İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Şahin YETİK
Şahin YETİK
05 Kasım 2015

Sisteme Eklemlenme Sorunu – II

Gri tonlu, bulanık hayallerle görece kazanımlar elde edeceklerine inandırılmaları üzerine zafer hayalleri ile yanıp tutuşan ve bu yangının akıllarını sarması üzerine seferde oldukları unutturulan, bir zamanlar sistemi batıl ve tağut bilip, bu sisteme düşman olan sözüm ona muvahhid Müslümanların hikayesidir bu…

05 Kasım 2015 5 dk okuma 13,4B okunma
100%

Entegrasyon veya eklemlenme olarak ifade ederek; bir zamanların muvahhid Müslümanlarının sisteme eklemlenmelerini konu edindiğimiz birinci yazımızda[1], geneli itibari ile sisteme eklemlenmenin temel sebepleri üzerinde durmuş ve fakat son on yıllık AKP iktidarı ve Müslümanlar arasında vuku bulan sisteme entegre olmak konusunu ise daha sonra teferruatlı bir şekilde ele almak istediğimizi belirtmiştik. Müslümanların gündemlerini oldukça meşgul eden 1 Kasım seçimlerinin zihinlerde tazeliğini koruması üzerine sisteme eklemlenme konusunu tekrar ele almak iktiza etmiştir.

Gri tonlu, bulanık hayallerle görece kazanımlar elde edeceklerine inandırılmaları üzerine zafer hayalleri ile yanıp tutuşan ve bu yangının akıllarını sarması üzerine seferde oldukları unutturulan, bir zamanlar sistemi batıl ve tağut bilip, bu sisteme düşman olan sözüm ona muvahhid Müslümanların hikayesidir bu…

Değerli bir düşünür konuya dair bir tespitinde “Eziklik ve yılgınlık psikolojisi, kabullenilmiş çaresizliği beraberinde getirmiştir. Kirlenmiş akıl, temiz akla galip gelmiştir.”[2] diyordu.  Evet, gerçekten de Müslümanlar zalim diktatörlerden çok çekmiş ve ekonomik olarak da tüm halkımız gibi dar boğazlardan geçmiş; aldıkları borçları ödeyemeyecek duruma gelip şehirler değiştirmek durumunda kalmış, minnet altında ezilmek ve bir zamanlar içli dışlı olan Müslümanların bu alacak verecek meselelerinden dolayı sanki iki kanlıymış gibi araya aşılması güç setler çektikleri olmuştu. Evet olmuştu olmasına da, hiç birinin çektiği sıkıntı, Allah’ın bir elçisinin “artık Allah’ın yardımı ne zaman” [3]dediği, boyuta ulaşmamıştı. Elbette ki Allah’ın yardımı yakındır ve fakat bu yakınlığa sabredemeyenler maalesef kendilerince esas yakınlığı sistemde ve sisteme entekre olmakta bulmuşlardır.

Bütün bu yılgınlıkların ve görece rahatlık hayallerinin sonucu olarak sonbaharda ağaçlardan yaprakların patır patır dökülmesi gibi aramızdan ayrılan sözüm ona muvahhid Müslümanlar bizleri şu acı gerçekle baş başa bırakmıştır: “Evet’lerimizle değil, hayır’larımızla birlikteydik.”[4] Bu söz, Türkiye’nin en çok kitap okuyan adamı seçilen değerli bir düşünüre ait.[5] Son on yıllık süreç öncesinde ve bu süreç esnasında birlikte olduğumuz insanlarla bir birliktelik kurarken ve bu birlikteliği kurumsallaştırken,

1: Kur’an-ın rehberliğinde ve resulullahın güzel örnekliğinde başı sonu meşru çizgilerle belirlenmiş olan ilkeler üzerinde bir ittifak ve bu ittifak üzerinde yazılı bir akidleşme yapılamamıştır.

2. Ahdine sadık olmayacaklara yönelik uygulanacak toplumsal müeyyidelerden kesinlikle bahsedilmemiştir.

Bu iki maddenin kurumsal düzeye gelen hemen hemen bütün Müslümanlar arasında havada bırakılması, gündem edilmemesi ve gündem etmeye çalışanların susturulması maalesef aralarında hiçbir bağlayıcılık olmayan Müslümanların istişarelerinin sonuçlarını da yaptırımsız bırakmıştır. İlk başlarda azılı İslam düşmanı olan zalim yöneticilere karşın “La ilahe İlla Allah” tevhidi ilkesi gereği olsa gerek, tüm zalimlere ve tağutlara hayır deniliyordu. Böylece tabanda birleşip bir güç oluşturmaya çalışan Müslümanların neye hayır deyip reddettikleri aşikâr ortada ve güçlü bir uzlaşı ile kabul edilirken, maalesef nelere ve hangi ilkelere evet deyip bir ittifak içerisinde oldukları hep muallakta kalmıştı. Zalime “La” demek o dönemler için çok daha önemli bir gündem olması hasebiyle belki de üzerlerinde evet denecek temel ilkeler konusunda esnek davranılıyordu. Tâki bizdenmiş gibi görünen gri tonların iş başına gelmesi ve sisteme eklemlenenlere daha fazla görece rahatlık sağlamasını vaad etmesine kadar. Sistemde bizdenmiş gibi görünüp, sağ taraftan yanaşan tağutların sözde rahatlık ve gelişme vaatleri ile halkın desteğini almaları ve yüksek mevkilerde güçlerini pekiştirmeleri Müslümanları muvahhidlikten müteahhitliğe giden yolda daha bir teşvik edici oldu.

Sisteme eklemlenenlerin yapmış oldukları yanlışlarını vicdani olarak rahatlatmaları gerekiyordu zira yıllarca küfrettikleri ve reddettikleri bu sistemi hâlihazırda kucaklıyor olmaları kabul edelim ki sindirimi kolay olacak bir hadise değildir. İşte bu nokta da Müslümanların kanaat önderleri olarak gördükleri kişilerden bu sistemi desteklemeleri noktasında fetvalar almaya koşuşturdular. Ne kadar fetva olursa o kadar görece rahatlık ve dünyalık ile teşvik edileceklerdi.  Aksi takdirde eskisi gibi kendilerinden çok daha fazla zalim olanlar tekrar iş başına gelirlerse Müslümanlar daha çok zarar göreceklerdi. Mesela başörtüsü ile okullara gidilemeyecek, imam hatip mezunları istediği üniversiteye gidemeyecekti. Ekonomi allak bullak olup hayat pahalanacak, hastane önlerinde tekrar çileli bekleyişler artacak, ilaç bulunamayacaktı ve daha nice korku furyaları… Korku furyası demişken farkında mısınız halkımızın bu sistemi desteklemesinde toplumsal bilinç altında yatan en önemli etmen nedir?! Elbette ki korku! Yani daha kötüye gider endişesi ile kötülerden en iyisini desteklemek lazım anlayışı. Peki kötülerin en iyisi demek o kötüyü iyi mi yapıyor?! Hayır kötü, kötü olmaya gücü yettiğince devam ediyor ve insanların korkuları üzerinden prim yapıyor. Nasıl mı? Örneğin şuan başörtüsü serbest değil mi? Ancak baş örtüsü veya genel olarak kılık kıyafetler için baş örtüsü de dahil olmak üzere yapılmış bir kanun var mı? Yok! Bu ne demektir iktidarda beni seçtiğin sürece bundan istifade edersin yoksa mahrum kalırsın demektir. Bu şekilde daha nice korku furyalarını perde arkasında barındıran uygulamalar söz konusudur.

Bu noktadan itibaren artık bu konu içerisinde sahip olduğumuz sistemin İslami bir sistem olmadığını veya Allah’ın koymuş olduğu kanunları göz ardı edip yerine kendi ait olduğu sistemin kanunlarını koyan ve işleten tağuti bir rejim olduğunu daha fazla söz konusu etmeye gerek görmüyorum. Ancak hatırlatma kabilinden içerisinde bulunduğumuz sistemin nereye ait olduğunu vurgulamak adına uzun zaman önce bir gazetecinin yapmış olduğu bir konuşmasında geçen şu alıntıyı sizlerle paylaşmak istiyorum.  “Bir gülmece dergisinde Türk vatandaşı kimdir? " , “İsviçre medeni kanununa göre evlenen, İtalyan ceza yasasına göre cezalandırılan, Alman ceza mahkemesi usulleri yasasına göre yargılanan, Fransız idare hukukuna göre idare edilen ve İslam hukukuna göre gömülen kişidir."[6]

Son söz olarak sisteme eklemlenmiş olanlara yönelik bir inzarım olacak. İslam'ın sizin SİYASİ, İKTİSADİ ve İCTİMAİ hayatınıza müdahale etmesine izin vermiyor ve fakat sadece ve sadece cesetlerinizin İslam hukukuna göre def(n)edilmesine muvafakat gösteriyorsanız! Kusura bakmayınız o halde siz imanı ölüme tehir etmiş olanlardansınızdır ki bu iman; Allah'ın düşmanı olan firavunun kabul görmeyen imanından başka bir şey olmayacaktır.


[1] http://www.islamvehayat.com/yazar_1357_121_sisteme-eklemlenme-sorunu.html

[2] Din’in Kültürleşmesi Kültür’ün Din’leşmesi, Ahmet Turgut ULUCAK, Ortak Nokta Y. S. 15

[3] Bakara Suresi 2/214

[4] Rufi Tiryaki, Çorum’un mehcur bırakılmış Araştırmacı bir Okur - Yazarı

[5] http://www.habercin.com/guncel/kurani-merkeze-alarak-okumak-okuma-aliskanligini-gelistiriyor-h561.html, https://www.youtube.com/watch?v=sH3EIgydeKY

[6] https://www.youtube.com/watch?v=7ynyRPB9jHE

 

Paylaş X Facebook

Yorumlar 19

K kemal songür 01 Ocak 2012

''Eski muvahhidler'' göndermenizin adresi bilinmektedir, dolayısıyla durdukları yeri eleştirmek başka birşey(ki eleştirilmelidir), onların imanını Firavun imanına benzeterek hem bühtan hem zulmetmek başka bir şeydir. Bu dil asla hayır üretmeyecek bir dildir.

I ilyas metin 01 Ocak 2012

Selamun aleykum

Ekonomik korkuların rehavetiyle dünyalık kaygılarla bir seçimdi 1 kasım, çünkü hepsi dünyamızı inşa edeceklerine dair vaatler veriyorlardı
Ahiret bilinci ise gündemde yoktu diyebiliriz

Ş Şahin YETİK 01 Ocak 2012

Aleykum es selam ve rahmetullah İlyas abim malesef sisteme eklemlenenler ve hassaten sistemi destekleyenler zalimlerin korkutmasını Rabbimizin cehennem ile korkutmasına tercih ediyorlar ve yine tağutların görece sağladığı rahatlıkları Rabbimizin cennet nimetlerine tercih ediyorlar.

Ş şahin yetik 01 Ocak 2012

Kemal abi değerli ve güzel insan keşke yazıyı görerek okusaydın da fravunun imanı benzetmesinde İslama SİYASİ, İKTİSADİ ve İCTİMAİ alanlarında yer vermeyenleri hedef aldığımı görseydin. Böylece kardeşlik bilincini zedeleyeyebilecek buhtanlardan uzak bir yorum yapabilirdin. İslama hayatlarında değil de ölümlerinde yer verenlerin iman örneği kuranda da belirtildiği üzere fravuni bir imandır, sözümün arkasındayım.

K kemal songür 01 Ocak 2012

Şahin kardeşim, son paragrafın ''sisteme eklemlenmişlere yönelik bir inzarım olacak'' diye başlamaktadır. Bu tabir ve yüklemin adresi herhalde chp-mhp-ulusalcı-kemalist güruha ve bunları destekleyenlere değildir herhalde!!. Konu başlığı, içeriği ve son koyduğun nokta itibari ile adres bellidir ve bu adres yanılgıya düşse de kardeşlerimizdir. Kalpleri bilen Allah’tır.

Ş Şahin Yetik 01 Ocak 2012

Kemal abi sisteme eklemlemiş hangi kardeşin İslamı hayatın olmazsa olmaz yerlerine tahakkum etmesine itiraz eder de demokrasi buhtanında boğulmayı tercih ederse evveliyatında ağzıyla kuşta tutmuş olsa tuğyana girer. Tuğyana girenle de artık bir islam kardeşliğinden ne kadar bahsedilebilir!? Bir takım insani kazanımlar üzerinde anlaşılırsa bile İslamın Siyasi, iktisadi ve İctimai hayata müdahale etmesine engel olan bir sistemin savunuculuğunu yapmak yada desteklemek İslamın hangi temel ilkesi ile örtüşebilir. Burada bir hak ve batıl savaşından bahsediliyor kemal abi bunu göremeyecek biri olduğuna inanmak istemiyorum zira hak ile batılın savaşında tribün diye bir yer yoktur. Bugün Hakk’a sırt çevirenler batıla yüzünü dönmüş olanlardır. Ancak bugünki küre medyada gördüğüm kadarı ile insaf ve kardeşlik kisvesi altında bağımsız zannettiğin tribünde kalıp sözüm ona sahanın kendince fotoğrafını çektiğini düşünüyorsun. Radikal olmak kuranın bak dediği yerden hayata bakmaksa canın sağolsun varsın radikal olalım ancak kardeşlikten dem vurarken istişare etmeden bir kardeşini yok sayarak kardeşlik bağlarını zedeleyecek bir yazı da ismimizi halk nezdinden karalanmaya ve taşlanmaya sevk edecek bir sıfat ile kullananman malesef çelişkili bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymaktadır.

K kemal songür 01 Ocak 2012

Şahin kardeşim,
1- ''radikal'' tabirini kullanmamın nedeni asla hakarete mebni değildir, sistem içi mücadeleyi reddeden ve köklü dönüşümü öngören ''radikal müslüman'' tamlamasından mülhem kullanılmıştır.
2- Senden bir alıntı yaparken virgülüne dokunmadan yaptım ve eleştirdim, tıpkı burada yaptığım gibi. Burada yaptığımı da yazımda yaptığımı da okuyan okumaktadır, ne bühtan vardır ne karalama ne de gözden düşürme amacı vardır.
3- Son yazdığın yorumdan hareketle aslında beni doğrulamaktasın, yani ''Firavun imanı'' benzetmesini ''oy veren herkes sistemi kabullenmiş ve sistemin savunuculuğunu yapıyor demektir'' kabulünden hareketle her oy verenin sistemin bütün kurum ve kurallarını onaylıyor ön kabulünden hareketle aynı çuvala koyup mühürlemektesin. Oysa ben yazımda bunun doğru olmadığını ve böylesi genellemelerin hem bühtan hem zulüm olacağını dile getirmeye çalıştım. Senin gözünde sistemi bütünüyle sahiplenerek ve saküler hayatı kuşanarak oy veren bir kemalist/ulusalcı/faşist ile kendince ürettiği birçok gerekçe/maslahat/beklenti kaynaklı ve dahi müslümanların/ümmetin yarınlarını dikkate alarak vefakat rejimin gayrıislamiliğini bilerek/reddederek Tayyip Erdoğan’a bu süreçte destek olunması gerekir kanaatinden hareketle oy kullananlar BİR MİDİR? Birdir ve hiç farkı yoktur diyorsan bu konuda konuşulacak söz bitmiş demektir.
4- ''demokrasi buhtanında boğulmayı tercih ederse evveliyatında ağzıyla kuşta tutmuş olsa tuğyana girer. Tuğyana girenle de artık bir islam kardeşliğinden ne kadar bahsedilebilir!?'' bu cümlelerin de ''firavun imanı'' benzetmesini nereye gönderdiğini ispatlamaktadır. '' Bugün Hakk’a sırt çevirenler batıla yüzünü dönmüş olanlardır'' diyerek toptancı yaklaşımlarını devam ettirmektesin. Bir insanı öldüren ya da öldürme fiilini gerçekleştiren herkese katil denilebilir mi? Gerekçesi, nedeni, kastı, konumu hiç sorgulanmaz mı? Bu öldürme fiilinin arkasında kısas mı var? Haneyi/namusu savunma mı var? Kazaen neden olunma mı var? Taammüden ve haksız yere bir cinayet mi var? varoğlu var..
Senin literatüründe tevil, kasıt, neden, gerekçe, hata, yanılgı, günah/kerih, yok mudur? Sistemin islami olmadığı kabulü olan birinin kendince ürettiği ve tevili mümkün olan yaklaşımlar nedeniyle oy vermesi o kişiyi kafir/müşrik yapmaz ise o muhataplar bizim kardeşlerimizdir. Yok eğer senin nezdinde müşrik/kafir oldular ise tabi ki senin kardeşlerin değildir. Ama lafı hiç dolaştırmadan bunu açıkça söylemelisin...
5- ''insaf ve kardeşlik kisvesi altında bağımsız zannettiğin tribünde kalıp sözüm ona sahanın kendince fotoğrafını çektiğini düşünüyorsun'' şeklinde kurduğun hakaret cümlelerine gelince, iade ediyorum demekten öteye gitmek istemiyorum.
Ayrıca; ben bağımsız değilim, vahye/rasule bağlıyım, ümmet yanlısıyım, şerefsiz zalimlerin at oynattığı bir ortamda -yanılgılarını olumlamamak kaydıyla ve lanet olası mavi boncuk dağıtma zilletine düşmemek şartıyla- İslami boyanın yeryüzüne hakim olması noktasında cehd eden her müslümanı kardeş bilirim. Oy/destek verme konusuna yaklaşımım ortadadır, bundan beri olduğumu ve olunması gerektiğini hep dillendiregeldim. selamet ile.

A ali derda 01 Ocak 2012

Yüreğine sağlık kardeşim. Ne kadar yazarsan yaz değişen hiç bir şey olmayacaktır çünkü, bilmediklerinden değil, çıkar hesaplarından ötürü eklemleniyor, gereğinde! bekçileri bile olabiliyorlar... Insanın içini acıtanlar ise hiç beklenmeyen kardeşlerin ak!lanmalarıdır.

F Fatma Ceren 01 Ocak 2012

Bence sisteme eklemlenenler için ayrı bir vakıf oluşturulmalı..

Ne de olsa, “Sisteme Eklemlenmek: Apayrı Bir Din!”

Selamlar.

V Vedat Demiralay 01 Ocak 2012

Şahin kardeşim meseleyi gayet net bir şekilde izah etmişsin Allah razı olsun.
"Kim hak ve hakikatin ne olduğunu pekala görüp bilmesine rağmen peygambere karşı gelir ve mü’min’lerin yolundan başka bir yol tutarsa onu kendi yolunda kendi haline bırakırız;ama sonunda cehenneme atarız. Ne kötü biryerdir cehennem" 4,115

I ilyas metin 01 Ocak 2012

Selamun aleykum

Kemal ve Şahin kardeşler
Allah rızası için birbirimizi incitmemek adına tartışmanın dozunu kaçırmadan burada bir nokta koymanızı rica ediyorum.

Her iki tarafta görüşünü duruşunu ortaya koymuştur bundan fazlasının cedele dönüşeceğinden endişe etmekteyim daha fazlası hayır getirmez
Selametle...

Ş Şahin YETİK 01 Ocak 2012

Karmaşık ve çalkantılı bir dönemde yaşıyoruz. Neyin ne olduğunu veya nelerin ne olmadığı açıklık kazanmış değil. Hatta meseleler o kadar grift bir hal almış ki birbirine zıt unsurlar dahi, birbiriyle ilintili ve birbiriyle benzer olarak algılanabiliyor. Bunun en açık örneği, İslam ile demokrasiyi veya Müslümanlık ile laikliği ideolojik kardeş görme eğilimleridir. /Kimlik Tercihi Mehmed Alagaş/

Ş Şahin Yetik 01 Ocak 2012

Vedat bey,Ali bey ve Fatma Hanım, güzel dilek ve yorumlarınız için teşekkür ediyorum. Değerli İlyas abim cedele dönüşebileceği düşüncesiyle öğüdünü tutmak suretiyle Kemal abiye cevap vermemeyi yeğliyorum.

Ancak Kemal abinin yazısının başkaca sitelerde de görükmesi(http://zeynepder.org/yazar_693_75_--hayati-magaralarindan-okuyanlar-ve-degerlerini-satiyorlar---retorigi-uzerinden---SECIMLER--.html)

okuyucularımıza hitaben şu iki açıklamayı yapmak zorunda bırakmıştır.

1. İslam ve hayat sitemizde yazmış olduğum “Sisteme eklemlenme Sorunu II” başlıklı yazımızda Kemal abi yazımızın genel hatlarını es geçerek yazımızın sadece son bölümünde geçen ve neyi niçin ve kime söylediğimiz cümlelerimizin içerisinde şartı ve cevabı ile birlikte verilen;

"Son söz olarak sisteme eklemlenmiş olanlara yönelik bir inzarım olacak. İslam’ın sizin SİYASİ, İKTİSADİ ve İCTİMAİ hayatınıza müdahale etmesine izin vermiyor ve fakat sadece ve sadece cesetlerinizin İslam hukukuna göre def(n)edilmesine muvafakat gösteriyorsanız! Kusura bakmayınız o halde siz imanı ölüme tehir etmiş olanlardansınızdır ki bu iman; Allah’ın düşmanı olan firavunun kabul görmeyen imanından başka bir şey olmayacaktır."

cümlelerimizden şart bölümü olan

“İslam’ın sizin SİYASİ, İKTİSADİ ve İCTİMAİ hayatınıza müdahale etmesine izin vermiyor ve fakat sadece ve sadece cesetlerinizin İslam hukukuna göre def(n)edilmesine muvafakat gösteriyorsanız!”

bölümünü görmezden gelmeyi üstün gayret ve çaba ile başarabilmiş ve sadece şartın cevabı mahiyetinde olan

“Kusura bakmayınız o halde siz imanı ölüme tehir etmiş olanlardansınızdır ki bu iman; Allah’ın düşmanı olan firavunun kabul görmeyen imanından başka bir şey olmayacaktır.”

bölümü üzerinde yoğunlaşmış ve bu bölümü kendince buhtan, zulüm ve zararlı bir dil olarak görüp bizi okurların gözünde karalamaya ve aşağılanmaya sevk edecek bir uslub ile hedef göstermiştir.

2. Bu hedef göstermeyi yaparken bu yazımızı nerede ve nasıl yazdığımızı veya söyledğimizi muammada bırakmış, www.islamvehayat.com da yazmış olduğumuz makalemiz için kaynak göstermemiştir.(http://www.islamvehayat.com/yazar_1552_121_sisteme-eklemlenme-sorunu-ii.html)

Bu sebeple yazımızın başından haberi olmayan okurlar nazar-ı itibari ile de hakkımıza girmiştir.

Adaleti gıst boyutu ile hayatına taşıyabilen Kurana adanmış bütün güzel insanların bilgilerine arz ederim.

K kemal songür 01 Ocak 2012

Konuyla ilgili son sözümdür:
Şahin Yetik kardeşim, tekrar ediyorum yazının başlığı, konunun içeriği ve son paragraftaki giriş cümlesi (sisteme eklemlenenler/yani Tayyip Erdoğan’a destek verenler) ve sonunda Firavun imanı benzetmesi adresin nere olduğunu göstermektedir. Dahası kaleme aldığı yazısının altına eklenen yorumların da adresi bellidir ve sen yorumculara katılarak/güzelleyerek teşekkür etmektesin.
Ayrıca, ben yazdığım makalede belirttiğim gibi tevili mümkün olan ve kendilerince ümmetin/müslümanların yararına olur kanaatiyle maslahat üreterek (ki buna katılmadığımı ve yanlış bulduğumu dile getirdim) bu süreçte Tayyib Erdoğan’a destek verilmesi gerektiğini söyleyenleri ve destek verenleri müslüman olarak gördüğümü ve kardeşlerim olarak bildiğimi dile getirdim. Çünkü yaşadıkları hayatları, cehdleri ve islami yönetim özlemleri ve dahi seküleriteyi reddettikleri kabulünden hareketle bu görüşteyim.
Şimdi, Şahin kardeşe soruyorum? Bu kaygı ve gerekçelerle oy verenleri müslüman ve kardeş olarak görmekte midir? yoksa kardeş olarak göremeyiz kabulünden hareketle müslüman olarak görmemekte midir? Çünkü ''ancak mü’minler kardeştir'' ayetinden hareketle kardeş olarak görülmeyenler mü’min de görülmezler.
Lafı hiç dolandırmadan cevap vermeni bekliyorum.

Ç Çetin Yıldırım 01 Ocak 2012

Kurani kavramlar özellikle islamcılıktan ‘muhafazakarlığa’ devşirilen bazı arkadaşları rahatsız ediyor. ‘Kafir’,'müşrik','fasık' vb gibi kavramları Kuran ifade ederken hakaret maksadı ile olduğunu düşünmüyorum. Sadece fiilden, ismi fail olarak 'tanımlama’dır. Bu kadar gocunmanın anlamı yok. Yazar ovaya taş attı, birileri bana attı diye dövünüyor. Başınıza geldi ise sadece düşünün. Öyle hissediyorsunuz kendinizi???

Ş şahin yetik 01 Ocak 2012

Değerli Çetin yıldırım evet malesef yarası olan gocunmak durumunda kalmış ve bu gocunma yorum yapan güzel insanlara yaptığım teşekkürü bile çok görmek suretiyle ayyuka çıkmıştır. Size de yapmış olduğunuz yorumunuz için teşekkür ediyorum. Bu teşekkürden de bir sürü anlam ve manalar çıkabileceğinin bilincinde olarak söylüyorum bunları(!)

Yazımızdan rahatsız olanlar bizi iyi niyetlerle toptancı anlayışlardan beri olmamız noktasında belki de uyarmak amacı ile sözüm ona eleştireceğim derken malesef yazımızdaki cümlelerimizden bağımsız olarak itham etmiş ve söylemediklerimizi söyletmeye çalışarak erkan yolaç vari evet hayırcılık oynamamızı istemektedirler. Hiçbir zaman toptancı yada tekfirci bir yapıya sahip olmadığımızı ve bu ithamları reddettiğimizi belirtirken diğer yandan akide olarak Kuranın bütünü itibari ile ilkelerinden ve prensiplerinden bir kısmını dahi rteddeden ve hayatta işlevsiz olduklarını deklare etmek sureti ile yerine daha başkaca tağutların tuğyanlarından oluşan ilke ve prensipleri kabul edenlerle elbetteki de kardeş olamayız. Kardeş olamadığımız veya olamayacağımız bazı insanların kuranın başkaca bölümlerine inanmaları ve bu bölümlerin gereğini yerine getirmelerine mani değildir elbette ancak butürden insanların durumlarını en iyi Allah bilir . Allah’a teslim olmuş olabilirler ancak İmani noktada sıkıntıları olabilir Hucurat suresinde olduğu gibi

Hucurat 14. Göçebe Araplar: “İnandık” dediler. De ki: "İnanmadınız, fakat ‘İslâm olduk’ deyin. Henüz iman kalblerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Elçisine itâ’at ederseniz (Allâh), yaptığınız güzel işlerden hiçbirinin sevâbını size eksik vermez. Allâh çok bağışlayan, çok esirgeyendir."

veya iman ettikleri halde kendilerine çeki düzen vermesi gerektiği için tekrar iman etmeye çağrılanlar gibi olabilir Ey inananlar, Allah’a, Elçisine, Elçisine indirdiği kitaba ve daha önce indirmiş bulunduğu kitaba inanın. Kim Allâh’ı, meleklerini, kitaplarını, elçilerini ve âhiret gününü inkâr ederse o, uzak bir sapıklığa düşmüştür. Nisa suresinde olduğu gibi

Nisa 136. Ey İNANANLAR, Allah’a, Elçisine, Elçisine indirdiği kitaba ve daha önce indirmiş bulunduğu kitaba İNANIN. Kim Allâh’ı, meleklerini, kitaplarını, elçilerini ve âhiret gününü inkâr ederse o, uzak bir sapıklığa düşmüştür.

vel hasılı onların durumunu en iyi Allah bilir bizim ise söyleyebileceğimiz tek şey ayan beyan Allah’ın ayetleri ortada durup dururken Allah’ın düşmanı olan bu sisteme entekre olmak sureti ile destek verenlerle kardeş olamayacağımızdır.

M Muradi 01 Ocak 2012

Despotik tağutlar reddedilirken demokratik tağutlara destek çıkmak için gerekçeler ileri sürmek Müslümanların düşünsel çöküşleriyle alakalı bir durumdur. Bize düşen bu durumu anlayışla karşılamak yerine gerekli uyarıları yapmak olmalıdır.

Ş şahin yetik 01 Ocak 2012

Muradi kardeşimize güzel tavsiyesi için teşekkür ediyorum. Zira inzar hayatımızda gittikçe işlevselliğini ilgisizlikten ötürü yitirmek üzere olan bir kavram olmakta ve dahi gittikçe altı boşaltılmaya çalışılmaktadır. İnzarın en önemli yeri istişaredir ve istişare ise artık fertlerin kibirleri ile olan mücadelesinde mehcur bırakılmıştır. Rabbimiz istişareye sahip çıkan, iyiliği emredip kötülükten nehyetme farzını yerine getiren kullarından olmayı bizlere nasib etsin. Amin.

V Vedat Demiralay 01 Ocak 2012

Bu sistem kur’an’ın beyanı ile tağuti bir sistemdir ve bu sistemi yönetenler tağuttur ,yönetenlerin namazlı abdestli olması durumu değistirmemektedir.
Yüce Allah tağutu reddi iman şartı olarak beyan etmiştir,tağut red olunmadan iman gerçekleşmiş olamaz,aksi delili olan varsa buyursun delilini getirsin. Dolayısı ile tağutlara herne adına destek verilirse verilsin verenler ,islam akidesi ile ilgli bütün bağları koparmışlardır,bunlara karşı sevgi beslenemez,kardeşlik bağı asla kurulamaz.
Bunlara hoşgörü ile yaklaşmak davaya onarılmaz büyük zarar verir,nitekim bu gerçeklik bütün islam aleminde demokratik secimlerle sirk sistemlerini işletmeye talip olarak seçimlere katılımı ve demokrasi putunu meşrulaştırmayı getirdi.
“Deki o müşriklere :”Ey cahiller güruhu !sizbenim Allah’tan başka varlıklara ibadet etmemimi istiyorsunuz?! “Sana da senden önceki bütün peygamberlere de şöyle vahyedildi:”Allah’a ortak koşacak olursan ,iyilik namına yapmış olduğun bütün ameller boşa gider ve böylece hüsrana uğrarsın." 39 ;64 65

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Şahin YETİK — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.