İçeriğe atla
19 Ağustos 2026 Künye RSS
İslam ve Hayat Bir Mekteptir — Âl-i İmrân 19
Son Dakika Din nedir? Kur’an’a göre Din ne demektir? (VİDEO) 08:06
Ömer TÜMER
Ömer TÜMER
30 Mart 2011

Yönetim Modeli Olarak İslam ve Demokrasi

İslam cumhuriyeti ile laik cumhuriyet arasındaki fark; birisinde egemenlikte / hükümranlıkta en üst merciin Yüce Allah, diğerinde ise egemenliğin / hükümranlığın en üst merciinin insan olmasıdır. Her iki cumhuriyet şekil olarak birbirlerine benzeseler de esasta/akidede birbirinden farklıdır, taban tabana zıttırlar.

30 Mart 2011 4 dk okuma 5,9B okunma
100%

“İslam herhangi bir sistem/yönetim şekli önermemiş olup, demokratik laik sistemle idare edilen ülkemizde, camiler sonuna kadar açık, ezanlar okunuyor, insanlar namazlarını kılıyorlar, ramazan ayı geliyor  oruçlarını tutuyorlar, zekatlarını veriyorlar, hac mevsimi geliyor hacca gidiyorlar, sadaka ve hayırlarını veriyorlar, herkes göğsünü gere gere elhamdülillah müslümanız diyebiliyorlar, engelleyen var mı? Esas olan emaneti ehline vermek, adil olmak, meşverette bulunmak değil mi? Emaneti/yönetimi oylarınızla istediğinize verebiliyorsunuz, adil olmak için adil yasalar var, meşverette bulunabilmek için Meclis/parlamento var” gibi sözlerle laikliğe meşruiyet getirilmek istenmektedir. Müslümanlar laik sisteme razı edilmeye çalışılmakta ve İslami idare sisteminin olmadığı görüşü oluşturularak İslam’ın toplumsal ve yönetimsel yanı gizlenmekte, İslam’ın ferdi ibadet bağlamında bir din olduğu vurgulanmak istenmektedir.

İslam dini Hıristiyanlık ve Yahudilik dinleri gibi, ahlaklı insanlar yetiştirmekle yetinmeyip, iman eden ahlak sahibi, ilahi kurallara göre şekillenen disipline olmuş bir toplum inşaa etmeyi hedeflemektedir. İslam’ın kurallarına göre oluşturulmuş toplumu yine İslam şeraitinin kurallarına göre idare edecek idari sistemi öngörmektedir. İslam herhangi bir yönetim biçimi önermemiştir tezi doğru sayılsa bile iman esasları, ahlak esasları, muamelat esasları ve ukubat/cezai esasları gibi birtakım esaslar getirmiştir. Bu esasları herhalde İslam laf olsun diye getirmemiştir.

Bu esasları elbette fertlerin ve toplumların hayatlarını İslami bir şekilde tanzim etmek için getirmiştir. İslam’ın getirdiği temel esaslar ferdi hayata, toplumsal hayata ve Devlet hayatına tatbik edilsin diye getirilmiştir. Sistemin adına ne denilirse densin, İslam, getirdiği ilahi kuralların ferdi ve sosyal hayata tatbik edilmesini istemektedir. Ferdi ve sosyal hayata tatbik edilmesi istenen ilahi kuralların bütününün adına Kur’ an-ı Kerim şeriat adını vermektedir.

“…Buna göre onların arasında Allah’ın indirdiği ayetlere göre hüküm ver… Her ümmet için ayrı bir şeriat, ayrı bir ana yol belirledik. Allah (c.c.) dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat belirlediği yolda sizleri denemeyi diledi…” (5 Maide Suresi, 48. ayet)

İslam’ın herhangi bir yönetim modeli önermediğini söyleyen laikler, kendi ideolojilerinin herhangi bir yönetim modeli önerdiğini acaba söyleyebilirler mi? Eğer önermiş olsaydı laik ülkelerin hepsi aynı yönetim modeli ile yönetilmesi gerekirdi. Halbuki uygulamada bir kısmının Cumhuriyetle bir kısmının Krallıkla yönetildiği görülmektedir. Demokrasi yönetim modeli önermiştir demekten ziyade demokratik kurallar Cumhuriyet ve Krallık gibi rejimlerde hayat bulmuştur demek sanıyorum daha yerinde olur. Demokratik rejimlerde beşeri/laik hükümlerle hükmetmek zorunluluğu olup, sistemin başında Başkan-Cumhurbaşkanı-Kral mevcuttur. İdari yapı yasama(seçilmiş meclis), yürütme (Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar ve bürokrasi) ve yargı (alt ve üst mahkemeler) şeklinde oluşmaktadır. Başkan–Cumhurbaşkanı–Kral dahil yürütme, yasama ve yargı laik hukuk kurallarıyla hükmetmek zorundadır. Laik hukukun üstünlüğü esastır.

Devlet organları laik hukuk kurallarına aykırı icraatta bulunamazlar ve karar veremezler. Laik devlet organlarının icraatlarının laik hukuk kurallarına uygun olup olmadığını denetleyen yargı erkinin içerisinde gösterilen üst konsey yani Anayasa mahkemesi bulunmaktadır. İslami rejimlerdeki Alimler Konseyi ile laik rejimlerdeki Anayasa Mahkemesi ve üyelerinin konumu ve işlevi arasında aslında hiçbir fark yoktur. Birisi devletin İslam hukukuna göre işleyip işlemediğini, bir diğeri de devletin laik hukuk kurallarına göre işleyip işlemediğini denetliyor.

Her iki konseyin üyeleri mensup oldukları rejimin hukuk bilgeleri uzman kişileridir. İslami rejimin devlet yapıları ile laik rejimlerin devlet yapıları şekil olarak birbirinin aynısı olduğu halde, seçme ve seçilme haklarının her iki rejimde de olduğu halde hatta İran İslam Cumhuriyeti’nde kadınların mecliste ve bürokrasi de görev almaları demokratik laik cumhuriyetlerdeki seçilmeye oranla daha fazla olduğu bilinmektedir.

İslam cumhuriyeti ile laik cumhuriyet arasındaki fark; birisinde egemenlikte / hükümranlıkta en üst merciin Yüce Allah, diğerinde ise egemenliğin / hükümranlığın en üst merciinin insan olmasıdır. Her iki cumhuriyet şekil olarak birbirlerine benzeseler de esasta/akidede birbirinden farklıdır, taban tabana zıttırlar. Birinde Allah’ın ilahlığı geçerli, birinde insanın ilahlığı geçerlidir. Keşke insanoğlu aklını iyi kullanabilse de insan fıtratına/yaratılışına en uygun insana değer veren ilahi/İslami yönetime teslim olsa.

Bizdeki laik rejim taraftarlarına sormak lazım siz herhangi bir dine mensup musunuz? Cevabınız evetse o din İslam değildir. Çünkü bu İslam’ın değerlerine düşmanlığınızdan belli olmaktadır.

“Hak geldi batıl zail oldu” ilahi düsturu gereğince dua ediyoruz, çağımız batıllarını zail edip hakkı hakim kılmayı Rabbimiz bizlere nasip etsin.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 5

S Selahattin Baybars 01 Ocak 2012

KURAN A GÖRE DÖRT TERİM:

DİN, İLAH, İBADET, RAB

İslam ile demokrasiyi karşılaştırarak basit bir şekilde anlatalım.

BİSMİKE ALLAHÜMME…

*İslam da YASALARI Ehli Hal ve’l-Akd : İslam meclisinde Allahın hükümleri fakihler tarafından konulur, Demokraside hevalarına göre yasa konur (BM veya beyaz saray, tbbmm gibi örnekler çoğaltılabilir)
*İslam da HÜKÜM Allah’ındır, Demokraside hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir.
*İslam da MAL MÜLK ÖZGÜRLÜĞÜ yoktur, fuhuş yaparak zina yaparak, içki satarak, sömürerek haram bir şekilde mal mülk edinilmez, Demokraside mal mülk edinme serbestliği var.
*İslam da FİKİR ÖZGÜRLÜĞÜ yoktur, muhkem naslara aykırı kanun düzenlemez veya mesela ahlaksızlıkla ilgili kanun da çıkarılamaz . Demokrasi de zinaya serbestlikle ilgili, homoseksüellikle ilgili vs sapık kanunlar bile çıkartılabilir.
*İslamda EŞİTLİK yoktur, demokraside ise zina yapan ve yapmayan, alim ile cahil, kafir ile mümin eşittir.
*İslamda anlaşmazlıklarda son sözü Allah ve Resulü söylüyor. Demokraside pavlus veya papa veya 12 yahudi aile söylüyor desek yanlış söylemiş olmayız

DİN : Bir hayat tarzıdır, yukarıdaki gibi demokrasideki hayat tarzını sistemini benimsersen hayatın (demokrasi) dinindir. ŞİRK

İLAH: İlah her alanda otorite sahibi, İslami otoriteyi seçmezsek, demokrasiyi ilah edinmiş oluruz. ŞİRK

İBADET: İbadet ve kulluk EMİRLERİ dinlemektir, yerine getirmektir. İslamın emirlerini değil de, beşerin emirlerini dinlersek, beşeri sistemlere ibadet ve kulluk yapmış oluruz. ŞİRK

RAB: Sahip,Terbiye edip eğiten, yarattıklarını belirli bir programa uygun olarak bir takım hedeflere götüren, tekâmülü programlayıp yöneten demektir, İslamı değilde demokrasiyi seçersek bizi demokrasi eğitmiş olur, sahibimiz demokrasi olur, Rabbimiz de demokrasi olur. ŞİRK

Bu gün ŞİRK İÇİN TÖVBE ETTİN Mİ?

Şimdi iman “La” ile başlıyorsa -demokrasiden tarafı red etmeden iman başlamıyorsa- tagutu reddetmeden iman başlamıyorsa demekki İslama sıkı sıkı sarılacağız ve bizi Kuran ahkamından başka hiçbir şey mutluluğa eriştirmez diyeceğiz ki -şirk koşmamış olacağız- Allahın rızasına dinine yönelmiş olacağız.

P polat 01 Ocak 2012

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
İslam Dini insanı imana çağırırken dünyasını ve ahretin bilgilerini vererek imana çağırır.İradesi ile davette icabet eder, kulluk görevini de yerine getireceğine söz vererek ahitleşir. Zorlama yoktur ama bir kere söz verdiğinde de geriye dönmek, ahde vefasızlık yapmak asla yoktur.

Yani dik duruşu sergileyen fotoğrafını, her yerde aynı şekilde muhafaza etmek tır. Verdiğin sözde Yeryüzünün ,gökyüzünün ilahlığını kabul ettiğin gibi, dünyayı fesada veren onun otoritesini yok sayan kafirlerle de hesabının olduğunu asla unutmayacaksın.

Yeryüzünün fesadcıları uydurdukları izimlerden ve demokrasi yalanlarından uzak durup,hakkın ve adaletin kaynağı olan değişmesi asla düşünülmeyecek İslam’ı hayata hakim kılmak birinci vazifemizdir.
Onlar yeryüzünün otoritesini Allaha rağmen kendilerinde görüp uydurdukları demokrasi denen Allahla savaşan bir sistemi insanlara zoraki benimseterek alternatifsiz bir seçim sistemiyle mevcut olanı seçmeğe mecbursun diyerek zulüm çarkını dönderiyorlar

bu çarkta tada Müslümanlar öncü oluyorlar tek kelime ile yazık diyorum. İlkesizlik batığına batmışız gidiyoruz. Demokrasi ile İslam çatışmaz,Demokrasi ile İslam bir arada olurmuş,nasılda rüzgarlara kapıldınız sözüm ona İslamın aydınları diye kendinizi lanse ediyorsunuz.

Siz olsanız olsanız. Sapıtanlardan istikametini batıldan yana, çevirmiş onlar gibi düşünmeyi kompleks edinenlerden olursunuz şu durumunuzla Demokrasi denen beşerin uydurduğu vahyle çatışan bir sistemden beri olduğunuzu ilan ederseniz kendinizi aklarsınız aksi takdirde bu toplumu yanlış istikamete sürüklenmesi vebalini asla taşıyamazsınız.

Allah sentezlemeğe ihtiyacı olan bir dinmi gönderdi bize gafil insanlar.Ya Allaha tam iman edersiniz yada Demokrasi denen küfür sistemini İslama yamamağa kalkmazsınız.Bu rüzgarda gelip geçer ama siz insanların kafalarını bulamış olarak öbür tarafa giderseniz haliniz nice olur.Asla Demokrasi oyunlarına gelmeyeceğiz Çünkü biz Müslümanlardanız.

N necati türkoğlu 01 Ocak 2012

tebrikler ömer bey, sitemize hoşgeldiniz. güzel yazı ve yorumunuzdan dolayı sizi tekrar kutluyorum. tanışmak dileğiyle.!

Ö Özcan 01 Ocak 2012

Hangi hukuk sorusuna elbette her müslüman vahy diye cevaplayacaktır.Bu imani bir çerçevedir.
Ancak bu hukuk çerçevesinde nasıl yönetileceğiz?
Yöneticilerimizi nasıl tespit edeceğiz?
Tayininde kim söz sahibi olacak?
Yönetici adaletten saparsa nasıl değiştirilecek?
Kısacası sistemin siyasi mekanizmasının işleyişiyle ilgili altı dolması gereken çok şey var kanaatindeyim. Tarih bu hususta müslüman katline şahitlik etmektedir.
Bence müslümanlar islamla demokrasi mukayesesi yapmadan önce kendi siyasi sistemlerini nasıl işletecekleri üzerinde kafa yormalılar.İslam hukukuyla demokratik işleyişi kıyaslamayı isabetli bulmuyorum.Elmayla armut meselesi gibi geliyor bana.Hukuk sistemiyle siyasi işleyişi kıyaslarsak karıştırmış oluruz.Kuranda siyasi yönetimin işleyiş biçimiyle ilgili sadece “adalet” “istişare” “ehliyet ve liyakat” ten bahsedilir. Ancak adil bir yapının tesisi için kimler nasıl istişare edecek? Hangi ehliyet ve nasıl bir liyakat aranacak? Buna kim karar verecek? Mesela idareci Yezidleşirse yeni Kerbelalardan ümmeti kim nasıl koruyacak. Yezidi azl edecek bir sistem kurulmalıdır diye düşünüyorum acizane... Akledelim fikredelim derim bu konuda... Selam ve dua ile

Ö ömer 01 Ocak 2012

EMEK VERİLEREK YAYIN HAYATINA KAZANDIRILMIŞ
BİR ESERDEN BÖLÜM,
EMEK KUTSALDIR
KATLMADIGIM YERLER OLMAKLA BERABER TEKNİK VE
BİR YAZAR USLUBU VAR,

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Ömer TÜMER — diğer yazıları

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Ayrıntı için Çerez Politikası.