“Vahdet” Bir Ütopya mı?
Bir evde yaşayanlar tevhidi soluyorlarsa ve tevhidin şemsiyesi altında hayatı okuyorlarsa o evde vahdet gerçekleşmiş demektir, bir mahallede yaşayan müslümanlar kendi aralarında tevhid şemsiyesi altında hayatı okuyor ve kuşanmaya çalışıyorlarsa orada vahdet var demektir, burada sayı üç olur otuzüç olur üçyüzotuz olur, aynı şekilde bunu kasabaya, ilçeye, şehre, ülkeye yansıtabiliriz.
Yorumlar 4
Allah razı olsun Kemal abi, vahdeti ütopya olarak ifade edenlere kitabi bir hitap olmuş makalen.
Bazı kardeşlerimiz kendilerine kurdukları fil dişi kulelerinden çıkmadan, bu konuda her hangi bir gayret göstermeden,belki de sorumluluktan uzak durmak istemelerinden dolayı maalesef vahdete “Ütopya” olarak yaklaşmaktalar,böyle ifade etmekteler.
Ben bu olay için Bakara 213 ve Ali İmran 19. ayetlerde işaret edilen noktalarında geçerli olduğunu düşünüyorum. Şunu yaşanmış bir tecrübe ile sabit gördük ki,kitabı yeni okumaya başlayan ve bu konuda azimle çabalayan kardeşlerimizin,bilgi birikimi arttıkça,düşünceleri ve davranışlarıda değişmeye başladı.Çünkü ilim sahibi olmaya başladılar.İhtilaflar o kadar basit ve hayatta karşılığı olmayan şeyler ki,elle tutulur bir yan bulamıyorsunuz.Belkide bu ihtilaflar ayrılma,kopma,bireyselleşme,“Ben bilirim” deme için birer bahaneydi.
İlim geldikten sonra kıskançlık nasıl bir duyguydu?Oysa Allah’tan(c.c.)hakkıya ancak alimler korkmazmıydı?(35/28)Bireysel takılmak ve birlikteliği ütopya olarak görmek hangi kitabın ilkesiydi? Genel olarak öne çıkan sebebler, kimseye güvenilemeyeceği,kiminle yola çıkılacağı,nefsi yaklaşımlar,bireysel düşünceler,ilkesel olmayan yaklaşımlardır.
Vahdete giden yolda mutlaka vede hemen çaba sarf edilmesi gerekiyor.Bunun bir çok kitabi mecburiyeti olduğu gibi,bu günkü dünya konjektöründe de aciliyeti var.Çünkü artık gün Müslümanlara doğuyor.Allah(c.c.),önümüzü açtı,bize kolaylık sağladı,ve kafirlere bizim elimizle azap etmek istiyor,ama “Bizim” elimizle.Yani “Ben” den “Bize” dönenlerle.Birlik olmuş Müslümanların eliyle,"elestü birabbiküm” den “Gal-u Bela” ya yol tutanlarla kafirlere azap etmek istiyor.
Kalemine sağlık Kemal abi.
Her şey bir ütopya ile başlar. Ütopyası olmayanın gelecek tasavvuru da, planlaması da olmaz. Ütopyacılık hayalcilik değildir.
15. yüzyılda Batıda üç adet ütopya kitabı yazıldı. Bunlar, mevcut zalim devletlerin uygulamasına, monarşilerin ve krallıkların hayatı yaşanmaz kılan uygulamalarına karşı birer isyandı. Ve daha adil, daha insanca yaşanır bir dünya talebiydi. Bunun için ne yapılması gerektiği yazıldı o kitaplarda...
Ve bu üç kitapta önerilenler üç devlet biçimi olarak gerçekleşti batı dünyasında. İlk ütopyayı yazansa bir Hıristiyan papazıydı. İlk isyan dolayısıyla dindar birinden gelmişti.
Müslümanların vahdet algısı, öncelikle ayetlerin yan yana dizilmesinden kurtulmayı ve gerçeklere dair analizlerin ve tekliflerin konuşulmasına yönelmeli. Ütopya böyle başlar. Ütopya, gelecek tasavvurunu, ayakları yere basan reel teklifleri önerir.
Türkiye şartlarında vahdetten bahsetmek öncelikle bir toplum ve sistem tahlili yapmakla başlamalı. Sonra mevcudu gerekçeleriyle aşıp yeni bir toplum tahayyülü aşamasına geçmeli.
Müslümanların vahdetinden bahsedeceksek, “sizler cehennem çukurunun kenarındaydınız... Allah sizlerin kalplerini telif etti de kardeşler yaptı...” hakikatini iyi tefekkür etmeliyiz.
Cehennem çukurunun kenarında olmak ne demekti? Oradan kurtuluş nasıl olmalıydı? Bunun ütopyası olmalıydı önce ki arkası gelsindi!
Kuran okumayı ibadet görerek o eşikte kalanlarımız, okuduklarından hareketle yapılması gereken asli ibadet aşamasına geçmeye karar verilerse, ayetleri değil, olması gerekeni konuşmaya başlayacaktır.
Bu vesileyle bir ufuk açmak, konuyu olması gereken zemine kaydırmak istedim. Vesile olduğun için sağolasın Kemal Abi.
Öncelikle Yakup kardeşimin katkı mahiyetindeki yaklaşımlarına katılıyor ve teşekkür ediyorum.
Hüseyin Abi, 'ütopya’nın lügavi karşılığı bu ve benim yapabileceğim bir şey yok:):) literatürdeki karşılığı/kullanılışı da ''özendirici ütopya'' ''korkutucu ütopya'' gibi bir yığın başlıklarla ifade edilmektedir. Benim bunu konu edinme nedenim, Allah’ın emri olan ''vahdet'' kelimesiyle ''ütopya'' kelimesinin yanyana kullanılamayacağına yönelik bir uyarıdan ibarettir.
Diğer söylediklerine/uyarılarına aynen katılıyorum. Vahdetin/birlikteliğin kriterlerini indi çıkarımlarla daraltanların sanısı doğal olarak kendi iç dünyalarında vahdeti ütopya haline getirmelerine/düşürmelerine neden olmaktadır.
Kemal Abi, senin nezdinde Müslümanları uyarayım: Lügatlere çok güvenmeyin. Onların her dediklerini doğru sanmayın ve muhakkak başka kaynaklarla kıyaslayın.
Hele Kuran çalışması yaparken daha dikkatli olun. Çünkü ayetlerin manası yanlış anlaşılabilir. Bu manada kelime manası ile mefhum manasını birbirine karıştırmayın. İkisi aynı şey olmayabiliyor çoğu zaman.
Kurani kavramları test etmek kolaydır. Siret bilenler ve ilk dönem tefsirlerine vakıf olanlar bilir bu konuyu. Kuranın kullandığı bir kavramın o günkü içeriği ile bu günkü içeriği farklılaştığı zaman fark edilir hemen bu yolla. Yahut ayeti okurken dikkatli olunursa, lügatlerin dışında başka manada kullanıldığı fehmedilebilir.
Örn: Cahiliye, tağut, uluhiyet, rububiyet, itaat, yeniden diriliş gibi çok temel kavramlarda olduğu gibi anlam farklılığını görebilirsiniz. Şimdi siz kalkıp da lügatlere tümüyle güvenebilir misiniz?
Lügatler, yazıldığı dönemlerdeki anlamları verir. Bu da doğaldır. Ama büyük de bir eksikliktir. Keşke, lügatçiler kendilerinden öncekilerin verdiği anlamı da verebilseydiler ama olmamış çoğu kez. Çünkü ya kendinden önce böyle bir eser yok, yahut ulaşamamış ya da kendini yeterli görmüş.
Bu bakımdan, lügatlerde yazılan ütopya kavramına verilen anlam yanlışmış. Bunu senden duyunca öğrendim çünkü bakmamıştım...
Şimdi mealciliğin ne menem bir dert olduğunu, nasıl bir kuran okuduğunu anlayabildik umarım. en çok da bun açıklamak için yazdım bu yorumu. Ya, kafamda bir soru vardı, yıllardır sorup duruyordum kurana, nihayet anladım diyen bir aklın nasıl çalıştığını da anlayabiliyoruz. Yatık kalkıp saç baş yolmayalım ama bu benzer halimiz hiç de iyi değil maalesef.
Sen sen ol lügatsiz kalma ama lügatlere de güvenme Kemal abi.
