İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU
28 Ağustos 2010

Terazinin Ayarlarıyla Oynamak

Konjonktürel yorum ve yaklaşımların akide çerçevesinde meşru zemine oturtulması yerine, subjektif yorumlara alan açmak adına akidenin kapsama alanının daraltılmaya kalkışılması, terazinin ayarlarıyla oynamaktan farksızdır.

28 Ağustos 2010 3 dk okuma 11,5B okunma
100%

Bir kimse teraziyi yanlış tartmak suretiyle hile yaptığında haram bir fiil işlemiş olur. Haramda ısrar ise âlemlerin Rabbi’ne isyan anlamına gelir.

 

Hileli tartı yapmaktan daha kötüsü ise, terazinin ayarlarıyla oynamaktır. Bir kimse terazinin ayarlarıyla oynadığında hem tartıda hile fiilini kalıcılaştırmış olur, hem de ayarlarıyla oynanmış bu teraziyle işlem yapacak olan herkesin bilerek veya bilmeyerek bu haram fiili işlemesine yol açmış olur.

 

Bugünlerde anayasa değişikliklerine aktif destek kararı açıklayan kimi İslami çevrelerin, bu tercih ve tutumlarını savunmak adına bu konunun akideyle ilgisi olmadığını öne sürmeleri ve meseleyi “Herkesin yorumu kendine!” düzleminde ele almaları, terazinin ayarlarıyla oynamanın tehlikeli bir biçimi olarak karşımıza çıkmış bulunuyor.

 

Öncelikle şunu sormalıyız: Anayasa tartışmaları gibi doğrudan egemenlik ilişkilerinin söz konusu olduğu bir konunun akideden bağımsız olduğunu öne sürmek ne kadar doğru bir yaklaşımdır? Şayet bu konu akidenin kapsama alanına girmiyorsa, hangi konu bu kapsama girer?

 

Akide, Rabbimizin bildirdiği ölçüler çerçevesinde Mü’minlerin Rableriyle ve birbirleriyle sözleşmesini ifade eder. Mü’minler bu sözleşmeye bağlı kalarak Rableri karşısındaki esas duruşlarını muhafaza ederler, birbirleriyle de bu sözleşme çerçevesinde velayet ilişkisi kurarlar.

 

Bir kimse veya çevre, ortaya koyduğu bir fiil ya da tercihin akideye uygunluğu konusunda elbette kendi düşüncesini dillendirme hakkına sahiptir. Lakin üstelik de egemenlik ilişkilerinin söz konusu olduğu bir konunun akideyle ilgisi olmadığını öne sürmek, akideyi işlevsizleştirmekten başka bir anlam taşımaz.

 

Konjonktürel yorum ve yaklaşımların akide çerçevesinde meşru zemine oturtulması yerine, subjektif yorumlara alan açmak adına akidenin kapsama alanının daraltılmaya kalkışılması, terazinin ayarlarıyla oynamaktan farksızdır.

 

Bu tür yaklaşımlar, Müslümanlar arasındaki ortak bağları zayıflatmakta, birbirimizi denetleme ve ikaz etme imkânlarını ortadan kaldırmaktadır. Bugün Müslümanları herhangi bir konuda Kur’ani ölçülerle ikaz etmeye kalkıştığınızda çoğu kez “Bu senin yorumun!” cevabıyla terslenmekte, apaçık Kur’ani ölçüleri bile dile getirmekten çekinir hale getirilmektesiniz.

 

Subjektif yorumlara alan açılması ve meşruiyet kazandırılması adına, akidenin kapsama alanını daraltan yaklaşımlar öne sürülmesiyle birlikte, Kur’ani ölçülerin bağlayıcılığı zayıflatılmakta ve ortak bağlayıcı referanslardan mahrum kalan Müslümanların birbirleri arasındaki velayet ilişkileri ciddi zararlar görmektedir.

 

Bugün bazı konularda aramızda farklı düşünenler olabilir, bazı konularda ihtilaflar yaşayabiliriz. Farklı düşünen kardeşlerimizle oturup hasbihal eder, bizi mutlak şekilde bağlayan İslami referanslar çerçevesinde ihtilaflarımızı ortadan kaldırmaya çalışırız. Elimizde ne varsa teraziye koyar, neyin doğru neyin yanlış olduğunu belirleme imkânına kavuşuruz. Fakat terazinin ayarlarıyla oynandığı, yorumun alanı alabildiğince genişletilip, akidenin bağlayıcılığı zayıflatıldığı takdirde ortak noktada buluşma imkânımız kalmaz.

 

Doğrudan egemenlik ilişkilerinin söz konusu olduğu anayasa tartışmalarının akideden bağımsız ele alınması gerektiğini savunarak, akidenin alanını alabildiğince daraltan ve buna karşılık yorumu yücelten Müslümanların, bu tarihi yanlışı bir an önce terk etmeleri gerekir.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 8

I ilyas metin 01 Ocak 2012

evet aynen kardeşim muslumanlar bu yanlışlarını hemen terketmeleri sözleştikleri akideleri geregidir.
kimi islami çevreler cümlesi yerine kimi musluman çevreler cümlesi daha uygun düşer.yoksa muslumanların yaptıkları hatanın faturası islama kesilmiş olur.çünkü islam ilahidir ve hatasızdır.bilmem yanılıyormuyum kardeşim.
yazın için teşekkurler,akidesi düzgün olanın bakışıda düzgün oluyor
selam ve dua ile

Ö Ömer Bitlis 01 Ocak 2012

Siyasi olanla,akidevi olan ayrımını doğru bulmuyorum, laik bir yaklaşım gibi geliyor bana...

Refarandumda atılacak oyunda siyasi aynı zamanda akidevi olduğunu düşünüyorum...

Allah’ın muradını umarak verilen EVET ya da HAYIR oyunun da, Tağutun rızasını umarak atılan EVET ya da HAYIR oyunun da siyasi aynı zamanda akidevi olduğunu ancak EVET oyunun İslami görüşe daha yakın olduğunu düşünüyorum...

O orhan albayrak 01 Ocak 2012

müslümanların tutumlarına bakınca insan dagılıyor bu ne tutarsızlık anlamadım gitti.Ömer bey yaşam din demek.Hafife almayalım yaşamı.Aslında siyah ta belli beyaz da arada tonlamalar yapanlarda var ama bu dini sulandırmaktan başka bir amaçla yapılmaz,onun için fazla uzatmaya gerek yok verenler gitsin versin.

M muradi 01 Ocak 2012

Tağutların egemenliği için yapılmış 12 Eylül anayasası tağuti bir anayasa olduğu gibi demokratlar tarafından bazı yönleri değiştirilince de tağuti olma vasfını kaybetmiyor.Çünkü; anayasanın yapımı ve değişiminde ulusal egemenlik kavramı esas alınıyor ki bu Allahın egemenliğinin reddi anlamına gelir.Dolayısıyla Allahın egemenlik hakkının kemalist ve demokrat tağutlar tarafından reddedildiği bir yerde müslümanlar için de hayırlı olan tağutların egemenliğini reddetmektir.Çünkü biz Allahtan başka ilahlar tanımayacağımıza söz verdik.

N necati türkoğlu 01 Ocak 2012

evet şükrü bey kardeşim ,öncelikle sizi tebrik ediyor ,ve kucaklıyorum. bu hassasiyetinizden dolayı. eğer sistemin kendisini tamamıyla reddetmez , sistemin kuralları ile tevhidi mucadele yapmaya kalkarsa müslümanlar’ın düşeceği durum budur.önde gelen bir zat tv programında izledim zorlamayla kendilerini haklı göstermeye çalıştığı ayan beyan açık moto mot olmasa bile söylediğinden anladığım.biz diyor dernek çalışmalarında, özgürlük adına birtakım şeyler istyorduk. bir takım şeyler hakkında protostolarımız oldu taleplerimiz vardı. hepsi olmasada birtakım isteklerimiz bu referandumla yerine geliyor. dolayısıyla evet oyu vermeten başka konumlarının olmadığını söylemeye çalışarak evet vereceğiz diyor . evet vermeninde sizinde bildiğiniz gibi akideye zarar vermeyeceğini, dillendirmeye çalışıyorlar. bende diyorumki tağuti düzenlerin tamamını reddediyormusunuz ? tek din olarak islam nizamına evetmi? işte müslümanın seçimi burada. kelimeyi tevhid bunu öngörüyor .selamlar

F f çınar 01 Ocak 2012

terazi belli ayarlar belliyken terazinin bir gözünde kuran bir gözünde laik sistem varken varın oyunuzu hangisine kullanırsanız kullanınkendinizi belirleyin hangi safta olduğunuzu.

N nuri 01 Ocak 2012

insan yönetimini kabul ettiği ve ona hem evet hemde hayır diye katkı yapmanın bu sisteme katılımla, o sistemi ayakta tutmanın aynı olduğuna akıl erdiremezse kendine akıl ayarı yaptırmalıdır...ALLAH razı olsun...

R rabia 01 Ocak 2012

bakılacak olursa bunlarda ne terazi kaldı nede kefe o yüzdende ölçüsüzce konuşmaya başladılar. eksik ölçüp tartanların vay haline diyor allah teala.ölçüsüz olan bu sistemede ancak ölçüsüzler ve ölçüyü şaşıranlar destek verirler.kur an ile ölçüp kur an ile tartanlara selam olsun unutmayalım ki nice az topluluk çok topluluğa galip gelmiştir bizler yeterki sabır ile sebat gösterelim

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Şükrü HÜSEYİNOĞLU — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.