Urvetül Vuska
Bizler hangi kulba tutunmuşuz? Bakalım ellerimize ve ellerimizle yaptıklarımıza. Neleri yakalamış ellerimiz? Neleri kurtarıcı kabul etmiş? Neleri kendine dayanak yapmış? Kısacası bizler neye tutunmuşuz sıkı sıkıya?
Hayatımız boyunca dönem dönem önem verdiğimiz ve elimizden kaçırmamak için sıkı sıkıya tutunduğumuz o kadar çok şey olmuştur ki sayısını ve önem derecesini bazen biz bile kestiremeyiz. Kimi zaman düştüğümüz yerden bizi kaldırsın diye yapıştık onlara. Kimi zamanda düşmemek adına kenetledik ellerimizle avucumuzdan kayıp gitmesin diye. Nelere yapışmadı ki ellerimiz. Bizi yücelttiğini düşündük bazen. Bazen de yüceldiğimiz yerde sabit kıldığını düşündük onların. Aslında neye tutunmamız gerektiğini yine Kur’an öğretiyor bize.
“Kim bütün benliğiyle Allah’a teslim olursa ve aynı zamanda doğru ve yararlı işlerde bulunursa o (Urvetül Vuska) sağlam bir kulba tutunmuştur. Muhakkak ki, her şeyin sonu Allah’adır” (Lokman 22)
“Gerçek şu ki,doğruluk sapıklıktan apaçık ayrılmıştır.Artık kim tağutu tanımayıp onu inkar ederse ve Allah’a inanırsa,o, (Urvetül Vuska) sapasağlam bir kulba yapışmıştır. Onun kopması imkansızdır.Allah işitendir, bilendir” (Bakara 256)
Evet, ayeti kerime açık bir şekilde tutunmamız gerekeni bize haber vermektedir.Sağlam kulp,yani Urvetül Vuska...
Şimdi her birimiz, ellerimizle tuttuklarımıza bakarak düşünelim. Tıpkı ayetlerin sonunda Rabbimizin bizden istediği şekilde. Hala düşünmez misiniz? Hala akletmez misiniz? Hala tefekkür etmez misiniz?.. sorusunun muhatabı bireyler olarak düşünelim.
Bizler hangi kulba tutunmuşuz? Bakalım ellerimize ve ellerimizle yaptıklarımıza. Neleri yakalamış ellerimiz? Neleri kurtarıcı kabul etmiş? Neleri kendine dayanak yapmış? Kısacası bizler neye tutunmuşuz sıkı sıkıya?
Yoksa bizim kulblarımız bir türlü söz geçiremediğimiz nefsimiz mi?
Yüksek ve rahat koltuklarımız mı kulblarımız?
Şeyhlerimiz, üstadlarımız, sırtımızı dayadığımız büyüklerimiz, atalar dini mi bizim kulblarımız?
Bulunduğumuz cemaatler ve onlara yön verirken diğerlerine çizik atan zihniyetler mi?
Anamız, babamız, eşimiz, çocuklarımız ve çok sevdiğimizi iddia ettiklerimiz mi?
Amil olamadığımız ilmimiz ve övündüğümüz bilgimiz mi?
Yazdığımız kitaplar,makaleler, yaptığımız edebiyatlar ve attığımız nutuklar mı bizim kulblarımız?
Dünyalıklar ve şeytanın bizim için özenle süslediği şeyler mi?
Bağlarımız,bahçelerimiz,evlerimiz,yazlıklarımız ve son model arabalarımız mı bizim kulblarımız?
Yığdıkça yığanlar ayetini görmezden gelircesine yığdığımız paralarımız mı?
Yalancı cennetlerimiz mi sımsıkı tuttuğumuz kulplarımız?
Böbürlendiğimiz,çerçeveletip duvarlara astığımız diplomalarımız mı?
Kahrolasıca ünvanlarımız mı yoksa bizim avuçladığımız kulplarımız?
Gelip geçici güzelliğimiz,çok güvendiğimiz kıvrak zekamız mı?
Birinin abisi, kardeşi, dayısı, amcası, annesi, babası veya meşrebi olmamız mı kulblarımız?
Sırtımızı dayadığımız dayanaklarımız mı yoksa?
Ellerimize dikkatlice bakalım, neyi sımsıkı kavradığımıza? Neyi tutmuşuz sağlam olduğunu düşünerek. Her kulbun sağlam olmadığı gerçeğini gözden kaçırarak?
Ellerle tutmak deyince aklıma ilk gelen Ahmet er-Rufai’nin bir sözüdür:
“Yeni doğmuş bir bebeğe bakmaz mısın ki ellerini sımsıkı yumar. Sanki tuttum dünyayı elimden kaçmasını istemiyorum der gibi. Ölmüş birine de bakmaz mısın ki, ellerini sonuna kadar açar. Sanki heyhat bakın ellerim bomboş gidiyorum. Dünyadan hiç bir şey götüremeden hem de der gibi…”
Tıpkı o yeni doğmuş bebek gibi dünyayı ve dünyalıkları mı yakaladık sımsıkı? Bu kadar mı dünyevileştik? Allah’ın emrimize amade kıldığı dünyayı ve dünyalıkları bizi kurtarıcı olarak görüp sarıldık onlara. Bu kadar mı acizleştik? Bu kadar mı unuttuk gerçekten tutunmamız gereken yegane şeyi?
Bizim Urvetül Vuska’mız, yüzümüzü Rabbimize tam bir teslimiyetle yöneltmemizdir.Bizim Urvetül Vuska’mız hak ile batılın apaçık ayrılıp aşikar olduğu gerçeğine dayanarak hakkı kabul ve iman etmemizdir.Bizim Urvetül Vuska’mız tağutu reddedip hayatımızın her noktasından tamamen silip atmamızdır. Allah’a sarsılmaz bir imanla iman etmemizdir.Ve bu imanı tekrar iman etmekle sağlamlaştırmamızdır.Bizim Urvetül Vuska’mız, Kopmayan, kırılmayan, parçalanmayan kulpa, sarılanı gizli, açık her yerde kurtaran, yolun zikzaklarında düşürüp bırakmayan, gecenin karanlıklarında yolunu yitirip kaybolmasını önleyen, fırtınalar ve kasırgalarda sarsılmadan,yıkılmadan yürümesini sağlayan yegane yöneliştir. Bizim evirip çevirip şekillendirdiğimiz değil,Allah’ın bize öğrettiği ve tarif ettiği tutunduğumuz tek kulbtur Urvetül Vuska…Rabbim her birimizi Urvetül Vuska’sını kendi oluşturan değil de,Rabbin öğrettiği ve ısrarla istediği Urvetül Vuska’ya tutunanlardan ve bu tutunuşta daimi olanlardan eylesin…
İlim ile yoğrulup, amel ile doğrulmak duasıyla…
Yorumlar 6
insan bir şeyler izah ederken kendisi de aynı hataya düşer çoğu zaman, bu durumda sizin tutunduğunuz kulp hangisi, bunun muhasebesini iyi yaptınız mı, söylemek istediğim , söylediklerimizi önce kendimize yöneltmenin gerekliliğidir, yoksa sözlerimizin anlamı kalmaz , vesselam
Fuad Gül kardeş Allah sizi islah etsin! Sadece dua. Belli ki kalemin mürekkebini yüreğinden almıyor!
Selamların en güzeliyle.ben üniversite öğrencisi bi gencim mükerrem bulut hocamın yazdığı her yazıyı yüreğim sızlayarak okuyorum.Trabzonda olmasam bizzat gidip kendiisiyle tanışacağım ama uzaktayım.kilometrelerce uzakta böylesi güzel ortamlardan uzak,fuhşun,paranın,uyuşturucunun kölesi olmuş gençlerin arasında hala inançlarımızı korumaya çalışan bizler bu tür yazılarla diriliyoruz.Benim anlamadığım hocamın her ayzısının altına yorum yazan bu şahsiyetler bu yazılar sayesinde pek çok insanın ruhunun dirildiğinin farkında değillermi.kişisel husumetlerinizi allah aşkınıza ümmetin önüne taşımayın.eğer hocamı tanıyorsanız yazdıklarıyla yaptıklarını ayrı görecek kadar yüzüne söyleyin veya gerçek adınızı yazın yok eğer tanımıyorsanzıda zanni yazılar yazarak bi mücahide yi bu şekilde karalamayın.bu insanlığada müslümanlığada yakışmaz.kendin,ize gelin.dün bir solcu arkadaşla sevgi yazısını okurken alttaki yoruma takıldı kaldı arkadaş.nasıl izah edeyim bunu.belki bu yazı onun ufkını açacaktı.belki düşünce dünyasını değiştirecekti benim değiştirdiği gibi.ne olur vazgeçin karalamaktan.kolaysa siz yazın bize bunları ve uyanan ve katledilen gençliğe siz çığır açın allah aşkına.husumetleri olanlar buraya taşımasın.ben arkadaşımdan utandım.yüzüm kızardı o alttaki mesajları okurken
ya ne oluyor bize.neyi çekemiyoruz?
bir kadının kaleminden bunların çıkmasınımı hazmedemiyorsunuz.?ne olur büyük şehirde birbirine grift olmuş ilişkileri bişze yansıtmayın ne olur bizi şahit tutmayın.site yönetimnden bir öğrenci ve dinin bu tür yazılarla öğrenmeye çalışan bir bacınız olarak rica ed,iyorum bu tür husumete dayalı yorumları belliki kişisel buraya aktarmayın ne olur.bunları yazarken bile yüreğim titriyor ve gözümden yaşlar geliyor.allah hocamdan razı olsun gömleği arkadan yırtılanlar adlı bir hikayesi benim dinle tanışmama vesile oldu ve kendisini allah için seviyorum.yazın haocam yazın siz sizi çekemeyen zavallılar sizde çatlayın hırsınızdan...allah yaranınız ve yardımcımız olsun..selametle vesselam...asuman karaer
S.A Gerçekten güzel bir yazı, anlamlı ve yerinde, yalnız yorum yazan arkadaşlar yazının içeriğini tam olarak algılayamamış herhalde, çünkü en sağlam kulpa yapışmaları gerekirken, içinde hiçbir çirkin ifade bulunmadığı halde ilk yorumu yazan arkadaşa saldırmışlar. En sağlam kulpa yapışın, herkes sizinle aynı şekilde düşünmek zorunda değil, ayrıca sorulan soru çok makul, önce kendi nefsinizin muhasebesini yaptınız mı diyor, ne var bunda bozulacak anlayamadım şahsen
<< Kim Allah’a ve Rasûl’e itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine lütûflarda bulunduğu (nebiyyîne ve-ssiddîkîne ve-şşuhedâ-i ve-ssâlihîn) Peygamberler, Sıddiykler, Şehidler ve Sâlih kişilerle berâberdir. Bunlar ne güzel dosttur! >> Nisâ Sûresi : 69
Bakınız arkadaşlar, çevremizde yaşayan milyonlarca insan, pop-starlara, futbolculara, artistlere, çıplaklara, sefih ve fâsık şöhret ehlinin peşine takılmışlar, cehenneme sürükleniyorlar. Dahası koca devletimiz put-pereset bir rejim hâline getirilmiş olup, bütün devlet ricâli heykeller ve büstler önünde dikilip selam veriyorlar. İnsanlar paranın, bozuk ideolojilerin, şeytani fikirlerin şiddetli akıntısına kapılmış gidiyorlar. Böyle bir toplum içinde yaşarken, sizler, mâdem ki Kur’ân-ı Kerim’den birkaç âyet okuyarak, bu zavallı insanlara ALLAH’ın yoluna sarılmaları tavsiyesinde bulunmak istiyor iseniz, lütfen onları, az önce zikrettiğimiz büstlerden, şöhret ehlinden ve modanın bataklığından kurtulmaları gerektiğini anlatınız. Fakat sizler, İslâm’ın keskin âyetlerini maalesef İslâmiyet’in önde gelen büyük cemaatlerine ve büyük Allah Dostları’na karşı kullanıyorsunuz.
Bir âyet okuyup “evliyâ”ya gönderme yapıyorsunuz. Başka bir âyet okuyup “islâmî cemaatlere” gönderme yapıyorsunuz. Zaten ingilizin hazırladığı “vehhabilik” tam olarak budur. Yani, milyarlarca kâfir ve müşrik yeryüzünde bütün köşeleri tutmuşken, sizin gibi birilerine malzeme olduğunun farkında bile olmadan yazıp-çizen kişiler, maalesef ellerine aldıkları üç beş âyeti de yine Ehl-i dini kesmek için kullanıyorsunuz.
<< Ey imân edenler! Allah’a itaat edin.
Peygamber’e ve sizden (kudret ve liyâkate sâhip, kendilerine makam emânet edilmiş) olan Ulülemre de itaat edin.>> en-NİSA Sûresi : 59
Öncelikle değerli ablamıza güncel vakıalara ilişkin yaptığı okumalardan ve çıkarımlardan ötürü şükranlarımı iletiyorum.
Lakin, ‘dost’ ismi ile bir takım toplu ithamlar edilegeldiği için dönüt yazma ihtiyacı hisettim.
Yorumda çevreyi okumamız gerektiği söylenmiş. Evet bir bakalım çevremize; tanıyalım ve reddedelim, bizi Allahın nurundan alıp karanlığa götüren tağutları..
Abilerine-Ablalarına, Üstadlarına-Hocaefendilerine sorgusuz itaat edip onlara köle olmayı İslama Hizmet sananları tanıyalım..
Onlar için kılınan 'namaz’lar ve edilen 'zikir’lerle (güya) şefaatlerine nail olunacak olan ‘Şeyh, Evliyaullah, Veli, Büyük Allah Dostu’ isimli putları tanıyalım..
İnsanları; furkan olan Kuran’a ve en güzel yaşayış modeli sahih sünnete çağırmak yerine, (kendileri de bunlardan yoksun olduklarından) hakkında Allah tarafından hiçbir bilgi indirilmemiş hurafelerin peşine takan, gaybın şifrelerini bir takım hesaplarla çözdüğünü sanan ulema kılıklı 'büyücü’leri de tanıyalım..
Sonra, putperest meclislerinde yeryüzünde fesadı yaygınlaştırmak için uydurdukları din(yasa ve hüküm)leri insanlara dayatıp, bunları kendine yaşam biçimi(din) olarak kabul etmeyip Allahın dinini seçen müminleri dünyada (güya) kendi cehennemlerine atmakla korkutmaya çalışan yeryüzün tağutlarını da tanıyalım..
'Rabbe kul olanlar ve bilginlerin onlara günah söz söylemeyi ve haram yemeyi yasak etmeleri gerekmez miydi? Yapmakta oldukları ne kötüdür.' Maide 63
'De ki: Siz Allah’ı bırakıp da size zarar da fayda da vermesi mümkün olmayan birine mi kulluk ediyorsunuz? Oysa Allah, hem işitendir hem bilendir.' Maide 76
‘Yoksa onlar, O’ndan başka veliler mi edindiler? Oysa Veli, Allah’tır. Ölüleri dirilten O’dur. Her şeye gücü yeten O’dur.’ Şûrâ 9
