haricilere karşı sarf ettiği bu söz aklıma geldi paylaşayım istedim.
