İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Hüseyin KULAOĞLU
Hüseyin KULAOĞLU
18 Şubat 2008

Yarım Çözüm Çözümsüzlük Demektir!

Burada dikkat edilmesi veya diğer bir ifade ile altının çizilmesi gereken bir durum var: Yarım çözüm, çözümsüzlüktür gerçeğini unutmamalıyız… Üniversite hariç başka yerlerde yasağın kanunen yasallaşması gündeme gelmektedir… Şayet sorun çözülmek isteniyorsa başörtüsüne şartsız, ayrımsız bir özgürlük getirilmelidir. Bir tarafta serbest bırakıp başka yerlerde yasağı kanunlaştırmak yanlıştır… Çözüm isteniyorsa tam çözüm olmalıdır. Bu saatten sonra geri dönüşü de yoktur…

18 Şubat 2008 3 dk okuma 3,1B okunma
100%
Başörtüsü ve türban üzerine konuşulan konular çoğu kesimi bıktırdı. Bu konu ilk başlarda başörtüsü mü türban mı? sorusu üzerinde tartışıldı, ilerleyen zamanlarda ikisi arasındaki sekiz fark diye bir yazıda yazıldı! Babaannelerimizin baş bağlaması denildi. Adettir üzerinde duruldu. İslâm’da başörtüsü yoktur diye fetva(!) vermeye kadar vardırdılar işi sonra.
 
Bütün bunlar şunun için yapıldı: Toplumun sahiplendiği bir değer olan başörtüsünü bir sorun haline getirmeye çalışmak ve İçinden çıkılmaz bir sorun gibi gösterip bazı güçlerden ses çıkmasını sağlamak, bunu da büyüterek kargaşa/kaos çıkartmak.
                                               
Laiklik, bu zamana kadar tanımı yapılamamış/yapılamaz bir kelime/kavram olarak önümüzde duruyor. Türkiye’de birçok söz konusu olduğunda bu laikliğe aykırıdır veya bu laikliğe uygundur şeklinde yargı ortaya konuluyor, bazı zamanlarda aykırıdır dedikleri husus ileride uygun olabilirken, uygun dedikleri husus ileride aykırı olabiliyor…
 
İnsanları kışkırtmaya/fesad çıkartmaya çalışıyorlar. Ellerinde bulunan medya gücüyle darbe çığırtkanlığı yapmaya kadar işi vardırdılar. Yalan haberleri manşetlere taşıyarak yanlış bilgilendirme yapıyorlar ve istedikleri olmayınca da yazıyorlar: 411 el kaosa kalktı…
 
Sürekli provokasyon düzenliyorlar… (Boğaz köprüsü ayağında, Akmerkezde namaz, ayağa kezzap dökme gibi…)
 
Buna rağmen sürekli olarak ağızlarında dolaştırdıkları kavramlar, “özgürlük”, “demokrasi”, “insan hakları”dır. Özgürlük/demokrasi/insan hakları kavramlarından acaba ne anlıyorlar? Ne kadar anlıyorlar? Kendi ideolojileri için bu kavramları lastik gibi sürekli her tarafa çekiyorlar…
 
Laik bir ülke olarak Fransa’yı örnek gösteriyorlar ama Fransa bile bizdeki laiklik konusuna şaşırıyor.
 
Bir rektörün, üniversiteye başörtüsü/türban girerse kopya çekenlerin sayısı artar gibi komik bir açıklama yapması…
 
Başka bir rektörün ise, başörtülü/türbanlı öğrencinin hakkını vermem demesidir… (Aldığı notu vermem, notunu düşürtürüm demesi…) Şaşıracak bir olay olarak karşımızda duruyor…
 
Laiklik kavramı her inanca, görüşe saygılı olmaktı hani? O zaman neden başörtülü/türbanlı bir kızın üniversiteye girmesine karşı olabiliyorlar… Özgürlük her kişiye değil de sadece kendilerine mi? Özgürlük anlayışları, üniversiteye gitmek isteyen birisini engellemek midir? İnsan hakları, kişiyi dininin bir emrine tabi olmasından dolayı ikinci sınıf insan muamelesine tutmak mı?
 
Başörtülü kızların üniversiteye alınmaması açıkça bir zulümdür. Bu zulmü kaldırmak herkesin üzerine düşen bir vazifedir. Şimdi bu sorunun üninersitelerde ortadan kaldırılması gündemde. Fakat burada dikkat edilmesi veya diğer bir ifade ile altının çizilmesi gereken bir durum var: Yarım çözüm, çözümsüzlüktür gerçeğini unutmamalıyız.
 
Yarım çözümden kastım, üniversitede başörtüsü yasağını kaldırıp diğer yerlerde (lise, ilköğretim, kamu kuruluşları) kaldırmamak, az önce anlattığım zulümden daha beter bir zulümdür… Üniversite hariç başka yerlerde yasağın kanunen yasallaşması gündeme gelmektedir.

 Evet, yarım çözüm çözümsüzlüktür. Şayet sorun çözülmek isteniyorsa başörtüsüne şartsız, ayrımsız bir özgürlük getirilmelidir. Bir tarafta serbest bırakıp başka yerlerde yasağı kanunlaştırmak yanlıştır. Bu yanlışın hiç kanunlaşmaması gerekir. Çözüm isteniyorsa tam çözüm olmalıdır. Bu saatten sonra geri dönüşü de yoktur…

e-posta: hkulaoglu(x)hotmail.com

Paylaş X Facebook

Yorumlar 4

G gokyuzu 01 Ocak 2012

Cozum elbette hemen ve sinirsiz olmalidir ama su an bu mumkun degildir. Sayet boyle birsey olsa bile ki darbe ihtimaline hic girmeyecegim, gerek anayasa mahkemesi gerekse diger kesimler hemen yaygarayi koparacaktir ve belkin de akp nin siyasetten tasfiye edilmesi gundeme gelecektir.Ama suyu bulandirmadan onumuzdeki 5 yil icerisinde olacak rektor, anayasa mahkemesi, tsk ust duzey degisikligi,yargitay, danistay uyelikleri degisikleri yapildiktan sonra gundeme gelirse hem ulkemiz dis guclerin oyunana gelmeden toplumun istedigini yapabilme hem de ekonomik anlamda bir krize yol vermeden olusturalacaktir.

Ö öz-gül 01 Ocak 2012

yarım çözüm çözümsüzlüktür bununla beraber bu konuyu önüne gelenin ele alması da çözümsüzlüktür.analiz ve açılım noktalarında yazarın gerek yaşının küçüklüğü gerek tecrübesizliği gerek derinlemesine bakış açısına sahip olmadığı için bu konuyu ele alışı yüzeysel ve yetersizdir.sıradan sohbet ayaküstü muhabbet kıvamında köşe yazılarımızla sitelerimizi yoruyoruz.bu yakın arkadaşım ve kardeşim olan yazarımız için de geçerlidir.topluma yol gösteriyorsak ve birşeyler anlatmaya çalışıyorsak biraz daha üzerinde çalışmamız gerekiyor sosyolojik vakaların.selam

H hak 01 Ocak 2012

öz-gül kardeşin dediğine katılmıyorum çünkü zaman armutları olgunlaştırır insanları değil hakkı konuşmak için yaşlı olmaya gerek olmadığı düşüncesindeyim

K Kur'an ehli 01 Ocak 2012

Hüseyin kardeşim teşekkürler.
bu yazi cok anlamli.
Cünkü Allahin istediği tesettur ilkokul 4te en geç başlamalıdır.
tabiki zorla değil gönülle
peki gönullu kızlarımıza neden engel olunuyor. günahar 20 yaşında mı başlıyor. ergenliğe girdikten sonra allah muhafaza ölse bir genç kız kim kurataracak o kizi.
tesettür iffettir ve farzdır. ayetler açıktır. kimsenin dünyevi menfaatler için ayetleri saptırmaya hakkı yoktur.
Ala suresi nden alıntı:
9. O halde eğer öğüt fayda verirse öğüt ver.


10. (Allah’tan) korkan öğütten yararlanacak.


11. Kötü kimse ise öğütten kaçınacaktır.


12. O ki,en büyük ateşe girecektir.


13. Sonra o, ateşte ne ölür ne de yaşar.


14. Doğrusu feraha ermiştir temizlenen,


15. Rabbinin adını anıp O’na kulluk eden.


16. Fakat siz (ey insanlar! ) dünya hayatını tercih ediyorsunuz.


17. Oysa ahiret daha hayırlı daha devamlıdır.


18. Şüphesiz bu (anlatılanlar), önceki kitaplarda, vardır.


19. İbrahim ve Musa’nın kitaplarında.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Hüseyin KULAOĞLU — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.